Yazara göre arşiv

Bravo TBF!

Basketbol camiasında yıllardır konuşulur, Beko Basketbol Ligi‘nin hakettiği yeterli ilgiyi görmediği, salonların boş kaldığı. Tabii olaya İstanbul’dan bakarak konuşunca, bunlar doğru olabilir. Maçlara senede 1-2 tanesi hariç ilgi yok gibidir. Fakat durum, İstanbul’da olduğundan farklı aslında.

Mesela İzmir’in basketbol temsilcisi Karşıyaka, 40 yıldır bu ligde mücadele 38 senedir düşmeden her sezon 1. ligde bulunan yegane takım. Bundan daha önce de bahsetmiştik zaten. Mevzu bu değil. Taraftarı da 50 yıldır yanında. Nesiller geçiyor ama yine Karşıyaka tribünlerinde gençler, öğrenciler heyecanla spor salonunun yolunu tutuyor. Şampiyonluk senesinin üstünden 20 yıldan fazla süre geçmiş de olsa, başarıya uzak kalınmış da olsa, kültür, alışkanlık veya basketbol sevgisi, ne dersek diyelim tribünler hep Türkiye ortalamalarının çok üstünde. Karşıyaka her maçta taraftar desteğini alması tabii ki önemli fakat bazı maçlar var ki, bu maçlarda normalden daha fazla bir destek gerekmekte.  Bu maçlardan biri de bu haftasonu oynanacak olan Karşıyaka - Fenerbahçe maçı.
Devamını Oku

Takas Raporu

All-Star haftasonuyla, normal sezonun -resmi olmasa da- ilk yarısı bitti kabul edilir. All-Star’ı takip eden haftada takas bitiş tarihi gelir. En hareketli hafta olur genelde. Yumurta kapıya gelince hareket eden tüm takımlar, bir anda büyük takasların içine girerler. Bu sene de öyle oldu ve son dakika golü gibi takaslar arka arkaya geldi.

Daha önce Dallas ve Washington takasından bahsetmiştim. (bkz. NBA’de Dev Takas) Böyle bir takasla ortalık hareketlenmişti. Birkaç tane daha büyük adım atıldı. Öncelikle bu takasla ilgili olarak bir not belirteyim. Drew Gooden takasla Los Angeles Clippers‘ın yolunu tuttu. Neden böyle bir hamle yaptı Clippers onu da yazımın devamında açıklayacağım.
Devamını Oku

Bir All-Star Böyle Geçti…

        

NBA ALL-STAR bence NBA yönetiminin büyük başarısıdır. Her sene aynı şeyi, çok değişikmiş gibi sunabilmek ve neredeyse her sene benzeri şeylerin sahnelendiği bir olayda, heyecan yaratabilmek gerçekten zor iş. Bunu başarabiliyor. Bu sene Dallas’ta oynanan gösteri maçının en ilgi çeken yönü kuşkusuz 108.713 kişinin canlı izlemesi. 

Herşeyin en büyüğünü biz yaparız iddiasından mıdır bilinmez, Amerikalıların herşeyde rekor kırmak gibi bir adetleri var. Biraz da değişiklik lazımdı All-Star’a. Ne yapılmalıydı diye düşünüldü. Dallas’ın Amerikan Futbol takımınının stadı uzun çalışmalardan sonra 108.713 kişinin canlı izleyebildiği ! bir mabede döndü. Bu da bir basketbol maçını izleyebilen en fazla kişi. Herhalde bu rekor Amerika’dan başka bir yerde kırılamazdı. Oldukça ihtişamlıydı görüntüsü. Stadın üstü kapatılarak ortasına kurulan dev ekran ise gerçekten inanılmazdı. 40 metreye 20 metre ebatlarıyla tam bir teknoloji harikasıydı. Gerek görüntü kalitesi, gerekse de gösterilerin güzelliği ihtişamı daha da arttırdı ve bana göre All-Star haftasonunun ilk sırasında yerini aldı. Bu linkten salonun hazırlanışını izlemek de mümkün..

Gelelim organizasyona. Açıkçası ilk günü, yani çaylaklar takımıyla, ikinci yılını oynayan oyuncuların takımı arasındaki maçı hiç canlı izlemedim. Çok büyük ihtimalle sonucu belli oluyor. Bu seneki gibi istisnalar hariç, lige ısınmış olan ikinci yıl oyuncuları ( sophomore) açık farkla kazanırdı. Demek ki iyi çaylak oyuncular var ligde.

