Yazar: Aylin Engin -
5 Temmuz 2008 11:00
Kategori:
Bilardo
3 Temmuz’ u 4 Temmuz bağlayan gece saat 2.40’ta Eurosport’u açmış Belçika’da düzenlenen ‘’Dünya Artistik Bilardo Şampiyonası’’ nı izliyorum. Gecenin bu saatinde beni televizyona bağlayan en önemli şey ise bir Türk, Hacı Arap Yaman’ ın bu dalda dünya sahnesinde yarışıyor olması.
-
3 top ve amerikan bilardo şampiyonalarını defalarca izlemiştim fakat bilardonun bu dalını ilk kez duydum açıkçası. Oyun kısaca şu şekilde: 2 beyaz 1 kırmızı olmak üzere 3 top var. Hakem vuruştan önce oyuncuların topu ne şekilde yönlendirmeleri gerektiğini gösteriyor ve oyuncular da sırayla bu vuruşu yapmaya çalışıyorlar. (more…)
1 Yorum yazılmış
Yazar: Aylin Engin -
23 Haziran 2008 10:40
Kategori:
Euro2008
-
2008 Avrupa Kupası’nın en akılda kalan takımı, yabancı gazetelerin de manşetlerinden gördüğümüz gibi Türkiye. Turnuvaya sakat oyuncularla başlayan, ve sakatlıklarda artan bir grafik izleyen takımımız maçları bana göre ‘’Fatih Terim’e rağmen’’ kazanmayı biliyor. Şu ana kadar oynanan maçlarda 3 kez geriye düşüp maçı çeviren bir tek takım var o da milli takımımız. Bunca tersliğe rağmen bu şans bizim yanımızda oldukça, 13 sağlam adamla finale çıkmamamız için hiç bir sebep yok. Gol yemeden gol atamamak bir alışkanlık oldu artık. Bu özelliğimizi de Almanya maçıyla kırarız diye ümit ediyorum. Hatta sırf bu yüzden Almanya gol atmaktan çekinir mi ne dersiniz? (more…)
Henüz yorum yazılmamış
Yazar: Aylin Engin -
15 Mayıs 2008 6:43
Kategori:
Genel
Galatasaraylılar Derneği, 100.yıl etkinlikleri kapsamında geçtiğimiz hafta Anıtkabir ziyaretini gerçekleştirdi.
Yaklaşık 250 Galatasaraylılar Derneği, 60 Ankara Galatasaraylılar Birliği üyesi ve 50 kadar diğer derneklerin üyesi, Galatasaray Eğitim Vakfı ve Galatasaray Spor Kulübü yöneticileri, 10 Galatasaray Lisesi, 35 Galatasaray Üniversitesi ve 100 Galatasaray İlkokulu öğrencisinin katılımıyla 500 kişiyi aşan bir kalabalıkla yapılan ziyaret; alanda kortej oluşturma, mozoleye çiçek koyma, misak-ı milli kulesinde deftere yazı yazma ile devam etti ve müze ziyareti ile son buldu.
(more…)
2 Yorum yazılmış
Yazar: Aylin Engin -
25 Şubat 2008 7:32
Kategori:
Tenis
4-10 Şubat tarihlerinde ENKA Spor Kulübü Tesisleri’nde gerçekleştirilen Büyükler Kategorisi Kış Kupası sona erdi. 100’ün üzerinde sporcunun katılımıyla gerçekleşen turnuva, bay ve bayanlarda çok çekişmeli maçlara sahne oldu. Özellikle turnuvanın 5. gününde oynanan çeyrek final maçı izlenmeye değerdi. Tuna Altuna ve Ergün Zorlu arasında oynanan maç, ikili arasında gidip geldi. Zaman zaman gerilimlerin de yaşandığı maç sonunda Tuna Altuna kazanmayı bildi. Aynı zamanda bu sporcunun 1989 doğumlu olması Türk tenisinin geleceği için umut vericidir. Buna rağmen erkeklerde turnuvanın galibi, milli oyuncu Haluk Akkoyun oldu. Bayanlarda ise, turnuvanın favorisi olan klasmanın 2 no’lu seri başı Çağla Büyükakçay, klasmanın 1 no’lu seri başı Pemra Özgen’in yokluğunda maçlarını zorlanmadan kazandı. Finali Eylül Benli ile oynayarak 2 sette kazandı. (Pemra Özgen, bu turnuva sırasında yurtdışında ülkemizi temsil ediyordu.) Sporlog ailesi olarak, turnuva galiplerini kutluyor ve başarılarının devamını diliyoruz.
