Yazara göre arşiv

Voleybol’a Dair (Bölüm I)

Kendimi voleybol hayatıma, TED Ankara Koleji orta birinci sınıfta bir basketbol seçmesine gittiğimde, katılmış  buldum!

Okulda basketbol seçmeleri vardı. Devamlı görüştüğüm  arkadaşlarımın çoğunluğu okul takımımızda oynayan basketbolculardı ve ben de bir basketbolcu olacaktım. Boyum uygundu, kabiliyetimde yeterliydi. Tek eksik olan, BASKETBOL seçmesi diye, VOLEYBOL seçmesine gitmiş olmamdı. Seçmeyi yapan, aynı zamanda beden eğitimi hocamız olan milli voleybolcu Orhan Oruç hoca idi. Onu görünce, anladım ki yanlış seçmeye gelmişim (:

Ama iş  işten geçmişti. Orhan Hoca beni görünce  “gel bakalım Aydın, geç sıraya” dedi.. Adaylar karşılıklı pas atıyorlardı.. 2-3 paslaşmadan sonra “tamam, bırakabilirsin, takıma alındın” dedi.

İşte voleybol hayatıma da o gün başlamış oldum…

Takıma seçilmiştim. Ortaokul takımında oynamaya başladım. Ortaokul takımı olması sebebi ile hafifi antremanlarla okul maçlarına çıkıyorduk. Biraz büyüyüp işi öğrenince, 2-3 sene içerinde genç takıma geçtim.. 2 sene genç takımda oynadım. Ankara şampiyonu olarak o 2 senede üst üste Türkiye şampiyonası finallerine katılmıştık. Sosyal Sigortalar, Fenerbahçe gibi takımlarla sıkı maçlarımız olmuştu.

Genç takımdan sonra, Ankara Kolejliler A takım kadrosuna dahil edildik. Bir anda, her ne kadar basketbol aşığı olsamda, hayran hayran seyrettiğimiz voleybolcu ağabeylerimizle aynı takımda antreman yapmaya, top oynamaya  başlamıştık. Teenage yaşları terk ettiğimizde, Ankara Koleji voleybol takımının as kadrosunda, en az günde 1 kere 2,5 saat antreman yapan, her hafta en az iki maç oynayan bir voleybolcu olmuştuk.

Radyodan siyah beyaz tv’ye geçiş, siyah beyaz tv’den renkli tv’ye geçişte olduğu gibi, şu anda birçok aktif sporcunun belki de hatırlamadığı, o zamanki mahalli liglerde top koştururken, bir anda 1971 senesinde “Türkiye Deplasmanlı Voleybol Ligi kuruldu” haberi geldi…

A takıma katılışımızın ilk senesiydi. Mahalli lig maçlarını seyrederken, ilk senemizde deplasmanlı liglere dahil olmuştuk. Takımımızı, daha sonra Federasyon Başkanlığı da yapacak Naci Bayamlıoğlu çalıştırıyordu. “Mahalli Liglerin” yerini “Deplasmanlı Liglerin” alması ile birlikte de hayatımız çoğunlukla Ankara-İstanbul-İzmir ve diğer şehirler arasında gidip gelmeye başlamıştı.

Ankara’da TED Ankara Kolejliler Spor Kulübümüz, çok ufak paralarla ve çoğunluk kendi öğrencilerinden seçtiği sporcular ile basket, voleybol ve diğer branşlarda faaliyetlerini sürdürüyordu. Bu maddi şartlara rağmen, voleybol takımımız büyük bir atılım yaparak, Türkiye’nin ender yetiştirdiği teknik adamlarından biri olan Cafer Aksakal yönetiminde, zamanının avrupada dahi en büyük smaçörlerinden biri olan ve çok genç yaşlarında Semih Oktay‘ı, ayrıca Sedat Yavuz ve İsmet Kır‘ı transfer ederek Türkiye Deplasmanlı Voleybol Liginde uzun seneler başarıdan başarıya koşmuştur.

TED Ankara Kolejliler voleybol takımı 1970′li senelerde fırtına gibi esmeye başlamıştı. Türkiye Lig Şampiyonluğu elde edememesine rağmen birçok lig ikinciliği kazanmıştır. Senelerce üst üste Türkiye Kupalarını (o zamanki adıyla Spor Bakanlığı Kupası) müzesine götürmüştür.

Galatasaray Spor Kulübünün ve Türk milli takımının efsane voleybolcuları Pasör Erdal ve Smaçör Küçük Yalçın, Göztepe’li Yaşar Abimiz kulübümüze  transfer edilmişlerdir. Onlarlada uzun seneler yan yana oynama fırsatı elde etmiş olduk.

TED Ankara Koleji‘nin okul bünyesinden bir çok öğrenciyi  Türk sporuna kazandıran kulübümüz, daha sonraki senelerde voleybol, basketbol ve diğer branşlarda  maliyetleri  artması ile birlikte başarılarını devam ettirememiş ve bir alt kümelere düşmüşlerdir. Hernekadar okul bünyesinden gelen sporcular hemen hemen hiç ücret almasa da, rekabet için diğer kulüplerden transfer edilen sporcuların maliyetleri altında, başka hiçbir yan geliri de olmayan kulübümüz baş edememiştir.