İkinci gün ise, merakla beklenen smaç yarışması ve diğer aktiviteler fazla heyecan vermedi. Vasatı aşamadı. Steve Nash yetenek yarışmasını kazanırken, Paul Pierce da üç sayıda iddiasını kanıtladı. Sevenler olabilir, haksızlık etmemek gerekir ama bana bu kadar antipatik gelen bir başka adam daha yok şu NBA’de. Maalesef yine Nate Robinson, yine vasat smaçlarıyla, yine jüri yardımlarıyla kazandı. İki sene önce Andre Iguodala’nın, geçen sene, 2009′da da, Rudy Fernandez’in hakkı yendi. 2 kez üst üste olmak üzere 3 kez kazanan tek isim oldu 1.75′lik Nate Robinson. Ben de artık tadı kaçan bu organizasyonu izlemeyeceğim.

Cumartesi gecesinin kayda değer bir diğer aktivitesi, üç sayı yarışması. Buradan da, her zaman etkili bir şutör olarak bildiğimiz Paul Pierce, açıkçası kendisinden beklemediğim bir şekilde iyi yarıştı ve şampiyon oldu. Aslında şut stili olarak hızlı atıcı olmadığını düşündüğüm Pierce, bu konuda da iyi olduğunu kanıtladı. Böylece Pierce formda olduğunu gösterdi. Şampiyonluk yolunda Celtics’in oldukça ihtiyacı olacak bu sene.

Pazar gecesi ise, organizasyonun amacı olan Batı ve Doğu karması maçı vardı. All-Star menüsünün ana yemeği en son servis edildi. Burada zaten tek amaç, gösterinin devam etmesidir. Bireysel olarak süper yeteneklerin olduğu bir maçtan insanlar da doğal olarak süper smaçlar, olağanüstü sayılar bekliyor doğal olarak. Bunlar da vardı. Doğuda MVP Wade başta olmak üzere, LeBron, Chris Bosh, Kevin Garnett ve Dwight Howard, Batıda ise, Carmelo Anthony, Amare Stoudemire, Deron Williams güzel hareketleriyle geceyi renklendirdiler. Yine son periyodu MVP için yarışmaya döndü her sene olduğu gibi. Yarışı bu sene Dwyane Wade hakkıyla kazandı. Kobe’nin olmamasıyla bir rakibi eksilen Wade, Lebron James’in önünde, en değerli oyuncu oldu. Yaptığı şık hareketlerine, güzel istatistikler de ekledi. 28 sayı 11 asist 6 ribaund 5 top çalma ile oynadı. Devre arasında Türkiye’yi de ilgilendiren bir olay yaşandı. Dünya Basketbol Şampiyonası için ABD aday kadrosuna çağrılan oyuncular tek tek tanıtıldı. Bu sırada dev ekrandan Türkiye tanıtım videosu geçmiş. 108bin Amerikalı ve tüm dünyanın izlediği bu organizasyonda Türkiye reklamının bulunması da oldukça güzel oldu. Umuyoruz tanıtılan NBA yıldızları tam kadro olarak ülkemize gelirler.

Doğu Karması maçı Wade’in Carmelo Anthony’e yaptığı iyi savunmayla kazanmayı başardı. Bütün maçı farklı önde götüren Doğu, Chauncey Billups’a engel olamasa da, maçı 141-139 kazandı.

Özetle, NBA yönetiminin artık saha dışında da ilgi çekecek bir takım yenilikler bulması şart. Saha içindeki mücadele zaten üç aşağı beş yukarı aynı. Bakalım gelecek yıllarda neler izleyeceğiz?

NBA’de Dev Takas

             

NBA’de sezonun yarısına denk gelen All-Star haftasonu her zaman söylentilerin en çok olduğu zamandır. Bu sene de 18 Şubat Perşembe akşamına kadar sürecek olan takas döneminin bitimine az bir zaman kala, Dallas Mavericks ve Washington Wizards, söylentileri gerçeğe dönüştürdü ve önemli bir takası gerçekleştirdi.

Takaslarda genelde bir taraf daha karlı olur. Mesela son yılların en karlı takaslarından biri Lakers ile Grizzlies arasında oldu. Pau Gasol‘ü alan ve karşılığında bütün maçı benchte izleyen oyuncularını Memphis’e veren Lakers son iki senenin finalisti olurken, bu sene de en büyük aday. Memphis ise yıllardır yeniden yapılanma sürecinde.

Bu takasta ise, göründüğü kadarıyla karlı çıkan Dallas Mavericks. Yeteneklerine ihanet eden forvet Josh Howard bu takasın başrollerinden birisi. Diğer tarafta ise, Arenas’ın olayından sonra skor yükünü iyice üstlenen Caron Butler var. Kendisini mental olarak hazırlasa ve konsantre olabilse, Washington için de ümitli konuşabileceğim ama hali hazırda, formda bir Caron Butler Dallas’a iyi gelecektir. Dallas’ın Drew Gooden‘dan boşalan ribaund eksikliğini pivot Brendan Haywood ile kapatabileceğini düşünüyorum.

