Baba Bana Kulüp Satın Al!
Uğur Kanar | 14 Eylül 2009 | 2 Yorum | Tweet
Geçen günlerde oturup düşündüm, acaba babam bana bir futbol klübü satın alabilseydi nasıl olurdu? Nasıl bir kulüp isterdim ondan? Acaba yeni oyuncağımla oynamak kolay olur muydu? Onu da diğerleri gibi kolayca kenara itebilirmiydim sıkıldığım zaman?
Bildiğiniz gibi, hayatta özel çaba sarf etmeden elde ettiğiniz hiçbir şey sizin için çok değerli değildir. Bu ister son model bir araba olsun, ister bir kız arkadaş, ister bir futbol kulübü!
Bana göre insanlar özel merakları olan şeyleri elde etme konusunda daha da hassas olmalılardır. Örneğin araba merakı olan bir kişi için, 1979 model bir Ford Mustang’i alıp modifiye etmek, arabanın altına yatıp tek tek parçaları söküp yerine yenilerini takmak ve bunu yaparken arabanın orjinalliğinden hiçbir şey kaybetmetmemesini sağlamak, 2009 model yeni bir Ford Mustang’i parasını bastırıp elde etmekle karşılaştırılamayacak kadar büyük bir hazdır.
İşte ben de biricik babamın bana alacağı futbol klübünün hayalini kurarken aynı bunları düşündüm. Acaba, babam bana gerçekten çok sayıda taraftarı olan, üne kavuşmuş, marka değeri yüksek bir kulüp mü alsa daha güzel olurdu yoksa, yokluk içinde büyümüş ama içleri futbol oynama aşkıyla yanıp tutuşan ve tek hayalleri ileride çok büyük bir futbolcu olmak olan ama maddi imkansızlıklar nediyle ne futbol eğitimlerini yerine getirebilen ne de okula devam edemeyen çocuklardan oluşan bir kulüp mü?
Hayal güzeldi ancak seçim yapmak için biraz daha düşünmem, hayalimi büyütmem gerekiyordu. Eğer havalı bir kulübe sahip olursam -her ne kadar kulübü babam bana almış olsa da- kulüp başkanı ünvanımı her yerde kullanabilecektim, ben de maçlardan sonra çıkıp bir-iki hakem eleştirisi yapıp gündeme olurabilecektim, belki o güne kadar çok az kişinin tanıdığı biriyken popülaritem doruğa çıkacak ve nereye gitsem herkes bana “hoş geldin başkanım” diyecekti. Düşünsenize Şansal ve Erman hocalar bile beni konuşabilecekti.
Tabii bu işin riskleri de vardı. Takımım mutlaka başarılı olmalıydı, her ne kadar kulübü bana babam almış olsa da, bu klübün bana satılmasını isteyenler, kulis yapanlar, takım iyi gitmezse beni de başkanlıktan indirebilirlerdi. Ne acıklı değil mi? Kulüp benim ama beni başkanlıktan indirmeye çalışan adamlar var hayalimde. Her neyse, kimse kalıcı değildi ve çok para harcayıp taraftarın gönlünü bir an önce kazanmak gerekliydi. Yıldız oyuncular alabilirdim kulübüme, teknik direktöre de karışırdım ve istediğim oyuncuyu oynatmazsa işine kolaylıkla son verebilirdim. Ama ya yine de aşı tutmazsa! Ya popülaritem düşerse? Ya kulübü bırakmak isteyip bırakamazsam? Ya gelir-gider dengesini ayarlayamazsam? Ya babam maddi ve manevini gücünü kaybeder de bana para yardımı yapamazsa? Kulübü babam almıştı ama benim satmam gerekecekti. Bu da oldukça zor bir işti, ben kendi başıma aslında çok güçlü değildim ve babam olmadan bu kulübü idare edecek ne bilgim ne de gücüm vardı. İşler kötü gittiğinde kimse bana artık “hoş geldin başkan” demeyecekti. Daha hayal bile ederken sıkılmaya başlamıştım çünkü benim babamın hiçbir zaman bana havalı bir futbol kulübü alacak gücü olmamıştı ve içimdeki sosyal sorumluluk duygusu ve gerçek futbol sevgisi, bu hayali daha fazla kurmamı engelliyordu.
Diğer taraftan babamın da desteğini alıp küçük bir mahalle takımını almayı ya da onun yerine birden fazla mahalleye ufak tefek tesisler yaparak çocuk ve gençlere yardım etmeyi hayal ettim. Mahallelere çim sahalar yapıp, çocukları sağlıksız ve paralı halı sahalardan kurtaracaktım ya da mahalle takımımı toprak sahadan kurtarıp onları sağlıklı bir sahaya kavuşturacaktım. Futbol okulu ya da okulları açacak, gençlerin hem futbolu iyi öğrenmelerini hem de eğitimlerine devam etmelerini sağlayacak, umutlarını yeşertecektim. Bu sayede sadece gençleri değil, ders verebilecek hocaları da kazanmış olacaktım. Çocuklara kramponlar, futbol topları ve formalar sağlayıp, onların daha heyecanla ve zevkle futbola konsantre olmalarını sağlayacaktım. Onlara temiz ve yeni soyunma odaları yaptırtacak, kamyonların içinde giyinerek buz gibi soğukta terli terli eve dönmelerini engelleyebilecektim, onlara belki de hayatlarında ilk defa sıcak duş yapma imkanı sağlayacaktım.
Evet, belki televizyonlara çıkamayacaktım, bir yere gittiğimde kimse bana “hoş geldin başkan” demeyecekti ama herkes bana “baba” yada “ağabey” diyecek ve bunu babamın bana sağladığı o gelip geçici unvan yüzünden değil, gerçekten beni o şekilde gördükleri için diyeceklerdi. Galibiyet, mağlubiyet, hiçbiri önemli değildi. Herkes beni ben olduğum için sevecek ve en önemlisi de, eğer bir gün babamın maddi-manevi gücü yok olup giderse, benim yaptıklarım daima kalıcı olacaktı.
Sanırım benim gibi sporu, sadece spor olduğu için sevenlerin anlayabileceği bir şey bu ama, gerçek buydu, benim seçimim havalı takım değil, mahalle takımıydı.
Uğur Kanar tarafından yazılan son 5 yazı
Kategori: Genel
Yazar Hakkında:



Yöneticiler profesyonellik adı altında içlerindeki amatör ruhu şeytana satıp,ego ve şöhret peşinde koşmaya devam ettikleri sürece futbolumuz yerinde saymaya devam edecektir.Bu yazıdan ders çıkarmak lazım!
Kaleminin kuvvetine ve spor bilgisine güvendiğim Uğur kardeşim aramıza hoşgeldin..