Yazara göre arşiv

Fıskiye

Sezona damgasını vuran ve bundan sonraki yıllarda da adından bir hayli söz ettirecek olan Mr.Best nam-ı diğer Jose Mourinho Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğunu değişik bir şekilde kutlarken… Açıkçası böylesine başarılı bir kariyerden sonra ne yapsa yeridir.

Top Cambazları

İbrahimovic ve Pique… Neden?

Yılın En İyileri Bilyoner.com’da

Bahis kavramının ülkemizde gelişmediği yıllarda yurtdışı bağlantılı sitelerde hemen hemen her sporseverin bir bahis macerası olmuştur. Heyecanlı güzel günlerdi, fakat bahis yaparken hepimizin aklında hep aynı soru oluşuyordu: “Param emin ellerde mi?” Bazısı paranızı ödüyordu, bazısı da ödemeyi bırakın yaptığınız kuponun sonucunu bile göstermekten aciz sitelerdi. Bunun sonucunda da güven problemi her zaman aklımızın bir yerindeydi. Fakat 2004 yılında bütün bu sorunları ortadan kaldıracak, spor  severlerin internet ortamında  gönül rahatlığıyla bahis yapabileceği Bilyoner.com çıktı. Futbolda bahis yasal platforma taşındı ve sektöre önemli miktada bir gelir kaynağı yaratıldı. İddaa’dan At Yarışlarına, Spor Toto‘dan Milli Piyango‘ya kadar geniş bir tüketici kitlesine ulaşan Bilyoner.com, site içinde yapılan işlemlerdeki yüksek hızı ile de ön plana çıkıyor.

Turkcell Süper Ligin bitimine 2 hafta kala heyecanın en üst seviyede olduğu şu günlerde Bilyoner.com şimdiden kolları sıvamaya başladı. Türkiye’nin ilk online legal bahis sitesi, 2009-2010 futbol sezonunun en iyilerini seçiyor. Site üyelerinin oylarıyla belirlenecek olan Türkiye’nin En İyi 11 Futbolcusu ve Yılın Teknik Direktörü 17 Mayıs 2010 tarihinde duyurulacak. Ankette oy kullanacak üyelerden her 100. kişiye 10TL değerinde 1000 Bilyon Puan’da hediye edilecek. Eğer siz de bu ankette katkınızın olmasını ve şansınızı denemek istiyorsanız 13 Mayıs’a kadar buraya tıklayarak oy verme işlemini gerçekleştirebilirsiniz.

Hydration Mask

Suyun Sol Campbell’ın yüzündeki dansı…

Günün Anlamlı Fotoğrafı: Barcelonalı José Mourinho

“We want to follow a dream,” Mourinho‘nun sadece 15 dakika kala sonra başlayacak dev Barcelona-Inter maçı öncesi söyledikleri.

Bir insan ideallerinin peşinden gidebilir. Bunu kibirlice ya da pervasızca yapabilir. Antipati oluşturabilir ve zirvede yanlız olmanın ekşi ama eşsiz lezzetini tadabilir. Bana kalırsa “her şehrin havasını soluyan” O adam, bir hiddetliden çok öte; bir düşünür.

1996′dan 2010′a tam 14 sene sonra José Mourinho tekrar çalıştığı topraklarda. Bu sefer, daha önce ulaştığı finalin anahtarını Nou Camp’ın çimleri altında arıyor. Ancak üstünde Catalan renkleriyle değil Inter’in ruhuyla özdeşleşen mavi-siyah renkleriyle.

Herkes taktik düşünebilir ancak herkes bir düş ile takıntı arasındaki farkı irdeleyemez. José Mourinho keskin düşünceleriyle gün geçtikçe kaliteli bir şaheser üretiyor. O’na göre Barcelona‘nın finale kalması Anti-Madridismo takıntısı olur. Inter’in finale kalması ise yıllardır beklenen bir rüya.

