Beklediğim Gibi
Akın Parlas | 30 Temmuz 2010 | 2 Yorum | Tweet
Dün akşamki UEFA Avrupa Ligi 3. Öneleme İlk karşılaşmasında Viktoria Plzen-Beşiktaş maçının sonucu beni hiç şaşırtmadı. Bu eşleşmeyle ilgili kafamda bir takım olumsuzluklar belirmiş ve başımıza gelebilecekleri düşünüp durmuştum. Nitekim maçın ilk yarısı korkularımla beni yüzleştirmiş oldu.
Uzun zamandır Beşiktaş’ın orta halli bir takımla ne zaman maç yapacağını düşünür dururdum. Çok zayıfları zaten görmüştük, fakat orta hallilerle maç yaptığımızda takımın kendini gösterebileceğini düşünüyordum. Böyle maçlar oynayamadan UEFA maçları başladı Beşiktaş için. Vikingur maçı bir mahalle takımıyla yapılan maçı andırıyordu. Takımdan hiçbirşey anlamamıştık, hatta ben özellikle ilk maçtan hiç memnun değildim. Biraz güçlü bir rakibin Beşiktaş’a zor anlar yaşatabileceği sinyallerini veriyordu bu maç. Sonuçta tur geçilse de öğrenciyle, bakkalla oynadığın bir maçtan kendi adına bir sonuç çıkaramayacağın gerçeği de ortadaydı.
Schuster maç öncesi daha güçlü bir ekiple oynayacağı için mutlu olduğunu söylüyordu ve takımını, bazı oyuncuları görmek için bunun fırsat olduğunu da belirtmişti. Ben hala tedirgindim ve bir Çek takımının, hele ki ülkesinin kupasını almış bir takımın beklentiden çok daha iyi çıkacağından emindim. Sonuçta maçın ilk yarısındaki görüntü beni haklı çıkarttı. Beşiktaş, daha önce ciddi bir rakiple oynamamanın sıkıntısını çekiyor ve maç öncesi rehavetinin bedelini ödüyordu.
Şunu da belirtmek isterim; Schuster çok ilginç bir teknik adam. Maç öncesi bir antrenman maçına çıkar gibi oyuncu deneyeceğini söylüyor ve turu kesin geçmiş gibi konuşuyordu. Kafasındakileri çözmek zor. İlk yarıdaki oyuna tahammül ediyor ve ikinci yarı sakin bir şekilde oyuna müdahele edip oyunu kitliyor. Nobre’de neredeyse tüm maç ısrarcı olması çok ilginç geldi. Turun gidebileceğini düşünüp Bobo’yu erkenden oyuna alması gerekirken Nobre’de ısrarcı davrandı.
Schuster tek hamleyle bütün maçı değiştirdi dedik. İşte o hamlenin adı Necip’ti. Necip gerçekten muhteşem bir oyuncu olacağının sinyallerini veriyor. Orta sahanın bütün defansif yükünü üstlendi ve Ernst’i de rahatlattı. Genç yaşına rağmen sorumluluk alan, üst düzey futbol sergileyebilen bir oyuncu. Oyuna girmesiyle rakibin ilk yarıdaki oyunundan eser kalmadı ve Beşiktaş oyunu istediği şekilde yönlendirdi. Anladığım kadarıyla Schuster çift ön libero istemiyor. Bir ön libero ve ona yakın oynayan teknik bir orta saha oyuncusu istiyor. O yüzden Delgado defansif yönden takımı zayıflatsa da onun teknik yönünden yararlanmak istiyor. Açıkçası dün Delgado beklediğimden iyi çıktı yorulana kadar. Tabata’yı da oyuna aldı Schuster, bu da gösteriyor ki ayağında top tutabilen teknik oyunculardan kurulu bir takım oluşturmak istiyor teknik adam. Yalnız defansif anlamda sıkıntılar devam ediyor. Savunmayı önde kuruyor teknik adam ve bu alışılması zor, zaman alan bir anlayış. Hedef, sisteme alışana kadar en az kayıpla atlatmak olmalı. Bir de yan toplar yine Beşiktaş’ın en büyük derdi durumunda. Her duran yan topta insanın yüreği ağzına geliyor. Schuster bu konuya da acil çözüm bulmalı.
Bir parantez de Hakan Arıkan için açalım. Dün gerçekten muhteşem oynadı ve takımını ipten alan oyuncu oldu. İlk yarıda maçın farka gitmesini önleyen isimdi. Hakan Arıkan maçın daha ilk yarıda kaybedilmesini tek başına önledi. Liverpool maçında 8 yediği günler geliyor aklıma ve çocuğa söylenmedik şey bırakılmadığı günler. Şimdi aynı isimler Hakan’ı övüp ondan büyük kaleci diye bahsediyorlar. Türkiye’de futbol oynamak böyle bir şey, ya rezilsin ya da vezir!
Akın Parlas tarafından yazılan son 5 yazı
Yazar Hakkında:



Necip Uysal film vari bir genç yetenek.. Hem de hiç ismini duymadığın ama izledikten sonra “herkes izlemeli” diyeceğin türden bir film. Necip’in ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir yapısı var. Ve insan O’nu izlerken her an yeni bir marifetini görecek gibi düşünüyor. En azından ben öyle düşünüyorum. Gelecek maçlarda uzaktan gol atsa ya da 30-40 metrelik ara pası verse hiç şaşırmayacakmışım gibi geliyor.
Türk futbolu, futbolun kalbi orta sahasında yetenekten yoksun oyuncularla can çekişirken, Necip örneği kurtarıcı pan zehir görevi görebilir. Kadrosunda hala Selçuk, Barış Özbek, Mustafa Sarp, Cristian gibi futbolcuları oynatıp altyapısındakileri heba eden büyük takımlar bundan ders çıkarabilir.
Yazı yeteri kadar kapsamlı olmuş Akın. Ellerine sağlık. Ama aşağıdaki cümle beni bitirdi, bunu itiraf etmeliyim:)
“Sonuçta tur geçilse de öğrenciyle, bakkalla oynadığın bir maçtan kendi adına bir sonuç çıkaramayacağın gerçeği de ortadaydı.”
@deniz kutsal
Müthiş bi cümle olmamış mı:)