Yazara göre arşiv

Hürriyet ve Milliyet Sunar: The Last Exorcism

Fenerbahçe’nin Kayserispor’a bedelsiz verdiği Önder Turacı‘yı kendilerine karşı oynatmamalarını istemesi ve Kayserispor yönetiminin Fenerbahçe’nin bonservis jesti üstüne bu teklifi kabul ederek nezakette bulunması haberi;

NTVSpor durumu tüm doğallıyla “jest” başlığı altında vermiş. Alıştığımız gibi işini doğru şekilde icra etmiş.

The Last Exorcism’in öncüleri Hürriyet ve Milliyet spor servisleriyse, aynı Fenerbahçe-Galatasaray hazırlık maçı sonrası ve çoğu zaman olduğu gibi içindeki kötülüğü kusmuş. Birkaç cahil taraftar ve fanatiği daha gaza getirsinler diye habere ateşli bir boyut katmış?! Fazıl Say‘ın kulakları çınlasın ama Arabesk Yavşaklığı işte budur!

Kayseri’den Fenerbahçe’ye jest! - NTVSPOR

Kayseri’den Fenerbahçe’ye tepki - HÜRRİYET

Fenerbahçe ile Kayserispor arasında tuhaf kavga - MİLLİYET

José Mourinho: “Harry Potter Değilim..”

“Ben teknik direktörüm Harry Potter değilim. O bir sihirbaz. Sihir uydurmadır ve ben gerçek olan futbol için yaşıyorum.. Madrid’e geleli henüz 2 ay oldu. Yeni gelen oyuncularla birlikte takım olarak kaç tane antremana çıktığımızı biliyor musunuz? Sadece 10.. Benim teknik direktörlük profilim son senelerde gelen hocalara göre daha farklı. Eğer işler kötü giderse ve ayrılmam gerekirse dünyanın en iyi kulüplerinden birinin beni beklemesini isterim.. Bu kişisel kararlılık benim Madrid için en ideal teknik direktör olduğumu gösteriyor çünkü ben hiçbirşeyden korkmuyorum. Real Madrid’in istikrara ihtiyacı var ve ben bunu sağlamak için burdayım.. Madrid gelen ve giden teknik direktörlerle birçok açıdan futbol düşüncesi olarak çelişki içinde. İhtiyaç olan istikrar.”

Real Madrid’in yeni teknik direktörü José Mourinho‘nun 0-0 golsüz sona eren Real Mallorca maçı sonrası AS Gazetesine yaptığı açıklamalardan kısa bir kesit. Portekizli çalıştırıcı gelişiyle La Liga’nın marka değerini ve ligte Barcelona’yla ezeli rekabeti arttırdığı bir gerçek. Kendine güvenen Mourinho kısaca kimsenin kendisinden sihirli dokunuş beklememesi gerektiğini söylüyor. Yakalanacak istikrar öncesi herkesin kendilerine güvenmelerini itediğini özetliyor. O’nu dünyanın 1 numaralı teknik direktörü yapan özelliği de bu değil mi?..

DEV’lerin Tarihi Zaferi: Türkiye 76-65 Yunanistan

A Milli Basketbol Takımımız uzun yıllardır yenemediği komşu Yunanistan önünde tarih yazdı. 35 yıllık hasreti sona erdirdi. FIBA 2010′da üst üste 3. galibiyetini alarak grup liderliğini güçlendirdi. Sadece yazan sonuca değil başlığın altındaki resime bakarak 12 Dev Adamın tam anlamıyla nasıl DEVleştiğini görebiliriz. NTVSpor‘un süper başlığına değinmeliyiz: İkinci Zafer Bayramı!