Fotoğraftaki doğrucu adamdan geriye kalan tek benzer yanı: düşünmeye odaklanan manalı bakışları.

BARCELONA (4-3-3): Victor Valdes, Dani Alves, Pique, Toure, G. Milito, Xavi, Busquets, Keita, Pedro, Messi, Ibrahimovic. Yedekler: Pinto, Marquez, Maxwell, Alcantara, Jeffren, Bojan, Henry. Coach: Guardiola.
INTER (4-2-1-3): Julio Cesar, Maicon, Lucio, Samuel, Zanetti, Cambiasso, Thiago Motta, Sneijder, Pandev, D. Milito, Eto’o. Yedekler: Toldo, Cordoba, Materazzi, Chivu, Muntari, Mariga, Balotelli. Coach: Mourinho.
Hakem: De Bleeckere (Belgium).

Sergio Tsubasa

2 Hafta önce Real Madrid’in evinde Barcelona‘ya yenildiği maçta Sergio Ramos‘un içine, hepimizin çocukluk kahramanı, Japon mangasının baş karakteri Tsuabasa‘nın ruhunun girdiği anlardan biri. Her ne kadar Tsuabasa ruhu içine girsede takımını mağlubiyetten kurtaramadı.

Focus:James McFadden

Soru: Manchester City maçında fotoğrafçılara poz verirken, Birmingham City’nin yıldız oyuncusu James McFadden sağ ayağıyla topa vurdu mu yoksa sol ayağıyla harika bir vole çıkartma hazırlığında mı? Şahsen ben karar veremedim. Her iki şekilde de jeneriklik poz vermiş.

Kazı Kazan

Sitemizin kurucu yazarlarından Deniz Kutsal kardeşimin derbi hakkında yazdığı güzel yazının üstüne, derbide yaşanan yüksek tempo ve mücadeleyi gölgeleyecek bir yazı yazmak istemezdim. Daha çok futbolun ve derbinin güzelliklerinden bahseden, kazanan tarafı tebrik ettiğim bir yazı yazmak isterdim. Fakat Fabio Bilica derbide yaptığı kazı çalışmasıyla bu isteklerimi uygulamama engel oldu. Büyük derbide maça damga vuran takımını sırtlayan kaptan Alex değil de, futbol mezunu arkeoloji yüksek lisanslı defans oyuncusu, arkeolog Fabio Bilica’ydı.

Peki Bilica ne yaptıda maça damgasını vuran isim oldu? Beşiktaş‘ın 67. dakikada kullandığı penaltı öncesinde, penaltı noktası üzerinde yaptığı hummalı çalışmayla hakem Hüseyin Göçek‘in kararına bir süre itiraz eden Bilica, ortalık yatışırken geriye çekildi ve penaltı noktasında ayağıyla kazı çalışmalarına başladı. Penaltı öncesinde oyuncunun yaptığı müdahale fark edildi ve çukur kapatılmaya çalışıldı. Sonrasında Bobo’nun penaltı vuruşunu Volkan Demirel kurtardı. Burada kesinlikle Volkan’ın kurtarışını gölgelemek de istemiyorum. Kesinlikle muhteşem bir kurtarıştı. (Bir kalecinin bir takım için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha başka bir derbide gösterdi.) İyi güzel Volkan kurtardı da burada önemli olan Bilica’nın penaltı noktasına yaptığı müdahalenin vuruşu ne kadar etkilediğidir. Vuruş öncesi maçın hakemi durumu her ne kadar fark etse de yapılan tasfiye çalışmaları bir sonuç getirmedi ve Bobo penaltı vuruşunu çukurun içinden atmak zorunda kaldı. Bilica’nın yaptığı bu müdahalenin vuruşa olan etkisi her ne kadar tartışmaya açık olsa da ortada oyun kurallarına karşı mutlak bir müdahale vardır. Ve bununla ilgili Futbol kuralları usül kitapçığının 17. maddesinin c bendinin 3. fıkrasında yazan ifade aynen şöyledir: “Bir futbolcu oyun kuralları haricinde rakip takıma dezavantaj sağlayacak şekilde oyun alanının, kale direklerinin, korner bayraklarının veya topun herhangi bir kısmında değişiklik yaparsa ve hakem bu futbolcuyu gerektiği anda cezalandıramamış ve futbolcunun yaptığı değişiklik onarılmamışsa, bu futbolcunun takımı hükmen yenik sayılır.”

