Yazar: Akın Parlas -
18 Nisan 2008 12:43
Kategori:
Futbol
Steven Gerrard satış rekorları kıran hayatını anlattığı kitabında Galatasaray’ dan da bahsetmiş. Keşke bahsetmeseymiş! “ 2003′te oynadığımız hazırlık maçı vahşi batı filmlerinden farksızdı. Kendimi kanlı bir boksör gibi hissediyordum ” sözleri olayın bir anlamda özeti gibi.
*
Olay kısaca şöyleydi hatırlarsanız: Tarih 3 Ağustos, Hollanda’ da Amsterdam Arena Stadı’ nda, hazırlık maçında, Harry Kewell’ a sert bir müdahele ve Kewell yerde, olay yerine gelen Gerrard’ a bir dirsek, Gerrard’ dan Hakan Ünsal’ a bir tekme, sonra ortalık karışır, sonunda Gerrard oyundan atılır.
*
Olayın bilmediğimiz tarafını ise Gerrard’ ın kitabından öğreniyoruz.Anlatılanlara göre;”Türkler barbar, vahşi, suratlara tükürüyorlar, formalarımızı sürekli çekiyorlar”,yani anlayacağınız yine rezil olduk Dünya’ ya. (more…)
2 Yorum yazılmış
Yazar: Deniz Kutsal -
17 Nisan 2008 7:01
Kategori:
Futbol
Devamlı çıkışta olan ve tüm yatırımlarının değerlendiği bir borsa düşünün. Bu borsa “Futbol Piyasası” olsun. Brokerlar da futbolcu menajerleri.
-
Katılmayan var mı? Yani futboldan daha hızlı ve yüksek oranda gelişen başka bir piyasa var mı? Her yıl futbolcu transfer rekorlarının kırıldığı, reklam ve tv gelirlerinin ikiye katlandığı, stadların ve tesislerin muazzam seviyelerde genişlediği başka bir sektör var mı?
-
Yok. Gelecek 50 senede de olamaz.
-
Bu büyüyüp gelişen ekonomide elbette tröstler olacak. Her piyasada vardır. Gücü ellerinde bulundururlar. Pastanın ve gelirin büyük bir kesimine sahiptirler tıpkı birer mini devlet gibi. Nitekim devlette de söz sahibidirler. İşte futbol piyasasında bunlar Avrupa’ nın dev kulüpleri Manchester United, Milan, Real Madrid, Barcelona vs… (more…)
6 Yorum yazılmış
Yazar: Akın Parlas -
16 Nisan 2008 10:00
Kategori:
Genel
Sonunda bunu da gördük: Sporda uzay çağındayız!
-
New York Yankees-Boston Red Sox maçı öncesinde ilk atış uzayda yapılacakmış. Amerikalı astronot Garrett Reimsan, maç öncesinde Uluslararası Uzay İstasyonu’ ndan maçın oynanacağı Yankee Stadyumu’ na beyzbol topunu fırlatacakmış.
-
New York kulübü eşi benzeri görülmemiş bir şova imza atacak, şov uzayda başlayacak, Dünya’ da son bulacak. (more…)
Henüz yorum yazılmamış
Yazar: Deniz Kutsal -
16 Nisan 2008 7:01
Kategori:
Genel
Genelde mail yoluyla ünlülerin benzerleri ile ilgili komik maillar gelir hepimize. Bu ay fourfourtwo dergisinde buna benzer çok hoş bir yazı vardı. Eee bizde altta kalır mıyız? Başka yerde bulamayacağınız, bizim de kendimize göre benzerliklerini farkettiğimiz ünlüler var :
-
İlk olarak Manchester United’lı Rio Ferdinand ve Ünlü dizi yıldızı Bart Simpson huzurlarınızda.
-


-
Sıradaki ünlülerimizi belki tanımayanlarınız vardır. Bende geçen günlerden birinde tv’ de maç izlerken benzerliği yakaladım. Soldaki Derby United Menajeri Paul Jewell, sağdaki ise Footballer’s Wives dizisinde futbol menajerini canlandıran dizideki adıyla Roger Webb. (more…)
Henüz yorum yazılmamış
Yazar: Deniz Kutsal -
15 Nisan 2008 9:55
Kategori:
Futbol
UEFA 17 Yaş altı Avrupa Futbol Şampiyonası bu sene 04 - 16 Mayıs tarihleri arasında Antalya’da yapılacak.