30 Ağustos Zafer Bayramı sonrası 2. kez bizlere gurur katan basketbolcularımıza 2 defa Tebrikler! Tebrikler!..

YUNANİSTAN 65-76 TÜRKİYE
SALON: Ankara Spor Salonu
HAKEMLER: Carl Jungebrand - Pablo Alberto Estevez - Christiano Maranho
YUNANİSTAN (65): Ian Vougioukas, Ioannis Bourousis 15 (7 ribaund- 1 asist), Nikolaos Zisis 3 (3 ribaund- 3 asist), Vasileios Spanoulis 5 (1 ribaund- 3 asist), Nick Calathes 6 (1 ribaund- 4 asist), Antonis Fotsis 7 (5 ribaund- 1 asist), Efstrations Perperoglou 4 (3 ribaund), Kostas Tsartsaris 2 (3 ribaund), Dimitrios Diamantidis 8 (3 ribaund- 3 asist), Kostantinos Kaimakoglou 6 (1 ribaund), Sofoklis Schortsanitis 9 (1 ribaund)
TÜRKİYE (76): Sinan Güler (1 ribaund- 1 asist), Ömer Onan 6 (2 asist), Ersan İlyasova 26 (5 ribaund), Semih Erden 10 (2 ribaund- 1 asist), Kerem Tunçeri 7 (3 ribaund- 4 asist), Oğuz Savaş 2 (1 asist), Kerem Gönlüm (8 ribaund- 1 asist), Ender Arslan 5 (1 ribaund- 4 asist), Ömer Aşık 12 (6 ribaund), Hidayet Türkoğlu 8 (6 ribaund- 3 asist)

Taraftarın Gözünde Sadece ve Sadece Okan Alkan…

Aykut Kocaman’dan başkası Avrupa hüsranı sonrası takımın başında kalamazdı, altyapıdan çıka gelen Okan Alkan’dan başkası taraftarın gözünün içini güldüremezdi..

Geçen 4-2′lik Manisaspor maçının en doğru tahlili böyledir. Aykut Kocaman’ın hatası taraftarın beklediği bu hamleyi gecikmeli yapmasıydı ama oldu. Sonunda Fenerbahçe’nin özünden yetişen bir değerle taraftarlar tasasız mutluluğu yaşadı. Biliyorum ki Okan Alkan’ın başarılı isttatistiğinden 2 assistini silin ve sadece çizgiden çıkardığı golü bırakın; stada gelenler aynı coşkuyla 18 yaşındaki defans oyuncusunu alkışlardı. Medyanın O’nu haftanın oyuncusu seçmesiyse sadece Sarı Lacivertlilerin değil tüm Türk futbolunun genç yeteneklere olan özleminin bir göstergesi. Bu durum 7 Ağustos 2010 tarihinde “Yenilsen de Yensen de” programında sağ bek Okan Alkan ismini telaffuz ettiğimden dolayı beni daha mutlu etti.

Herkes yağmurda şemsiyeyle yürüyebilir ama çoğu kimse yağmur altında kendini bırakmaz. Hayat bize görünmez sınırlar çekmiştir. Anthony Hopkins’in Instinct filminde dediği gibi.. İnsanın bazen kendini yağmura, doğallığa bırakması gerekiyor. Fenerbahçe’nin Türkiye’deki en gelişmiş tesisleri varsa orada yetişen oyunculardan faydalanmalıdır. Böylelikle milyon dolarlar kasada kalır ve sadece futbol değerleri dışında takım ruhuyla Fenerbahçe kendi karekterini sahaya yanasıtabilir. Aykut Kocaman’ı Manisaspor maçındaki doğal ve cesur kararından dolayı tebrik ederim. Kaliteli gençler Okan Alkan ve Mert Günok ile beraber Hasan Erbey, Mahmut Taşkıran, Berk Elitez ve Gökay Iravul’a sonsuz başarılar dilerim.

Geçen gün Katalan bir yazarın okuduğum güzel cümlesi: “Real Madrid kanat oyuncusu için 96 milyon euro ödüyor biz ise Messi denen bir genci çıkarıp takıma monte ediyoruz.”

Emin olun son 2 senedir Fenerbahçe’nin karşılaştığı felaketler öncesinde; Bilica, Baroni ve Selçuk yerine takımda Hasan Erbey, Gökay Iravul ve Abdulkadir Kayalı oynasaydı sonuç bu denli hüsran olmazdı.. En azından takıma 1-2 genç oyuncu kazandırılırdı..

Fenerbahçe 4-2 Manisaspor: 18 Years Old Okan Alkan Sets Broken-Winged Canaries Free

C’est Bein Mieux..