Başkent ekibi için bu takas yeniden yapılanmanın bir işareti midir bekleyip göreceğiz? Açıkçası Antoine Jamison ve Howard gibi iki yetenek üzerine kurulabilir ama böyle uzun vadeli bir plana 32 yaşındaki Jamison ne kadar eşlik edebilir, bu da sorgulanması gereken bir nokta. Drew Gooden ve Quinton Ross ise bench derinliğini artıracaktır ama hedefsiz ve henüz bu sezon yaşadıklarını atlatamamış bir takımda oyuncular ne kadar motive olurlar, bunu da zaman gösterecek.

Şahsi kanım, artık Wizards’ın ileriye dönük planlar yaptığıdır.  Diğer yanda, Caron Butler’ın da şampiyonluk adayı bir takımda, Nowitzki, Marion, Kidd gibi yıldızlarla yüzük kazanmak için tek şansı olduğunu biliyordur diye düşünüyorum. Washington için kısa vadede pek faydası olacak gibi görünmese de, Dallas’a ne kadar faydası olacağını izleyip göreceğiz.

Bülent Yıldırım ve Hakemlik!

16 yıldır hakemlik yapan Kayseri doğumlu, Ankara bölgesi hakemi Bülent Yıldırım.  Yaklaşık 7 yıldır süper lig maçı yönetiyor. FIFA kokartlı ama gelin görün ki, FIFA yetkilileri, dün 1-1 biten Karşıyaka - Adanaspor Bank Asya 1. Lig maçını izleseydi, herhalde Bülent Yıldırım’a sağlam yaptırım uygulardı. 


Devamını Oku

N B A 2009-2010 ( I )

 

Yaklaşık 60 yıldır süre gelen, basketbolun anavatanı kabul edilebileceğimiz Amerikan Ulusal Basketbol Ligi’nin son adı. Türkçesi Ulusal Basketbol Birliği olan bu kurum, adını tekzip edercesine ulusal olmaktan bir hayli uzaklaştı. Tam anlamıyla uluslar arası bir lige döndü. Neredeyse bütün dünyadaki oyuncuların oynamak istediği ve kendisini kanıtlamayı hayal ettiği arena oldu. Daha önceki yazılarımda bahsetmiştim, Türk basketbol severinin NBA ile tanışması 90’lı yılların başına denk gelir. TRT’nin tek kanal olarak haftada bir gün NBA Action programını yayınlamasıyla başlar macera. Murat Murathanoğlu ABD’den yeni dönmüş, uzun yıllar orada kalmış bir NBA uzmanı olarak anlatımıyla pek çok basketbol severi ekrana çekmiştir.


Devamını Oku

Bir Takım Nasıl Çöker?

Bir zamanlar ligin en diplerinde yer alan takımdı Washington Wizards. Washington Bullets adıyla mücadele ettiği 90′lı yıllarda ne iyi bir draft yakalayabildi, ne de önemli takasa imza attı. 2000′lerin başında efsanen Michael Jordan’ın Wizards forması giymesi biraz hareket kattıysa da, emekliliğini açıklamasıyla gerileme dönemine girilmişti. 2001 Draftı 1. sıradan seçilen Kwame Brown, yetenekli skorer guard Richard Hamilton bekleneni veremiyor, hayalkırıklığı yaratıyordu.
Devamını Oku

Türkiye 2010 Değerlendirmesi (I)

Geçen hafta çekilen kuralardan sonra, 28 Ağustos’ta başlayacak Dünya Basketbol Şampiyonası grupları belli oldu. Kayseri’de oynanacak A grubunda, Arjantin, Sırbistan, Almanya, Avustralya, Angola ve Ürdün olarak belirlendi. İstanbul’daki B grubunda ise, Amerika, Brezilya, Slovenya, Hırvatistan, İran ve Tunus olurken Ankara’daki C grubunda ise Milli Takımımızın rakipleri, Yunanistan, Porto Riko, Rusya, Çin ve Fildişi Sahilleri oldu. İzmir’deki D grubunda, İspanya, Fransa, Litvanya, Kanada, Yeni Zelanda ve Lübnan takımları kıyasıya bir mücadeleye girecek. B grubunda ABD ile İran’ın siyasi konumu gereği arabulucu olan ülke konumundaki Türkiye’de oynayacak olmaları ilginç bir rastlantı. Siyaseti bırakalım, sportif olarak düşününce, ABD’nin ağır bastığını, hatta sadece İran’a değil, herkese oranla turnuvanın açık ara en büyük favorisi olduğunu söylemek yanlış olmaz. Fakat işi sıkı tutmazlarsa, acı bir turnuva deneyimi daha edinebilirler.

