Yazara göre arşiv

İlkler, tarihler ve bir Galatasaray Klasiği

Dün gece Ayhan Şahenk Spor Salonun’ daydık. Amaç yine bir ilk olmak, Türkiye’ ye bir başka Avrupa Şampiyonluğu kazandırmaktı. Maçtan önce yoğunluğu düşünüp saatler öncesinden salondaki yerimizi aldık. Herkesin üstünde formaları, boyunlarda atkılar ve pota arkalarında sarı kırmızı makarnalar hazırdı. Kızlarımız sahaya 2000 yılında UEFA’ yı kazandığımız forma renginin uğuruna inanarak beyaz formalarla çıktılar. Maç boyunca inanılmaz oynayan takımın yanında, bir onlar kadar terleyen, mücadele eden, profesyonelce çalışan, hiçbir zaman inancını kaybetmeyen bir taraftar gurubu vardı. Top rakipteyken sadece ıslıklayan, rakibin dikkati bozan, yaptıkları tezahüratlarla oyuna yön veren Galatasaray taraftarı şampiyonluğun kazanılmasında önemli bir rol oynadı. Normal süresi 69-57 sona eren mücadeleyi uzatmalarda ki kusursuz oyunuyla 82-61 kazanan takımımız, BAYAN BASKETBOLUNDA TÜRKİYE’NİN İLK AVRUPA KUPASINI KAZANAN TAKIM’ I olmanın en büyük gururunu yaşadı. Önce 2000’ de UEFA kupası, sonra engelsiz aslanlar, simdi de sultanlar… Dün akşam yaşadığımız gururu ve mutluluğu hiçbir şey veremez. Klüp bazında Avrupa’da 3 kupanın 3’ ü de Galatasaray’dan geliyorsa, bu Galatasaray’ ın bakış açısının, vizyonunun farkını gösteriyor. Kızlarımıza da emeği geçen herkese de sonsuz teşekkürler. Dünkü tribünün bir parçası olan ve kızlar kadar terleyen herkese de helal olsun…

03 Kasım 1993

Tarih 3 Kasım 1993; bir Türk takımı ilk defa Şampiyonlar Ligi’nde!

Galatasaray şampiyonlar ligi ilk turunda zorlanarakta olsa İrlanda’nın Cork City takımını eleyerek ikinci tura çıkmıştır. Rakip, İngilizlerin dünyaca ünlü markası Manchester United. Avrupa medyasının büyük ilgi gösterdiği bu turun ilk maçında, Galatasaray Old Trafford’ da büyük bir başarıya imza atmış ve deplasmandan 3-3’ lük skorla dönmüştür.

Ali Sami Yen’ de ki maç öncesi maç mutlak favori yine İngilizlerdir. Maça Hayrettin Demirbaş, Falco Götz, Reinhard Stumpf, Bülent Korkmaz, Yusuf Tepekule, Arif Erdem, Tugay Kerimoğlu, Suat Kaya, Hamza Hamzaoğlu, Hakan Şükür ve Kubilay Türkyılmaz onbiriyle çıkan Galatasaray taraftarının da desteği ile rakibi karşısında etkili bir oyun oynamış ve maç 0-0 sona ermiştir.

Bu sonucun ardından takımımız imkansız, mucize denilen Şampiyonlar Ligi’ ne kalmayı başarmıştır. Türk futbolunda bir dönüm noktası olan bu başarı bundan tam 15 sene önce bu tarihte yaşanmıştır. Bizlere o günleri yaşatan futbolculara tekrardan teşekkür ederiz.

Wenger’in UEFA acısı

Arsenal teknik direktörü Arsene Wenger bugün yaptığı açıklama ile yine gündeme oturdu. Wenger, artık kimsenin ilgilenmediğini iddia ettiği UEFA Kupası’nın kaldırılmasını önerdi. Medyanın kupaya ancak çeyrek finalden sonra ilgi gösterdiğini savunan Fransız teknik adam, “İnsanların herşeyin en iyisine sahip olmak istediği modern bir dünyada yaşıyoruz. İnsanlar sadece en iyileri görmek istiyor. Bu yüzden UEFA Kupasını satmak çok zor” ifadelerini kullandı. Bu ne kadar doğru bir teklif o tartılısa dursun, 2000 yılında Galatasaray’ a karşı kaybedilen bu kupanın Wenger’ de çok derin yaralar açtığı kesin olarak anlaşılmaktadır.