3 Nisan’ daki kura çekimi sonucunda 8 ülkenin takımlarının katılacağı turnuvanın grupları şekillendi. Buna göre 4′ erli 2 gruptan oluşacak klasmalarda A Grubu’ nda Türkiye, Hollanda, İskoçya ve Sırbistan, B Grubu’nda ise Fransa, İrlanda Cumhuriyeti, İspanya ve İsviçre takımları yer alıyor.
Birçok futbol sever için geleceğin yıldızlarını görmek adına çok önemli olan bu organizyonun Antalya’ da yapılması turnuvaya olacak ilgiyi ülkemizde daha da arttıracağı kesin. Şimdilik maç yayınlarını hali hazırsa satın alan bir tv kanalımız yok ancak çok iyi bir spor hizmeti sunan NTVSPOR‘ un bu şampiyonayı yayınlamak isteyeceğinden umutluyum. Dileriz böyle bir girişim yaparlar.
Zamanında Zidane, Figo, Van der Vaart, Fernando Torres gibi yıldızların parladığı gençler şampiyonlarında olduğu gibi bu Mayıs ayında altyapılarını güçlendirmeyi hedefleyen takımların gözleri Antalya’ da olacak.
Takımlarımız böyle bir organizasyona gözlemcilerini ve altyapı sorumlularını nasıl hazırlıyorlar ve önceden nasıl bilgi topluyorlar bilmiyorum ama Avrupa’ nın dev kulüplerinin yetkilileri şimdiden uçak biletlerini ayırttılar bile.
Dünya’ nın dört bir yanında kariyerinin ve formunun dibine vurmuş futbolcuları transfer etmeyi düşünen kulüplerimiz umarız transfer politikalarını değiştirirler ve Şampiyona’ yı iyice analiz ederler.
04.05 tarihi yaklaştıkça ve kadrolar açıklandıkça genç yeteneklerle ilgili ayrıntılı yazılarımızı sizlere sunmaya gayret edeceğiz.
17 yaş altı Milli Futbol Takımımıza şimdiden başarılar dileriz.
Henüz yorum yazılmamış
Yazar: Deniz Kutsal -
15 Nisan 2008 6:03
Kategori:
Futbol
Bu günlerde futbol medyası futbol dışı bir konuyu tartışıyor : Hamit ve Halil Altıntop Kardeşlerin Milli Takım primlerinin yattığı banka hesaplarından uçup giden 1 milyon YTL’ den fazla parası.
Konu üstüne çok fazla yazılıp çizilmese de soruşturma öyle bir boyuta gelmiş ki olayla ilgili söz konusu bankadan ve Futbol Federasyonundan resmi bir açıklama geldi bile. Banka, konuyla ilgili müfettişler bazında araştırma ve denetim yapıldığı ve olayla hiç bir çalışanlarının bağlantısı olmadığını açıkladı. Benzer açıklama da Federasyondan geldi ve onlarda hiçbir federasyon çalışanının böyle bir olaya dahil olmadığını açıkladılar.
Daha sonra akıllara acaba Altıntop kardeşlerin arasındaki başka bir durumdan dolayı mı böyle bir olayın ortaya çıktığı sorusu geldi. Nitekim bu teoriyi doğrularcasına konuyla ilgili bir yetkilinin Hamit Altıntop’ a ait bir SMS mesajını kamuoyuna sunması olayın tuzu biberi olmuştu. SMS mesajına göre Hamit Altıntop bankadaki parasını kız arkadaşına aktarıyordu. Zira bunula ilgili de Hamit Alytıntop’ un açıklaması gecikmedi ve cep telefonundan Milli Takım kampı sırasında başka biri tarfından böyle bir SMS’ in atıldığını iddia etti.
Bankayla işi olan her insan hesaplar arası hareketlerin kayıt altına alındığını çok rahat bilir. Demek ki bu daha ayrntılı bir vaka. Agatha Christie romanları misali bu polisiye olay süre gide dursun konuyla ilgili denetimler gerekli merciler tarfından halen yürütülüyor. Yargının kararı ne olur bilinmez ama umarız bir an önce olay açıklığa kavuşur ve Altıntop’ lar futbollarıyla manşetlerdeki yerlerini alırlar.
