İlkler, tarihler ve bir Galatasaray Klasiği
Dün gece Ayhan Şahenk Spor Salonun’ daydık. Amaç yine bir ilk olmak, Türkiye’ ye bir başka Avrupa Şampiyonluğu kazandırmaktı. Maçtan önce yoğunluğu düşünüp saatler öncesinden salondaki yerimizi aldık. Herkesin üstünde formaları, boyunlarda atkılar ve pota arkalarında sarı kırmızı makarnalar hazırdı. Kızlarımız sahaya 2000 yılında UEFA’ yı kazandığımız forma renginin uğuruna inanarak beyaz formalarla çıktılar. Maç boyunca inanılmaz oynayan takımın yanında, bir onlar kadar terleyen, mücadele eden, profesyonelce çalışan, hiçbir zaman inancını kaybetmeyen bir taraftar gurubu vardı. Top rakipteyken sadece ıslıklayan, rakibin dikkati bozan, yaptıkları tezahüratlarla oyuna yön veren Galatasaray taraftarı şampiyonluğun kazanılmasında önemli bir rol oynadı. Normal süresi 69-57 sona eren mücadeleyi uzatmalarda ki kusursuz oyunuyla 82-61 kazanan takımımız, BAYAN BASKETBOLUNDA TÜRKİYE’NİN İLK AVRUPA KUPASINI KAZANAN TAKIM’ I olmanın en büyük gururunu yaşadı. Önce 2000’ de UEFA kupası, sonra engelsiz aslanlar, simdi de sultanlar… Dün akşam yaşadığımız gururu ve mutluluğu hiçbir şey veremez. Klüp bazında Avrupa’da 3 kupanın 3’ ü de Galatasaray’dan geliyorsa, bu Galatasaray’ ın bakış açısının, vizyonunun farkını gösteriyor. Kızlarımıza da emeği geçen herkese de sonsuz teşekkürler. Dünkü tribünün bir parçası olan ve kızlar kadar terleyen herkese de helal olsun…






Bundan birkaç sene öncesine kadar Bundesliga’ da en merak ettiğim maçların arasında belki de en üstte Schalke maçları gelirdi. Bunun da en büyük nedeni takımın yıldızı Lincoln’ ün o maçta neler yaptığını, nasıl paslar verdiğini veya güzel gollerine bir yenisini ekleyip eklemediğini görmekti. Ve geçtiğimiz yaz korkunç bir şey oldu. Galatasaray yüksek bir bonservis bedeli ödeyerek Cassio Lincoln’ ü renklerine bağladı. Yıllardır Almanya’ da izleme fırsatı bulduğumuz yıldız artık Türkiye’ de Galatasaray için oynayacaktı.






Son Yorumlar