Formula 1 Ve Mühendisleri

Yazar: Akın Parlas - 20 Şubat 2008 3:18
Kategori: Genel

Formula 1′ de yeni sezona yaklaşırken takımlar yavaş yavaş test sürüşlerini hızlandırdılar ve yeni motorlarını, araçlarını basına tanıtmaya başladılar. Her sezon olduğu gibi yine bu sezonda da teknoloji seviyesini en üste çıkartan, en yüksek motor performansını gösteren arabaların takımlarının mücadelelerini izleyeceğiz. Günümüzde artık Formula 1 yarışları sürücülerin performanslarından çok mühendislerin performanslarını gösterdiği bir spor haline geldi. Takımlar, çok büyük paralarla transfer ettikleri sürücülerin yanında bir de diğer takımların iyi mühendislerini de transfer ediyorlar. Mühendisler bu spor için o kadar önemli hale geldilerki belkide daha sezon başından kimin şampiyon olacağını belirliyorlar. Başarılı mühendislerin yüksek teknolojiyle yaptıkları motorlar sayesinde artık pilotların yapmaları gereken şey hızlı bir şekilde düğmelere basmak oluyor. Yani mühendislerin yarışlarda verdikleri tavsiyeler direk olarak yarışa etki ediyor ve bu tavsiyelere uyan iyi reflekslere sahip pilotlar şampiyonluk için mücadele ediyorlar. Pilotların zaman geçtikçe önemsizleştiği bu sporda gelişen teknoloji sayesinde yakında pilotsuz arabalar ve bu arabaları kullanan robotlar görürseniz şaşırmayın. 

En İlginç Centilmenlik Örneği

Yazar: Akın Parlas - 18 Şubat 2008 11:48
Kategori: Futbol

Konya’ da oynanan amatör küme maçında akıllara gelmeyecek çok ilginç bir olay yaşandı.Konya Birinci Amatör Küme Gençler B Grubu’ nda Karapınar Belediyespor’ a konuk olan Cihanbeyli Belediyespor kafilesi, maç formalarını yanlarına almayı unuttuklarını fark edince maçın oynanmaması ve hükmen yenik sayılmaları tehlikesiyle karşı karşıya kaldılar. Maç başlamadan kısa süre önce bu durumu farkeden Cihanbeyli takımının yardımına koşanlar ise rakip takım Karapınar’ ın yöneticileri oldu. Cihanbeyli Belediyespor’ lu futbolcular Karapınar Belediyespor takımının yedek formalarıyla maça çıktılar ve ortaya hem çok centilmence hem de çok ilginç bir tablo ortaya çıktı. Aynı renk ve amblemli formalarla oynanan mücadeleyi 4-1 ev sahibi takım kazandı. Cihanbeyli Belediyespor yöneticisi Serdar Kayacan yaptığı açıklamada: ” Dalgınlıkla maç formalarımız unuttuk. Karapınarlı yöneticilerinin büyük jesti karşılaşmadan daha fazla ön plana çıktı. Zira formamız olmadığı için maçı oynayamayıp hükmen mağlup sayılacaktık. Karapınar Belediyespor yöneticilerinin bu centilmenliğine teşekkür ediyorum ” diye konuştu. Maçın gözlemcisi Seyfi Atamer de ”Karapınarlı yöneticilerinin konuk takıma yedek forma vermesi sonucu karşılaşma oynandı. Bu bir centilmenlik örneğidir. Belki sahadan mağlup olarak da ayrılabilirlerdi. Bunu düşünmeyip sadece spor yapılmasını istediler. Bunu not edip üst makamlarımıza ileteceğiz” dedi. İşin centilmenlik yanı bir yana, bir takımın maç formalarını unutması, insanın bir yemek davetine çıplak gitmesi gibi bir şeydir. Böyle büyük bir ihmalin üzerine maçın oynanması ve ev sahibi takımın formalarıyla iki takımın sahaya çıkması yönetmeliklere göre ne kadar uygun onu da araştırmak gerekir.

