Yıldızların Becerisi vs. Takım Oyunu

Sağolsun Akın’ın yorumundan hareketle yazımın başlığı da rahatlıkla ortaya çıkıverdi. Nedir son dönemde Galatasaray ile ilgili en çok konuşulan? İyi top oynayamıyor, ancak kazanıyor. Bu tür galibiyetler çok çeşitli nedenlere dayandırıldı. Anlayamıyorum nasıl oluyor dendi, bal dendi, kadrosunda bireysel yetenekleri üst seviyede çok fazla oyuncusu var onlarla sonuca gitti dendi, kendisine denk rakiplerle oynamadı dendi, dendi de dendi..Bu yorumlar futbol bilgisi yüksek kişilerce de yapıldı ve kendi içlerinde haklılık payı da taşıyordu (tabii bal diyenlerin dışında). Ancak, Galatasaray’ı çok yakından takip edenler, son üç maç neticesinde alınan galibiyetler üzerine biraz düşünerek bu sonuçları sağlam bir zemine daha rahat oturtabilirler.

Ben de bu konuda haddim olmayarak biraz yol gösterici, büyük resmi görmeyi sağlayacak bir yazı yazma isteğimi dizginleyemedim.

Galatasaray’ın son üç maçını gözümüzün önüne getirelim..Evet, bu maçlarda iyi ve zevk veren futbolun olmadığı bir gerçek, ancak takım olma anlamında Galatasaray yine yol almaya devam ediyor. Baros’un Beşiktaş maçında, Elano’nun Pana maçında ve Nonda’nın Kasımpaşa maçında attıkları goller kesinlikle sıradan oyuncuların da atabileceği gollerdi. Ancak, hazırlanış noktasında neredeyse her biri bir organizasyonun ürünüydü ve hiçbiri, yıldızların, yıldız özelliklerini kullanarak ortaya çıkmış goller değildi. Aksine, sezon başından bu yana atılmış birçok Galatasaray golüne benzediğini söyleyebiliriz. Bu goller içinde belki sadece Kasımpaşa maçında Keita’nın akıl dolu ara pasını yıldız oyuncu hareketi kategorisine sokabiliriz, ancak orada Keita’yı anlayan bir Nonda olmasaydı, o pas Kasımpaşa kalecisinin en rahat kurtarışlarından biri olarak kucağında eriyecekti. Bu golde de takım içi anlaşmanın, iletişimin ve organizasyonun üst seviyede olduğunu görebiliriz.

Galatasaray’ın bu sezon tüm maçlarını gözümüzün önüne getirdiğimizde de benzer manzarayla karşılaşıyoruz. Hatırımda kalan, Elano’nun muhteşem füzesi dışında gollerin neredeyse tamamı (bugüne dek atılan duran top golü sayısına bakıldığında duran topları da organizasyon dahilinde görmek gerek) organizasyon ürünü. Bu organizasyonların sayısı da bir veya iki değil çok fazla sayıda diye düşünüyorum, Galatasaray akınlarını düşündüğümüzde..

3 aydan bu yana takımına sindirmeye ve ezberletmeye çalıştığı anlayış da bu zaten Rijkaard’ın. Bunu birçok kez vermiş olduğu röportajlarda da vurguladı Rijkaard. İşte iki alıntı:

Panathinaikos maçına dönelim. Grubun seri başı takımıydı. Yunan Ligi’nin de önemli takımlarından bir tanesi. Ateşli Yunan taraftarı önünde Galatasaray çok önemli bir galibiyet aldı. Orada o takımı yenmek kolay kolay başarılabilecek bir hadise değildi. Medyaya öyle yansıdı. Neydi Panathinaikos maçının püf noktası?

Çok önemli bir maçtı ve çok önemli bir galibiyet aldık. Bu maç futbol içinde organizasyonun ne kadar önemli olduğunun çok güzel bi örneği oldu. Takım içi organizasyona baktığınız zaman Panathinaikos ilk yarıdan ilk anlardan itibaren çok fazla atak yapmak, çok fazla saldırmak istedi. Bir an önce skora gitmek istedi ve bu yüzden de organizasyonda sıkıntı yaşadılar. Bulduğumuz golde de bunu görüyoruz, onun haricinde çoğu pozisyonda bire bir yakaladık onları. O yüzden organizasyon bence futbol içinde çok önemli. Az öncede söylediğim gibi futbolda organizasyon çok önemli. Şimdi bir Galatasaray’a Panathinaikos’a bakıyorsunuz kalite olarak çok büyük uçurum bir fark yok bence. Ama işte futbolda bu farkı yaratan o organizasyon, takım disiplini, takımın sizin verdiğiniz direktiflere nasıl uyduğu. Ve biz de bunu en iyi şekilde vermeye çalışıyoruz. Kaliteli bir takıma sahibiz bunu taktiksel antrenmanlarda devamlı futbolculara anlatıyoruz. Çünkü artık futbol bireysel yeteneklerin ön plana çıkıp skoru değiştireceği spordan ziyade, takım oyununu takım ruhunu gösteren bir spor haline dönüştü. O yüzden başarının en önemli sırrı organizasyon ve saha içinde organizasyon, disiplinli oynayabilmek ve takım ruhunu gösterebilmek, takım olarak beraber hareket edebilmek.