C’est bien mieux comme ça (live)

Soha | MySpace Müzik Videoları

Moi je souris aux petits bonheurs
je souris, c’est bien mieux comme ça
je me fous des petits malheurs
je m’en fous, c’est bien mieux comme ça

NTVSpor’u Hiç Tam Kadro Görmediniz (:

 

Tam Kadro NTV Spor - Koca Kafalar from Dogus Yayin Grubu on Vimeo.

Special Thanks to Aylin.. ve tabiki Grafiti 2000 ekibine.. (:

“Yeni Umutlar Yeni Shipperley’ler”

Bu post Sevgili Dostum Orçun Eryılmaz’a ithaf olunur. Büyük ihtimalle yazdıklarım çoğunluk için birşey ifade etmiyor ama tamamını okuduğunuzda belki sizin de hayatınızda Shipperley’ler olduğunu farkedebilirsiniz. En azından ben ve Orçun, bundan 13 sene önce Championship Manager’ı elimize aldığımızda ve bir Neil Shipperley furyası başladığında, ikimizden birinin şu an bu yazıyı yazacağını elbette hiç tahmin etmemiştik.

Şöyle izah edeyim.. Bahsettiğim 1997-1998 sezonuna takriben, Orçun Eryılmaz Galatasaray’ın başındayken Crystal Palace’tan Neil Shipperley’i ve Scunthorpe United’dan Mark Forrester’ı kadrosuna katar. O zamanların deyimiyle CM şimdiki kadar karmaşık değildi. Ucuz yıldız dediğimiz oyuncular daha revaçtaydı ve emin olun o adı sanı duyulmamış yeteneklerle taraflar şimdiki Football Manager’dan daha ateşli maçlara sahne olurdu. Benim Fenerbahçe takımım hakkında en ufak bir hatıram yok ama Orçun yönetimindeki Galatasaray, 1998 CM sezonunda efsane bir hal alır. Oyun editörleri 1994 senesinin Romario-Bebeto’sunu yaratmak isteseler bu kadarını yapamazlardı. O sezonun kayıtlı halinin olmasını isterdim. Forrester şov yapardı ama damgayı vuran başlıktan da anlaşılacağı gibi Shipperley’di.. Tezahüratı da “Yeni Umutlar Yeni Shipperley’ler”..

Bizim için yukarıdaki kelime bütünlüğü namını yıllar yılı yürüttü. Belki Türkiye sınırlarında kimse O’nun adını bile duymadı ama interaktif teknoloji!.. Türkiye’de birileri hala Shipperley’i hatırlıyor, uğruna tezahürat bile yapmışlar ve şu an SporLog sayfalarında (:

Şimdi ise O bizim meşhur Shipperley geldi çattı karşıma. TheOffside.com sitesi manşetinde hayat hikayesiyle ve önce-sonra diye resmedilen fazla kilolarıyla yer verdi oyuncuya. Yazıyı görünce geçmişte ailecek çekilen VHS videoları izlemiş gibi sahiplendim konuyu. Resimde de göreceğiniz gibi kilolarıyla ünlü Ronaldo artık hak getire. Bizim Shipperley görünüşüyle eskisinden çok farklı. Canladırdığımız umut emsalinden oldukça uzak. Daha da önemlisi bu benim O’nunla ilgili bir fotoğrafı ilk görüşüm, aşinalık sadece isim çağrışımı (:

Shipperley yıllar yılı bize ne kadar umut oldu ya da O’nun umut dolu tezahüratları kime ne ifade etti? Belki hiç birşey ama yakın geçmiş unutulunca bize şunu hatırlattı: umut biziz ve O’nu yaşatan bizim ufak anları sonsuza çevirdiğimiz dostluğumuz. Eğer Orçun ile halen dost olmasaydık belki bu yazı daha anlamlı olurdu, neyseki biz şanslıyız.. Forrester yardımcı oyuncuydu, peki kimler içindeki Shipperley’i yıllar yılı yaşatıyor ve geriye dönüp eski resimlerle mutlu oluyor? 40 sene sonra dahi kulağımda yankılanacak bir nedensiz, bir nedenili iki isim var: Shipperley ve Umut..

