Terim’in Milli Takımı
Herkesin malumu milli maç arasındayız. Ancak, yaşadığımız ara, sanki milli maçların oynanması için değil de kulüp takımlarımızın dinlenmesi ve kendilerini yenilemesi için verilmiş bir arayı daha çok andırıyor.
Bunun nedeni ise çok basit. Futbol Milli Takımımızın mucizelere ve hurafelere bırakmış olduğu Dünya Kupası finallerine katılma şansı. Bosna Hersek en yakın ihtimalle Estonya ile berabere kalacak ve diğer maçta da İspanya’ya kendi evinde mağlup olacak. Kağıt üstünde gerçekten çok zor.
Dün, az da olsa Fatih Terim’in basın toplantısına kulak kabarttım. Belçika maçı toplantısından çok genel değerlendirme toplantısını andırıyordu. Grup ikinciliği şansımız, Terim’in olası vedası ve tabii ki sakatlıklardı ana gündem maddeleri.
Belki de Terim’in yakınmakta en çok haklı olduğu konulardan biri olabilir sakatlıklar konusu. Milli Takım, her futbol takımında olduğu gibi bir istikrar yeri olmalıdır başarıların gelmesi için. Dahası, Milli Takımın istikrarlı bir kadroyla sahada yer alması kulüp takımlarınınkinden de önemlidir. Yakın geçmiş bize çok iyi gösterdi ki, Türkiye’de aktif futbol yaşantısını sürdüren Türk futbolcuları, profesyonel spor yaşamının gerektirdiği ihtimamı kendilerine göstermiyorlar. Gerekli dinlenme sürelerini, gerekli gece yaşantısı süresini iyi ayarlayamadıkları düşüncesindeyim. Moda deyimle darbeye bağlı olmayan sakatlıkların her zamankinden ve her ülkedekinden fazla olması bizi bu sonuca götürüyor.
Belli bir grup, bu konuda Terim’i koskoca ülkeden bir milli takım oluşturamamakla ve sakatlıkların arkasına sığınmakla suçluyor. Bence bu suçlama yanlış. Benzer şekilde Ceyhun Eriş’in Milli Takım’a seçildiğini ilk duyduğumda ben de tepki verdim. Ancak, üzerine biraz oturup düşünmek gerekiyor. Terim’in futbolcu seçimlerindeki kıstas önemli, düzenli olmasa bile oynayan futbolcuyu seçiyor Terim. Bu durumda, bu yaşta futbolcuyu seçeceğine bari genç futbolcu seçseydin demek pek de adil olmuyor. Oynamayan bir genç yeteneği Milli Takım’a seçmek, onu genç yaşta kaybetmek anlamına da gelebilir. Kaldı ki Terim, oynayan genç futbolcuları gözü kapalı Milli Takım’a alabileceğini defalarca gösterdi, bu konuda fazlasıyla cesur bir t. direktör olduğu düşüncesindeyim. Bu konuda eleştirilecekse kulüpler ve onların t. direktörleri daha çok eleştirilmeli.
Fakat, Milli Takım’ın başında Terim mi olmalı derseniz, orada düşüncemin farklı olduğunu söylemek isterim. Fatih Terim’in, bu ülkenin yetiştirmiş olduğu en başarılı teknik direktör olduğu konusunda herhangi bir şüphe yok. Ancak, benim düşüncem ulusal takımın bir proje yeri olduğudur. Bunun yanında, Fatih Terim’in bu kadar başarıya rağmen duruş itibariyle halen çok yanlış seçimler yaptığını söylemek yerinde olacaktır diye düşünüyorum. Gruplardaki ilk maç olan Kadıköy’deki Belçika maçında tribündeydim. Maçtan çok Terim’in saha kenarındaki, geçmiş başarılarını örtecek hal ve tavırlarına tanıklık ettim. Bu da yetmezmiş gibi Belçika t. direktörüyle ağız dalaşına girdi. Ve son Bosna Hersek maçı. Üzerine pek söz söylemeye gerek yok diye düşünüyorum. Böylesi bir maçta ne olursa olsun saha kenarında bitirmeliydi Terim maçı. Bugün de tribünde olacak bu nedenle. Aslına bakarsanız daha fazlasını da sayabiliriz ama gerek yok.