Kulübümüz, 1960-1970′li senelerde (hala da çok büyük bir taraftar kitlesi mevcuttur) 5.000 kişilik öğrenci potansiyeli, mezunları ve diğer taraftarları ile birlikte Ankara Selim Sırrı Tarcan ve Atatürk spor salonlarını voleybol ve basketbol lig maçlarında ve avrupa kupa maçlarında hınca hınç doldurmayı her seferinde başarmıştır. Ankara da voleybol denince akla gelen ilk kulüplerden biri Ankara Kolejlilerdir.

Şimdi liglerde boy dösterememesi -ne yalan söyleyeyim- içimizi sızlatıyor..

Voleybol hayatımızda geçen bu süre içerisindeki anılarımızla birlikte ileriki günlerde yine beraber olacağız,

Sevgiyle kalın.

S.A.K

Atletizm bir tutkudur (V. Bölüm)

I.BÖLÜM: ”TÜRK ATLETİZM”İNİN BUGÜNÜ VE YARINI

-

turk-atlet-sporlog.JPG

-

Bu soru akla devletin “spor politikalarını” getiriyor. Sahi devletimizin bir “spor politikası” var mı? Bu konuda stratejik, operatif ve taktik kararlar alınmış mı? Hedefler saptanmış mı? HAYIR!

Her yıl federasyonlara yetersiz bütçeler tahsis ediliyor. Federasyonlar ehil ellerde mi? Bu bütçeleri en etkin şekilde kullanabiliyor ve başarılı olabiliyorlar mı? HAYIR!

Tahsis edilen bütçeler ancak idare-i maslahat için yeter! Türkiye atletizm sitesindeki rekorlar dahi ancak geçtiğimiz yaz sonunda güncellenmiş. Bu o kadar zor mu? Maliyeti olan birşey mi? Neyse ki Vestel atletizm sitesi var. Rekorları güncelliyorlar.


Devamını Oku

Atletizm bir tutkudur (IV.Bölüm)

IV.BÖLÜM: BAYANLARDA DÜNYA ve TÜRKİYE REKORLARI

-

world-record-ladies-athletics.JPG

-

Dünya rekorlarına bakarak bayanlar Türkiye rekorları hakkında değerlendirmeler yapacak olursak;

-

bayanlarda-dunya-ve-turkiye-rekorlari-19.JPG

-

1500m., 5000m. ve 10.000m. de Dünya rekorlarından sadece %1 gerideyiz. 100 engelli ve disk atmada ise %4… Bu dallardaki rekorlarımız gerçekten kaliteli. Ancak, sırıkla yüksek atlamada ve heptatlonda %17, ciritte %21, güllede %22 ile çok gerilerdeyiz.
Devamını Oku

Atletizm bir tutkudur (III.Bölüm)

III.BÖLÜM: ERKEKLERDE DÜNYA ve TÜRKİYE REKORLARI

-

world-record.JPG

Önce üzüntüyle belirtmeliyim ki Türkiye Atletizm Federasyonu resmi internet sayfasında rekorlar uzun süredir güncellenmemiş. (bu yazının yazıldığı yaz döneminde güncellenmeyen Atletizm Federasyonu sitesi, ne mutlu bize ki şu an güncel olarak bulunmaktadır.) Şaşırmamk gerek, bu federasyon Elvan‘a 5000 m. ikinciliğinden “Türk Bayrağı” ulşatıramayı dahi beceremeyen federasyon. Vestel Atletizm internet sitesi daha güncel bilgiler veriyor. Teşekkürler Vestel…

Atletizm Federasyonu listesinde pekçok yeni Türkiye rekoru yer almıyor. Tebirkler (!) Atletizm Federasyonu!.. Vestel sitesinde 2008 Beijing rekorlarını bile eklemiş.

Rekorlardan ilginç birkaç not… Kadınlar Türkiye rekorları listesinde 15 rekor 9 yabancı kökenli atlete ait.
Devamını Oku

Atletizm bir tutkudur (II.Bölüm)

II.BÖLÜM: DOPİNG KULLANIMI ve YAKLAŞILAMAYAN REKORLAR

-

doping-kullanimi.jpg

1952 olimpiyatlarıyla başlayan SSCB-ABD rekabeti “doping” kullanımını arttırdı. Doping etkileri özellikle kadın atletlerin bedenlerinde kolayca görülür hale geldi. 1963,2te doping için tedbirler alınmasına karar verildi ve bu tedbirler 1967′de yürülüğe girdi ve sert şekilde uygulandı. WADA (World Anti-Doping Agency) yeni geliştirilen doping ilaç ve yöntemleri dolayısıyla kontrol kriterlerini sürekli güncellemeye başladı. Otoriteler en sıkı kontrollerin atletizmde yapıldığını ifade ediyorlar.


Devamını Oku

Atletizm bir tutkudur (I.Bölüm)

I.BÖLÜM: SPORLARIN ANASI “ATLETİZM”

-

Birkaç yıl süren aktif atletizm hayatımdan sonra bu sporun bir tutkunu olarak, “sporların anası” şeklinde tanımlanan atletizmi 45 yıldır yakından izliyorum.

Kökenleri antik Yunan’a dayanan atletizm binlerceyıldır gelişerek, yeni branşlar eklenerek, 1896′da düzenlenen ilk olimpiyatların ana sporu olmuş ve bu özelliği günümüze kadar korumuştur. I.Dünya savaşı dolayısıyla 1916 ve II.Dünya savaşı dolayısıyla da 1940 ve 1944 olimpiyatları gerçekleştirilememiştir.
Devamını Oku

BloggerV.com üyesidir.