Ayrıntı Orta Sahada, Sorun Mesafede, Husumet Aşıda Gizli

Dün akşam izlediğimiz derbi kesinlikle sıradan bir maç değildi, son zamanlarda sehir zevki en yüksek karşılaşmalardan biriydi. Trabzonspor’un Şenol Güneş yönetimindeki modern futbolunu, Fenerbahçe’nin Aykut Kocaman’la etkili mücadelesini ve sahada tüm bunlar yaşanırken centilmenliği & kaliteyi üst seviyede tutmayı amaçlayan futbolcuları ve tabiki Trabzon seyircisini kutlamak gerek.

3-2 ev sahibi takımın galibiyetiyle sona eren güzel maçla sadece bir sporsever olmanın mutluluğunu yaşamadık aynı zamanda FUTBOL adına çok tartışılan orta saha konusunda önemli bir yargıya ulaştık;

Örneğin Cristian Baroni, Selçuk Şahin gibi futbolcuları tartışmak yerine sadece yeşil sahadaki MESAFELERİ düşünün. O futbolcuları eleştirirken aslında neden eleştirdiğimiz; oynamadıkları futbollarında değil kendilerine atılan pasların altında gizli. Pasın yeşil çimlerde süzülüş anında, momentum!

Küçükken ilk topla buluştuğumuzda halen zihnimizde canlandırdığımız hocamız bize neyi öğütler? “TOPU ÜSTÜNE BEKLEME TOPA HAMLE YAP” O zaman iyi futbolcu kötü futbolcu ayrımını ayırt etmek için dün akşamki zevkli derbi sonunda iyi bir nüans yakaladık. Eğer profesyonel bir futbolcu -hele hele bir orta saha oyuncusu- kendisine atılan pasa hareketlenmiyor, aksine geri geri çekilip futbolun en esas doğası TOPTAN uzaklaşıyorsa ortada kesin eksiklik var demektir. Dünyada saniyenin onda birinde rekorların kırıldığı spor dalları varken, atılan pası üstüne bekleyen oyuncu sadece zamanını boşa harcar, top ona gelince ne yapacağını bilemediği için süre kazanmayı çalışır ve kendine güveninden yoksundur.

Aynı durum Galatasaraylı Mustafa Sarp ve Barış Özbek içinde geçerli. Fenerbahçe ve Galatasaray gibi iki güzide kulüpte sözünü ettiğim oyuncuların tartışılma nedeni bundandır. Ve anladığım önemli bir nokta daha: karşı takımın etkili oyuncusundan çok takımlara zarar veren asıl neden, kadrosunda yer alan güvensiz futbolcularıdır. Malesef, biz bırakın o tür oyunculardan uzak durmayı, onları ilk onbirde maaşlı futbolcu yapıyoruz. Bence özellikle iki büyük kulübümüzün öncelikle bu limitli orta saha sorununa çözüm bulması gerekiyor. Emin olun pasa hareketlenen oyuncu tüyosuyla yapılacak transferler doğru transfer olur! Bu konuda kadrosunda yetenekli Ceyhun Gülselam ve Selçuk İnan’dan oldukça verim alan Şenol Güneş’i tebrik etmek lazım.

Veee müthiş spor medyamız içinde kısa bir not! Özellikle son senelerde, sanki birileri basının içine daldı ve çoğunluğa husumet aşısı yaptı.

Dünkü karşılaşmayı izlerken kendi kendime “bu kadar güzel maçtan sonra artık yazacak çirkinlik bulmazlar, izlenen gerçek futbolu met ederler” diye düşündüm ama yanılmışım! Bazıları için Bilica’nın kale içine girmesinin nedenlerini sorgulamak, Şenol Güneş’in modern futbolunu yorumlamaktan daha değerli olmuş; ya da Alex’in Paok maçı için yedek kalmasını Aykut Kocaman’la kavgalıymış gibi lanse etmek, genç kaleci Mert Günok’un cesur performansından daha anlamlı olmuş. Kendine sporsever diyenler ve özellikle kendilerini bu konuda söz sahibi hissedenler futbolun seyirinden keyif almayacakta neden alacaklar? Zaten çabuk galeyana gelen taraftarlara örnek olmayı ve saygıyı empoze etmek yerine her ufak ayrıntıda gizem tohumları ekmek neden? Neden birileri sadece futbolla mutlu olmak varken, mutsuz insanlar arar ve onlarla tatmin olmaya çalışır?

