Yazara göre arşiv

En İyi Transfer: Taraftar

Futbol takımlarını her konuda tartışabiliriz ancak taraftarına adam akıllı maç izletecek imkanı tanımayan ağzıyla kuş tutsa nafiledir. Bir kulübün hizmet ettiği tek bir mutlak gerçek vardır o da TARAFTARLARI. Ve beraberinde ev vazifesindeki stadları, sevenlerine sunacakları en somut sevgi gösterileridir. Diğer takımlar ve stadları karşılaştırınca şanslıyım ki Şükrü Saraçoğlu gibi bir yerde maç izliyorum. Özellikle siyasetçilere, cemmatlere, rantçılara olmayan taraftarlarına hizmet edip Belediyenin-TOKI’nin barakadan bozma stadlarında maçlarını oynayan takımları düşününce, taraftarın gözü nerede kararıyor mantıksızlık nerede başlıyor daha net anlıyorum.

Bu yüzden Fenerbahçe takımı en doğru işlerden birini yaptı ve bilet fiyatlarını önümüzdeki maçlar için birkez daha indirme yoluna gitti. Bu zevkten tüm izleyenler nasibini alsın diye transfer sezonu dışında en önemli transferine kucak açtı: Taraftar Desteği.

Turkcell Süper Lig 28. hafta Fenerbahçe-Kayserispor Maçı Bilet Fiyatları (4 Nisan Pazar)

Kale arkaları: 22 lira

Fenerium üst H-I bloklar: 66 lira

Fenerium üst C-D-F-G bloklar: 88 lira

Fenerium alt G blok: 132 lira

Fenerium alt B-F bloklar: 165 lira

Fenerium alt C-E bloklar: 195 lira

Fenerium alt D blok: 265 lira

Les Misérables

Fransız yazar Victor Hugo’nun ünlü eseri Les Misérables (Sefiller) yine sahnede. Ancak bu sefer Fransa teknik direktörü Raymond Domenech‘in ellerinde hayat buluyor. Aslına bakarsanız Domenech’in geldiği günden beri Fransa Milli Takımı ‘Sefiller’i oynuyor. En azından fransız spor basınının ortak kanısı bu yönde.

Çarşamba akşamı Stade de France‘da oynanan maçta Domenech, Paris’te son kez taraftarlarının önüne çıktı. İspanya‘ya karşı 2-1 kaybedilen maçla gider ayak, kendi evindeki 42 yıllık yenilmezlik ünvanı da son buldu. Bir geleneği daha elleriyle kesip atan Domenech’e göre “bu mağlubiyet bir facia değil. Dünya Kupası final yolunda işler tıkırında”.

Ne yazık ki demode teknik adamın çilesini çekenler sadece Fransız taraftarlar değil. Şampiyonluklara imza atan altın neslin çocukları Henry, Govou, Evra gibi oyuncular da sergilenen eserden nasibini aldı ve almaya devam ediyorlar. Stade de France’da maç sonunda taraftartarların takımı yuhalaması ise gelinen noktanın en açık örneğidir.

Tabii Fransız defans oyuncusu Ciani ve maçı anlatan TV8 spikerine artı parantez açmak gerek. Torres’in bir pozisyonda Ciani’yi 3 kere çalımlayarak dalga geçmesi ve maçın spikerinin 42 yıllık yenilmezlikten habersiz olması akşamın git-gel’lerindendi. Domenech diğer maçta da Ciani’yi oynatır ve TV8 spikeri başka maça yine yetersiz araştırmayle gelip oyuncu isimlerini yanlış telaffuz ederse ‘Sefiller’den daha çok bahsederiz.

Elveda Paris

(2006 Dünya Kupasında Patrick Viera’nın Fransa’yı 2-1 öne geçiren golü)

Futbol adına bugünün önemi; milli takımlar hazırlık maçları. Biz ülke olarak akşama epey hazırız. O kadar hazırız ki birçok taraftar, anlamsız Honduras maçını izlemek için hiç efor harcamayacak. Neyse, kadro seçimi, yönetimi ve rakip tercihi üstüne bizde laf ebeliği yapmayalım. Ermenistan maçından beri değişen tek güzel şeyin yeni formalar olduğunu söyleyerek gecenin bana göre en önemli maçına geçelim.