Bakış Açısı

Yazar: Deniz Kutsal - 18 Şubat 2008 8:14
Kategori: Futbol

Türkiye SÜPER ligi futbol adına vasat bir haftayı geride bıraktı. Yeni federasyon ilk haftasında sınıfta kaldı. Sınıfta kaldı çünkü meteorolojinin tüm uyarılarına rağmen maçlar sadece oynanmış gibi gözüktü. Maç yapıldı, mücadele edildi, goller atıldı demek yanlış olur çünkü sadece maçlar oynanmış gibi gözüktü. Yeni federasyon daha tecrübesizdi tabiki, takımlar da öyle. Dondurucu soğuklara ve kara kışa karşı önlemler, altyapı yetersizdi. Maçların iptal edilmesi için maç saatleri beklendi, maçlar izin olmadığı için sarı topla oynandı, taraftarlar topu göremedi ve olan oldu. Herkes dondu, Türkiye yine dünya futolundan birkaç gömlek geride olduğunu gösterdi. Yeni federasyona ve vaatleri bol yöneticilere bu işlerin lafla olmadığı, sistem ve çalışma ile yapılabildiğini gösterdi 22.hafta.

2-2 beraberlikten son dakikada attığı golle 3 puanı çıkardı Kara Kartlallar. Beşiktaşlı futbolcular mücadelesinin sonucunu aldı, sahada donma noktasına da geldiler ancak donmayan bir kişi, yerinde duramayan Başkan Yıldırım Demirören vardı. Gole o kadar çok sevindi ki golün sevincini, kendisine küfür eden taraftara el kol hareketleri yaparak ve küfür ederek gösterdi. Bununla da kalmadı küfür ettiği kişiye, kendine küfür ettiği için “küfüre karşı savaş” açtı!

Daima üst kalitede çizgisi olan Beşiktaş camiasına, hele Süleyman Seba gibi bir efsane başkandan sonra gerek yaptıkları gerekse duruşuyla hiç yakıştırmadığım Sayın Yıldırım Demirören bu haftaki davranışlarıyla hitap ve kampanya sınırlarını bir kez daha aştı. Futbolda güzelliklerin konuşulduğu bu günlerde lider duruşu sergilemesi gereken bir Başkan olmaktansa serseri bir mayın gibi şeref tribününü savruluşları ve çılgınca sevinciyle yerinden oynattı. Beşiktaş’ın kazanması taraftarı için çok büyük bir mutluluktu, gelecek maçlar için bir umut ve kazanılmış bir haklı galibiyetti ancak Sayın Başkan yine örnek olmanın doğrularını unuttu gitti. Maç sonunda hatasını anladı ki küfüre karşı savaş açtı! Belki savaşını kazanır bilemiyorum ama bu haftasonu sonu tek kazanan Federasyondu. Tüm maçları oynatmayı başardılar nasıl olduğuna dikkat etmeden, emek verenleri ve futbol severleri düşünmeden. Kaybeden ise tek bir kişiydi : Galatasaraylı Uğur Uçar.

Kendisine çok geçmiş olsun. En kısa zamanda onu tekrar şu an ki formuyla sahalarda görmeyi diliyoruz..

Aslan Yürekliler

Yazar: Ata Orçun Eryılmaz - 18 Şubat 2008 1:14
Kategori: Basketbol

2005 yılının Ekim ayında kurulmasına karşın kısa sürede büyük başarılara imza atan Galatasaray Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı gözünü Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu’na dikti. Katıldığı ilk sezonda Tekerlekli Sandalye Basketbol 2. Ligini namağlup şampiyon tamamlayan ve bunun üzerine hız kesmeden 1. Lige yükseldiği ilk sezonda 17 maçta 17 galibiyet alarak ve play-off serisinde Beşiktaş ile yaptığı tüm maçları da kazanarak yine namağlup şampiyon olan Aslan Yüreklilerin, bu istatistiklerden de anlaşılacağı üzere, Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu hedefine iyice kilitlenmiş oldukları görülüyor. Bu hedef doğrultusunda sezona üç yeni ve önemli transferle girdi Aslan Yürekliler. Dünyanın en iyi oyun kurucusu olarak tanınan Irak asıllı İsveçli Hussein Haidari, Olimpiyat ve Dünya Şampiyonu Avustralya Milli Takımı’nın center oyuncusu Justin Eveson ve Alman A Milli Takımı’nın yanı sıra, 2005 Şampiyonlar Ligi Şampiyonu R.S.V Lahn-Dill’de de forma giyen Türk oyuncu A. Gazi Kahraman. Bu üç önemli transfer ve Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu hedefiyle birlikte Avrupa basınında da yer almayı başaran Aslan Yürekliler, geçen iki sezona olduğu gibi bu sezona da fırtına gibi girdiler. İzmir Büyükşehir Belediye, Kardemir Karabükspor ve geçen sezonun finalisti Beşiktaş gibi güçlü rakiplerin de arasında bulunduğu altı karşılaşmanın altısından da galip gelmeyi başararak yine namağlup olarak yollarına devam ediyorlar. Kısa sürede bu kadar büyük başarılara imza atan Galatasaray Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımının tüm oyuncularını, antrenör Sedat İncesu’yu ve bu önemli takımın oluşumuna katkıda bulunan herkesi yürekten kutlamak gerek. Kulüp seviyesinde ve takım sporlarında Türkiye’ye ilk Avrupa şampiyonluğunu futbol ile getiren Galatasaray Spor Kulübünün ikinci bir Avrupa şampiyonluğunu Tekerlekli Sandalye Basketboluyla getireceğine tüm kalbimle inanıyorum. Aslan Yüreklilere, bu onurlu ve gururlu yolda sonsuz başarılar..