Futbolu, yalan ve husumetle devam ettirmeye çalışanlar hatırlamalıdır ki; futbolu halen spor olarak gören ve onu tarihi, kültürü ve sosyal dayanışmasıyla yaşatmaya çalışanlar var. Onlardan biri Aceto Balsamico’nun Editörü Sevgili Bülent Timurlenk. Kendisini çoğunluk tanıyordur ama O’nu tanımak sadece yazılarını takip etmek değil, yarattığı özgün cümlelerinden önemli alıntılar çıkarmaktır. Bende, Bülent Timurlenk’in spor medyamız konusunda kaleme aldığı çok güzel bir tanımlamasını buraya taşıyarak yazımı noktalıyorum ve çoğunluk için yaşadığı güzelliklerin farkında olmasını diliyorum..

“MEDYA:Araç takip mesafesini, gazeteciliğinde de ayarlamayanlar… Kendi egoları, ihtirasları için kaleme sarılanlar… Mesafeyi kısa tutup, yönetimin, futbolcunun içine dalan, öndeki frene bastığında kaza yapanlar…” Bülent Timurlenk

 Good News and Bad News: Trabzonspor 3-2 Fenerbahçe

Joe Cole Diyetine Devam

Trabzonspor UEFA Avrupa Ligi maçında dün Liverpool karşısında 1-0 yenilerek tur için şansını sürdürdü. Maçın kader anı Joe Cole‘ün kaçırdığı penaltıydı. Trabzonspor kalecisi Onur Kıvrak‘ı devam eden başarılı formundan dolayı kutlamak gerek.

Daha önemlisi Liverpool formasıyla 1.maçında kırmızı kart gören Joe Cole, dün de 2. maçında penaltı kaçırarak ilginç bir istatistiğe imza attı. Eğer yeni takımıyla 3. maçında kendi kalesine gol atarsa çok erken bir saatte Liverpool’un tarih sayfalarındaki yerini alabilir.

Bu senaryo bana İlyas Salman‘ın futbolcu olduğu filmi hatırlattı. Joe Cole futboldan uzak kaldığı Chelsea’de o filmi fazla izlemiş, Liverpool bedelsiz aldığı yıldızının diyetini ödüyor sanırım. Joe Cole diyeti (:

Kadıköy’e Umutlu Dönüş: Paok 1-0 Fenerbahçe

Dün akşam oynanan Avrupa Ligi mücadelesinde temsilcimiz Fenerbahçe, Paok’a 1-0 yenilerek tur umutlarını bir sonraki maça taşıdı. Antalyaspor galibiyetinin verdiği moralle, Paok karşısında oyuna iyi başlayan Sarı Kanaryalar, 19. dakikada Vierinha’nın güzel golüne engel olmadı ve maçtaki bu tek golle karşılaşmadan tek farkla yenik ayrıldı. Maça dair en olumlu nokta, yeni transfer Mamadou Niang‘ın 45 dakikalık performansıyla atak organizasyonlarına yönelik gelecek haftalar için ışık vermesiydi.

Orta sahanın yaratıcılık konusunda kısır kaldığı ve atak varyasyonlarının gerçekleştirilemediği dünkü maçtan sonra, teknik direktör Aykut Kocaman‘ın takıma dönecek as oyuncularla taktiksel bir değişikliğe gideceği açık. Baktığımızda Selçuk Şahin ve Cristian Baroni sadece defansf özellikleriyle modern futbolda vasatı aşamıyorlar ve ne kadar uğraşsalar da atak organizasyonlarına çıkmak için debelenmekten öteye geçemiyorlar. Halen orta alanda elinde yetenekli ve çift yönlü oyuncular olan Fenerbahçe’de, Emre Belözoğlu, Özer Hurmacı, Gökay Iravul ve zaman zaman Mehmet Topuz’dan en az birinin ileriki maçlarda bu bölgede görev alacağını umuyorum.

