Efes Pilsen World Cup 9
Mert Uyar | 24 Ağustos 2010 | 4 Yorum | Tweet
Dünya Basketbol Şampiyonası öncesi son turnuvamızı da oynadık. Artık gelenekselleşen Efes Pilsen World Cup’ın 9.su oynandı. Rakiplerimiz cumartesi akşamı Lübnan, pazar akşamı Kanada ve pazartesi akşamı da Arjantin’di. Bu turnuvanın detayları nedir, kısaca değinelim. Bence maçlardan çok yine Tanjevic ve kararları konuşulur. Biz yine de teknik olarak da neler olmuş bakalım.
Turnuvanın açılışını Arjantin, Kanada ile oynayarak yaptı. Maç Arjantin için rahat geçti diyemeyiz ama çok tecrübeli bir takım oldukları için galip gelmeyi bildiler. Kanada ise, Arjantin’i zorladı ve iyi oyun oynadığının sinyalini verdi. Bizim ilk maçımız ise, Tab Baldwin’in başında olduğu Lübnan ile oldu. Açıkçası, bizim seviyemizde bir rakip olmadığı için bu maça yorum yazmak fazla anlam ifade etmiyor. İyi bir oranla dış şut sokmalarına rağmen 93-72 gibi bir skorla kazandık. Skor dağılımı dengeli oldu. Mücadelemiz üst düzeydeydi. Olumlu yanlarımızı gördük ama denk rakip olmadığı için antrenmandan öteye gitmedi. Yine de takımımız durduğu zamanlarda Lübnan’ı maça ortak etti.
İkinci gün, Arjantin’i çok zorlayan Kanada ile oynadık. Maç beklenenin aksine son derece rahat ve kolay geçti. Tabii ki bunda milli takımımızın çok büyük etkisi var. Sert savunma, iyi mücadele edip rakibin direncini kırdık. Takımca iyi hücum da ettik ve sonuç bu. Hızlı oynarsak kesinlikle rakibin başını döndürüyoruz. Adapte olmakta zorlanıyorlar rakipler. Bir de buna taraftar baskısını eklersek, bu bizim olumlu düşünmemiz için faktörler. Seyirci gücünü arkamıza alabilmemiz önemli. Maçı 84-53 kazandık.
Son gün en önemli sınavımızı verdik. Daha doğrusu veremedik de denebilir. Ginobili olmamasına rağmen turnuvanın favorilerinden sayılabilecek Arjantin ile oynadık. Başabaş giden ilk yarıdan sonra, 3. çeyrekteki oyunumuzla sahayı dar ettik. Farkı bir ara 14 sayıya kadar çıkardık. Son periyoda girerken takımımızda yorgunluk belirtileri başladı. Asla hafife almamamız gerektiğini, son 10 saniyesine beş sayı farkla önde girmemize rağmen, uzatmaya gitmesini engelleyemeyerek anlamış olduğumuzu tahmin ediyorum. Son periyotta Carlos Delfino ve ona yardımcı olan Gutierrez ve Jasen ile önce 81-81′i yakaladı Arjantin. Uzatmada da akıllıca oynayarak maçtan 93-89 galip çıktı ve Efes Cup 9′da şampiyon oldu. Tempoyu düşürdüğümüz son periyotta, yorgunluk etkisiyle de birlikte hücum edemedik. Kaan Kural’ın da analiz ettiği gibi biz yavaş oynayamıyoruz. Bunu da çok net olarak gördük. Rakibi de asla hafife almamak gerektiği de bizim için güzel bir sonuç. Umarım asıl maçlarda, buradan çıkarılmasını umduğumuz dersler işimize yarar ve maç sonu sevinen bizler oluruz.