Avrupa Şampiyonu İspanya, 42 yıldır Paris’te yenemediği Fransa‘ya konuk oluyor. Son 10 maçın 7’si Fransa’nın galibiyetiyle sonuçlandı. İspanya’nın 1968 senesinde deplasmandaki 3-1′lik galibiyetten beri iki takım arasında sessiz bir rekabet var. Bu içten içe çekişmenin manevi değeri o kadar derin ki; Fransızlar Domenech dönemiyle kaybettikleri şöhretlerini, en azından İspanya önündeki hegemonyalarıyla sürdürmek istiyor. İşin garibi bu maç Raymond Domenech‘in Stade de France‘daki son maçı. Belki de çoğu taraftar için bu maç, teknik direktörün gidişiyle kurtuluş maçı. Umarız korktukları başlarına gelmez ve İspanya’ya bu akşam kaybetmezler. Yoksa Domench gider ayak Fransa futbolunun bir başka geleneğini kesip atmış olacak.

Fransa formasıyla 51 gol atan Thierry Henry ise maçta forma giyerse, İspanya karşısında 369 dakika boyunca ulaşamadığı o ilk golünü atmaya çalışacak.

Keyifli maç akşam saat 22:00′da TV8 ekranlarından canlı yayınlanacak.

Fransa-İspanya maçı muhtemel kadrosu:

France: Lloris - Sagna, Ciani, Escudé, Evra - L. Diarra, Toulalan - Ribéry, Gourcuff, Henry - Anelka

İspanya:  Casillas - Ramos, Puyol, Piqué, Arbeloa - Alonso, Busquets - Silva, Xavi, Iniesta - Villa.

UEFA Finans Raporu Analizi

Ekonomik göstergeler hayatımızın bir hayli içinde. En basitinden kendimizce banka ekstrelerini kontrol ederken ya da süpermarket fiyat listelerini incelerken habersiz micro analizler yapıyoruz. Geçmiş tecrübelerimizi güncel rakamlarla karşılaştırıp en doğru bilgiye ulaşmaya çalışıyoruz. Futbolda da öyle.. Bilet fiyatlarını araştırırken, hangi oyunucu ne kadara transfer oldu diye okurken ya da maçları optimum maliyetle izleme fırsatlarına bakarken, yaptığımız iş genelinden farklı değil.

Özellikle 2000′li yıllarda büyüyen ekonomisiyle ‘futbol’, ekonomistlerin en büyük ilgi alanlarından biri haline geldi. Henüz ülkemizde şeffaf bir futbol sayfasından söz edemesekte, dünyada bu konuda önemli adımlar atıldı. Küresel futbol finans analizlerinde, somut verilere ulaşma adına Deloitte gibi uluslararası denetim şirketleri başı çekerken, federasyonlar ve dev organizasyon şirketleri de önlerini görmek ve etkin parametreler oluşturmak adına kendi araştırmalarını yapmaya devam ediyorlar.

Son olarak Avrupa Futbol Federasyonları Birliği UEFA, “Avrupa Kulüplerinin ve Liglerinin Görünümü” üstüne 2008 verilerini baz alarak “The European Club Footballing Landscape” adı altında oldukça dikkat çekici bir rapor oluşturdu. 53 Avrupa liginden 732 futbol kulübünün incelendiği 80 sayfalık raporun içeriğinde; lisans sistemi, ülkelerin genel futbol görünümleri, stadların durumları, kulüplerin finansal yapıları, şampiyonalardaki rekabet gücü ve futbolcu transferleri yer alıyor.

Futbolda haksız rekabetin önüne geçmek ve finansal omurgayı güçlendirmek için ortaya çıkan başlıca UEFA verilerine bakmanızda yarar var:

