Lig TV’de NBA Kriterleri
Uğur Kanar | 27 Ocak 2010 | 1 Yorum | Tweet
Yeni yayın ihalesinin astranomik bir rakamla Digitürk’te kalmasının ardından, Lig TV ekibinde aslında çoktandır yapılması gereken yaprak dökümü de başlamış oldu. Malumunuz, ilk kurban hocaların hocası Erman Toroğlu!
Aslında kamuoyu Toroğlu’nun görevine son verileceğinin ilk sinyallerini ihaleden bir gün sonra Gökmen Özdemir’in Şansal Büyüka ve Melih Şendil ile yaptığı röportajda almıştı. Şansal Büyüka bahsi geçen röportajda, bundan sonra Lig TV’de NBA kriterlerinin olacağını, kendisi ve Erman Toroğlu dahil tüm çalışanları zor günlerin beklediğini, artık futbolun sadece güzel yönlerinin konuşalacağı bir formatın planlandığını belirtmiş, herkesin artık daha dikkatli olması gerektiğini sözlerine ekleyerek, aslında Erman Toroğlu ile Lig TV yönetimi arasında gizliden gizliye bir sorun olduğunun sinyallerini vermişti.
Röportajı dinleyenler, Şansal Büyüka’nın Erman Toroğlu ile iplerin koparılma noktasına gelmiş olmasından dolayı rahatsız olduğunu ses tonundan anlamakta pek zorluk çekmediler.
Lig TV’den ayrılışı ile ilgili sayın Toroğlu bügün Hürriyet gazetesinde kapsamlı bir açıklama yapmış olsa da bu durum, Erman Toroğlu’nun Lig TV’ye geri dönüşünün artık bir nevi imkansız olduğunun göstergesi olarak yorumlanabilir.
Erman Toroğlu ve Şansal Büyüka Bir Döneme Damga Vurdular Ama…
Erman Toroğlu’nu severiz, sevmeyiz, sayın Büyüka ile yaptıkları programın formatı hoşumuza gider ya da gitmez, ancak her ne olursa olsun bu ikilinin bir döneme damga vurduğu bir gerçek. Ne var ki, Erman Toroğlu’nun tarzını ve yayının formatını beğenmeyen bir kişi olarak Lig TV’nin yapmaya çalıştığı değişikliği de iyi anladığımı düşünüyorum.
Şöyle ki, artık her maçın ardından birilerinin televizyon ekranına çıkıp bağıra çağıra yorum yapması, seyir zevki mükemmel olan bir maçtan sonra bile eleştirecek bir nokta bulması, hakemlere kızması, hızını alamayıp teknik direktörleri eleştirmesi, ordan çıkıp federasyonu, sonrasında futbolcuları topa tutmasından şahsen bıktım. Man Utd-Man City maçı 4-3 bittiğinde mükemmel bir futbol resitali denip, GS-Trabzonspor maçı aynı skorla sona erdiğinde ise, yok şu takımın defansı kötü, yok bu gol teknik direktör hatası şeklinde yorumlar yapılmasını da bu eskimiş formatın bir parçası olarak görüyorum.
Hep söylüyoruz, statlardaki ortamı gerginleştiren 3 önemli unsurdan biri de medya. Yorumcular kendi içlerinde bu kadar şiddetli tartışmalar yaşayıp, birbirlerinden çelişik ifadelerde bulunursa tüm spor camiası bu durumdan etkilenir.
Zaten klüp başkanlarının habire canlı yayınlara bağlanıp yorumcularla tartışması, yorumlardan bir hayli etkilendiklerini gösteriyor.
Sayın Toroğlu gücenmesin ama ne yazık ki yeraldığı programın fortmatında tansiyonu arttıran kişi kendisi, azalmataya çalışan kişi de Şansal Büyüka idi. Lig TV yeni yeni yayın döneminde NBA kriterlerini getirmeyi planlıyorsa bileti kesilecek ilk kişinin Erman Toroğlu olması da çok normal. Bu tasarrufa bence herkes saygı göstermeli, yeter ki NBA yayıncılık kriterleri getirilsin.