Şimdi gelelim proje konusuna. Geçenlerde Deniz Kutsal’ın, Akın Parlas’ın Arsene Wenger ile ilgili yazısına yaptığı yorum çok yerindeydi: “Kişinin bilgi ve kültür altyapısını, beceriye ve kaliteye dönüştürdüğü noktada başarılı olabileceği doğrusunu biri -kendini Türk Futbolunun TEK Patronu sanan- Fatih Terim’e anlatırsa ülkemiz adına çok yararlı olur. Aksi takdirde, futbolculuklarına saygı duyduğum ancak antrenör olabileceklerine inanmadığım Hami Mandıralı, Abdullah Ercan, Oğuz Çetin’li teknik kadroyla genç milli takımlar düzeyinde süren kayıplar devam edecektir.”
Evet, sizden sonraki dönemler için teknik direktör adaylarını yanınızda bulundurmanız, onlara yardım ederek gelecekteki Türk futbolunun önünü açmanız da projenin bacaklarından biri olmalıdır. Ancak, futbolculuk dönemlerinde başarılı olmuş neredeyse tüm futbolcuları toplayaraktan bir Milli Takım Teknik heyeti oluşturmak ne denli akılcı ve proje dahilindedir, bu çok tartışılır. Ayrıca, bu seçim, içerik itibariyle de nabza göre şerbet vermekten öteye geçememiştir. Nedeni ise çok basit, tüm bu eski futbolcular 4 büyüklerin kadrolarında yer almış oyunculardan seçilmiştir. Başarılı futbolcu olmak ve iyi bir teknik direktör adayı olmak için mutlaka 4 büyüklerde mi oynamak gerkiyor??
Projenin diğer bacağı ise, bir futbol ekolü yaratmak ya da benimsemek. Futbol, basit oynanması gereken ancak, toplamda 22 kişinin mücadele ediyor oluşu sebebiyle komplike yönleri fazlasıyla mevcut olan bir spor dalı. Dolayısıyla kendinize bir ekol benimsemezseniz ya da yaratamazsanız sistem bir süre sonra çöker ki şu an yaşadığımız ve geçmişte yaşadığımız da buydu. Önemli turnuvalara bir katılıp bir katılamamamızın da nedeni buydu. Fatih Terim de 4 yıl 4 aylık süreçte bir proje yaratamaması veya benimsememiş olması nedeniyle bu alışkanlığa eşlik etmiş ve başarısız olmuştur.
Sonuç olarak, her şeye rağmen Fatih Terim’in yüksek olasılıklı başarısızlığı tek başına bir başarısızlık değildir. Türk futbolunun içinde yer alan her unsur, ülke futboluna ve ulusal takıma katkı sağlayacak doğru işleri yapmak durumundadır. Ülkemizde ise yaşananların bundan ibaret olmadığı aşikardır. Ancak, tüm bunların, Fatih Terim’in yanlış seçimlerini örtbas etmemesi gerektiği de çok açıktır. Fatih Terim, Türk halkının yüzünü defalarca gerek Galatasaray gerekse Milli Takım ile güldürmüştür, ancak Türk Milli Takımı projesinde de başarısız olduğu kabul edilmelidir ve artık kendini kanıtlaması gereken yer, bugüne dek hiç başarılı olamadığı Avrupa arenasıdır.
Ata Orçun Eryılmaz tarafından yazılan son 5 yazı
- Servet Çetin
- Kuyruğuna kurban
- England Get Their Final Connection via World Wide WEBB
- Kim Kiminle Nerede?
- 6 Ay Sonra Hayata Dönüş
2 Yorum
akın on Ekim 10th, 2009
Bence bazı spor yazarları dan dun konuşcağına otursunlar da şu yazıyı okusunlar






Deniz Kutsal on Ekim 10th, 2009
yaziya ayrintili bir yorum yazacak olsamda, gunluk yasam icinde iphonedan takip sadece ‘guncel bir konuyu ustaca ele aldigini’ belirtmeme izin veriyor.
kapsamli goruslerime kadar tebrik ederim, ellerine saglik Orcuncum.