Henüz yorum yazılmamış
Yazar: Aylin Engin -
16 Şubat 2008 8:33
Kategori:
Genel
Semih Saygıner ve Bilardo Federasyonu arasındaki gerginlik 2004’ten bu yana devam ediyor. Bu gerginliğin çıkış sebebi Semih Saygıner’e göre federasyonun yeteri kadar bilgili ve ilgili kişilerce yönetilmemesinden kaynaklanıyor. Olayın başlangıç noktası, yurtdışında gerçekleştirilecek bir turnuva organizasyonuna dayanıyor. Bu turnuva için uzun zamandır Tayfun Taşdemir ile hazırlanan Semih Saygıner, turnuvaya çok az bir zaman kala partnerinin federasyon tarafından değiştirilmesiyle neye uğradığını şaşırıyor. Federasyona göre bu değişikliğin sebebi, Ferdi Türkiye Şampiyonaları’nda genel klasman sıralamasında, değiştirilen oyuncunun Tayfun Taşdemir’den daha iyi bir dereceye sahip olması. Fakat işin garip kısmı, bu sıralamada Semih Saygıner’in 3. sırada bulunması. ‘’Madem ki oyuncular sıralamaya göre seçiliyor, o zaman neden ilk 2 gitmiyor’’ diyor Semih Saygıner. Federasyon üst üste Türkiye’ye sayısız başarılar getirmiş ikiliyi bozuyor ve yerine kendi istediği sporcuyu koyuyor ve bunu da sıralamaya göre yaptığını belirterek bir prosedüre dayandırıyor. Bunun üzerine Milli Takım kafilesinde yer alan Saygıner’in, kafilede olmayı reddetmesi ve ardından da bu davranışı nedeniyle Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Merkez Ceza Kurulu’nca 8 ay 15 gün cezalandırılmasıyla başlayan gerginlik artıyor. Tartışmalar 2004 yılından bu yana devam ediyor ve kimse, özellikle spor camiası, dünya dereceleriyle ve bilardoya kattığı 22 özel vuruşuyla Türkiye’nin adını gururla duyuran Semih Saygıner’e, federasyon tarafından yapılan haksızlığa dur demiyor ve onun gibi bir değerin yitip gitmesine karşı bir şeyler yapmıyor. O zaman kimse kendinde, bu saygın sporcumuzun spor yaşamını dondurmasına hayretler içinde bakma hakkını bulmasın.
Henüz yorum yazılmamış
Yazar: Aylin Engin -
29 Ocak 2008 8:02
Kategori:
Futbol
Beşiktaş neden gol yemeden gol atamıyor ? Nobre’nin yükselen performansına paralel olarak İbrahim Toraman’daki düşüş, aynı zamanda Baki Mercimek’in yaptığı hatalar, Beşiktaş’ı haftalardır yenik duruma düşürüyor. İlginç olan yenik duruma düştükten sonra bile Beşiktaş’ın maçı kazanmayı bilmesi. 4 büyüklerden biri olması, kendine olan güvenin de yükselmesini sağlıyor. Holosko’nun takıma gelmesiyle Nobre’nin kendini bulması ve takımın offensif yönünün artması, Beşiktaş’ı şampiyonluk yolundan koparmıyor. Bununla da kalmıyor, Beşiktaş, Süper Lig’de 20 maç sonunda topladığı 43 puanla son 4 yılın en iyi sezonunu yaşıyor. Fakat gol yemeden gol atamamak nereye kadar gidecek ? Gaziantepspor, Kasımpaşa, Manisaspor, Ankaragücü, Konyaspor maçları kazanılır ama iyi oynayan bir takıma karşı, geriye düştükten sonra maçı kazanmak bu kadar rahat olabilir mi ? Hiç zannetmiyorum. Bunu ilerleyen zamanlarda hep beraber göreceğiz.
1 Yorum yazılmış
Yazar: Aylin Engin -
22 Ocak 2008 9:06
Kategori:
Genel
Kaç insan tanırız, televizyonda gördüğümüzde pür dikkat kesildiğimiz? Kaç insanın sesini duyduğumuzda, o programın dinlemeye değer olduğunu anlarız? Kaç insanın adı bir spor dalıyla özdeşleşmiş, dünya çapında o spor dalında bir otorite haline gelmiştir? Cüneyt Koryürek’ten söz ediyorum. 19 Ocak günü spor dünyası çok önemli bir adamını kaybetti. Atletizm denince Türkiye’de akla ilk gelen insandı o. 100 metre dalında, yorumlarıyla dünyadaki en yetkin insanların başında geliyordu; fakat bu sefer, trafik canavarı 100 metrede birinci geldi. 76 yıllık hayatına 7 Olimpiyat 8 Dünya şampiyonası, birçok Golden League ve sayısız turnuva sığdırmanın yanı sıra, başarılı oyuncular da yetiştirmiş olan Cüneyt Koryürek, yurtdışında aldığı eğitimin ardından, Türkiye’de Cevdet Sunay’ın tercümanlığını yapmış ve ardından Ankara’da Daily News Gazetesi’nin yazı işleri müdürü olmuştu. Aynı zamanda Koryürek çok iyi de bir gurmeydi. Yorumlarında, hayata ve spora bakış açısına çoğu zaman hayran kaldığımız, belki de birçoğumuzun 2008 Beijing Olimpiyatları’nı dört gözle beklememizin ilk sebebiydi. Geçtiğimiz kasım ayı kazanın gerçekleştiği Elmadağ’daki ofisinde kendisiyle tanışma fırsatını yakalamıştım. Hayata bakış açısını özetleyen bir cümlesi kaldı aklımda : ‘’Hayatta kaybetmek yoktur, kazanamamak vardır, bu yarışta kazanamazsam, ikinci yarışta kazanırım.’’
Dünya rekorları kırılır gider; fakat Olimpiyat şampiyonluğu kalıcıdır, Cüneyt Koryürek de bir Olimpiyat şampiyonuydu ve hep kalıcı olacak gönüllerde…
Henüz yorum yazılmamış