  1. 2009 senesinde 1300′den fazla takım lisans işlemi gerçekleştirdi.
  2. 53 ülke futbol birliğinden 43′ü, en az 1 takımın lisansını ya da lisans başvurusunu iptal etti.
  3. Lisans şartları sağlanmadığı için 5 ülkeden 6 takım avrupa kupalarına katılamadı.
  4. 17 federasyon profesyonel liglere katılan takım sayısını değiştirdi.
  5. 53 ligden 47’sinin 2 veya daha fazla alt ligi bulunuyor.
  6. 53 ligden 13′ünün maçları yaz ayı boyunca da devam ediyor.
  7. 2008/2009 sezonunda Avrupa’da toplam 105 milyon taraftar maçları izledi. (Bence en ilgi çekici madde bu)
  8. 732 takımdan %65′inin stad hakları kulüplere devlet tarafından sağlandı.
  9. 732 takımdan 608′inin stad hakları bir veya birçok kişiye/kuruluşa ait.
  10. Kulüplerden %96’sı ilgili kurumlara toplam 654 resmi rapor ve beyan sundu.
  11. 732 takımın 2008 yılı geliri toplam 11.5 milyar euro.
  12. Kulüpler bir önceki seneye göre gelirlerini toplamda %10.6 oranında arttırdı.
  13. 732 takımın 2008 yılı giderleri toplam 12.1 milyar euro.
  14. 2007′den 2008′e takımların toplam giderleri %11.1 arttı.
  15. 2008 yılında 732 takımın toplam zararı 578 milyon euro.
  16. Avrupa 2008 senesi yayın hakları bütçesinin %88′ini, 5 ana futbol ligi oluşturuyor.
  17. Her ligin en büyük 4 takımının geliri, liglerinde yer alan diğer takımlarının ortalama 3.9 katı.
  18. 2008 yılında 732 kulübün oyuncularına ödediği toplam tutar 7.1 milyar euro.
  19. Oyuncu maaşları 2007′den 2008′e %18.1 oranında artış gösterdi.
  20. 732 takımın 57’si tüm gelirlerini futbolcu ücretlerine harcadı.
  21. 2008 itibariyle 732 takımın toplam varlıkları 20 milyar euro.
  22. 2008 itibariyle 732 takımın toplam borcu 18.8 milyar euro.
  23. Kulüplerin temaniat ve kredilerin toplamı 5.5 milyar euro. Bu tutarın %54′ünü 20 kulübün borcu oluşturuyor.
  24. 2008 yılında kulüplerin %44′ünün borçları alacaklarına oranla artış gösterdi.
  25. 1 seneden uzun zaman ödenmesi gereken futbolcu bonservis taksitleri toplamı 550 milyon euro.
  26. Bunların içinden 10 kulübün ödeyeceği toplam bonservis tutarı 530 milyon euro.
  27. 2008 yılında Premier League ve La Liga takımlarının transfer harcamalarının toplamı 385 euro.
  28. 2008 yılında Fransa ve Hollanda ligi takımlarının transfer harcamalarının toplamı 185 euro.

UEFA’nın resmi internet sitesinde yayımlanan “The European Club Footballing Landscape” raporunun tamamını görmek için buraya tıklayınız.

*rapor metninin Türkçe versiyonu yayımlanmadığından, içerik ile ilgili düzeltme ve önerilerinizi yorum olarak gönderebilirsiniz.

Toraman-Topal-Şentürk-?

Guus Hiddink yönetiminde Guus Hiddink’siz ilk maçına çıkacak olan A Milli Takımda, 3 Mart’ta Honduras karşısında forma giyecek oyuncular açıklandı. Yeni teknik direktörümüzün çalışma ofisi Rusya, iş sahası Güney Afrika (Dünya Kupası) ve işvereni Türkiye olunca, bu kompleks yapıdan böylesi bir aday kadro çıkmış anlaşılan. Neyse ki Touluse’da harikalar yaratan! Colin Kazım‘a yetişilmiş, 33 yaşında 2.ligte Betis’te sürekli forma giyen! Aurelio izlenmiş ve Sabri‘nin 1 hafta içinde iyileşeceği hesaplanmış. İbrahim Toraman, Mehmet Topal ve Semih Şentürk gibi kötü! futbolcular yine unutulmuş.

“Değişimin en yavaş olduğu ülkeler” sıralaması yapılsaydı inanın Türkiye listede bile olmazdı.

A MİLLİ TAKIM ADAY KADROSU:

KALECİLER: VOLKAN DEMİREL (FENERBAHÇE), ONUR RECEP KIVRAK (TRABZONSPOR)

SAVUNMA OYUNCULARI: GÖKHAN GÖNÜL (FENERBAHÇE), SABRİ SARIOĞLU (GALATASARAY), EMRE GÜNGÖR (GALATASARAY), SERVET ÇETİN (GALATASARAY), CEYHUN GÜLSELAM (TRABZONSPOR), REMZİ GİRAY KAÇAR (TRABZONSPOR), CANER ERKİN (GALATASARAY), ÇAĞLAR BİRİNCİ (DENİZLİSPOR),

ORTA SAHA OYUNCULARI: HAMİT ALTINTOP (BAYERN MÜNİH), VOLKAN ŞEN (BURSASPOR), MEHMET AURELIO (REAL BETIS), NECİP UYSAL (BEŞİKTAŞ), EMRE BELÖZOĞLU (FENERBAHÇE), NURİ ŞAHİN (BORUSSIA DORTMUND), ARDA TURAN (GALATASARAY), OZAN İPEK (BURSASPOR)

