Yazara göre arşiv

Formalar…

 

Takımınız sahaya çıkarken onu nasıl tanırsınız? En öndeki kaptandan mı? Sevdiğiniz oyuncudan mı? Yoksa stadda delicesine çalan takımınızın marşından mı anlarsınız sahaya çıkanların gönül verdiğiniz 11 futbolcu olduğunu? Formalarından anlamak daha kolay olmaz mıydı?


Devamını Oku

FIFA plaj futbol şampiyonası 2008

EURO 2008‘in bitmesinin ardından hepimizin içini buruk bir hüzün almıştı. Ağustos ayında başlayacak ligler öncesi etrafta futbol namına en küçük kırıntıları bile değerlendirecek duruma gelenler için bir nebze de olsa çerez niyetinde bir organizasyon yakında ekranlarımıza taşınacak. FIFA’nın organize ettiği “FIFA Plaj Futbol Turnuvası 2008” Fransa’nın en güzel sahil kenti Marsilya’da önümüzdeki hafta başlayacak.

-

4 grupta 4 takımın mücadele edeceği turnuva 17 Temmuzda Uruguay - İran maçı ile başlayıp 27 Temmuz’daki final maçıyla sona erecek. Maçlar Eurosport’tan naklen yayınlanacak. Hiç şüphesiz turnuvanın en büyük favorisi biri geçtiğimiz yıl evinde olmak üzere son iki sezonun şampiyonu olan Brezilya. Turnuvadaki gruplar ise kura sonucu şöyle oluştu;

-

A Grubu : Uruguay - Fransa - İran - Senegal 

B Grubu : İtalya - Solomon Adaları - El Salvador - Portekiz

C Grubu : Rusya - Arjantin - B.A.E. - Kamerun

D Grubu : Meksika - Japonya - Brezilya - İspanya

    

Fenerbahçe’nin Aragones’i

luis-aragones1.jpg 

1 ay boyunca bizi ekranlara çivileyen ve deniz, kum, güneş yerine klimalı evlerimizde televizyon seyretmemize neden olan Avrupa Futbol Şampiyonası İspanya’nın mutlu sona ulaşması ile tarihteki yerini aldı. Turnuva öncesi pek de favori gösterilmeyen fakat etkili futbolu ile göz dolduran İspanya özellikle çeyrek finalle birlikte kupaya doğru yürüdüğünün sinyallerini yavaş yavaş vermeye başladı. Avrupa şampiyonu takımın teknik direktörü Luis Aragones şimdi Fenerbahçe’nin başarısı için mesaisini tüketecek. Peki Aragones Fenerbahçe’ye nasıl bir futbol oynatacak? Sorunun yanıtı belki de Aragones’in İspanya’ya nasıl futbol oynattığında saklı.


Devamını Oku

“El Turco”

turkey2.jpg

Tarih boyunca bizi hiç anlamadılar. Kimi zaman “mama li Turchi” dediler korktular, kimi zaman “el Turco” deyip övdüler. Kızdığımız zaman ne kadar yıkıcı olduğumuzu, sevindiğimizde içimizdeki delicesine coşkuyu ne İngilizi ne Fransızı ne de Almanı anladı. Karşımıza çıkanlar bizim ne zaman ne yapabileceğimizi hayal bile edemedi. Bu yüzden de bizi hep hindiye benzettiler. Dalga geçtiler.
Devamını Oku

Avusturya Yarı Finalde (mi?)

1976 Yugoslavya : Evsahibi takım yarı finalde Almanlar’a elendi.

1980 İtalya : İtalya yarı finalde Çekoslavakya’ya penaltı atışları sonucu elendi.

1984 Fransa : Fransa evinde şampiyon oldu.

1988 Almanya : Almanya yarı finalde Hollanda’ya kaybetti.

1992 İsveç : İsveç yarı finalde Almanya’ya 3-2 yenildi ve elendi.

1996 İngiltere : İngilizler yarı finalde penaltı atışlarıyla Almanlar’a boyun eğdiler.