Fenerbahçe’nin Selanik serüvenine dair bir başka ve en önemli nokta, Sarı Lacivertlilerin tüm kademeleriyle Ulu Önder Atatürk‘ümüzün doğduğu eve yaptıkları saygı dolu ziyaretti. Başkan Aziz Yıldırım, Yönetim Kurulu Üyeleri ve futbolcuların katıldığı ziyarette modern Türkye’nin gerçek liderine sporcularımız şükra ve minnetlerini sundular. Bu onurlu davranıştan dolayı bende Fenerbahçe takımına yürekten teşekkür ediyorum ve Ulu Önder Atatürk’ümüzü saygıyla anıyorum.

Fenerbahçe-Paok rövanş maçı 26 Ağustos Perşembe günü Şükrü Saraçoğlu Stadında oynanacak.

Maç Detayı:

PAOK: 1 - FENERBAHÇE: 0
Stat: Toumba
Hakemler: Manuel Grafe xx, Volker Wezel x, Markus Haecker xx (Almanya)
PAOK: Kresic xxx, Boussaidi xx, Contreras xx, Malezas xx, Lino xxx, Pablo Garcia xxx, Vitolo xx, Vierinha xxx, Ivic xx (Dk. 78 Filomeno x), Salpingidis xx (Dk. 86 Papazoglou ?), Muslimovic xx (Dk. 60 Sorlin x)
Fenerbahçe: Volkan Demirel xx, Gökhan Gönül xxx, Lugano xxx, İlhan xx, Andre Santos xx, Mehmet Topuz xxx, Cristian xx, Selçuk xx (Dk. 80 Gökhan Ünal x), Caner xx (Dk. 70 Özer xx), Alex xx, Semih xx (Dk. 46 Niang xx)
Gol: Dk. 19 Vierinha (PAOK)
Kırmızı Kart: Dk. 57 Vitolo (PAOK)
Sarı Kartlar: Dk. 5 Caner, Dk. 27 Semih, Dk. 41 Lugano, Dk. 74 Andre Santos (Fenerbahçe), Dk. 51 Vitolo, Dk. 73 Ivic (PAOK)

Fenerbahçe Loses 1-0 to Paok But Keep Europa League Hopes Alive

Liverpool-Trabzonspor Maçı Öncesi Melwood’a Uzanıyoruz

Liverpool şehrinin West Derby bölgesindeki antreman sahasının ismi “MELWOOD”. 1950′lerden beri İngiltere’nin köklü takımı Liverpool hazırlıklarını burada sürdürüyor. Anfield Road’daki Trabzonspor ile karşılaşılacak Avrupa Ligi maçı öncesi The Reds son antremanını yine Melwood’da yaptı. Takımda Mascherano ve Agger sakat olduğu için akşam oynanacak maçta forma giyemeyecek. Yeni transfer Poulsen ile birlikte İspanyol yıldız Fernando Torres ise ilk kez yeni sezonda taraftarının karşısına çıkacaklar.

Trabzonspor cephesinde olumlu hava hakim ve bana göre pozitif düşünmek için çok nedenleri var. Eğer bu sezon Liverpool’la karşılaşmaları gerekecekse bunu en iyi zamanda yapacaklar zira ingiliz ekibinde ne gerekli transferler yapılabilidi ne de sakat oyuncular tam anlamıyla formunu yakalayabildi. Roy Hodgson muhtemelen kendine güvenen katı oyun stilini ortaya koymak isteyecek ancak bunu ortasahadaki mevcut futbolcular Lucas ve Plessis ile gerçekleştirmesi mümkün gözükmüyor. Eğer antreman izlenimlerinden anladığımız gibi takımını kanat ataklarıyla hücum etmeye teşvik ederse, burada da Trabzonspor’un uzun oyuncuları Ceyhun, Glowacki ve Egemen’e takılacaklarını bekliyorum.