Henüz yorum yazılmamış
Yazar: Gökmen Ersoy -
12 Nisan 2008 11:51
Kategori:
Futbol
Eskiden Fatih Altaylı Hürriyet Gazetesi’nde yazarken küçük bir köşesi vardı.
“Ne zaman adam oluruz” diye. Her gün farklı bir yorumla, toplumumuzda aksayan yönleri tek cümle ile özetler ve de bunları yapmadığımız zaman temiz bir toplum oluruz diye bitirirdi. “Yere tükürmediğimiz zaman ya da trafikte birbirimize insanca yol verdiğimiz zaman.” diye uzayıp giden listeyi her gün kah tebessümle kah da yuh artık bunu da yapanlar var mıdır diyerek okurdum.
Her seferinde de kendi kendime aslında ne zaman adam oluruzun cevabını bulurdum. Ne zaman adam oluruz lafına toplumca verebileceğimiz tek yanıt bence; “ne zaman ki olaylara başkasının gözlüğüyle bakabilir ve de empati kurabiliriz işte o zaman adam oluruz” derdim.
Hasan Doğan yönetimi iş başına geldiği zaman herkes geçmişe bir sünger çekme yarışındaydı sanki. Senelerdir Haluk Ulusoy’a etmedik laf bırakmayan Fenerbahçe tribünleri umutluydu. Son yıllarda şampiyon olamamalarını kendilerinden çok Futbol Federasyonuna bağlayan Beşiktaşlılar Federasyonun değiştiği ilk gün temiz sayfayı önlerine koyuverdiler. Başarılı Avrupa macerasının ardından uzun bir sessizliğe bürünen Galatasaray camiası ise içsel çekişmelerin gölgesinde gelişmeleri yakında takip etmekteydi. Anadolu kulüpleri ise kraldan da kralcı bir vaziyette, herkesten fazla adalet beklemekteydiler.
Aslında beklentiler aynıydı ama çıkarlar her zamanki gibi çatışmaktaydı.
Geçtiğimiz haftalarda Bobo’nun haksız yere (?) atılması sonucu Beşiktaşlılar isyan bayrağını çekmede geç kalmadılar. Kayserispor karşılaşmasında Fenerbahçe’ye verilen, yine çoğuna göre haksız bir penaltı ve 5 dakika oynanan uzatma sonrasının hemen ardından Beşiktaş ve de Galatasaraylılar beyaz sayfayı kirletmek için birbirleriyle yarıştılar adeta. Hemen ertesi akşam Ankara’da Gençlerbirliği’ne verilmeyen penaltı sonrası ise Galatasaraylı yöneticiler 3 maymunu oymada geç kalmadı. İlk yarının uzatma anlarında Gençlerbirliği’nin atağının kesilişine sessiz kalmayı tercih ettiler. Bir gün önce temiz sayfadan bahsedenler kendileri ile çeliştiler.
Ne zaman adam oluruz sorusuna tekrar geri dönersek, ne zaman ki olaylara rakibin penceresinden bakmayı öğreniriz işte o zaman adam oluruz ve belki de o zaman kendi beyaz sayfamızı kendi önümüze sözde değil, hakikatte koyarız.
Geçmişte Serdar Bilgili İnönü’de Fatih Terim’e küfür edildikten sonra çıkıp tüm Galatasaray camiasından özür dilemiş ve haksız olduklarını kabul etmişti. Özhan Canaydın ise 6-0’lık mağlubiyetten sonra Fenerbahçe’yi ayakta alkışlamayı gurur yapmamıştı. Maalesef sonuç olarak ikisi de temiz sayfa açma yolunda ilerlerken birer sembol olarak hafızalarda kaldılar. Serdar Bilgili’nin başkanlığı döneminde yaşadıklarını açıkça ifade etmemesi perde arkasında yaşananlar konusunda biraz olsun fikir vermesi açısından çok önemli.