HÜCUM OYUNCULARI: TUNCAY ŞANLI (STOKE CITY), MEVLUT ERDİNÇ (PSG), HALİL ALTINTOP (E. FRANKFURT), KAZIM KAZIM (TOULOUSE)

Ordinaryüs’ten Selamlar

Hayatımın en mutlu günlerinden biri…

Bu yazının önemi derseniz, ne sahip olduğum saygıdan bahsedebilirim ne de o anki kalp atışlarımın hızından. Bizi kabul eden Lefter Küçükandonyadis’i görmek paha biçilemez. Ordinaryus’a göre ilkbaharda hava Büyük Ada’da bir başka oluyor. Bana göre O’nunla kısa sohbet son maçını izlemek gibiydi…  

Fenerbahçe sevgisi halen bir yerlerde hissedilebiliyorsa, bunu en derin hissettiren Lefter Küçükandonyadis ve ailesine sonsuz minnettarız. Onun da dediği gibi “Her zaman umut var, Fenerbahçe’de her zaman yeni Lefter’ler olacak.” 

Ama her zaman bir tek ”Lefter’ var olacak…

Saygılarımla,

Rooney the ‘Fat Bastard’

Bazı Everton taraftarları Wayne Rooney‘nin gidişini hala içine sindirememiş. Goodison Park’ta Everton’ın Manchester United’ı 3-1 yendiği maçtan bir Rooney! hayranı.

Ya da Austin Powers hayranı mı demeliyiz (:

4-4-2 Modası Geçti!..

Fenerbahçe‘de birçok şeyin modası geçti. En önemlisi de 4-4-2 modası.

Bu uğurda kimler heba edilmedi ki; Rebrov, Tuncay, Serhat Akın, Gürhan Gürsoy.. Zaman zaman Semih ve Anelka bile kanatlarda oynadı sırf 4-4-2 çilesi yüzünden. Fenerbahçe’den gittikten sonra bu oyunculardan bir kere bile kanatta oynayanı var mı dersiniz?

Bugün 3-2 kaybedilen Bursaspor maçı ise tam bir hezeyan. Uzun zaman sonra tıklım tıklım dolan tribünler önünde 2 farkla öne geçmek ve yine! pozisyonları cömertçe harcamak, sonunda rakibin hızlı oyunuyla mağlup olmak. Fenerbahçe son 4 maçtır bunu yapıyor. Fenerbahçe sezon başından beri böyle yapıyor. Aslında Fenerbahçe, Mustafa Denizli senesinden sonra Christoph Daum‘un gelişiyle 2003-2004 sezonundan beri bu şekilde oynuyor: yavaş, basma kalıp, tekdüze..

Aynı Daum’un bıraktığı kalıntıyla oynayan Zico ve Aragones de bu tekdüze 4-4-2 taktiğinden ve oyuncu kadrosundan dolayı çileden çıkarmadı mı taraftarı?

Yıllardır kanatlarda denenen oyuncu kalmadı, belki de yeni Aykut yeni Oğuz olacak oyuncular tek tek harcandı ama bir türlü Alex sola çekilerek orta sahada ya da forvette bir kişi fazla oynamak akla gelmedi. Bir tek alt yapıdan oyuncu çıkmaması ile birlikte eldekilerin de yetenekleri-güvenleri demode teknik yönetim ile yok ediliyor. Bu iş Daum’la başladı ve Daum ile devam ediyor.

Son olarak bugün, 4 maçtır şuursuzca sahada dolaşan Gökhan Gönül sağ kanatta adeta sarhoş gibi bırakıldı. 29 yaşındaki Deniz Barış 5 yıldır bu takıma çok şey katmış gibi Daum kontenjanıyla yine defansın göbeğinde forma giydi. Guiza adında bir Şaban tiplemesi İspanyol gol kralı diye yutturularak sonsuz krediyle tekrar ilk onbirde sahaya çıktı. Özer Hurmacı bir kere bile kendi mevkisi orta sahada oynatılmayarak, tekrar sağ kanatta oynatıldı. Sakatlandı ve alternatifi Önder Turacı! yerine dahil oldu. (Keza Bekir İrtegün‘de yıllardır süre gelen furya ile mevkisinde oynayamayan harcanan transferlerden) Cristian zaten bir şenlik! Sonraki takımını tahmin edeyim: maksimum Larissa ya da ülkesi Brezilya.