Görüldüğü üzere kural net ve açık. TFF’nin bundan sonra konu hakkında uygulayacağı stratejisi ve pozisyonu yorumlaması Türk futbolunun geleceğini ve gelişimini direkt olarak etkileyeceği gibi bu sezonki şampiyonluk yarışını da etkileyebilir.

Ain’t No Sunshine

Everton‘ın evinde oynanan ve 2-2 biten West Ham maçı sırasında Phil Nevielle ile Everton taraftarlarının güneşe karşı koyma cabaları.

Döndüler

Geçen sene Premier Lig’e veda eden İngilizler’in köklü kulüplerinden Newcastle United, 1 yıllık aranın ardından hafta sonu evinde oynadığı Sheffield United maçını 2-1 kazanarak, Coca-Cola Championship‘in bitimine 4 hafta kala Premier Lig biletini kapan ilk takım oldu. Takımın menajeri Chris Hughton‘da elinde tuttuğu anlamlı reklamla Şampiyonluğu kutluyor.

Messilona

Şampiyonlar Ligi çeyrek final rövanş maçında Arsenal’i konuk eden Barcelona, insan olup olmadığı tartışılan yıldız oyuncusu Lionel Messi ile adını yarı finale yazdırdı. Gerçi adını yazdıran Barcelona mıydı yoksa Messi miydi?

İngiltere’de oynanan ve tadı damağımızda kalan -izlemeye doyamadığımız ilk maç 2-2 sona ermiş ve gözler rövanş maçı için Nou Camp Stadı‘na çevrilmişti. Barcelona’nın bu maçta defansında önemli eksikleri bulunuyordu. Ayrıca ilk maçta İspanyol takımının birinci golünü atan Zlatan İbrahimovic de bu maçta sakatlığı nedeniyle forma giyemeyecekti. İngiliz ekibinde de yıldız oyuncular Arshavin ve Fabregas gibi önemli eksikler bulunuyordu. Gerçi İngilizler diyoruz ama bu gece kadrolarında sadece 1 İngiliz vardı, o da İngiltere Milli Takımı teknik direktörü Capello’nun gözdesi Theo Walcott. Ancak iki takımında eksiklerinin ne kadar önemsiz olduğunu Messi herkese göstermiş oldu. Barcelona’nın 4 golünü de Arjantinli oyuncu kaydederken Rivaldo’nun da rekorunu egale ederek, Barcelona tarihinin Şampiyonlar Ligindeki en golcü oyuncusu oldu.

Açıkçası Messi hariç Barcelona’nın diğer futbolcuları için hiç de iyi bir gece olduğu söylenemez. Çünkü Barcelona gollerini atmaya başladığı 21. dakikadan itibaren Nou Camp sadece Messi diye inledi. O farklı, O çok farklı.. Durmadan mücadele ediyor,kendisine pozisyon yaratmaya çalışıyor, koşuyor, çabalıyor ve atıyor atıyor atıyor.. Arada da canı isterse attırıyor. Bence Genç Arjantinliyle futbol bir bakıma çok monoton olmaya başladı çünkü Messi’siz Barcelona zevk vermiyor. O’nunla total ve mücadeleci futbol yok bir bakıma. Var fakat Barcelonanın rakipleri için var. Daha doğrusu Messi’nin rakipleri için. Açıkçası Barcelona’nın gittiği yol yol değil. Bir bakıma Katalan takımı kriz içinde, o da Messi Krizi. Çünkü Messi artık Barcelona isminin ve markasının önüne geçmeye başladı.