Gelelim GRUP ANALİZLERİNE; burada görüşlerimi aktarırken, sakatlıkları yok sayarak ve takımların tam kadro geleceğini düşünerek yapıyorum.
Devamını Oku

Türkiye 2010 Kuraları Çekiliyor

            

Yıllardır tüm basketbol severlerin hasretle beklediği, dünya basketbol şampiyonasına aylar kaldı. 28 Ağustos’ta başlayacak dev organizasyonun kuraları 15 Aralık Salı günü çekiliyor. İnşası bitmek üzere olan Ankara Arena, İstanbul Abdi İpekçi Spor Salonu, İzmir Halkapınar Spor Salonu, Kayseri Arena ve finallerin oynanacağı İstanbul Olimpiyat Salonu ile birlikte dört kentimizde, beş salonda 24 takımın kıran kırana mücadelesini izleyeceğiz. 13 Aralık günü FIBA’nın belirlediği 4 Wild Card sahibi Litvanya, Rusya, Almanya ve Lübnan ek kontenjanla Dünya Şampiyonasına katılmaya hak kazandı. 15 Aralık Salı günü İstanbul Çırağan Kempinski Otel’de saat 11:30′da başlayacak kura sonrası, bütün gruplar ve oynayacağı şehirler belli olacak.


Devamını Oku

Türk Basketbolunun Gerçeği: Karşıyaka

Son 36 sezonu üst üste olmak üzere Türkiye Erkekler 1. Basketbol Liginde tam 39 sezondur mücadele ediyor KARŞIYAKA. 1986-87 sezonunda, altyapısından çıkardığı on genci ve kadrosuna kattığı iki Amerikalısıyla, kendisinden kat be kat büyük bütçeli takımları devirerek şampiyon oldu. Ligde ufak bütçelerle, altyapısından gelen gençlerine güvenerek nasıl başarılı olunacağının en büyük örneğidir Kaf-Kaf.


Devamını Oku

2010 Dünya Basketbol Şampiyonasına Bir Kala (III)

2006′daki süper turnuvadan sonra beklentiler yeniden arttı. 2007 yılında tam anlamıyla tam kadro sayılırdı takımımız. 2007 yılı Efes World Cup turnuvasının oynanacağı şehir İzmir olarak seçildi. 2005 ve 2006′daki başarılı organizasyonlardan sonra, İzmir hem FIBA’nın hem de oyuncuların da tercih ettiği bir şehir olarak kendisini kabul ettirmişti.


Devamını Oku

Şimdi Ne Olacak?

Aslında olay yeni değil, şimdi ortaya çıkmış da değil. Türkiye Basketbol Ligi takımlarından OYAK Renault tarafından dile getirildi. Türkiye Basketbol Federasyonu de gerekçeyi reddetti. Bahsettiğim olay hakkında, Cemal Nalga dersem herhalde herkes anlayacaktır.
Devamını Oku

2010 Dünya Basketbol Şampiyonasına Bir Kala (II)

2004 Mayıs ayında Basketbol Federasyonu, yeni baş antrenörümüz Bogdan Tanjevic‘i basına tanıttı. Kariyeri tartışmasız olsa da son iki, üç senesini boş geçirmesi akıllara soru işaretlerini getiriyordu. Şüphesiz ki çok kariyerliydi, başarıları çoktu ama hala o başarılara imza atacak kadar hırslı ve istekli miydi?
Devamını Oku

2010 Dünya Basketbol Şampiyonasına Bir Kala (I)

Kendimi bildim bileli sporu severim ve sadece izlemekle yetinmeyip elimden geldiği kadar her türlü spor dalını oynamışımdır. Neredeyse hepsini severim ama içlerinden bir tanesi diye sorulsa, cevabım kesinlikle ‘basketbol’ olur. Tabii ki zevkler ve renkler kişiye özgüdür ve sorgulamak olmaz, yanlışı doğrusu olmaz ama benim sorgusuz sualsiz en favori sporumdur. Öylesine severim ki, sokakta oynanan herhangi bir maçı bile takip edebilirim. Neden bu kadar severiz bilinmez, benim basketbol sevgim gibi dünyada başta futbol olmak üzere pek çok insan belirli spor branşlarına tutku derecesinde bağlanır. Bir sporu sevmede bir oyuncu da ana etken olabilir. Pele ve Maradona yıllarca pek çok insanın futbolu sevmesine sebep olduğu gibi, Michael Jordan da bu bayrağı basketbolda taşıyan adamdır.
Devamını Oku

BloggerV.com üyesidir.