Bazı teknik direktörler bilinenleri unutup -gidilen yolun yanlış olduğunu bile bile- kendilerini haklı çıkarmak için rakamlardan,galibiyet oranlarından bahsederler. Christoph Daum geldiğinden beri eleştirilere “hayatınızda 8 maçlık seri gördünüz mü?” ,“lig lideri kim” gibi karşılıklar vermeye bayılıyor.

“Bu maçta rakibimizin tempolu oyununa ve isabetli paslarına karşılık veremedik.” Daum’un 2004 senesinde Manchester United maçı sonrası demeci.

“Lille’in hücum oyuncularının ne kadar hızlı ve tehlikeli olduklarını gördük” Daum’un geçen hafta 2-1 kaybedilen Lille maçı sonrası basın toplatısından bir kesit.

Sanırım dahilikle saçmalık arasındaki ince kesiti iyice gördük!

*****

FENERBAHÇE: 2 - BURSASPOR: 3
Stat:
Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu
Hakemler: Bülent Yıldırım, Cem Satman, Alper Ulusoy
Fenerbahçe: Volkan Demirel, Gökhan Gönül (Dk. 88 Gökhan Ünal), Deniz, Bilica, Andre Santos, Özer (Dk. 34 Önder), Emre, Cristian, Vederson, Alex, Güiza (Dk. 70 Semih)
Bursaspor: Ivankov, Ali, Ömer Erdoğan, İbrahim, Yenal (Dk. 46 Mustafa), Volkan, Hüseyin, Ivan (Dk. 80 Bekir Ozan), Ozan İpek, Batalla (Dk. 73 Iglesias), Turgay
Goller: Dk. 5 Alex, Dk. 21 Andre Santos (Fenerbahçe), Dk. 26 Batalla, Dk. 85 ve Dk. 90 artı 1 Ozan İpek (Bursaspor)
Sarı kartlar: Dk. 47 Alex (Fenerbahçe), Dk. 73 Mustafa (Bursaspor)

Great Finish John

Yaşadıklarımız hafızamızda kalanlar. Özellikle birçok kişi için hafızasında kalan anılar aynı ise, bu tür hatıralar yaşamımızda kült olan olaylardır. Kesinlikle öyle, mesela;

Kames toplu sokak maçlarından-modern halı sahalara, fosforlu tayt mayolardan-afilli şort mayolara, geleneksel şaşal şişe sulardan-pompalanan damacana sulara, büyük comodore64 ve amigalardan-küçük PC’lere kadar birçok geçiş dönemlerini anımsayanlardan bahsedersek bir nesli tanımlayabiliriz. Benim de içinde bulunduğum jenerasyonda bir kişi yoktur ki; He-Man izlememiş ya da joystick ile Golden Axe oynanamış olsun.

Ve FIFA’nın muhteşem ikilileri? 3 saatten sonra seslerini rüyamızda duyduğumuz John Motson ve Andy Gray? Andy Gray’in “Good save by the keeper!” alıntısını okurken bile kulağınızda sesini anımsıyorsunuzdur.

FIFA’nın ilk oyunundan itibaren maç seslendirmelerinde John Motson’ın yanında yorumcu konumda olan Andy Gray, geçen hafta Inter-Chelsea Şampiyonlar Ligi maçını futbolseverler için yorumladı. Futbolun online yüzünde Jose Mourinho‘ya çok saygı duyduğunu belirten kült yorumcu, geçmiş sezonlarda Inter’in avrupa kupa performansının kötü olduğunu söyledi. Gruplarda Dinamo Kiev ve Rubin Kazan ile zorlu maçlar yaptığını ve dünya yıldızı birçok oyuncuya sahip olduğunu ancak Barcelona’nın yıldızıları İbrahimoviç ve Messi karşısında zorlandıklarını belirtti. Mourinho’nun özel bir kişiliğe ve oyun yapsına sahip olduğuna değinen Gray, Chelsea ile yapılacak mücadelede ilk golün önemli olacağını vurguladı. Tabi işin ucunda ünlü sunucunun sponsoru betfair bahis istesi olunca, Inter-Chelsea maçının alt biteceğini de eklemek zorunda kaldı.

Maç biter dotluk kalır. Mazideki FIFA’da bu cümle hatırlanır:

Good Evening Everyone! This is Andy Gray..

Alex’e Mektup

Sevgili Alex;

Eskiden çok değerli bir insan kulağıma eğilip “Fenerbahçe yenilmez… bu forma ile fazla dalga geçilmez” demişti. Senin bu sözü bildiğini biliyorum. Hayır, sözü işittiğinden bahsetmiyorum, yüreğinde hissetmiş olmandan söz ediyorum. Bu yüzden kimi zaman istemeden kendi başına kalıyorsun maçlarda.

