Onlar Erdi Muradına Biz Çıkalım Kerevetine

İlk bakışta resimden, bizim için başarısızlıkla biten 2010 Dünya Kupası elemeriyle ilgili nasıl bir sonuca vardığım anlaşılmıştır. Ama içeriği biraz daha ayrıntılı..

İlk günden beri daha kolay, daha zevkli ve daha yaratıcı geçebilecek gruplarda ne yazık ki korktuğumuz başımıza geldi ve Belçika’ya 2-0 yenilerek, Bosna’nın da Estonya önünde 2-0 kazanmasıyla kupaya gidemeden elendik. Bu sonuçlarla ülkemiz adına futbol tarihimizde yeni bir yenilgi yazılırken, Bosna-Hersek adına tarihi bir zaferin mihenk taşlarını inşa ettik.

Daha da acısı Hakan Şükürlü, Alpay Özalanlı, Tugay Kerimoğlulu, İlhan Mansızlı jenerasyondan sonra, daima büyük beklentiler içinde olduğumuz Arda Turanlı, Sercan Yıldırımlı, Gökhan Gönüllü, Nuri Şahinli, Mehmet Topallı genç nesilin, Dünya Kupası yaşamak için en azından bir 4 yıl daha beklemek zorunda olması.

Orçun‘un “Terim’in Milli Takımı” yazısı üstüne, Belçika maçı sonrası istifa ettiğini açıklayan Fatih Terim hakkında ele aldığı yanlış seçimleri, bundan sonra Avrupa’da görev yapması gerekliliği, formda oyuncuları kadroya seçtiği ve sonuç olarak O’nu Milli Takımın başında görmek istemediği gibi birçok fikrine katılıyorum. Kulüplerin disiplinsizliği ve vizyonsuzluğu Milli Takımlara direk yansıyor. Bunlardan Fatih Hoca da dolaylı olarak nasibini aldı ve sonuç olarak seneye yine Türkiye‘nin yer almadığı bir organizasyondan kendi kendimizi mahrum ettik.

Fakat bu süre zarfında, kolay grupta elinde bu kadar imkan olan ve eminim gelecekte kimsenin sahip olamayacağı kaynakları yöneten Türk Milli Takımı teknik direktörü Fatih Terim‘in bazı hatalarına değinmek istiyorum.

Örneğin 2005 yılında 17 yaş altı Dünya Kupasında 4. olan Milli Takımımızdan hiçbir oyuncuyu şu anki takıma monte edememesi ve bu değerli buzdan heykelin gün be gün elinde erimesine izin vermesi.. Hele hele o turnuvada Carlos Vela 5 golle turnuvanın gol kralı seçilirken, Türkiye’den 3 oyuncunun 4 golle 2. sırayı paylaştığını ve şu an isimlerini bile bilmediğimizi düşünürsek durumun vahimliğini daha iyi anlayabiliriz. Bu oyunculardan Nuri Şahin halen düzenli olarak Bundesliga’da Dortmund formasını giyiyor ancak nedense Milli Takmımda hakettiği sorumluluk bir türlü O’na verilmiyor. Sanırım formayı giyebilmesi için Türkiye‘de Fatih Terim‘in gözünün önünde olması veya yakın ilişkilerde bulunması gerekiyordu. Diğer 2 oyuncudan Caner Erkin şu an Galatasaray forması giyiyor, Tevfik Köse ise halen Bayer 04 Leverkusen için ter dökmektedir. Nuri Şahin’in U-17 2005 Dünya Kupasında çoğu maçta maçın adamı seçildiğini, Caner Erkin’in ise o sene düzenli olarak Manisaspor’da forma giydiğini ve ardından CSKA Moskova’ya transfer olduğunu ama O’nunda milli takıma bir türlü düzenli olarak çağrılmadığını belirtelim. Kazanılmak istenilen oyuncuların önce takımlarında forma giymeleri gerektiği ve o takımların başlarında ne yazık ki böyle teknik direktörlerin&yöneticilerin olmadığı açık. Ancak bu durum, hiçbir tanesinin Milli Takıma dahil edilmemesi için bir bahane değil.

Aynı şekilde 2008 Avrupa Şampiyonasında tarihimizde ilk defa finale çıkacağımız maçtan önce, yarı finalde Almanya‘ya 3-2 kaybettiğimiz mücadelede, sakat oynayan Gökhan Zan ve orta saha oyuncusu Mehmet Topal defansın göbeğinde forma giyerken kimse İbrahim Toraman‘ın takıma neden alınmadığını düşündü mü? Ya da Dünya Kupası grup elemelerinde Hakan Balta‘nın sakatlığında Vederson varken neden o bölgenin sınırlı kapasiteli İbrahim Üzülmez ve tecrübesiz İsmail Köybaşı‘na emanet edildiğini?.. Bunlarda İsviçre maçında rakibe tekme at işareti yapan ve bile bile Bosna maçında hakeme bağıra çağıra tribünlere yollanan Fatih Terim‘in takıntılarıydı.

Ve daha bahsedebileceğimiz bir sürü teferruat..

Her kulvarda gözü kara, bilgisiz ‘hurra’ felsefesini kedine seçen Türkiye‘nin -Orçun‘un bahsettiği gibi- futbolda da ihtiyacı olan tek şey örnek&kaliteli bir ekol yaratması. Sakin ama beraberinde saygıyı getirecek, bilgili ama bunu heyecanıyla empoze edebilecek, istikrarlı ancak yaratıcılık ve yeniliklerle geleceğe ışık tutucak bir Teknik Adam futbolda çözüm olabilir. Ermenistan maçının ardından görevi bırakacak Fatih Terim‘e katkılarından dolayı teşekkür etmesi gereken Futbol Federasyonu, bu dakikadan sonra lütfen biraz duygusallıktan uzaklaşsın ve aynı kaynakları sağlayacak şekilde, profesyonelliğini düzgün kişiliği&lider özellikleriyle öne çıkarabilecek bir teknik direktörle anlaşmaya çalışsınlar. Aksi halde dünkü maçlarda gol atarak ülkelerinin kahramı olan Dzeko, Necid, Kuzmanovic gibi birçok genç yıldız Dünya Kupasında mücadele ederken, biz “nasıl daha iyiye gideriz?” yerine “nerede yanlış yaptık” demeye devam ederiz..


Deniz Kutsal tarafından yazılan son 5 yazı

Kategori: FutbolTenis

Etiketler:

Yazar Hakkında:

RSSHiç Yorum Yok

Trackback URL

Yorum bırakın




Eğer yorumunuzda resminizin görünmesini istiyorsunuz. Gravatar'a üye olmalısınız..