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu

Galatasaray’ da yine enteresan şeyler oluyor. Bir hafta takım inanılmaz oynuyor, toparlandık, mükemmeliz derken bir sonraki hafta, çöküyoruz. Sakatlar iyileşiyor yakında tam kadro olacağız derken bir bakmışız yeni yeni bir sürü sakatlıklar çıkıyor. Son olarak Ümit Davala ve Edwin Boekamp takımdan ayrıldılar, daha doğrusu kovuldular. Galatasaray başkanlık koltugunda oturan Adnan Polat “Ümit Davala’yı uzun bir planlama için düşündük. 2-3 yıl sonra Galatasaray Teknik Direktörü olarak düşünüyorduk. Ama Ümit Davala, antrenmandan 10 dakika önce Florya’ya gelip, 10 dakika sonra gidiyor.” derken diğer taraftan Davala “Florya Metin Oktay Tesisleri’nde hoca olarak en fazla kalan bendim. Bunu herkese sorabilirsiniz.” diyor. Bir tarafta da, kulüp tarafından çok desteklenen!, kararlarına saygı gösterilen! Skibbe “Çok üzüldüm. Yönetimle bu konudaki görüşmelerim sürüyor” diyor. Davala’nın ve Boekamp’ ın gönderilmesi ne kadar doğru bilemem, o ayrıca tartışılır ama kulüpte çok anlmasız şeylerin yasandığı bir gerçek. İyi bir takım kurulmuş, arkasında takımına destek veren milyonlarca taraftar varken yasanan bu olaylar planlanan başarıların önünde çok büyük bir engel gibi duruyor. Galatasaray yönetimi ve teknik direktörünün bir an önce kendilerine gelip takımı ve kulübü toparlaması gerekmektedir. Bu belirsizlikler devam ettiği sürece kenetlenmiş olan Galatasaray camiası her an karışabilir ve daha da büyük engellenmesi zor sonuçlar ortaya çıkabilir.

Yeni bir forvet doğuyor, Ronaldinho!

Pazar akşamı oynanan Milan-İnter mücadelesini Milan çok çekişmeli ve keyifli geçen bir maç sonrası Ronaldinho’nun attığı muhteşem kafa goluyle 1-0 kazandı. Ronaldinho’ nun füze gibi vurduğu bu kafa vuruşu ve gol sonrası yaptığı muhteşem samba herkesi şaşırttı.

Maç boyunca Ronaldinho’nun alışık olduğumuz esnek çalımlarına, kusursuz paslarına ve mükemmel oyun kuruculuğuna pek rastlayamadık. Aksine hırslı, ateşli ve yırtıcı bir forvet izlenimi sundu bizlere Brezilyalı yıldız. Bu da akıllara “Ronaldinho dan forvet olur mu?” sorusunu getirdi.


Devamını Oku

Her şey güzel bitmişti ve tekrardan güzel başlamıştı, taki…

Mayıs ayı sonunda Galatasaray Fenerbahçe’nin önünde lig şampiyonluğuna ulaşmıştı. Yabancısı hatta teknik direktörü olmayan bu kadro büyük bir iş başarmış, gelecek için çok ümit vermişti. Haziran ayında ki 2008 Avrupa Şampiyonasında Galatasaray’ lı oyuncular büyük başarılar göstermiş, şimdiden yeni sezona hazırız mesajları iletiyorlardı. Temmuz ayında ise Galatasaray yönetimi transfer bombalarını patlatarak geçen sezon verim alınamayan yabancılar yerine kadrosına kaliteli, dünyaca tanınan futbolcuları takviye etti. Hazırlık maçları tatsızdı ama olsun bunlara alışıktı zaten Galatasaray taraftarı. Şampiyonlar ligi kurraları çekildi, rakip S.Bükreş’ti. Yıllardır ön elemelerde hep başarılı olan Galatasaray’ın bu turu geçmemesi için hiç bir neden yoktu. Fakat ne olduysa bundan sonra gerçekleşti. Ali Sami Yen’ de ki oyunu gören herkes “Noldu bu takıma?” dedi. Herkes şaşkındı;
Devamını Oku