Semih Saygıner Spor Hayatını Donduruyor

Yazar: Aylin Engin - 16 Şubat 2008 8:33
Kategori: Genel

Semih Saygıner ve Bilardo Federasyonu arasındaki gerginlik 2004’ten bu yana devam ediyor. Bu gerginliğin çıkış sebebi Semih Saygıner’e göre federasyonun yeteri kadar bilgili ve ilgili kişilerce yönetilmemesinden kaynaklanıyor. Olayın başlangıç noktası, yurtdışında gerçekleştirilecek bir turnuva organizasyonuna dayanıyor. Bu turnuva için uzun zamandır Tayfun Taşdemir ile hazırlanan Semih Saygıner, turnuvaya çok az bir zaman kala partnerinin federasyon tarafından değiştirilmesiyle neye uğradığını şaşırıyor. Federasyona göre bu değişikliğin sebebi, Ferdi Türkiye Şampiyonaları’nda genel klasman sıralamasında, değiştirilen oyuncunun Tayfun Taşdemir’den daha iyi bir dereceye sahip olması. Fakat işin garip kısmı, bu sıralamada Semih Saygıner’in 3. sırada bulunması. ‘’Madem ki oyuncular sıralamaya göre seçiliyor, o zaman neden ilk 2 gitmiyor’’ diyor Semih Saygıner. Federasyon üst üste Türkiye’ye sayısız başarılar getirmiş ikiliyi bozuyor ve yerine kendi istediği sporcuyu koyuyor ve bunu da sıralamaya göre yaptığını belirterek bir prosedüre dayandırıyor. Bunun üzerine Milli Takım kafilesinde yer alan Saygıner’in, kafilede olmayı reddetmesi ve ardından da bu davranışı nedeniyle Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Merkez Ceza Kurulu’nca 8 ay 15 gün cezalandırılmasıyla başlayan gerginlik artıyor. Tartışmalar 2004 yılından bu yana devam ediyor ve kimse, özellikle spor camiası, dünya dereceleriyle ve bilardoya kattığı 22 özel vuruşuyla Türkiye’nin adını gururla duyuran Semih Saygıner’e, federasyon tarafından yapılan haksızlığa dur demiyor ve onun gibi bir değerin yitip gitmesine karşı bir şeyler yapmıyor. O zaman kimse kendinde, bu saygın sporcumuzun spor yaşamını dondurmasına hayretler içinde bakma hakkını bulmasın.

Sevgililer Günü W.Ham United’ ta Kutlanır

Yazar: Akın Parlas - 15 Şubat 2008 1:38
Kategori: Futbol

Pek çok çift için futbol başlıca sorunlardan biri olmuştur ilişkilerde. Bazı erkekler futbol aşklarını sevgililerine olan aşklarından üstün tutup kız arkadaşlarıyla yollarını ayırdılar, bazılarıda sevgilileri uğruna futboldan uzaklaşmak zorunda kaldılar. Fakat artık günümüzde herşeye yavaş yavaş çözüm bulunduğu gibi bu sorunun da çözümü bulunmuş ve Sevgililer Günü’ nde romantizmle futbolu buluşturan mükemmel organizasyonlar hazırlanmış çiftler için. West Ham United kulübü taraftarları için hazırladığı bu programlarla futbol aşkıyla sevgiliye olan aşkın bir noktada birleşebileceğini göstermiş ve 2 paket sunmuş 14 Şubat için:

Opsiyon 1 - £75 çift başına
- İki kişilik özel masa
- Mum ışığı eşliğinde görkemli bir dört-çeşit akşam yemeği
- Armağan olarak ev yapımı bir şişe şarap
- Bayan için hediye
- Geç saatlere kadar dans
- Geceyi West Ham United Quality Hotel’de geçirmek için opsiyon. Çift başına £70.