2000 Belçika, Hollanda : 2 ev sahibinden biri olan Hollanda yarı finalde penaltı atışları sonucu İtalya’ya elendi.

2004 Portekiz : Portekiz finalde Yunanistan’a elendi.

-

Son 8 Avrupa Şampiyonasında ev sahibi takımlar en kötü ihtimalle yarı final oynamışlar. EURO 2008’i düşünürsek İsviçre 2. maçların sonunda gruplarda elendi. Bir diğer ev sahibi Avusturya ise ikinci maçında kazandığı son dakika penaltısıyla umutlarını son maça taşıdı. Son maçları, ilk maçlar sonunda en kötü ihtimalle yarı final oynar dediğimiz Almanya ile. Avusturya turnuvaya devam edebilmek için bu maçı mutlaka kazanmalı ve Polonya’nın puan kaybetmesini beklemeli. Polonya ve Avusturya’nın her ikisi de son maçlarını kazanırsa iş averaja kalacak ve bu durumda Polonya şuan itibariyle daha avantajlı.
Devamını Oku

www.içimizdekiirlandalilar.com

EURO 2000 elemelerinde İrlanda karşısında hayati önem taşıyan bir maça çıkmaya hazırlanan ulusal milli takımımız bir kısım medya tarafından acımasızca eleştiriliyordu her zamanki gibi. Oyun sistemi, taktikler, yanlış oyuncu seçimi, teknik kadronun hataları vs. vs. O dönemde Mustafa Denizli’nin sarf ettiği bir söz bugün halen daha güncelliğinin korumakta ve neredeyse Türk Dil Kurumu’nun deyimler ve atasözleri kitapçığına bile girebilecek kadar da yaygın kullanılıyor. Mustafa Denizli bu kritik maça çıkmadan önce kendisini kıyasıya eleştiren basın için “içimizdeki İrlandalılar” ifadesini kullanmış ve ulusal takımın yenilmesinden medet umanların olduğunu kast etmişti.

EURO 2008 finalleri öncesinde de aslında pek değişen bir senaryo izlemedik. Yine eleştirdik, yine kızdık, yine hataları gördük. Çok azımız ulusal takımın yeniden bir yapılanma içerisinde olduğunu, zaman denen sihirli kavaramın her acıya ve değişime güzellik katabileceğini, Fatih Terim’in kariyerini, Avrupa’nın gözde kulüplerinin peşinde pervane oldukları futbolcularımızı hep eleştirilerimizin arkasına gizledik. Başarılı ya da başarısız 3 maç yaptık. Bazen iyi bazen kötü oynadık. Artık bu saaten sonra yapılan her eleştiri takıma zarar verecektir. Ahmet değil o mevkide Mehmet oynamalıydı demek hem kadroyu hak etmediği düşüncesine kapılan Ahmet’i hem de kadroya alınmayan Mehmet’i yıpratır.

 Gelin artık tüm eleştirileri bir kenara bırakalım. 7 Haziran Cumartesi günkü maça sayılı günlerin kaldığı şu günlerde sloganlarımızı eleştiri üzerine kurmayalım. Ulusal takımımız için;

“HEP DESTEK TAM DESTEK” diyelim.

Yine Yeni Yeniden. (Kulüpler Birliği Kupası)

1990 yılları görmüş ve de doya doya yaşamış bizim nesil için sezon öncesi yapılan TSYD Kupalarının anlamı bir başkaydı. Yeni transferleri, yeni oyun düzenlerini görebileceğimiz, renklerine gönül verdiğimiz takımımızla uzun ve de sessiz bir yaz dönemi sonrası ilk kez kucaklaşma şansını yakalayabileceğimiz bu turnuva önceleri yalnızca İstanbul ile sınırlı olsa da ilerleyen zamanlarda Anadolu’ya da yayılmakta gecikmemişti. Kimi zaman kıran kırana geçen ve ciddi sakatlıklara neden olan bu turnuva giderek önemini yitirdi ve 1999-2000 yılında 3 büyük kulübün isteği üzerine Galatasaray’ın aldığı son kupa ile tarihin derinliklerinde yerini aldı.    


Devamını Oku

İzmir Cup 2008 Tenis Turnuvası Başlıyor.