Bir yaz daha bitti…

Bir yaz mevsimi daha sona ermek üzere. Sonbahar’la birlikte ulusal ligler, futbol, basketbol, voleybol gibi müsabakalar tekrar başlarken Avrupa Şampiyonası ve Olimpiyatlar gibi 2 dev organizasyonu da iyice geride bırakmış olacağız. Bunun dışında, genelde yazın yapma şansı bulduğumuz su sporlarına kavuşmak için 1 sene daha beklememiz gerekecek. Özellikle Çeşme’ de vakit geçirme şansını bulan biz İzmir’ liler Çeşme’ nin muhteşem rüzgarında yelken keyfi yapmayı, Alaçatı’ da surf üstünde durmayı çok özleyeceğiz. Hayatın sadece para kazanma, lüks içinde yaşayıp ömür boyu çalışma olmadığını
Devamını Oku

Keyfi yerinde ama…

Bundan birkaç sene öncesine kadar Bundesliga’ da en merak ettiğim maçların arasında belki de en üstte Schalke maçları gelirdi. Bunun da en büyük nedeni takımın yıldızı Lincoln’ ün o maçta neler yaptığını, nasıl paslar verdiğini veya güzel gollerine bir yenisini ekleyip eklemediğini görmekti. Ve geçtiğimiz yaz korkunç bir şey oldu. Galatasaray yüksek bir bonservis bedeli ödeyerek Cassio Lincoln’ ü renklerine bağladı. Yıllardır Almanya’ da izleme fırsatı bulduğumuz yıldız artık Türkiye’ de Galatasaray için oynayacaktı.

Takımın Hagi’ den sonra aradığı 10 numara bulunmuş ve taraftarlar yeni formalarına “Lincoln” ismini yazdırmaya başlamışlardı. Sezon başladığında Lincoln iyi paslar, goller atıyor ve ben bu Galatasaray’ a liderlik ederim izlenimi veriyordu. Fakat olaylar yavaş yavaş tersine döndü. Lincoln’ ün disiplinsiz hareketleri, sık sık sakatlanmaları derken formsuz geçirdiği sezonu kötü bitirdi. Neyse ki takım şampiyon olmuş ve bu sebeple gelecek eleştirilerden kurtulmuştu.
Devamını Oku

Türkiye Avrupa 3.’ sü

Evet belki sanal bir maç, ya da sürreal bir çalışma, ama bu akşam ki maçı izleyince İspanya karşısında yarı finale yakışmayacak bir Rusya gördük ve bu duruma bakıldığında eğer 3. lük 4.lük maçı oynansaydı kazanan tarafın Milli Takımımız olacağını söylemek içten bile değil.
Yarı finaller öncesi favori Almanya ve İspanya’ dan sonra Türkiye ve Rusya’ ya süpriz yorumları yapılmıştı. O ana kadar dirençle, istekle ve üstün mücade ile oynayan bu iki takımın yarı finalde ne yapacağı merak konusuydu. Beklenildiği gibi süpriz olmadı ve Almanya ile İspanya finale çıkan takımlar oldu. Tek bir farkla. Bu akşam Rusya 3-0 yenildi ve yenilmesinin dışında İspanya karşısında varlık dahi gösteremeyerek kaleye sadece 1 şut çekebildiler, o da maçın 88. dakikasında. İspanya ise Rusya kalesine tam 11 şut gönderdi ve haklı bir galibiyet aldı. Futbolsever olarak maçta 3 gol görmüş olabiliriz ama Avrupa
Devamını Oku

Mutluluk

Mutluluk tarif edilemez bir duygu açıklanamaz bir histir. Kışın soba karşısında oturmak insanı mutlu ederken yazın deniz kenarında rüzgara karşı olmak aynı duyguyu verir. Biz spor, özellikle futbol fanatikleri için ise tuttuğu takımın başarılı olması, goller atması mutluluk demektir. Evet ülke olarak bu gün 2008 Avrupa Şampiyonasında yarı final oynayacağız. O yüzden tüm ülke olarak çok mutluyuz. Sadece bu akşam ki maç değil, yaklaşık olarak 20 gündür çok mutluyuz çünkü televizyonlarda, gazetelerde, yerli yabancı bütün basın organların da 20 gündür kendimizi görüyoruz. Eurosport’ ta hala Türkiye maçını izliyebilioruz veya yabancı bir internet sitesinde ki en iyi oyuncular kısmında kendi futbolcularımızla gurur duyuyoruz. Fotoğraflarda, videolarda hep kırmızı beyaz renkleri ve mutlu insanları görüyoruz. Şampiyonanın bitmesine
Devamını Oku

Tango mu? Samba mı?