2008 Avrupa Şampiyonası öncesi, liglerin bitimine az bir süre kala şampiyonluk ve de düşme yarışının kızıştığı şu günlerde federasyonun komple teorileri ile yıpratılması futbolumuz açısından çok endişe verici ve de üzücü. Çözüm mü? Çok basit. Tabi ki de federasyon istifa.
1 Yorum yazılmış
Yazar: Akın Parlas -
9 Nisan 2008 9:19
Kategori:
Futbol
Geçen günlerde okuduğum bir habere göre Beşiktaş Kulübü Özkaynak Düzeni, Türkiye’ nin en iyi alt yapı teşkilatı haline gelmiş. Bu başarının mimarları Yemen Ekşioğlu ve Mehmet Ekşi’ yi tebrik ediyorum. Beşiktaş alt yapısı, Türk futboluna bir çok yıldız katmış tam bir futbolcu fabrikası. Yusuf Tunaoğlu, Sanlı Sarıalioğlu, Rıza Çalımbay, Metin Tekin, Feyyaz Uçar, Ali Gültiken, Sergen Yalçın gibi yıldızları futbolumuza katan bu kulübümüz yeniden eski günlerine döndü ve fabrika yeniden çalışmaya başladı. Son iki sezonda alt yapıdan yetişen 20 oyuncunun A takımda forma giymiş olması bunun göstergesi. Türkiye’ nin futbolcu yetiştirme sorununun çözümüne en büyük katkıyı yapan Beşiktaş aynı zamanda bunun sonucu olarak da Genç Milli takımlarada en çok futbolcu gönderen takımımız.
Beşiktaş bir çok genç oyuncuyu futbolumuza kazandırmak için atılımlar yapsa da, rakiplerini bu konuda geride bıraksa da, rezerv lig olmadan bu futbolcuların Süper Lig’ e fiziken ve tecrube olarak hazırlanması zor gözüküyor. Gerekli yatırımlar yapıldıktan sonra genç oyuncularımızın rezerv ligde mücadele etmeleri en küçüğünden en büyüğüne bu ligde top koşturan futbolcuların hem ulusal liglerimize, hem de Avrupa’ daki maçlarımıza hazırlanmaları açısından önemli bir proje olduğunu düşünüyorum.
Son olarak A Takımı futbolcularının alt yapıya nasıl destek olduklarına dair örnek bir futbolcudan bahsetmek istiyorum: İbrahim Üzülmez. Türkiye’ de bir çok futbolseverin antipatik bulduğu bu futbolcu, belkide hiç bir futbolcunun yapmadığını yapıyor ve manevi destek vermenin yanında sürekli olarak da maddi destek vererek adeta çocukların kahramanı durumunda. En son okuduğum habere göre İbrahim, daha 15 gün önce alt yapıya, ihtiyaçlarda kullanılmak üzere 3 bin Euro para göndermiş. İbrahim Üzülmez’ i bu davranışından dolayı kutluyor ve tüm futbolcuların, takımlarının alt yapılarını maddi-manevi desteklemelerini diliyorum.
Henüz yorum yazılmamış
Yazar: Deniz Kutsal -
8 Nisan 2008 11:06
Kategori:
Futbol

Fenerbahçe futbol takımı bu akşam Şampiyonlar Ligi çeyrek final mücadelesi rövanş maçında Chelsea karşısında 2-0′ lık skorla yenilerek ilk maçın avantajını koruyamadı ve Avrupa dosyasını bu senelik kapadı.
Çok söze gerek yok aslında.
Fenerbahçe Chelsea önünde Stamford Bridge’ teki mücadelesiyle bir kez daha gururlandırdı bizi. Belki istediği skoru alamadı ancak bu sene hem futbol bazında hemde basketbol branşında yatırımlarının karşılığını aldı diyebiliriz.
Geçen hafta Basketbol takımının Fiba Euroleague’ teki ve bugün futbol takımının Şampiyonlar Ligindeki mücadeleleri tatlı bir veda, avrupa’ ya bir göz dağıydı aslında. Dünya kulübü olma yolunda kurulan ütopyanın ilk meyveleriydi bana göre.