2005 senesinde düzenlenen Dünya Üniversite Yaz Oyunları sayesinde Dünya standartlarında birçok spor tesisinse kavuşan ve o günden bu yana önemli uluslar arası turnuvalara ev sahipliği yapan İzmir, şu günlerde yeni bir organizasyonun heyecanın yaşıyor.

 -

26 Mayıs – 1 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek “İzmir Cup Tennis Turnuvası” Universiade için inşa edilen ve 6.000 kişilik merkez kortun da dahil olduğu Karşıyaka Örnekköy’deki Ulusal Tenis Eğitim Merkezi´nde gerçekleştirilecek.

 -

Geçtiğimiz yıllarda “İstanbul Cup” adıyla da ülkemizde düzenlenen ATP Turnuvalarına eş değer nitelikte olacak organizasyon, Olimpiyatlar öncesi tenisçilerin dünya sıralamasındaki puanlarını arttırmaları ve de hazırlıkları açısından iyi fırsat teşkil etmekte. Şuan için turnuvanın en büyük dezavantajı çok yeni bir organizasyon olması ve Dünyaca ünlü Roland Gaross Fransa Turnuvası ile aynı tarihlere denk gelmesi.
Devamını Oku

ZIZOU FENER’DE

Bundan 3 ya da 5 sene önce Zidane eğer futbol oynuyor olsaydı bu haberi duymak çok sıradan olurdu herhalde. Neyseki Zidane futbolu bıraktı da bu tür haberlerde bahsi geçmiyor. Teknik direktör olsaydı sanırım bu sefer de “Zico’nun yerine Zizou” manşetleri atılırdı.

*

Hadisenin aslı şöyle; Danone düzenlediği futbol turnuvasında şampiyona kupasını vermek ve Trakya’da hizmete girecek süt fabrikasının açılışı için ülkemizi ziyaret eden Zidane’a eski fenerbahçe yöneticilerinden Hakan Bilal Kutlualp hemen oracıkta ismine yazılmış bir Fenerbahçe forması hediye etti. Kim bilir belki de başkanlık için göz kırptı.

*

Kanoute, Shevchenko, Ronaldo, Ronaldinho, derken bir tek Zidane kalmıştı zaten.

ÇARŞI NEDEN STADA KARŞI?

Ligin son haftasında V.Manisa karşısında oynanan maçta Beşiktaş’ın ünlü taraftar grubu Çarşı takımını desteklemek için yine her zamanki yerindeydi. Astığı pankartlarla, tezahüratlarıyla güncel olaylara dair görüşünü açıkça belli etmekten kaçınmayan grubun bu sefer karşı olduğu birçok şey vardı. “Başkana, Sinan Engin’e, yönetime, futbolculara” kısacası o gün sahada olan herkese karşıydılar. Bir de yeni stada karşıydılar tabi. Bu tepkilerini de yaptıkları tezahüratlar ile dile getirdiler. Peki, Çarşı neden stada karşıydı?
Devamını Oku

YARIŞI DA KAZANIRIM EV DE ALIRIM.

Hasretle beklediğimiz, uzun yıllar evsahibi olabilmek için çabaladığımız, organizasyonu düzenlemeye hak kazanınca da “acaba iyi mi yaptık, bu zaten zengin sporu bize gelmez” dediğimiz, adıyla sanıyla, nam-ı değer Formula 1 Türkiye ayağı geçtiğimiz pazar günü İstanbul’da koşuldu. Bu koşuldu lafı da çok garip aslında. Zira bu araçlar bırakın koşmayı saatte 300 km. hız ile adeta uçuyorlar. Bu anlamda “koşuldu” taribi bana pek sıcak gelmiyor. Uçuldu demek daha yerinde sanırım.

Haftasonu yaşanan şampiyonluk mücadelesi ve ardından gelen şampiyonluk kutlamaları kimi zaman ikinci sıraya itti İstanbul Park yarışını. Bazıları sadece yarışa odaklanmışken bazıları yine işin magazin boyutunu yakalama peşindeydi. GP 2′de piste giren davetsiz misafirler bir an da basının ilgi odağı oldu. F1′e gölgü düştüğü yazıldı, çizildi. Önümüzdeki yıl organizasyonun İstanbul’da düzenlenmesinin tehlikeye girdiği konuşulmaya başlandı bile. Neyse ki F1′in patronu İstanbul Park’ı kendi evi gibi sevdiği için böylesi bir olayın kendisi tarafından pek de sıcak karşılanmayacağı kanısındayım. 
Devamını Oku

PERDE KAPANDI. “GÖSTERİ DEVAM ETMELİ.”

