Felaket Geliyorum Dedi, Peki Rijkaard’ın hiç hatası yok mu?
Dünkü yazımda, Galatasaray Spor Klübü Futbol takımının yaşadığı formsuzluğun ve aldığı başarısız sonuçların yönetimsel hatalar kaynaklı kısmını detaylı bir şekilde yazmış ve yazımın sonunda değerli okurlarımıza “peki ya Rijkaard’ın hiç hatası olmadı mı?” sorusunu yöneltmiştim.
Öyle ise, bugün çok uzun olmadan işin biraz da Rijkaard kısmına değinelim.
Bana göre Rijkaard’ın hatalarını başlıca 3 ana noktada toplamak yeterli;
1) 4-3-3 Sisteminde şartlar ve oyuncu profili ne olursa olsun ısrar etmesi :
Madde başığına bakılıp, benim 4-3-3′e karşı olduğum kesinlikle anlaşılmasın. Bana göre, 4-3-3 sistemi herzaman en iyi sistem olmuştur. 4-3-3 sistemini iyi oynayan bir takım maç içinde çok rahat değişik varyasyonlara girebilir, oyunu rakip yarı sahaya yıkmak istediğinde 4-2-3-1 ve ya 4-3-2-1 ‘e, skoru korumak istedğinde ise 4-5-1′e geçebilir. 4-3-3′ü iyi oynayan bir takım, saydığım bu diğer dizilişleri de sorunsuz uygulayabilecektir.
Dedim ya, ilk önce 4-3-3′ü iyi oynamak gerekli. Hepimizin bildiği gibi 4-3-3 sistemi, total futbol anlayışı ile birlikte 1970′lerde Hollandalıların icat ettiği bir sistemdir o günden bugüne kadar futbol anlayışı ne kadar değişse de 4-3-3 sistemi değişmemiştir. Adam markajı yok alan savunması var, koşmak yok topu koşturmak var, bir bölgede çakılı kalmak yok saha içinde yer değiştirmek var, körlemesine atılan uzun paslar yok ayağa kısa paslar var, yavaş oyun yok hızlı oyun var, son olarak savunma çoğu zaman önde kurulduğu için offside taktiği var.
Yukarıda sayfığım özelliklerin hepsini mükemmel yapmanıza tabiki gerek yok, zaten mükemmel yaptığınız zaman 1990′ların Ajax’ı ve Barcelona’sı ile günümüz Barcelona’sı ve günmüz Almanya Milli takımı oluyorsunuz.
Ne var ki, 4-3-3 oynarken bu saydıklarımın en az 3/4′ünü orta düzeyde ve kalan 1/4′ünü de iyi ve ya çok iyi yapmak zorundasınız. Bu dediğimi yaparsanız en güçlü takımları rahatlıkla yenebilirsiniz ancak yapamazsanız da en zayıf rakibe bile boyun eğersiniz. Bana göre 4-3-3′ün en kötü yanı budur, iyi oynamadığınız gün büyük olasılıkla kaybedeceksinizdir.
Hatırlarsanız geçen sezon başında Galatasaray işin 2/4′ünü yani hücüm bölümünü (hızlı hücum, ayağa pas, topu koşturma) mükemmel yaparken diğer yarısını yani savunma yönünü (offside taktiği, alan savunması) ortanın altında yaptığı için birşeylerin o zamanlarda dahi aksadığı konuşuluyordu. İlerleyen zamanlarda hücum bölgesindeki sakatlıklar ortaya çıkınca, takım da o eski günleri aratır oldu. Kesinlikle unutmamak gerekiyor ki, 4-3-3 ancak ve ancak hızlı, futbol zekası yüksek ve ayağa pas yapabilen oyuncularla oynanabilir.
Bu yüzden, kimilerinin dediği gibi orta üçlünün Barış-Ayhan-Sarp, Barış-Topal-Sarp, Cana-Sarp-Ayhan ve ya Cana-Sarp-Barış gibi çok koşan oyunculardan kurulması ile 4-3-3 oynanmaz (takımdan ayrılmasına rağmen hala Mehmet Topal ismini belirtmemin nedeni geçen sezonki eleştirilere gönderme yapmaktır).
Dedik ya, çok koşan değil, topu koşturan oyuncular önemli. Dolayısıyla sakatlıklar ve bir türlü sonlandırılamayan transferlerden dolayı şuan için Galatasaray’ın 4-3-3 oynaması imkansız. Eksikler nedeni ile Galatasarayın Sivas, Bursa ve Karpaty maçlarındaki oyuncu havuzuna bir bakın :
Orta üçlü için : Ayhan (yavaş, pas yeteniği sınırlı), Barış (yavaş, pas yeteneği sınırlı, oyun zekası düşük), M.Sarp (yavaş, pas yeteneği sınırlı), Emre Çolak (hızlı, pas yeteneği orta seviyede, tecrübesiz ve fizik olarak yetersiz, oyun zekası iyi)
İleri Üçlü için : Kewell (yavaş, pas yeteneği iyi, oyun zekası iyi) , Arda (yavaş, pas yeteneği iyi, oyun zekası iyi) Baros (hızlı, oyun zekası iyi, pas yetenği orta)
Geri dörtlüye hiç girmiyorum bile.