Çok hızlı gelişti 3. gol. Yanlış hatırlamıyorsam 11 saniyede. (Beşiktaş maçında atılan 3.gol)
Bu golü çok beğendim diyebilirim hatta 3 gol içerisinde en beğendiğim gollerden biri çünkü çalıştığımız bir organizasyon. İlk başta Elano’ya değinmek istiyorum. Elano, oyunun yönünü devamlı değiştiriyor zaten antrenmanlarda da maçlarda da bu gol de de oyunun yönünü çok çabuk değiştirdi. Kewell’ı gördü. Kewell çok akıllı bir futbolcu çünkü kontrol etseydi orada şansını kaçıracaktı, rakip defans çok yakındı. O da tekte hemen Milan Baros’un önüne bırakmayı tercih etti. Baros’u orada boş gördü. Baros’ta üzerine düşen görevi yaptı. Az önce de söylediğim gibi çok beğendiğim bir gol çünkü antrenmanlarda da üzerinde durduğumuz çalıştığımız bir organizasyon.

Galatasaray, Rijkaard ile birlikte tahminimce takım içi organizasyonunu her geçen gün arttıran ve bireysel yeteneklerle atılan golleri minimuma indirgeyen bir takım haline dönüşmeye devam edecektir. Elbette yıldızlar Galatasaray için de çok önemli, özellikle daha üst seviye maçlarda, ancak ne kadar yıldız olursa olsun Rijkaard’ın sistemi, kendisine oynayan, takım organizasyonuna ayak uyduramayan yıldızları da acımasızca öğütecektir..


Ata Orçun Eryılmaz tarafından yazılan son 5 yazı

Kategori: Futbol

Etiketler:

Yazar Hakkında:

RSS3 Yorum

Yorum bırakın | Trackback URL

  1. akın diyor ki:

    Benim görüşüm bu tip organize gollerin bile yıldız oyuncularla atılabileceği yani bireysel yetenekleri ön planda olan yıldızların paslaşmalarıyla oyun zekalarıyla böyle goller yaratılabilir.Arkadaşının nerede ne yapacağını bilen ve bunu oyun zekasıyla birleştirebilen futbolcular sayesinde GS kazanabiliyor.Bu oyuncular dışında başka oyuncularla böyle organize gollerin atılabileceğini zannetmiyorum.Yani Gs’nin heroes’ları olmasaydı bu gollerde olmazdı.Örnek;gol fakiri Beşiktaş ve yetenek yoksunu bir çok oyuncusu…

  2. Tanzer Can diyor ki:

    Orcun Arkadaşımın dediklerine katılmamak mümkün değil.Maşallah yine o tatlı kalemiyle çok güzel bi yazı çıkarmış ortaya…Öncelikle onu bu yazısından dolayı tebrik ederim.
    Yazıda katılmadığım tek yer organizasyon gollerinin bu denli yıldız oyuncular olmasaydı atılamayacağıdır.Çünkü siz ne kadar çalıştırırsanız çalıştırın öncelikle futbolcuda beyin (futbol zekası ) olması gerekir.Tabi bir de kabiliyet..İşte Galatasaray ‘ın bu seneki sırrı burada yatıyor.Mükemmel bi teknik adam Mükemmel yardımcılar ki zaten Sayın Adnan Polat sezon başında da söylemişti ” Rijkaard’ın haricinde yardımcılarından herhangi birini bile getirseydik kimse itiraz etmezdi ” diye.Ama tabi bunların yanında da futbol zekası en üst seviyede ve futbol kabiliyeti açısından bence Türkiye’ye 3,5 gömlek fazla olan bi Galatasaray Takımı.Bu takımın hem ligde Hem Avrupada sonuna kadar yürüyeceğine çok inanıyorum.Son günlerde hakan Şükür’ün ortaya çıkardığı bi tartışmayla nokta koymak istiyorum…Bu takım mı ? Efsane kadro Hagi’li Popescu’lu 2000 yılı aslanları mı?Bana göre bu kadro onlardan daha iyi yerlere gelebilicek kapasitede bi kadro fakat onlar TAKIMDI.O sene Galatasaray UEFA değilde Şampiyonlar Ligine devam edebilse ben iddaa ediyorum Şampiyonlar Ligi Kupası 2000 de Turkiye’ye gelirdi.Bu seneki Galatasaray’ın öğrenmesi gerekn tek konu kaldı o da Tam anlamıyla Takım olmak…Bu konuda da ciddi adımlar atıyorlar.
    Bu kadro bozulmayıp bir iki transferle güçlendirilirse 3 seneye kadar Şampiyonlar Liginide getirir Rijkaard’ın Aslanları…

  3. Tanzercim çok sağol güzel yorumun ve kattıkların için. Aslında yorumunun sonunda benim de yazımda vurgulamak istediğim gibi baklayı ağzından çıkarmışsın. “Takım olmak”. İşin özü bu ve her ne kadar futbol aklı yüksek oyunculara sahip olsa da Galatasaray, ilk başta takım ruhu ve organizasyonu üzerinde yoğunlaştırılıyor ve bireysel yetenekleri bir kenara itiyor. Yorumlarını her zaman görmek dileğiyle..

Yorum bırakın




Eğer yorumunuzda resminizin görünmesini istiyorsunuz. Gravatar'a üye olmalısınız..