2007 – 2008 futbol sezonu 10 Mayıs Cumartesi günün oynanan maçlarla sona erdi. Birçoğunun beklediği gibi Galatasaray 17. Şampiyonluğuna ulaşarak ligi mutlu bitiren ekip oldu ve taraftarlarını sevince boğdu. Bir futbol tutkunu olarak kendimi dün akşamdan itibaren bir boşlukta hissettiğimi itiraf etmeliyim. Uzun zamandır ilk defa bir Pazar akşamını futboldan uzak geçireceğim. Meğer ne çok futbola bağlıymışız. Hafta içi yaşadığımız stresi ve yoğun tempoyu 3 güne sığan maçlar da ne güzel atıyormuşuz da farkında değilmişiz. Şampiyonluk mücadelesi, Şampiyonlar ligi heyecanı, kümede kalma savaşı derken 34 hafta süren maraton bir anda bitiverdi ve büyü bozuldu.

Ligin bir değerlendirmesini olursak; 34 hafta, Sivasspor’un zirve yarışına ortak olmasıyla çok renkli geçti. İstanbul B.Ş, G.Oftaş, Kayserispor gibi takımların da zaman zaman dört büyüklere karşı verdikleri dişe diş mücadeleyi düşünürsek Anadolu takımları için verimli bir sezonun geçtiğini düşünebiliriz.
Devamını Oku

“SOS CAGON, ÇILDIRIN ÇILDIRIN…”

Galatasaray Fenerbahçe derbisi öncesi Ali Sami Yen tribünlerinde çalan “çıldırın çıldırın cim bom için çıldırın” şarkısı çoğu Galatasaray taraftarını şaşırttı aslında. Sezon başından beri alışageldik ritimlerle coşan tribünler önceleri garipsedi bu ilginç parçayı ama kısa süre sonra tüm stad tek bir ağızdan melodiyi haykırmaya başladı. Maçın 1-0 Galatasaray galibiyeti ile sonuçlanmasının da verdiği sevinçle evlerine giden sarı – kırmızılı taraftarlar hemen deli gibi stadda çalan bu parçayı internet sitelerinden araştırmaya başladılar. Birkaç gün sonra da dillere dolanan bu şarkı internette en çok izlenen videolar arasında hızla üst sıralara tırmandı.
Devamını Oku

BAŞARI…VE ÖTESİ…

Spiker : Bir gün Galatasaray’a ve Türkiye’ye geri dönmeyi düşünüyor musunuz?

Emre : Benim bu günlere gelmemde Galatasaray’ın büyük emeği var. Emre’yi Emre yapan Türk futboluna gerek antrenör gerekse de futbolcu olarak borcumu ödemek isterim.

Spiker : Beşiktaş’ta tekrardan oynamayı düşünür müsünüz?

Alpay : Beşiktaş gibi bir camiayı unutmam mümkün değil. Tabiki de bir gün İnönü’nün çimlerine tekrardan ayak basmak isterim.

Spiker : Türkiye’yi özlüyor musunuz?

Nihat : Türkiye her şeyden önce doğup büyüdüğüm yer. Birgün tekrar dönmek isterim elbette.

Spiker : Galatasaray’ın sezon sonunda size transfer teklifi göndereceği konusunda ne düşünüyorsunuz?

Tugay : ………………!

Bu konuşma listesini ya da kanımca soru cevap saçmalığını Avrupa’da oynayan her futbolcumuza uyarlamak mümkün. Verilen isimler sizi yanıltmasın. Sadece Nihat, Emre, Tugay değil diğer birçok futbolcu daha yurtdışına gitmeden bu denli saçma sorulara cevap verme zorunluluğu ile yurdum futbolcusuna yakışır ve de taraftara “koçum benim be. Harbiden oynadığı takıma gönülden bağlıymış” dedirtecek türden yanıtları verdiler.
Devamını Oku

BloggerV.com üyesidir.