YARIŞI DA KAZANIRIM EV DE ALIRIM.

Hasretle beklediğimiz, uzun yıllar evsahibi olabilmek için çabaladığımız, organizasyonu düzenlemeye hak kazanınca da “acaba iyi mi yaptık, bu zaten zengin sporu bize gelmez” dediğimiz, adıyla sanıyla, nam-ı değer Formula 1 Türkiye ayağı geçtiğimiz pazar günü İstanbul’da koşuldu. Bu koşuldu lafı da çok garip aslında. Zira bu araçlar bırakın koşmayı saatte 300 km. hız ile adeta uçuyorlar. Bu anlamda “koşuldu” taribi bana pek sıcak gelmiyor. Uçuldu demek daha yerinde sanırım.

Haftasonu yaşanan şampiyonluk mücadelesi ve ardından gelen şampiyonluk kutlamaları kimi zaman ikinci sıraya itti İstanbul Park yarışını. Bazıları sadece yarışa odaklanmışken bazıları yine işin magazin boyutunu yakalama peşindeydi. GP 2′de piste giren davetsiz misafirler bir an da basının ilgi odağı oldu. F1′e gölgü düştüğü yazıldı, çizildi. Önümüzdeki yıl organizasyonun İstanbul’da düzenlenmesinin tehlikeye girdiği konuşulmaya başlandı bile. Neyse ki F1′in patronu İstanbul Park’ı kendi evi gibi sevdiği için böylesi bir olayın kendisi tarafından pek de sıcak karşılanmayacağı kanısındayım. 

Diğer bir konu da meşhur 8. viraj ve pistin güzelliğiydi. Deneyimlisinden deneyimsizine, yarışan yarışmayan herkes İstanbul Park’a methiyeler düzme yarışındaydı adeta. Sanki F1 senelerdir bu denli güzel bir virajın eksikliğini hissetmekteydi.

Yarış hız üzerine olunca jet sosyete de İstanbul’a gelmekte geç kalmadı. Uçak, yat araba derken Hintli işadamı kaşla göz arasında boğazda bir de parti verdi. Yine dansözler kıvırdı, nargileler çekildi, kahveler orta içildi. Doğu ile Batı bu kez de Dünyanın en güzel suyolunda, boğazda bir yatta kesişti.

Yarış geçen senekine göre pek de farklı geçmedi aslında. Massa en hızlı turu attı, yarışa en önde başladı haliyle en önde de bitirdi. Bu noktada ilginç olan Massa’nın “Türkiye’yi çok sevdiğini ve Türkiye’den ev almayı düşündüğünü” açıklaması oldu. Ünlü pilot bu beyanata “rakı, şiş kebap ve boğazı” eklemeyi unutsa da yadırgamamak lazım. Ne de olsa devir değişti. Artık rakı ve şiş kebabımızın yanında evlerimiz ve de pasaportumuz bile ünlü. Massa ayağının tozuyla bir de Super Lig şampiyonumuzu kutlayıp “cim bom bom” deseydi ya da “en büyük Fener başka büyük yok” cümlesini kurabilseydi o zaman daha bir keyiflenirdik sanırım. Ne diyelim, buna da şükür. Yarın öbür gün gerçekten pasaport almaya kalkarsa çekeceği sıkıntılardan vazgeçmemesi mucize olur herhalde.

İstanbul Park haftasonu yaşadığı yoğunluğu bir daha ne zaman görür bilinmez, görmesi için neler yapılır o hiç gündeme gelmez ise de F1′den bize kalanlar her zamanki gibi görüntüler ve birkaç ünlünün yaptığı “mükemmel organizayondu” övgüleri. Bir de sol üst köşedeki resim elbette. :)


Gökmen Ersoy tarafından yazılan son 5 yazı

Kategori: Motor Sporları

Etiketler:

Yazar Hakkında:

RSSHiç Yorum Yok

Trackback URL

Yorum bırakın




Eğer yorumunuzda resminizin görünmesini istiyorsunuz. Gravatar'a üye olmalısınız..