Çay Molası
Uğur Kanar | 02 Ekim 2009 | 2 Yorum | Tweet
Eskişehirspor maçında alınan beraberliğinden ardından Galatasaray’ın hızla ilerlediği yolda kısa süreli bir çay molası verdiğini düşünmüştüm ancak görünen o ki, bu mola biraz uzun sürdü ve takımın acilen yayılmayı bırakıp, yeniden yola koyulması gerekiyor.
Sezonu çok erken açmanın da verdiği fiziksel yorgunlukla beraber Galatasaray’ın, Eskişehirspor gibi diri bir takıma karşı beraberblik alması çok da anormal karşılanmamalı ancak, birbiri ardına gelen galibiyetleri alışkanlık haline getiren bir takımın, yakın düzeydeki iki rakibiyle oynadığı karşılaşmalardan beraberlikle ayrılması, açıkçası çok da normal bir durum değil.
Gerçek şu ki, Galatasaray bir Barcelona, bir Real Madrid değil ve bu yüzden rakiplerine 70-80 dakika baskı yapmasını beklemek hayalcilik olur ki bu işi Real Madrid, Arsenal, Liverpool, Bayern Munich gibi takımlar bile yapamıyorlar. Galatasaray nispeten yeni bir takım, ancak şuana kadar oldukça iyi iş çıkartıyor diyebiliriz. Üst üste alınan 2 beraberliğe rağmen, takımın henüz namağlup olduğunu da hatırlatmak gerekir.
Maç sonu sadece skora bakanlar şimdi, “Galatasaray geride çok pozisyon veriyor”, “düşüş başladı” şeklinde klasik yorumlarına geri döndüler ancak, maçın hemen başında Elano’nun kaleci ile karşı karşıya kaldığı poziyon, Arda’nın faulle uzaktan yakından ilgili olmayan nizami kafa vuruşu ve Baros’un topa adete uçarak attığı kafa pozisyonları golle sonuçlansa, buna ilave olarak mücadelenin ikinci yarısında yine Baros topu altıpas üzerinde direğe vurmasa, Arda ile birlikte rakibi ikiye bir yakaladıkları karşı hücumda bencillik edip topu sürmek yerine basit bir pasla Arda’yı düşünse ve mükemmel bir hücum organizasyonu sonunda Sabri ile girilen pozisyon direkte patlamamış olsaydı, bahse girerim bugünkü manşetler “Aslan’ın İntikamı” , “Aslan Fena Kükredi” şeklinde olacaktı.
Deniliyor ki Galatasaray, Sturm Graz gibi bir takıma karşı kalesinde çok pozisyon verdi ve sahada çok kötü bir oyun vardı. Kimse kusura bakmasın ama eğer bir takım kötü gününde yukarıda saydığım 6 net gol pozisyonuna girebiliyor, bunları kaçırıp bir de ayrıca gol atıyorsa, savunmasında açıklar vermesinden daha doğal bir şey düşünülemez. Kaldı ki geri ikilisi bilhassa Emre Aşık gibi yavaş stoperlerden oluşan bir takımın, böylesine amansız hücum edilen bir maçta, rakibine çok da fazla pozisyon vermemiş olması bile bir başarı olarak algılanmalı. Düşünsenize Galatasaray, Mehmet Topal ve yerine oyuna dahil olan Musta Sarp haricinde, başka hiç bir defensif orta saha oyuncusuna, karşılaşmanın 2. yarısının neredeyse tamamı boyunca yer vermedi. Ayrıca Sturm Graz’ın yarattığı tehlikelerin de öyle aman aman, Graz taraftarına saç baş yolduran cinsten olduğunu düşünmüyorum.
Bana göre, Galatasaray adına endileşenecek çok fazla bir şey yok ancak yazımın başında belirttiğim gibi, aynı tip iki ekibe karşı alınmış iki beraberliğin de normal olmadığını bilmek ve ona göre önlemler alınması gerekli. Sonuçta çok fazla eksiğiniz yoksa, bu gibi durumlar için gerekli çalışmalar yapılır ve takım yeniden çıkışa geçer.
Uğur Kanar tarafından yazılan son 5 yazı
Kategori: Genel
Yazar Hakkında:



Yağmurlu havada istifini bozmadan yürürcesine bir yazı olmuş. Galatasaray’ı ne koşarak yağıştan uzaklaştırmaya ne de yavaş yürüyerek damlaların şiddetinden koruma uğraşına girmişsin. Net cümleler dünkü maçı akıcı özetler cinsten.
Aksi halde, her iki durumda ıslanmanın dozu aynı olacaktı (:
Uğur genel olarak yorumuna katılıyorum. Fakat yazının başında belirttiğin takımın Eskisehir maçında sunduğu perfomansin fiziksel yorgunluğa bağlanmaması gerektiğini düşünüyorum. Öncelikle Eskişehir maçından önce takım uzun zamandır ilk defa bir hafta dinlenerek maça çıktı. İkinci olarak ise GS’ın sezona erken başlaması belki ileride bir dezavantaj olabilir ama şu an için diğer takımlara göre daha fazla maç yapmanın takım uyumu ve sistemin oturması açısından bir avantaj olduğuna inanıyorum.