Son olarak yine ve yine hedef tahtasında Tanjevic var. Diyebilirsiniz ki, ne yapsa yaranamıyor adam. Doğru, yaranamıyor. Bu işin ortası yok mu merak ediyorum. Bir bakıyoruz, iyi oynayan bile beş dakika oynayıp kenara geliyor. Bir bakıyoruz, son maçın son dakikaları, bazı oyuncularımızın ayakta duracak gücü yok ama hala sahadalar. Cenk, Sinan, Cevher, Barış gibi oyuncular kenarda maç izliyorlar. Sahadaki oyuncular zaten tecrübeli. Onlar zaten son dakikaları çok oynamışlar. Neden maçta birkaç dakika daha fazla Cenk ve Sinan oynamaz. Hiçbir sakatlık yaşamayız umarım ama guard rotasyonumuzdan bir kişi daha eksilirse, bu kadar az süre alan Cenk ve Sinan ne kadar verimli olabilir. Ya da bu maçı kaybetmek pahasına Prigioni’nin karşısında Barış Ermiş olsaydı iyi olmaz mıydı?
Onlarca cevapsız soruyla birlikte dört gün sonra büyük mücadele başlıyor. Artık eleştirmek için çok geç. Tek eleştirilebilecek nokta, Tanjevic’in saha içi seçimleri ve vereceği süreler. Umarım oyunun en formda, eli sıcak ismini, herkese forma giydirmek pahasına kenara alıp unutmaz. Teknik ekipte oyuncuları anlayabileceğini düşündüğüm sadece Orhun Ene var. Bu saatten sonra artık başarı için destek vermek gerekiyor. Son sözüm de Ankara seyircisine: Rakip hücumdayken bu kadar sessiz oturmamak gerekiyor. Rakibin, centilmenlik çerçevesinde dikkatini dağıtacak herşeyi yapmak gerekiyor. Evimizin küçük avantajını da kullanalım artık.
Mert Uyar tarafından yazılan son 5 yazı
Kategori: Basketbol
Yazar Hakkında:



Dünkü maç bir kez daha göstgerdi ki, takımda ciddi bir oyun kurucu eksikliği var. Bu adam yokluğunda en azından Tutku Açık denenebilirdi. Ayrıca son anlara girildiğinde Hidayet dışında sorumluluk almaktan çekinmeyen oyuncu göremiyorum.
Aklımdan, Mert FIBA 2010 öncesi detaylı analizini ne yapacak diye düşünürken senin ayrıntılı yorumun gelmiş, iyi de olmuş:)
Özü çok iç açıcı olmasa da, umarım sonunda değindiğin saha avantajımızı ve küçük çaplı umutlarımızı iyi değerlendiririz. Herkesin dediği gibi turnuva atmosferi farklı olur ve biz bu atmosferin tam kalbindeyiz.
4 gün sora başlayacak turnuva öncesi Basketbol Milli Takımımıza sonsuz başarılar!
Arjantin maçını izlerken yakaladığımız fark açıkçası beni şaşırtmıştı.Daha sonra fark giderek eriyince kanalı değiştirdim uğur yapmak için. Son dakikada iyice heyecan yaptım. Son saniyelerde ise sinirden kumandayı kıracaktım.Son saniyelerde nasıl oyundan düştük anlamış değilim.5 saylık fark kaşla göz arasında kapandı.Uzatmaya gidincede hiç izlemedim zaten kaybedeceğimizi biliyordum.Şu anki durum iç açıcı değil.Tanjevic’i de sevmiyom zaten.Hazırlık maçlarına genel bir bakış açısıyla işlerin pek de ii gitmediğini söyleyebilirim.Umarım işler değişir ve şans bizimle olur.
hep söylediğim birşey var. en başta da yazdım. ADAY KADRO ? diye. böyle aday kadro mu olurmuş ya. 14 kişi seç 12′sini şampiyonaya götür. şanslıyız ki tek fire verdik. Takımımız gazla çalışıyor. Gaz biterse, biz de biteriz. Oyun sonu oynama konusunda eksiklerimiz var ama dedğim gibi. Herşeyimiz mucizeye bağlı Türk işi. Burada da öyle. Seyircinin coşturması lazım. Tek inancım takım olarak savaşıyorlar. Çok mücadele ediyorlar. Sen ben çekişmesi, o attı ben tuttum falan kavgası yok. Seyirci önünde rezil olmamak için çok sert mücadele edecektir takım. Fazla silahımız yok. Öldürücü şutör lazım. İbrahim, Serkan, Harun gibi şutör lazımdı almadılar. Baktığın anda Kerem, Ender, Sinan, Cenk, Engin hepsi üçlük atıyor ama şutör başka birşey.