Bugüne dek yeni Galatasaray
Ata Orçun Eryılmaz | 19 Ağustos 2009 | 2 Yorum | Tweet
Rijkaard’ın teknik direktör olarak başa getirilmesi sonrası ilk değerlendirme yazım olacak Rijkaard’ın Galatasaray’ı ile ilgili. Özellikle belirli bir zaman dilimini arkada bırakmayı bekledim, sevgili Melih Şabanoğlu’nun deyimiyle “kıvırcık saçlı futbol profesörü”nün yarattığı takım ve oturtmaya çalıştığı sistem ile ilgili detaylı bir analiz yapabilmek için.
Frank Rijkaard’ın resmen Galatasaray ile sahaya indiği (ilk antrenmanını yaptırdığı) 22.06.2009 tarihinden bu yana Galatasaray’daki gelişme ve ilerleme gözle görülür boyuta erişti. En baştan başlayalım.
Rijkaard’ın kafasındaki sistem elbette belliydi işbaşı yapmadan önce. Ancak, onun takımını henüz sahada görmeden herkes çok katı bir şekilde 4-3-3′ü Galatasaray’a yerleştirdi. O ise ilk açıklamalarında, bu katı tutumdan uzak ifadeler kullandı:
“Evet, sistemimiz 4-3-3, ancak oyuncu yapısı ve başarı durumuna göre sistemde değişiklik yapabiliriz.”
Elbette Frank’in kafasında, total futbolun mihenk taşı olan 4-3-3 sistemi ile oynamak, bu sistemde sonuna kadar diretmek ve başarıyı bu yolla yakalamak vardı. Ancak rakamlar çok da önemli değildi Frank için; yeter ki oyuncuları onun futbol felsefesinin temelini oluşturan, yerden hızlı paslaşmalar sonucu doğrudan kaleye ve gole gitmeyi başarabilsinlerdi.
Tobol maçıyla, son dönemin moda tabiriyle ”sıkıntılı” bir başlangıç yaptı Galatasaray resmi maç serüvenine. Fakat, çok önemli mesajlar içeriyordu Kazakistan’daki Tobol maçı. Rijkaard ve o çok önemli ekibi, Galatasaray’ın başına günlük başarılar elde etmek, taraftara ve basına sevimli gözükmek için gelmemişlerdi. Her bakımdan samimi ve adil olduklarını kanıtlarlarken, ilk resmi maç olan UEFA Avrupa Ligi 2. ön eleme turu ilk maçında sahada yerini alan ilk 11′den de Rijkaard-Neeskens-Pujol-Cuadrat 4′lüsünün, samimiyeti ve adaleti akıyordu.
Galatasaray futbol takımı, kenardaki teknik heyetin isteklerini her maç biraz daha fazla yerine getiriyor ve her maç kapasitesinin üstüne biraz daha koyuyordu. Yerden seri paslaşmalar artıyor, sahadaki dizilişler daha bir yerine oturuyor ve total futbolun filozoflarından Hendrik Johannes Cruijff‘un söylediği “En güzel gol boş kaleye atılan goldür” felsefesini yansıtan sistem golleri artmaya başlıyordu (bknz. Netanya rövanş maçı, Aydın Yılmaz’ın asistiyle Nonda’nın 2. Galatasaray’ın 5. golü veya Gaziantep maçı, Baros’un asistiyle Arda’nın attığı gol). Peki bunlar yeterli mi? Kesinlikle hayır. Daha Galatasaray’ın katetmesi gereken çok yol var.
Ve gelelim can alıcı diğer iki noktaya. Geçen yıl dert yanılan fizik kondisyon ve yıllardır kanayan yara olan duran toplar. Bu konularda birçok blog sitesinde istatistiklere yer verilmiş durumda, burada ayrıntısıyla tekrar yer vermeye gerek yok. Ancak özetle istatistikler bize şunu söylüyor: Galatasaray şu ana kadar oynadığı resmi maçlarda, öldürücü darbeleri hep 2. yarılarda vuruyor. Birkaç örnek; Tobol, Denizlispor ve her iki Netanya maçı. Fizik kondisyon gelişimini yukarıdaki örneklerle gözler önüne serdikten sonra gelelim duran top gelişimine. Aslında gelmeye gerek yok, herkesin malumu bu sene Galatasaray duran toplardan çok can yaktı. Bu kadarı bile taraftar için yeterli dersek, geçen seneleri göz önüne aldığımızda abartmış olmayız.
Frank’in son bir ezber bozan hamlesiyle ve konuyu toparlayarak yazımı sonlandırmak istiyorum. Futbolumuzda belli bir anlayış var: 1. Kadro derinliğin olacak 2. Yedek kulüben ne kadar iyiyse o kadar başarılı olabilirsin. İyi de bugüne dek geniş kadrosunu, sakat veya cezalı dışında verimli kullanabilen, tüm oyuncularını her daim hazır tutarak dilediği zaman sahaya sürebilen bir teknik direktör ile karşılaştınız mı Türkiye’de? Bunu biraz Mustafa Denizli yapıyor, o da toplasanız 14-15 (11+3 (4)) oyuncu ile gerçekleştiriyordu. Rijkaard, rotasyon kavramının gerçekten ne demek olduğunu ve nasıl kullanılması gerektiğini, son Denizlispor maçıyla ayan beyan gözler önüne sermiş ve bu konudaki tartışmalara son noktayı koymuştur diye düşünüyorum.
Sonuç olarak Galatasaray, iliklerine her bakımdan sistem ve planlamanın işlendiği bir futbol takımı olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Ancak tabii ki yolun çok başında ve belli başlı tökezlemeler yaşayacaktır. Yine de bu durum, Rijkaard ve ekibi ile gelecek futbol devriminin ayak seslerine kulak tıkamak için geçerli bir neden olmayacaktır.
Galatasaray’a ve tüm takımlarımıza başarılar, canım kardeşim Deniz Kutsal’a nice mutlu yıllar..
Ata Orçun Eryılmaz tarafından yazılan son 5 yazı
Kategori: Futbol
Yazar Hakkında:




Ellerine sağlık sevgili Orçun.
Yazın tek kelimeyle üniversite ders notlarının mükemmel bir özeti.
Derin içerikli yazında Cruijff alıntısı, Rijkaard rotasyonu ve özellikle doğum günü tebriğin inanılmaz hoşuma gitti
Yazılar en soyut tepkisel yorumlardır O yüzden birlikte daha nice olumlu etkiler getirecek güzel yazılara kardeşim…
Tekrar Teşekkürler!
Orçun’un yazısı üstüne geç mi yanlış bir yazı mı demeli?
http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1145526&AuthorID=112&b=Rijkaard%20rotasyonu&a=Ugur%20Meleke