Tüm avrupanın Euro 2008’ e odaklandığı şu günlerde yarın sabaha karşı oynanacak olan Brezilya-Arjantin maçını nerdeyse unuttuk. Perşembe sabahı TSİ 3.50’ de bu 2 dev dünya kupasına gidebilmek için karşılacak. Brezilya son maçında Paraguay’a 2-0 mağlup olurken Arjantin ise kendi evinde Ekvador’la 1-1 berabere kaldı. İki takım içinde büyük önem taşıyan bu maç Euro 2008 in gölgesinde kalsada, uykusuz kalmaktan şikayet etmeyen futbol severleri muhteşem bir karşılaşma bekliyor. Arjantin Brezilya’ ya karşı oynadığı son üç maçta da favori olmasına rağmen ağır yenilgiler aldı. Messi’ li, Aguero’ lu Arjantin yine favori ve artık bu maça rövanş gözüyle bakıyorlar. Son maçta aldığı şok yenilgiyle


Devamını Oku

Aurevoir France (Güle Güle Fransa)

2000 lere damgasını vuran, Dünya ve Avrupa Kupalarını kazanmış Fransa ölüm grubu diye adlandırılan C Grubundaki son maçında İtalya ile karşılaştı. Maça çok büyük beklentilerle çıkan Fransa, Ribery’ nin erken sakatlık problemi yaşaması ve 24. dakikada Eric Abidal’ in kırmızı kart görmesi sonucu adeta dağıldı. Pirlo’ nun penaltıdan ve De Rossi’nin attığı gollerle mücadeleden 2–0 galip ayrılan İtalya çeyrek finalde İspanya’ nın rakibi oldu. Bu sonuçla grupta 1 puanla sonuncu olan Fransa turnuvaya da erken veda etti. Turnuva öncesi Patrick Vieira’nın sakatlık problemi, Henry’ nin hafif sakatlığının yanında formsuz oluşu Fransa için büyük handikaplar olarak gözükse de, “Mavi” ler turnuvanın favorileri arasında gösterilmekteydi. Fakat yapılan mücadeleler ve ortaya çıkan tablo Fransa’nın eski gücünden çok uzakta olduğunu kanıtlar nitelikteydi.


Devamını Oku

Milli Saray

Dün akşam zaferlerin ötesinde bir gece yaşandı Türk milleti için. Daha önce de büyük maçlar kazanmış bir takımız ama böylesi hiç olmamıştı, bu kadar heyecanı daha önce hiç yaşamamıştık. Bunları bize yaşatan milli takımımıza ve emeği geçen herkese çok teşekkürler. Peki bu başarılar nasıl kazanılıyor? İlk olarak 2002 dünya kupasını hatırlayalım, iyi oynayan, mücadele eden Milli Takımız kupada 3. olarak bizleri sevince boğmuştu. O takım 2000 yılında UEFA şampiyonu olan Galatasaray’ ın kemikleşmiş kadrosundan meydana gelmiş, bir birini iyi tanıyan futbolcuların yanlarına yapılan birkaç takviye ile başarı sağlanmıştı. Peki dün değişen neydi? Son katıldığımız Dünya Kupasından bu yana 8 sene geçti Emre Belözoğlu ve Emre Aşık hariç kadromuz tamamen farklıydı. Ama değişmeyen şu; dün gece oynayan 11 as ve sonradan oyuna giren 3 oyuncumuzla birlikte 14 oyuncundan 7 sini Galatasaray’ lılar oluşturmaktaydı. Sezon boyunca çok başarılı olan ve Galatasaray’a lig şampiyonluğunu kazandıran bu oyuncular milli takımımızın büyük başarısında da başroldeydiler.


Devamını Oku

İntikamımız acı olacak demiştik

Turnuva öncesi kuralar çekildiğinde Milli Takımımız dünyanın yıldızlarını bünyesinde bulunduran Portekiz, Avrupa’nın her zaman iddialı ve istikrarlı takımı Çek Cumhuriyeti, ve daha 3 sene önce bizi, kendi evimizde olaylı bir maç sonucu eleyen ev sahibi İsviçre ile eşleşmişti. Herkesin hayalleri yüksekti, kimimiz “Şampiyon Türkiye” derken kimimiz “final oynarız” demekteydi. Ama tek bir ortak dilek vardı o da ne olursa olsun şu İsviçre’yi kendi evinde kendi taraftarlarının önünde yenmek.

Ve o büyük gün gelmişti, İsviçre’liler maç günü televizyonlarda, gazetelerde ve internet sitelerinde ülkemizi küçük düşürücü, aşağılayıcı resimler ve başlıklarda bulundular.
Devamını Oku

BloggerV.com üyesidir.