Forvette Umut etkili birgününde olursa ve Teofilo, Jaja, Yattara üçlüsünden sahada yer alacak 2 tanesi beklenen patlamayı gerçekleştirirse Trabzonspor Anfield Road’dan beklediğinin üstünde avantajlı bir skorla yurda dönebilir. Kaldı ki Bordo Mavililerin orta sahasında oynayan Ceyhun Gülselam ve Selçuk İnan her zaman üst kalitede olduğuna inandığım ve avrupada iyi işler yapacak seviyelere geldiklerini düşündüğüm isimler.

Fenerbahçe maçı nedeniyle bu önemli karşılaşmayı göz ucuyla takip edeceğim ve her ne kadar Liverpool sempatizanı olsam da Trabzonspor’dan ülke puanımıza katkı yapacak sevindirici haberi bekleyeceğim.

Akşam oynanacak Avrupa Maçlarında Tüm Takımlarımıza Sonsuz Başarılar Dilerim!

Yüreklerimizi Burkan Büyük Sevinç (:

Semih Şentürk Yedek Kulübesini Unutacak

Her seferinde dibe vurma tabirini kullanıyordum, sanırım Fenerbahçe’de beklenen çıkışı ilk gerçekleştiren isim Semih Şentürk oldu. Takımın buna ihtiyacı vardı. Şimdi olacaklar ise daha enteresan bir hal alacak. Bunu 4-0′lık Antalyaspor maçı sonrası hemen akabininde, Aykut Kocaman‘ın katı Semih Şentürk açıklamasında görüyoruz: “Semih’in iyi oynaması için her maç öncesi yeni forvet transfer edemeyiz.”

Cevap öncesi bir basın mesubunun dile getirdiği -Semih Şentürk’ün performansıyla ilgili- soru altında aslında herkesin dilediği o gerçek yatıyor: nöbetçi golcü devamlı golcü olsun. Bende aynısını diliyorum fakat gerçek dünyada işler öyle ilerlemiyor. Herkesin inandığı doğru her zaman kesin çözüm olmuyor. Anket ve dileklerle işlerin mutlak yolunda gideceği yanılgısı doğanın ve futbolun değişmez kanunu. Bu anlamak için Sir Alex Ferguson‘ın yıllardır süren oyuncu yaklaşımını ele alalım.

Acaba Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş taraftarlarına sorsak şu an kaç tanesi Van Der Sar’ı 35 yaşında transfer etmek ya da orta sahada Guti yerine Fletcher’ı izlemek ya da sol bekte John O’Shae gibi bir isimsiz kahramanı görmek ister? Peki Portekiz 2. liginden 20 yaşındaki bir oyuncuya £9m ödense kimler bu transfere suskun kalır? Kimse! Hatırlatayım Manchester United’ın yeni transferi Portekizli Bebe’nin henüz wikipedia’da kaydı bile yok. Bu futbolla ilgilendiğini düşünen birçok ilgisiz taraftar için panik yaratabilir (:

Semih konusu da öyle.. Sanmayın ki Aykut Kocaman Semih’i yedek oturtacak.

Sezon öncesi genel reçete Bilica, Önder, Deivid, Crsitian’ın gitmesi yönündeydi. Benim de bu yönde düşünen toplulukta olduğumu itiraf etmeliyim. Ama ilk etapta herkesin beklediği değişim olmadı, sözü geçen oyuncular halen Fenerbahçe oyuncusu. Üst düzey oyuncular da değiller veya gelecekte harikalar da yaratmayacaklar. Ama daha önce dediğim gibi genelin doğrusu her zaman doğru değildir. Semih Şentürk belki Niang’ın gölgesinde kalacak ama bu sezon daha farklı ve başarılı anılacak.

TheOffside.com Fenerbahçe sayfasında Semih’e benzetme ararken “homegrown” sıfatını kullandım. (altyapıdan yetişen) Evet dilimiz birçok örnekte olduğu gibi ingilizce 1 kelimeyi 2 kelimeyle karşılayarak kullanımı zor ve yalın değil ancak burada bahsetmek istediğim “homegrown” anlamının verdiği haz. Bir düşünün camianın içinden çıkacaksınız, tek başınıza ilerleyeceksiniz ve sorumluluk anlamında yanı başınızda kimseler olmayacak. Genç teknik adamı kastediyorum. Böyle bir durumda Aykut Kocaman Semih Şentürk gibi Fenerbahçe’nin tek ve formda evladını yanında istemez mi? Eğer öyle olmasaydı ne t.direktör Kocaman O’nu takımda tutmak isterdi ne de Semih çalkantılı kontrak karmaşasında takımda kalırdı.