Başlama düdüğü çaldığı anda; sanki futbol ayakla oynanmıyormuş gibi, top kendisindeyken eli ayağı dolanan takımdaşlarınla formanı terletince ve 2 metre yanına pas veremeyenleri görünce kendini yalnız hissettiğini anlıyorum.

33 yaşın endamıyla, sahada topla buluştuğunda küçük/büyük tüm taraftarların Alex diye bağırışlarını duyduğunu; sahiplendiğin forma altında avrupada ne kadar çok kupa kaldırmak istediğini; Semih-Özer ile oynamak istiyorum dediğinde Onlar’ın sadece yetenekli futbolcular olmadığını, içlerinde barındırdıkları ”Fenerbahçe Ruhu”nu gördüğünü; 6 senedir birçok teknik adamla&futbolcuyla çalıştığını ve çoğunluğunun senin gibi etki bırakamadığını; çünkü SARI renkle GIPTA etmeyi, MAVİ renkle SOYLU yaşamayı anlamadıklarını biliyorum Alex.

Göz göre göre kaybedilen Lille maçıyla önemini daha iyi anlıyorum. Eğer, tutkuyla bağlandığı Fenerbahçe sevgisiyle ve tarafsız yazarlığıyla herkesin saygısını kazanan İslam Çupi hayatta olsaydı, yine “Fenerbahçe yenilmez… bu forma ile fazla dalga geçilmez” diyerek maçları senin formanla izlerdi. Tıpkı yaşayan efsane Lefter Küçükandonyadis gibi seninle gurur duyardı.

Sahiplenme duygusunu yaşattığın ve tüm sporseverlere futbolu sevdirdiğin için teşekkürler Kaptan.

Saygılarımla;

Deniz Kutsal

Lille’de Orta Oyunu

Fenerbahçe‘nin yıllardır en büyük handikapı gerçekçiliktir. Gerçeği göremediğinden bahsetmiyorum, bahsettiğim gerçekle yüzleştiği anlar. Normal olarak ülke medyasıyla ve milyonlarca taraftarıyla fazlasıyla göz önünde bir takım olunca sahne alması ve replikleri unutması bir oluyordu. Belki Avrupa’da -Zico dönemindeki çeyrek finalı saymazsak- başarısız olmanın reçetesi bu olabilirdi. Geçmişte hayal kırıklığı ile sonuçlanan Cannes, 2001-2002 Şampiyonlar Ligi grubu, Feyenoord maçlarında genel havayı soluyarak bu aksaklığı anlayabiliriz. Büyük beklentiler ve aniden perdenin kapanması..

Artık durum farklı. Beklentiler aynı olmasıyla beraber Sarı Lacivertler adına çok yol gidildi. Ancak Fenerbahçe halen yeteri kadar gerçeklere yakın değil. Son dönemlerde ekonomik gücünü, küreselleşen futbolu ve genişleyen sosyal ağını iyi kullanıyor. Ancak altyapı gelişiminde, kadro genişliğinde, takım disiplininde aynısını söylememiz mümkün değil. Yani, nasıl zamanında Kemalettin, Halil İbrahim, Saffet Sancaklı gibi balon transferlerle dünya arenasında ilerlenemeyeceği belliyse aynı şey Selçuk Şahin, Uğur Boral ve Guiza gibi futbolcular içinde geçerli. Alex, Semih, Dos Santos, Lugano gibi küresel futbolun havasını solumuş oyuncular olmasaydı emin olun Lille maçından bile bahsetmemiz güç olurdu.

Bu yüzden yarın ki maç için yanılgıdan çıkılmalı ve gerçeklerle yüzleşilmeli. Fenerbahçe, Tayfun Korkut ve Tuncay Şanlı gibi kanat mevkilerinde verimli oyuncular dışında çizgide yıllardır skora bir katkı görmedi. Üstüne üstlük Chelsea, Real Madrid, Liveprool gibi kulüpler bile salt kanatlardan vazgeçmişken Fenerbahçe’nin ideal göbek kadrosuyla bu yola gitmemesi enteresan. Özer Hurmacı ve Andre Dos Santos ile sol kanadın çalışmadığı yazılırken, Hagi’li Galatasaray dönemi gibi Alex‘in sola yakın çekilmesi ve Özer‘in orta sahaya kaydırılıp çift taraflı verim sağlanması nedense düşünülmüyor. Emin olun kanatsız oyun düzeniyle sol ve sağ bekler daha iyi bindirmeler yapacak, kanatlar hiç yoktan çalışacak, orta saha güçlenecek ve hem hücum hem de defans kombinasyonu dünya takımlarıyla daha iyi karşılaşacak duruma gelecek.