Opsiyon 2 - £250 çift başına
- Sahayı panoramik olarak gören özel kapalı oda
- Mum ışığı eşliğinde beş-çeşit akşam yemeği
- Armağan olarak bir şişe West Ham United Şampanyası
- Balonlar ve Mumlar
- Bayan için hediye
- Gece boyunca sadece sizin hizmetinizde olacak garson
- Valentine’s Parti’ye katılma imkanı
- West Ham United Quality Hotel’de kalış

Bu güzel organizasyonların bizim kulüplerimiz tarafından da yapılmasını diler ve herkesin Sevgililer Günü’ nü kutlarım.

Bir Van Basten Hikayesi Daha

Yazar: Ata Orçun Eryılmaz - 14 Şubat 2008 4:31
Kategori: Futbol

Marco Van Basten’in futbol yaşantısının son dönemini canlı olarak izleme fırsatı bulmuş ender insanlardan olduğum için kendimi hep şanslı saymışımdır. Fakat Van Basten ayak bileğinde oluşan sakatlığın kronik hale gelmesinden dolayı futbola henüz 29 yaşındayken veda etmek zorunda kalmıştı. Ondan sonra nice iyi golcüler dünya futbolunda boy gösterdi, ancak Ronaldo belki de bunların en önemlisiydi. Yaşadığı sakatlıklar olmasa, Ronaldo’nun adını dünya futbol tarihine çok daha efsaneleşmiş bir şekilde yazdıracağı kesindi, ancak bu kadar sakatlık yaşamış olması bile onun efsane golcü olarak anılacak olmasına engel değil sanırım. Bunun yanında, bol sakatlıklı ve uzun denemeyecek aktif futbol yaşantısına da ”FIFA Dünyanın En İyi Oyuncusu” unvanını da eklemeyi başardı, hem de tam 3 defa. Fakat ne acıdır ki, şu anda bu büyük golcünün futbol hayatının bitmek üzere olduğu konuşuluyor. Livorno ile oynanan son karşılaşmada sol dizinden geçirdiği sakatlığın, ona 9 ay sahalardan uzak kalma bedelini ödeteceği söyleniyor. Daha önce aynı sakatlığı sağ dizinden geçiren Ronaldo, 20 ay sahalardan uzak kalmıştı. Berlusconi ve Ancelotti, Fransa’da sol dizinden operasyon geçirmeye hazırlanan 31 yaşındaki yıldızdan henüz umudu kesmiş değiller ve kariyeri ile ilgili duruma zamanın karar vereceğini söylüyorlar. Fakat, Ronaldo bu kadar iyimser değil ve kariyerinden endişe duyduğunu açıkça dile getirmeye başlamış. Senelerdir sakatlıklarla boğuşan ve tam toparlanmaya başlamışken 31 yaşında yeniden bu denli büyük bir sakatlık yaşayan birisinin karamsar olması son derece normal diye düşünüyorum. Sonuçta Ronaldo’nun sabrının artık tükenmiş olabileceğini de unutmamak gerekiyor. Futbolseverlerin yeni bir Van Basten hikayesine tanıklık ediyor olması ve belki de bir daha Ronaldo’yu yeşil sahalarda göremeyecek olması büyük talihsizlik…  