Peki bunları biz biliyoruz da Rijkaard bilmiyor mu? Bence o da biliyor. Zaten bilmiyorsa, bugüne kadar Rijkaard’a destek olmakla çok yanlış yapmışız demektir.
Dedim ya, bence Rijkaard’da Elano düzelmeden ya da yerine birisi alınmadan, Cana takıma tam adapte olup Cana ve Elano’nun yanına oyunu çift yönlü oynayan bir oyuncu transfer edilmeden ve Pino takıma katılmadan 4-3-3 sistemi ile takımdan randıman alamayacağının farkında.
İşte hatası da burada, madem öyle niye ısrar ediyor. Niye kadro yapısı tam hazır hale gelene kadar oynanması en basit taktik olan 4-4-2′ye dönüp şu dönemi idare etmeye çalışmıyor.
Gerçekten bunu anlamakta ben de çok zorlanıyorum. En iyisi bu soruyu Rijkaard’a yöneltmek.
2) Yönetime Rest çekmemesi :
Bana göre Rijkaard’ın ikinci büyük hatası, bitmeyen transferler nedeniyle yönetime rest çekmemesi. Ben Rijkaard’ın yerinde olsam, iki La Liga şampiyonluğu, bir Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu, bir Şampiyonlar ligi ve Avrupa Futbol Şampiyonası yarı finali bulunan topu topu 10 yıllık ama dolu dolu olan teknik direktörlük kariyerime zarar verecek bu ortamda daha fazla çalışmazdım, ya da gerekli resti çekerek yönetimi hızlı olmaya zorlardım. Ne yazık ki Türkiye’de bunu yapmıyorsan bu eleştirilere de katlanmak zorundasın.
3) Tercüman Sorunu- Kendisine Düzgün bir Tercüman bulamaması :
Geçen yıldan beri Rijkaard’ın tercüman sorunu devam ediyor. Kendisi, İngilizce konuştuğu ve esas olarak ikinci dili Portekizce olan Mert Çetin’le çok iyi anlaştığını söylese de, ne Rijkaard’ın ne de Mert Çetin’in İngilizcelerinin mükemmel olduğu söylenemez. Bu nedenle, özellikle futbolcuların Rijkaard’a dertlerini çok iyi anlatıp anlatamadıklarından şüpheliyim. Çünkü Mert Çetin her ne kadar bu sezon basın toplantılarındaki yerini Mustafa Yücedağ’a bırakmış olsa da, klübede hala Mert Çetin var.
Bildiğiniz gibi Mert Çetin’in yanlış tercümeleri geçen yıl çok defa polemik konusu olmuştu.
Bu yıl özellikle basın toplantıları ama aynı zamanda saha içi için de, yeni bir isim, eski gurbetçi futbolculardan Mustafa Yücedağ tercüman olarak atandı ve iş tamamen içinden çıkılamaz bir hal aldı.
Geçen Mert Çetin yanlış çevirse bile hiç değilse ya sorunun yanlış sorulduğunu ya da Rijkaard’ın ne cevap verdiğini çoğumuz anlayabiliyorduk. Bu yıl Rijkaard flamenkçe konuşuyor, ancak bu kez de Mustafa Yücedağ’ın Türkçe tercümeleri anlaşılmıyor. Çünkü Yücedağ’ın da Türkçesi çok zayıf. Rijkaard 5 dakika konuşuyor Yücedağ 15 saniye tercüme ediyor, tercüme de ne tercüme! Hani Müjdat Gezen’in meşhur Yugoslav teknik direktör tiplemesi vardır ya, ondan pek bir farkı yok. Hal böyle olunca Rijkaard’a sorulan soruları kendisine nasıl yönelttiği de merak konusu. Tabiki bu dediğimin cevabını tahmin etmek çok da zor olmasa gerek.
Uzun lafın kısası Rijkaard’da bu başarısızlıkta yönetim kadar olmasa da sorumlu ve ne yazık ki böyle önemli bir karakterin de artık kellesi istenmeye başlandı. Umarım işler kısa zamanda rayına girer ve Rijkaard’ın gidişini seyretmek zorunda kalmayız.
Yine kısa ve öz yazmak istedim ama olmadı, sorunlar o kadar çok ki, yaz yaz bitmiyor. Bu uzun yazıyı sonuna kadar okuyan herkese teşekkür ederim.

















Son Yorumlar