Fenerbahçe direnç gücü yüksek Lille karşısına orta sahada fizik gücü zayıf Emre Belözoğlu ve Cristian ile çıkarsa, kendisini desteklemeye gelecek 2000 kadar taraftarının önünde erken bir golü kalesinde görebilir. Ancak biraz önce bahsettiğim gibi göbeği Özer Hurmacı ile güçlendirir ve Alex de Souza’yı sola yaklaştırırsa hiç beklemediği bir avantaj elde edebilir. Lille defansının konsantrasyonun Alex üstünde olacağını düşünürsek Özer ve Emre süpriz bindirmelerle Fenerbahçe’nin gizli silahları konumuna gelebilir. Dua edelim ki Bilica ve Lugano karttan uzak dursunlar ve sol bekte görev alacak Andre Santos gününde olsun.

Lille takımı bugünkü maça temsilcimizden daha dinlenmiş çıkacak. Haftasonu Boulogne maçında dinlendirilen Cheyrou, Hazard ve Frau bu maçta görev alacak. Öte yandan Fransa milli takımında Patrick Viera’nın tahtına aday Cabaye, son haftalarda golleriyle takımı sırtlayan Polonya asıllı orta saha Obraniak ve sağ kanadın etkili ismi Debuchy dikkat edilmesi gereken diğer önemli isimler. Cabaye, Obraniak ve Balmont’nun kart sınırında olduğunu hatırlatalım.

Lille-Fenerbahçe maçı saat 20:00′den itibaren Star TV ekranlarından canlı yayınlanacak.

Anfield yolundaki Fenerbahçe‘ye Başarılar ve Bol Şans dileriz.

18.02.2010 Perşembe günkü Lille-Fenerbahçe maçının muhtemel kadroları:

Lille: Landreau - Debuchy, Rami, Chedjou, Béria – Balmont, Mavuba (cap), Cabaye - Gervinho, Frau, Hazard

Fenerbahçe: Volkan Demirel - Gökhan Gönïl, Lugano, Bilica, Vederson - Christian Oliveira, Emre - Mehmet Topuz, Alex (cap), André Santos - Güiza

Benim gözümden Fenerbahçe’nin Lille karşısına çıkması gereken dizilişi:

Madrid Kanatlarının Altında

Galatasaray 1973-1974 senesinden sonra tekrar Madrid’e vardı. O zamanları biz bilmesekte yorumlardan Galatasaray’ın ispanyol kulübü karşısında çok iyi mücadele ettiğini okuyoruz. Aşağıda 36 sene önceki maçların detaylarında sadece kulüp isimlerinin kalıcı olduğunu görerek, elenmenin bıraktığı üzüntüyü ve azmi görebiliyoruz. Ve biliyoruz ki birgün mutlaka geri dönüp yaşanılanlara arşivlerden bakıyoruz. Yarın da bu resimden farklı olmayacak. Farkı yaratmak takımlarımızın elinde.

Türk futbolu 2 temsilcisiyle Avrupa’da zorlu maçlara çıkamaya hazırlanıyor. Galatasaray, Atletico Madrid maçı öncesi forvet sorunu yaşıyor. Yeni transfer Jo ve sakat olan Sabri ile Kewell bu zor maçta görev yapmıyor. Aynı şekilde ev sahibi takımda yeni transfler Salvio, Ibrahima ve Tiago forma giyemeyecek isimler.

Elimizdeki muhtemel kadrolara bakarak Galatasaray’ın kanatlarda daha avantajlı olacağını görüyoruz. Özellikle sol kanatta Arda Turan görev yaparsa karşısında oynayacak, hücum yönü zayıf Ufjalusi‘nın oyuncuyu zorlamayacağını düşünüyorum. Aynı şekilde bu kanattan temsilcimizin fazla atak yemeyeceğini düşünürsek Caner‘in de bindirmeleriyle ve yerden ortalarla Sarı Kırmızılıların Madrid’i, özellikle sol kanadının altına alacağını tahmin ediyorum. Ayrıca orta sahada fizik yönü yetersiz Raul Garcia‘nın kalabalık Galatasaray orta saha karşısında kondisyon olarak yetersiz kalacağını umuyorum. Madrid seyircisinden etkilenmeyecek takım eğer Forlan ve Aguero ikilisine geniş alanlar bırakmazsa tehlikeli pozisyonlar vermeyecektir. Tahminimce bu maçın kilit adamları, takımlarında formsuz olan kaleciler Leo Franco ve Asenjo olacak. Ufak hatalarıyla takımların ve ülkelerinin kupalardaki yollarını çizecekler. Kazanan takımın ise gri atmosferden aydınlık havaya çıkacağını söyleyebiliriz.