Hakem Hataları Olmasaydı

Yazar: Akın Parlas - 14 Şubat 2008 1:30
Kategori: Futbol

İtalyan gazetesi La Gazzetta dello Sport geçtiğimiz hafta çok ilginç bir haber yayınladı ve hakem hataları olmasa Juventus’ un şu an lig lideri olacağını iddia etti. Haberde ayrıca, Inter’ in hakemler tarafından kayırıldığı ve bu sayede lider olduğu iddiaları da yer alıyor. Bedavadan 8 puan kazanan Inter’ in aksine, Juventus’ un 7 puan kaybettiği, hatta çok kötü bir sezon geçiren Milan’ ın da bu hatalar yüzünden 8 puan kaybettiği ve bu puanları olsaydı liderin sadece 4 puan gerisinde olacakları yazıyor gazetede. Haberin en ilginç tarafı ise hakemler hata yapmasaydı, adil davransaydı, puan durumunun ve sıralamanın nasıl olacağına dair bir tablo hazırlanmış olması. Bu haberden anladığımız kadarıyla hakem hatalarından yakınma ve ” Şu puanlarımız çalınmasaydı lider bizdik ” sözleri sadece bizim ülkemize özgü değilmiş. Avrupa’ nın önde gelen liglerinden Serie A’ da hakemlerin yaptığı hatalar çok can yakmış olacakki spor medyası böyle ilginç bir habere imza atıp tek tek takımları ve kaybettikleri puanları yazmış. Merak ediyorumda bizim medyamızda böyle bir tablo yapılsa acaba Anadolu takımlarının kendi arasında yaptıkları maçlardaki hakem hatalarından kaybettikleri puanları da dikkate alırlarmıydı yoksa sadece herzaman olduğu gibi yine büyüklerin kaybettikleri puanlar mı hesaplanırdı? Başka merak ettiğim konu ise, İtalyan medyası açıkça Inter’ in hakemler tarafından kayırıldığı yolunda haberler yaparken acaba bizim medyamız böyle bir şeyi görsede kayırılan takım hakkında haberler yapabilirmiydi? İtalyan medyasını bu yaptığı haberden dolayı kutluyor ve darısı bizim medyamızın başına diyorum.

Billion Dolar Baby

Yazar: Deniz Kutsal - 14 Şubat 2008 12:20
Kategori: Futbol

Artık futbol sektörü denilince konuşulan rakamlar astronomik boyutlara ulaşıyor. TV gelirleri, futbol kulüplerinin pazardaki büyüklükleri ve futbolcu transfer ücretleri  çoğu 3.Dünya Ülkesinin milli gelirlerini geride bırakıp, dudak ısırtacak meblağlara ulaştı.

Bu tartışmalar ışığında bizleri şaşkınlığa düşürecek bir başka haber dikkatimi çekti şimdilerde. Buna göre Yalta European Strategy (YES) forumundaki demecinde, Polonya Organizasyon Komite Başkanı Adam Olkowicz, Euro 2012 Polonya Ukrayna ortaklaşa  düzenlenecek Avrupa Futbol Şampiyonası için tv yayın haklarının 1 milyar eurodan satışa çıkacağını duyurdu ve aşağıdaki şu sözleriyle ülkelerin büyük gelirler elde edeceklerini söyledi :

“Only the TV broadcasting rights to Euro 2012 will be sold for one billion euros, which will be a record. Big earnings are expected for UEFA. The countries organizing the championships will also get a big economic gain.”

Evet bahsettiği gibi bu rekor bir fiyat ancak Olkowicz her ne kadar turnuvaya katılacak ülkelerin bu şartlarla çok büyük gelirler elde edeceğini belirtsede son 20 yılda büyüyen futbol ekonomisine kulüpler ve ülkeler bazında baktığımızda pastadan en büyük payı kimlerin yediğini ve Euro 2012′de kimlerin gelirlerine gelir katacağını tahmin etmek zor olmasa gerek.

Geçen sene Şampiyonlar Ligine alternatif, kendilerine ayrı bir devler ligi kurmayı ve beraberinde daha çok gelir elde etmeyi amaçlayan İngiltere, İtalya, Almanya, İspanya ve Fransa eskiden olduğu gibi yine bu alışverişten en karlı çıkacaklar olacaktır. Son 10 senedeki istatistiklere baktığımızda Şampiyonlar Liginde çeyrek finalinde bu ülkelerden en az 4′ er takımın olduğunu, Dünya ve Avrupa futbol şampiyonlarında finale kadar en az 1′ inin yer aldığını görüyoruz. Yani baş rollerde 5 büyüklerden kesin biri yer alıyor. Avrupa futbol piyasasının 15 milyar euro’ya ulaştığı bu günlerde %55 lik bir gücü yine kendi ellerinde bulundurduklarını göz önüne alırsak Adam Olkowicz’ in açıklamalarının büyük bir bölümünün bu ülkeleri kapsadığını düşünmek doğru olur.

