Dostum Albert
Deniz Kutsal | 15 Ağustos 2009 | 1 Yorum | Tweet
Geçen sene 25 Kasım 2008 tarihinde dev kitle ve katılımlarla “spor şurası” Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından toplanmıştı. Strateji, yine her konuda olduğu gibi kokuşmaya yüz tutmuş bir toplumsal konuyu cumburlop ele alıp, oldu bittiyle çözüme kavuşturmaktı. Nitekim dostumuz Einstein‘ın sitemizde yaptığı zekice yorum halen geçerliliğini koruyor.
Ülke sporu; spor komplekslerinde yapılaşmada rant kavgalarıyla boğuşuyor, genel kongrelerde&oyuncu transferlerinde&spor teşviklerinde hatırcılık kol kanat geziyor, lisanslı sporcu ve kulüp sayıları sözde artarken faal rakamlar git gide düşüş gösteriyor. Bunların yanında gözlemsel sonuçlara bakınca futbol, voleybol, atletizm ve dönemsel sporlarda dışa bağımlılık ve durağanlık halen devam ediyor. Basketbolda yerel katkılarla ayakta kalan altyapıyı bir kenara koyarsak, gelinen nokta incelenince;
Halen yurt dışında ülke reklamına katkı yapan bir tek uluslararası sporcumuzun çıkmaması, 2 aylık sözde gelişmişlik göstergesi olarak sponsor ağırlıklı futsal&plaj futbolu organizasyonları düzenlenmesi; atletizmde 2009 Berlin müsabakalarına ülkemizin 70 milyon nüfusumuzdan sadece 9 sporcuyla katılım göstermesi ve 2 madalya hedefi koymasıyla; ata sporlarımızda uluslararası organizasyonlarda dereceyi unutmamızla; ve en önemlisi en yaygın spor dalı futbolda 2010 Dünya Kupası vizesini kaçırmamız ve kulüpler bazında Avrupa’da 1 karış öteye gidemememiz (takımlar ülke puanımız halen sabit) bir sonraki “Dev Şura” konusunu kesinleştirdi: “spor nedir?”
Ya da spesifik bir model oluşturalım ve “futbol”u ele alalım. Tüm finans düzenlemelerinin yapıldığını, yöresel yetersizliklerin tamamlandığını, altyapıların kurulduğunu ve kulüpleri rant egemenliğinden çıkarılıp sportif yönetimlere emanet edildiğini hayal edelim. Bunlar olmaz ama yinede olmuş hayal edelim ve bundan çoooook sonra da ülke futbolunun pazarlamasında ve oyuncu alım-satımlarında hangi noktada olduğuna bakalım. Oyuncu ithalatının, oyuncu ihracatına oranını bulalım. Yapılan transferlerin ve ülkemize gelen milyon euroluk futolcuların&teknik adamların kazançlarından vergi alınıp alınmadığına bakalım. Yıllık ve bonservis ücretlerini yurt dışı ile karşılaştıralım. Takımların vergilere ne kadar sadık kaldığını, bu ücretleri nereden finanse ettiğini inceleyelim. Sayılı değerli oyuncularımızın askerlik nedeniyle mi yurt dışında futbol hayatlarını sürdürmek istediklerini irdeleyelim ve ülkemizdeki lisanslı oyuncu sayısı, spor-stad sayısı verilerine, kulüpler bütçelerine ulaşabileceğimiz şeffaf sistemler kuralım. En önemlisi okullarda eğitim-öğretimle spor altyapılarına önem verelim. Biraz da “Hayal gücü”.
Önce bir hedef koyalım ki bu hedef yolunda bir plan, organizasyon belirleyelim. Şuralarla “herşeyi çözdük, toplantılar çok yararlı geçti, önlemler alındı” diyerek göbeklerimizi kaşımayalım.Stad açılışlarına salon temel atma törenlerine koşmayalım, seyrek zaferlerle reklam amaçlı kamera önlerine çıkmayalım, ağalık koltuğuna oturup çağdaş medeniyet meselelerini unutmayalım, yatırımı yalıtımla amaçsız belediye spor kulüplerine ve aracılara aktaran sözde yönetimlere aktarmayalım. Unutmadan bir de bunları gaipten seslerle yüceltmeye çalışan spor adamlarına&kanallarına prim tanımayalım. Aranızada tanıyan var mı?
“Logic takes you from a to b. Imagination takes you from everywhere.”
“Mantık sizi a dan b ye götürür. Hayalgücü heryere.”
Albert EINSTEIN
Deniz Kutsal tarafından yazılan son 5 yazı
Kategori: Genel
Yazar Hakkında:



Tebrikler üstad, harika olmuş..İnsanı yazı yazmaya teşvik edecek yazılar yazıyorusn..