Yanından Bile Geçemezler
Akın Parlas | 29 Ocak 2010 | 1 Yorum | Tweet
Şampiyonluklar, Avrupa’da zaferler, farklı galibiyetler, tarih yazmalar bir yana benim en büyük isteğim Beşiktaş’ın iyi yönetilmesi.
Süleyman Seba‘nın başkanlığında geçti çocukluğum. Güzel günler gördük kupalar, şampiyonluklar elde ettik, ama en önemlisi saygın bir kulüptük o zamanlar. Şimdilerde Beşiktaş’a dil uzatanlar, o günlerde ceketini ilikliyorlardı Seba’nın önünde. Parası yoktu Seba’nın ama gururu, saygınlığı vardı. Bol para harcamıyordu diye az mı sevdik biz başkanı, hayır çok sevdik hem de hepsinden çok. “Ahmet Dursun, Seba gitsin” dediler, gitti de yanında da Beşiktaş’ın bütün değerleri. Yerine Serdar Bilgili geldi, tam bir beyefendi. Ofsaytı bilmediğini, futboldan anlamadığını kendi söylüyordu ama yöneticilikse yöneticilik, başkanlıksa başkanlık yaptı. Yanında Hüsnü Güreli gibi müthiş bir ekonomistle Beşiktaş’ın borçlarını sıfıra indirdi, açıkçası iyi yönetildi kulüp. Sonunda küfürlere dayanamadı Bilgili, bazı şeyleri değiştirmek istedi diye oyunlar oynadılar, kuyusunu kazdılar tribünle, haklı olarak o da dayanamadı ve görevi bıraktı.
Yıldırım Demirören dönemini yazmaya başlarsam sayfalara sığmaz. Zaten bir çok konuda eleştirdiğim yönetim için eski yazdıklarıma bakmanız yeter. Beşiktaş uzun zamandır iyi yönetilmiyor. Artık seyirciyle de kopuk, yönetim taraftarıyla kavgalı. Başarıyı kısa dönem için, anlık, başarısızlığın üzerini bir an olsun örtmek için yakalamaya çalışan bir yönetim var. Saygınlığı korumanın önemini unutmuş, finansal açıdan saygınlığını yitirmiş, ekonmik gücün tek elde toplandığı bir yapıya sahip yönetim gördük yıllar ilerledikçe.
Murat Aksu aday oldu da hiç olmazsa Beşiktaş camiası tek adaylı kongrelerden demokratik bir seçime doğru yöneldi. Bu işin tek pozitif yanı bu benim için. Seçime politika karıştı diyorlarsa da doğrudur, evet karıştı, babam sağ olsun hesabı. İşin içinde iktidar partisi var. Zaten arkasında bu güçle giriyor kongreye. Kendinden çok emin sözler söylüyor. Eğer başkan seçilemezse Demirören’in parasını alacağını duyduğunda “Eski Açık’ı Milangaz tribünü yaparız olur biter” diyerekten meydan okuyor. Ateşten gömleği giymeye hazır olduğunu söylüyor, yönetimdeyken yapılan icraatlara karşı çıktığını söyleyerek bu yoldan muhalefet yapıyor. Vaatlerde bulunuyor tabiki, yapacaklarını sıralıyor ama kalsın, ben ilgilenmiyorum. O politikayı karıştırıyorsa işin içine, ben de politik görüşümü karıştırıyorum. Arkasındaki gücü düşündükçe başkanlık koltuğuna yakıştıramıyorum kendisini.
Açıkçası iki aday da benim adayım değil, zaten Sayın Seba’da çok iyi bir söz söyledi başkanlık yarışı için: ”Kimseyi desteklemiyorum, destekleseydim, zamanında kendimi desteklerdim!”. Bu yüzden ben hala Seba’yı destekliyorum.
Beşiktaş’ın başına bu iki adaydan birinin geçeceği kesin. Benim onlara tavsiyem ise Bertolt Brecht’in “Büyük sıçrayışı gerçekleştirmek isteyen bir kaç adım geriye gitmek zorundadır” sözüdür, dikkate alırlarsa sevinirim. En büyük beklentim Beşiktaş’ın güçlü kurumsal yapılarla iyi yönetilmesidir.
Akın Parlas tarafından yazılan son 5 yazı
Kategori: Futbol
Yazar Hakkında:



MÜKEMMEL!