Fenerbahçe’ nin bu sene Avrupa mücadelelerinden en büyük kazancı oturmuş sistemidir. Eğer idari ve teknik anlamda varolan sistemine daha çok altyapı ve ekonomik yatırımları da yaparsa belki gelecek senelerde bu platformda Fenerbahçe’ nin Avrupa zaferlerini yazıyor olabiliriz.
Altyapı olarak basketbolda Ülker’ in desteğiyle bu sorun biraz daha aşılmış olsada futbolda oyuncu yetiştirme ve alternatifsizlik nüks edebilir.
Bu akşam Chelsea önünde Semih ve Kezman seçeneklerinden başka bir forvet oyuncusunun olmayışı, orta alanda Maldonado ve Selçuk’ un bütün bir sezonun yükünü çekmeleri ve en önemlisi Alex’ ten başka lider bir oyuncunun maçlarda sazı eline almaması alternatifsizlik için en iyi örneklerdi.
Stamford Brigde’ te bir Premier League takımıydı Fenerbahçe bugün. Tüm Türk takımları için çok güzel bir şablondu. Gelecek yıllarda birden çok Türk takımını üst seviye mücedelerle Avrupa’ da ve Süper Ligimizde göreceğimizen hiç kuşkum yok.
Ama o ana kadar Teşekkürler ve Tebrikler Fenerbahçe.
Henüz yorum yazılmamış
Yazar: Deniz Kutsal -
7 Nisan 2008 11:34
Kategori:
Basketbol
Bir nesilin gelişmesinde okul vazifesi görmüştü Efes Pilsen Basketbol Kulübü. Şu anki gençlere nazaran internet kafelerde sanal oyunlar oynamak yerine o zamanki çocuklar sokak potalarını hınca hınç doldururdu. Efes Pilsen’ in özellikle Avrupa maçları Şampiyonlar Ligi maçları gibi beklenirdi herkes tarafından televizyonlarının başında.
Kim basketbol oynarken bir Naumoski bir Conrad McRae olmazdı ki. Basketbol okulları da bu zamanki gibi belli tekellerde değildi. Her mahallenin kendi okulu vardı. Gençler için Ufuk Sarıca, Tamer Oyguç gibi olmak, Volkan Aydın gibi basketbol oynamak bir emeldi dizi yıldızı Memati olmak yerine. Okullar basketbola ilgi gösterirdi.
Daha sosyal bir toplum olmak için farklı bir şanstı Efes Pilsen.
Bir nesil basketbolu onlarla sevdi. Efes Pilsen’ in şampiyonluklarıyla sevindi Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray Basketbol Takımlarının adı anılmazken.
Şimdilerde ise ligte play-off mücadelesi veriyor mavi beyazlılar. Karşıyaka mağlubiyetiyle Amerikalı Antrenör Blatt belki Efes tarihinde ilk defa, lig oynanırken görevinden alındı. Amerikalı ve yerli gelen oyuncular kaliteyi yukarlara taşıyamadılar ve bu sene başarısızlık beklentiye dönüştü.
Belli medya grupları dışında bu düşüşe kimse deyinmedi belki ama kayan bir kutup yıldızıydı. Türk Basketboluna yıllarca yön veren, daima kuzeyi, ileriyi gösteren bir semboldü. Bundan sonrasında eskisinden daha çok taraftar ve kamuoyu desteği arıyor Efes Pilsen. Bu düşüş bir anda gelmedi ve bir anda eski günlere dönüş olmayacak kuşkusuz. Ancak zamanında onların başarılarıyla sevinen her bireyin sesini duyurma zamanı Efes Pilsen’ e.
Efes Pilsen’ in geçmişi kazandığı kupalardamıydı? Yoksa yaptığı transferlerde mi?
Hiçbirinde değildi. Tabi Türk Basketbolunun miğferi olan bahsi geçen Aydın Örs’ leri, Tamer Oyguç’ ları, Ufuk Sarıca’ ları, Hüseyin Beşok’ ları saymazsak. İsimleri kalıcı yapanlar o takımlarla bütünleşmiş yıldızlardır ve bir zamanlar Efes Pilsen bu oyuncularla bütünleşmişti.
Türk Basketbolunun Tofaş gibi Mavi-Beyaz rengini hiç kaybetmemesi dileğiyle..
Henüz yorum yazılmamış