Yaprak Dökümü Devam Edebilir…
Nba kriterleri kelimesine kafayı fena halde takmış durumdayım. Bu ifadenin telaffuz edilmesi bile beni yeterince heyecanladırıyor, ama açık konuşmak gerekirse Lig TV bu düşüncede kararlıysa yaprak dökümünün sadece Erman Toroğlu’yla sınırla kalmaması da muhtemel.
Bana göre, Türkiye’de NBA kriterlerini uygulayan bir TV kanalı mevcut, adı da NTVSPOR. NTVSPOR ile Lig TV’nin yayıncılığını karşılaştırırsak, Lig TV’nin bir hayli Alaturka kaldığını anlamak güç değil. NTVSPOR kadrosunun dışında Ali Ece, Mustafa Sapmaz, İlker Duralı, Fırat İşbecer gibi genç kuşaktan çok değerli spor yorumcuları da ülkemizde mevcut. Bu durumda, NBA yayınclığının Lig TV’ye taşınması için, haliyle bu tarz isimlerin Lig TV’ye taşınması, Lig TV’den de bazı kişilerin ayrılması gündeme gelebilir. Umarım bu süreç çok sancılı olmadan atlatılır.
Türkiye’de Futbolcuların Hayır Kurumlarına Yaptıkları Yardımlar Bile Takımdaşlık Çerçevesinde Değerlendirlmeye Başlandı…
Bana göre Lig TV’nin yayın anlayışını yukarıda bahsi geçen yönde değiştirmesi, statlardaki şiddetin azalmasından, eski model yöneticilik anlayışının sona ermesine kadar pek çok sorunun çözülmesinde önemli bir etken olacaktır. Çok basit bir örnek vermek gerekirse, NBA’de sporcular veya koçların halka sempatik gösterilmesi için NBA yönetimi ve aslında NBA yayıncı kuruluşu, “NBA CARES” gibi kampanyalar organize etmekte.
Bu sayade farklı takımdan oyuncular; yardıma muhtaç kişiler, hastalar, engelliler, savaşta bulunan askerler dahil pek çok kişiyi hep birlikte ziyaret ediyor, çocuklarla egzersiz yapıp, gençlerlerle tek pota maça bile çıkıyorlar. Bu durum, sporcular yada teknik kadronun rakip takım taraftarlarına da sempatik gelmesini sağlıyor ve tansiyonu bir hayli azaltıyor.
NBA’de hal böyleyken bizdeki durum ise bir hayli farklı. 3 büyüklerden biri topluca bir yeri ve ya kişiyi ziyaret ederse, diğer takım oyuncuları hemen biz de aynısı yaptık demek için benzer bir ziyaret organize ediyorlar. Sonrasında rakip taraftarlar arasında “biz daha önce gittik”, “hayır biz zaten hersene gidiyorduk ama bu sene biraz geç gittik” şeklinde anlamsız tartışmalar yaşanıyor. Sonuçta bu basit olay bile özündeki amacından sapıp kavgaya dönüşebiliyor. Mesala X klübünün kaptanı bir hasta ziyaretinde bulunmuşsa, bu durum X klübü taraftar sitelerinde “İşte Büyük Kaptan” , “Sana da bu yakışır”, “İşte X Asaleti” şeklinde yorumlarınırken, rakip takım sitelerinde habere hiçbir şekilde yer verilmiyor ve olay sadece takımdaşlık olarak devam ediyor.
İşte bu yüzden, bu tarz sosyal yardımlaşma kapmayanlarının da hazırlanması için, NBA kriterlerinin yayıncılığa getirilmesi gerektiğine inanıyor, Lig TV’nin bu anlamda attığı adımları da sonuna kadar desteklememiz gerektiğini düşünüyorum.
Uğur Kanar tarafından yazılan son 5 yazı
Kategori: Genel
Yazar Hakkında:





terik ederim muhteşem yazmışsın. Galatasarayın transfer fiyaskosu ile ilgili yazını bekliyorum.