Semih’in attığı 2 güzel gol sadece farklı galibiyeti getirmedi. Bana tatilimin sona erdiğine sinyal vermesi dışında, taraftarın ve tüm futbolseverlerin hayretle izleyeceği yapılanma için bir geçiş kapısı açtı. O yüzden Aykut Kocaman’ın düşündüğü değişimlere dair herkes yeni oyun şablonuna hazırlıklı olsun. Kendisi bile değişime nereden başlayacağını bilmezken, aslında kafasında var olan yegane idealizmin çift forvet olduğunu biliyoruz. (Young Boys maçında Stoch kırmızı kart görmeseydi muhtemelen oyuna Semih ikinci forvet olarak dahil olacaktı) Semih, Niang’ın gelişi ve Alex’le verimli oynamasıyla çift forvet sistemine geçişin kilit anahtarı hatta Veysel Efendisi. Hangi Veysel Efendi mi? Hababam sınıfında hepimizin sevgilisi olan “Aç kapıyı Veysel Efendi”si.

“Genelin inandığı doğru her zaman doğru değildir”e tekrar gelirsek.. Eğer öyle olsaydı ya ortada bir yöneten olmazdı ya da yönetilenler sadece yönetene hizmet eden uşaklar olurdu. Sadece futbolda değil. En basitinden 12 Eylül referandumunu ele alalım. Eğer yönetim bu kadar halk iradesine güveniyorsa neden milletvekili ve memur maaş seviyelerini de referandumla belirlemiyor? Demek ki cevap HAYIRmış! Genelin inandığı doğru olsaydı Sir Alex Ferguson bazı sıradan futbolcularıyla bu denli başarılı olamaz ve büyük ihtimalle dünyada futbol takımlarının teknik adamlara ihtiyacı kalmazdı.

Sonuç olarak Mamadou Niang transfer edilmiş olsa da Semih’in Aykut Kocaman’la istikrar yakalayacağına inanıyorum. Başarı da ise sadece teknik direktörün oyuncu seçimlerinin değil Aykut Kocman’ın uygulayacağı yenilikçi sistemin etkili olacağını zannediyorum. Fenerbahçe’de 1. Daum seferinde hortlayan 4-4-1-1 tarihe karışırsa bunda Aykut Hoca’nın emeği olacak ve Semih Şentürk ilk onbirdeki performansıyla yedek kulübesini unutacak.

Semih Şentürk Leads Fenerbahçe to 4-0 Opening Win

Intersport ve Garanti Bonus Card İşbirliğiyle FIBA 2010 Maçlarını Tribünden İzleyin!

2010 FIBA Dünya Basketbol Şampiyonası lisanslı ürünler tek resmi satıcısı olan Intersport, Garanti Bankası Bonus Card sahiplerine yönelik başlatığı kampanyayla 5 kişiye bu büyük heyecanı tribünden izleme fırsatı sunuyor.

Hali hazırda Türkiye’de hizmet veren 26 Intersport mağazasından 15 Ağustos - 25 Ağustos tarihleri arasında Garanti Bonus Card kullanarak en yüksek tutarda alışveriş yapan 5 şanslı basketbolsever, 28 Ağustos - 12 Eylül tarihleri arasında ülkemizde düzenlenecek dev organizayon için maç bileti kazanma fırsatını yakalayacak. Böylelikle hem şampiyonın en büyük destekçilerinden biri olan Intersport hem de milli takımımızın ana sponsorlarından Garanti Bankası, kampanya işbirliğiyle müşterilerine renkli bir basketbol serüveni sunmayı amaçlıyor.

Potanın devlerini buluşturacak FIBA 2010 dünya Şampiyonası öncesi sizde bu görkemli heyecana ortak olmak istiyorsanız hemen bir Intersport mağazasına gidin, kampanyaya katılın ve maçları yerinde izleyin.

BloggerV.com üyesidir.