Atletico Madrid-Galatasaray maçı 18 Şubat 2010 tarihinde saat 22:05′te Eurofutbol kanalından naklen yayınlanacak.

Temsilcimlerimize önemli maçları öncesi başarılar dileriz.

Atl.Madrid-Galatasaray 73/74 sezonu maç detayları:

18.02.2010 Perşembe günkü Atletico Madrid-Galatasaray maçı Muhtemel Kadroları:

ATLÉTICO DE MADRID: De Gea; Ufjalusi, Perea, Domínguez, A.López; Simao, Raúl García, Assunçao, Reyes; Forlán y Agüero.

GALATASARAY: Leo Franco; Ugur, Neill, Emre Güngör, Caner, Mehmet Topal, Mustafa Sarp, Keita, Elano; Arda, Giovani Dos Santos.

Hakem: Alexei Nikolaev (Rusia).

Stad: Vicente Calderón.

Buzda Gök Gürültüsü: 18-0

İyi bir ekip, yetenekli sporcular, özverili çalışanlar, sahiplenme duygusu, dengelenmiş hırs, kazanma arzusu, arkadaşlık, güven ve tabiki sağ duyulu bir takım lideri. Kendi spor dalında ortaya koyduğun performansının bir nesilde ekole dönüşmesi. Sonrasında başarının gelmesi an meselesi. Kanada Bayan Buz Hokeyi takımından bahsediyoruz.

2010 Vancouver Kış Olimpiyatlarında bayanlar ilk maçınca ev sahibi Kanada, zayıf Slovakya’yı 18-0 yenerek dünyada en farklı skor rekorunun sahibi oldu. Eski 16-0′lık rekorunda sahibi Kanada bayan buz hokeyi takımı, turnuvada mutlu sona ulaşarak Olimpiyatlarda ardı ardına 3. kez mutlu sona ulaşmak istiyor.

Başarılı takımın “feel the thunder” (Gök Gürültüsünü Hisset) sloganlarıyla kendilerini motive ederken işlerinin kolay olmadığını biliyorlar. Zira fırtınayla turnuvaya mükemmel bir başlangıç yapan Kanada’nın,  destanı devam ettirmeleri için daha da güçlenen İsveç ve A.B.D ekiplerini geçmesi gerekiyor.

10′un Milano Gecesi

(Rooney’nin Milan’ı yıkan kafası ya da kısaca 10′un Kafası)

Şampiyonlar Ligi Manchester United‘ın maceralarından bir yenisi izledi. San Siro’da tahminler gerçekleşti. Milan düşünüldüğü gibi David Beckham‘ın duran toplarıyla skora kattı sağladı ancak torbanın Wayne Rooney tarafı daha ağır geldi. İngiliz 2 gol atarak Cristiano Ronaldo‘nun yerini fazlasıyla doldurdu.

Alex Ferguson‘un takımı ilk kez Milano’dan galip çıkarak çeyrek finale muhteşem bir salvo yaptı. Emektar Paul Scholes ve mücadeleci Darren Fletcher’ın da hakkını vermek gerekiyor. Bu komple muhteşemliği gecenin ‘O An’larında net olarak görebiliyoruz.

AC Milan (4-3-3) Dida; Bonera, Nesta, Silva, Antonini; Ambrosini, Pirlo, Beckham; Ronaldinho, Huntelaar, Pato.
Substitutes: Abbiati, Gattuso, Inzaghi, Seedorf, Flamini, Favalli, Abate.

Manchester United (4-1-4-1) Van der Sar; Rafael, Ferdinand, Evans, Evra; Carrick; Nani, Scholes, Fletcher, Park; Rooney.
Substitutes: Kuszczak, Neville, Brown, Owen, Berbatov, Valencia, Gibson.

Goller: Ronaldinho 3.dk, Scholes 36.dk, Wayne Rooney 66. ve 74.dk, Seedorf 85.dk

BloggerV.com üyesidir.