I. Mehmet Paşa

Hepimizin bildiği gibi bu sene Dünya Basketbol Şampiyonası ülkemizde düzenlenecek. Milli takımımızın kadrosu yavaş yavaş şekillenmeye başlarken bir güzel haber! ABD’den geldi. NBA’deki temsilcilerimizden Mehmet Okur ülkemizde yapılacak olan Dünya Şampiyonasında takımla beraber olacağını açıkladı.Ne mutluyuz!

Son şampiyonalarda milli takımımızı yanlız bırakıp NBA kariyerini geliştirmeyi seçen, umursamaz davranışlarıyla takımda ayrımcılığa yol açtığı söylenen Mehmet Okur, bu yaz milli formayla karşımıza çıkacak. Ama şartları var Mehmet Bey’in! Tıpkı bir eski yeşil çam yıldızı gibi öpüşmem,koklaşmam, çıplak soyunmam diyor.. Bizim Mehmet’in şartları biraz daha farklı tabi: koşmam,zıplamam,yorulmam,ağırlık kaldırmam,çıkar maçımı oynarım edasında. Ne de olsa beli sakat yıdız oyuncunun.

Geçtiğimiz günlerde yıldız oyuncuyla ABD’de bir araya gelen Milli Takım Menejeri Harun Erdanay yaptığı açıklamada ”Mehmet ağır tempolu ve kondisyon idmanlarında yer almayacak. Ancak toplu antremanlarda yer alacak. Hazırlık maçlarında ise şimdilik oynamayacak. Önemli olan şampiyonada randuman vermesi” dedi. Şimdi size soruyorum bu adam kayırmaca değilde nedir? Şu ana kadar Mehmet Okur’a verilen tolerans başka sporcularımıza verilseydi takımımızın Mehmet Okur’dan çok daha önemli, çok daha değerli sporcuları olmaz mıydı? Sanırım bu durum da Türk sporunun neden gelişemediğinin belirgin bir göstergesi..

Esrarlı Gözler

Almanya’nın1974 Dünya Kupası şampiyonluğu sonrasında, dünya futbol tarihinin yıldız iki ismi Gerd Müller (solda) ve Paul Breitner’in bir sporcuya yakışmayacak şekildeki şampiyonluk kutlamaları.İkisinin de bakışlarındaki boşluğu anlamak çok zor olmasa gerek.

Sarı Kırmızı Gözyaşları

Arzuları ve hayalleri taraftar gibi olan, çok fazla Galatasaray’lı, çok büyük Galatasaraylı. Karakteri ve kişiliği ile örnek alınması gereken bir futbol insanıydı Özhan Canaydın. Türk futbolu için fazla temizdi, fazla dürüsttü. Takımı fark yerken rakibin gollerini alkışlayabilecek bir karaktere sahipti.
Yönetim başarısı oldukça düşük olmasına rağmen, insani nitelikleri bakımından kusursuz bir adamdı.

Taraftar gözlüklerimizle sana çok burun kıvırdık biz. Sana şaşalı tranferler yapamadığın zaman, kulübün içinde bulunduğu borç batağını gözardı edip kızdık biraz. Ezeli rakibinin sahasında her yenilen gol sonrası rakip başkanın elini sıkmanı bile garipsedik. Oysa sen bize Galatasaraylılığı öğretiyordun.
Biz ise bildiğimiz okuyup sana kızmaya devam ediyorduk. Centilmenliğin ülkeye birkaç gömlek üstündü, anlayamadık seni zamanında ama çok şey öğrettin bize.

Her Galatasaraylı senin en büyük isteğinin, en büyük projenini yeni stat olduğunu bilir. Yapılan statta emeğin çoktur. Açılışını göremedin belki, fakat o stad senin isminle inleyecek. Bu taraftar seni hiçbir zaman unutmayacak..

Mekanın cennet olsun Büyük Başkan Özhan Canaydın…

BloggerV.com üyesidir.