Havaalanı karşılamaları
Ata Orçun Eryılmaz | 06 Ağustos 2009 | 2 Yorum | Tweet
Kendimi bildim bileli futbolu takip eder, futbolla yatıp kalkarım, bu bana bir aile mirasıdır. Kendimi bildiğim günden bugüne futbolda her şey değişirken ve Türkiye de bu değişimin içindeyken, statik kalan belli başlı “Türk Futbolu” unsurları halen mevcut. Bu unsurların kimisi bizi farklı kılıp Türk futbolunu cazip hale getirebilirken kimisi de yeter artık dememize sebep oluyor.
Türk futbolunun statik hatta karakteristik unsurlarından birisi de yabancı transferlerin havaalanında karşılanmasıdır. Bu durum, 90′ların başında da böyleydi, bugün de böyle. Belki daha önce de böyleydi, ancak yaşım itibariyle o dönemlere çok da vakıf olmadığım için o dönemi bir köşeye bırakıyorum.
Fakat, ne bu yazımı tasarlamaya başlarken ve ne de şu anda yazımı yazarken, bu unsurun (yani havaalanı karşılamalarının) Türk futbolunu cazip hale getiren bir unsur mu yoksa adını lekeleyen bir unsur mu olduğuna karar verebilmiş değilim. Bu durum aslında tam da transfer edilen futbolcunun karakteriyle ve kariyeriyle ilgili olsa gerek. Kimi futbolcu havaalanında karşısında yüzlerce (hatta kimi zaman binlerce) taraftarı görünce nereye geldim ben gibi bir soruyu aklından geçirebilecekken, kimisi de havaalanında aldığı gazı yeşil sahaya yansıtabilecektir.
Ancak bir gerçek var ki, o da görüntünün tam da bizim profilimizi (yani Türk halkının profilini) yansıttığı. Severiz de döveriz de. Sevdim mi tam severim sildim mi bir kalemde. Lincoln’ün gelişi ve gidişi bu sözleri en iyi karşılayan realite olsa gerek.
Ne olursa olsun, en nihayetinde bu görüntülerin modern bir toplumda yer almaması gerektiği kanısına vardım. Her olayı, daha bir sükunetle, alçakgönüllülükle ve sağduyuyla karşıladığımızda, o olayın sonuçlarının daha verimli olacağı ihtimalini de göz önüne alacak olursak, Türk milleti ve futbolseverleri olarak bu yönümüzü geliştirmeyi ve abartılarımızı törpülemeyi becerebilmeliyiz.
Son bir not. Dün akşam, televizyonda Xabi Alonso haberine denk geldim. Liverpool’dan Real Madrid’e transfer oldu çift yönlü orta saha oyuncusu. Oynadığı pozisyonun en iyilerinden. Havaalanının dış hatlar kısmından ana terminale giriş yapıyor. Karşısında toplasanız 20 tane gazeteci, başka da kimsecikler yok. Xabi Alonso’nun bir dönem Fenerbahçe ile adı anılıyordu. Bu transfer gerçekleşseydi, Xabi’nin Atatürk Havalimanı dış hatlar terminalinden ana terminale giriş manzarası nasıl olurdu sizce?..
Ata Orçun Eryılmaz tarafından yazılan son 5 yazı
Yazar Hakkında:






Ne yazık ki bu geniş bir sosyolojik vaka bana göre. Sosyolog değilim ama eğer olsaydım kesinlikle bu konu üstüne araştırma yapmak isterdim.
Birkaç gözlemden yola çıkarak; idealist bir toplum olmadığımız için genelde kendimizden çok üstün gördüğümüz kişileri sevmek, hayranlık duymak, taraftarı olup onunla paralel ve desteklemeye-örnek almaya dayalı bir yaşam tarzı seçmek yerine; onu ilk tü-ka-ka yaptığında içerlemeyi, gördüğümz yerde imza almak yerine sarılıp fotoğraf çektirmeyi (hemen çevremizdekilere göstermek için) ya da taraftarı olmak yerine tarafında olup örnek almamayı ve bildiğimiz tek düze hayatı tercih ediyoruz.
Durum, havalimanında da hemen hemen bu eksiklikten kaynaklanıyor. Bu eksiklikte eğitimsizlikten-vizyonsuzluktan meydana geliyor. Kaç kişi ulaşılamaz gördüğü ünlüyle tanışıp onu forumlarından koşulsuz desteklemeyi, O’nunla birşeyler içerken sohbet etmenin nasıl bir keyif olabileceğini, o kişiden kendine neler katabileceğini düşünmüştür? Ya da kaç kişi ulaşılamaz olarak düşündüğü kişi gibi eşsiz bir şöhret olmayı hayal ediyordur? Malesef 2.si..
Hayranlık tezahüratları havalimanlarında başlarsa sevgi gösterisi sanılan sloganlar ilk uçak rötarı anonsuyla kaybolur gider..
Herkesin “aa benim aklıma gelmişti bu konu” deyipte senin ince dokunduğun güzel yazı için teşekkürler Orçuncum. Farklı tarzda yazıların farklı bir merak uyandırıyor. Kendi adıma gerisini bekliyorum.
Sağol kardeşim güzel yorumun ve değerlendirmelerin için.. Ama şuna bayıldım:
“Hayranlık tezahüratları havalimanlarında başlarsa sevgi gösterisi sanılan sloganlar ilk uçak rötarı anonsuyla kaybolur gider..”