Yine gelecek yıllarda bu 5 dev avrupa ülkesi dışında, gelişen futbol sektörüyle Hollanda, Portekiz veya Türkiye’ nin futbol piyasasında olağanüstü bir sıçrama yapacağını sanmıyorum. Gönlümüz ister ki Türkiye bir kez daha böyle bir Avrupa Şampiyonasında yer alsın ve bizleri onurlandırsın. Ancak ücretlendirme sınırları bu denli genişlerse, 2012 Avrupa Şampiyonasına doğru bu sefer spordan, değerlerden, yeteneklerden ve başarılardan konuşmamız gerekirken, Milli Takım teknik direktör maaşı ve futbolculara alınan ciplerin yanı sıra sanırım kişiye özel tahsis edilen özel uçaklardan ve milyon euroluk primlerden konuşuyor olacağız.

Sözde Özerk Futbol

Yazar: Ata Orçun Eryılmaz - 13 Şubat 2008 2:59
Kategori: Futbol

Türk futbolu, 14-15 Şubat tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek TFF Genel Kurulu ile yeni patronunu seçecek. Ancak, bugünkü yazım, yapılacak Genel Kurul üzerine değil de bu işin medyada çok fazla yer almayan kısmıyla ilgili. Herkesin bildiği üzere günümüzde futbol, başlı başına çok güçlü bir ekonomik pazar ve tanıtım dünyası. Hal böyle olunca, bu kadar büyük bir organizasyonun başında yer alma ve onu yönetme telaşını da günümüz şartlarında gayet iyi anlıyorum. Anlıyorum, ancak olaya bu açıdan baktığım zaman da özerk futbol ve özerk futbol federasyonu gibi havada kalan söylemlerden artık uzak durulması gerektiğini düşünüyorum. Muktedir olmanın, yani iktidar gücünü elinde bulundurmanın doğal bir sonucu olarak insanlar, tam anlamıyla kendi görüşünden olan ve aşağı yukarı aynı düşünce yapısına sahip insanlarla yönetim kademelerini donatıyor. Bu durumda, bu kadar güçlü bir ekonomik pazar ve tanıtım imkanını elinde bulunduran futbol aleminin, anılan koşullardan nasiplenmemesi de mümkün değil elbette. Evet, Hasan Doğan yukarıda bahsettiğim bu koşulların ürettiği bir Başkan adayı ve bu durum herkesçe de biliniyor zaten. Benim tepkim ise ne siyasilere ne de Hasan Doğan’a. Benim tepkim samimiyetten uzak kulüp başkanlarına, her fırsatta özerk futbol nidaları atan, ancak çıkar söz konusu olduğu zaman bu söylemleri rahatlıkla unutabilen özellikle 3 büyük kulübün başkanlarına! Hasan Doğan ismi üzerinde Kulüpler Birliği Vakfı toplantısında nasıl mutabakata varıldı ona bir göz atalım isterseniz:  Galatasaray, Seyrantepe’de yeni stadının inşaatını yapacak ve bunun için TOKİ’nin yardımına ihtiyacı var. Yani hükümetin bir kurumuyla ve dolayısıyla hükümetle iyi geçinmek zorunda hissediyor kendisini; Yine Fenerbahçe, TOKİ eliyle iş merkezi ve otel yapmak üzere arsa tahsis edecek, bunun için TOKİ ile ve yani hükümet ile iyi geçinmek zorunda hissediyor kendisini; Beşiktaş’a da Fulya çevresinde hiçbir imar emsalinde görülmediği biçimde gökdelen yapma izni veriliyor; ve İnönü Stadyumu’nun yeniden inşası gündemde. Yani Beşiktaş da hükmet ile iyi geçinmek zorunda hissediyor kendisini..Bu örnekler çoğaltılabilir ve anılan bu örnekler bence buz dağının yalnızca görünen kısmı. Futbolu sadece futbol yani bir spor olduğu için seven bir insanın kahrolmaması işten değil ve en azından “Özerk Futbol İstiyoruz” gibisinden söylemleri artık bıraksınlar ve şöyle desinler: “Kulübümün çıkarlarının ortaya çıktığı yere kadar özerk futbol istiyorum”. Son bir not; Hasan Doğan’ın seçilmesi halinde Türk futboluna hayırlı olmasını ve önemli işlere imza atmasını diliyorum..