Yazara göre arşiv

Bu Çocuklar İstiyor!

Oynadığı son iki maçta Beşiktaş’ın futbolu için “Eski Brezilya’yı izledim” gibi iddialı sözler söyleyemesem de şu bir gerçek ki bu takım şampiyonluğu istiyor, hem de çok.

Dünkü Beşiktaş-İstanbul B.Belediye erteleme maçı çok krıtikti kartal için. İstanbul B.B. iyi bir takım, neler yaptıkları ortada. Evinde oynadığı maçlarn stresi altına giren bir Beşiktaş bu maçı kazandığı takdirde artık kesin zirve ortağı oluyordu. Nitekim dün gece stres yoktu istek vardı. Maçın başından sonuna kadar maçı kazanma hırsının taraftarla bütünleşmesini izledik. Taraftar şampiyonluk havasına girdi bile.

Savunmada bol presli, alan daraltan çabuk oyunu ligimizde Beşiktaş’tan iyi yapabilen yok çünkü oyuncu kadrosu buna uygun. Defansın önünü savunma anlamında kalabalık tutan Denizli’nin bu takımın gol atabileceğini ve pozisyona girebileceğini iki maçtır görüyoruz. Mustafa Denizli’nin oyun felsefesine göre önce karşı takımı oynatmayacaksın sonra etkili ayaklarla vuracaksın. Zaten takım da bu tarz oyun sitilini benimsemiş durumda.

SERDAR ÖZKAN MESELESİ

Bu konu hakkında da bir şeyler söylemeden geçemeyeceğim. Söylenenlere göre Serdar Özkan sözleşme yenilemeye pek yanaşmıyormuş. Hatta çuvalla para istiyormuş yönetimden. Ben merak ediyorum Serdar Özkan ne yüzle ciddi miktarda paralar isteyebiliyor. Şu an farkında mı acaba kariyerinin dönüm noktasında olduğunun. Ya Beşiktaş’ın futbolcusu olmaya devam edecek ya da unutulup gidecek Türk futbolunda. Yetenekleri belli olan bir futbolcu Serdar Özkan daha fazla bir gelişme gösterecek kapasite de değil. Eğer Beşiktaş sana bu halinle yeni sözleşme teklif ediyorsa üçe beşe bakmayıp basacaksın imzayı, oynadığın yerin kıymetini bileceksin. Ama sen görüşmelere bile kendin gelmeyip menajerini yolluyorsan eğer bu yaptığın çok büyük bir terbiyesizliktir. Zaten sen o zaman duruşunla Beşiktaş kulübüne yakışmayacak bir futbolcusundur. Bu hareketinden sonra Serdar Özkan’a yol verme vakti gelmiştir.

Nasri’nin Solosu ve Bendtner’in 3′lemesiyle

Şampiyonlar Ligi’nde Arsenal, 2-1′lik yenilginin rövanşında çıktığı maçta Porto‘yu 5-0 mağlup ederek, hatta dağıtarak çeyrek finalist oldu.

Ev sahibi Arsenal maça klasik başlangıcını yaparak etkili başladı. İngiliz temsilcisi, 9. dakikada Bendtner’in attığı golle karşılaşmada 1-0 öne geçti. Dakikalar 25′i gösterdiğinde bir kez daha sahneye çıkan Bendtner, skoru 2-0′a taşıdı. Karşılaşmanın ilk yarısı bu sonuçla geçildi. İkinci yarıda da baskılı bir oyun oynayan Arsenal, 63. dakikada Nasri’nin attığı golle 3-0 öne geçti. Bu golden 3 dakika sonra Eboue,  farkı 4′e çıkarttı. 89. dakikada ise gecenin yıldız ismi Bendtner son sözü söyledi 5-0.

Bendtner’in “hat-trick hero” olmasının yanı sıra Samir Nasri’nin solo performansıyla attığı muhteşem gol gecenin güzellikleriydi. Şu bir gerçek ki Porto’nun ilk maçı 2-1 kazanmasından sonra bu skorun yetmeyeceği çok açıktı. Arsenal’e karşı evinde daha farklı kazanacaksın ki tur için bir şansın olabilsin, yoksa bu kadar genç ve evinde oldukça agresif, organize bir takıma dayanmak güç. Dün gecenin başka bir ayrıntısı ise Fabregas’ın olmamasına rağmen bu kadar farklı bir skor olmasıydı. Sagna’nın da dediği gibi Arsenal’in  sadece Fabregas’tan ibaret olmadığını da göstermiş oldular.

O Diyorsa Doğrudur :)

A.Madrid maçında Agüero’nun yüzüne tekme atıp sakatlayan Galatasaraylı Servet Çetin, Arjantin Teknik Direktörü futbol efsanesi Maradona’yı çılgına çevirdi. Çılgına dönmüş bir Maradona’nın nasıl konuşabileceğini az çok tahmin edebilirdik zaten.

Almanya ile oynanan hazırlık maçı öncesi gazetecilere konuşan Arjantin Teknik Direktörü Maradona “Bir yıldız futbolcunun kafasını tekmeleyen savunmacıya çok az rastlanır. Maalesef Servet gibi kazmalar da futbolcu oluyor” diyerek Servet’e “kazma” damgasını vurdu. Maradona bu sözleri söylemişse mutlaka bir bildiği vardır diyeceksin ve geçeceksin :) Adam tabiki damadını çok seviyor, çocuğun canını acıtınca Servet, sözünü sakınmayan Maradona’nın da hışmına uğramış oldu. 

Maradona’nın bu sözleri üzerine Servet Çetin ise, “O hareket pozisyon gereği oldu. Maradona’ya cevap vermem” diye konuştu. Bence Servet Maradona’ya cevap vermemekle en iyisini yapmış, haddini bilmiş :) En azından olaya iyi yönünden bakmalı. Koskoca Maradona artık Servet’i tanıyor ve bütün dünyaya ondan bahsediyor.

Kasaplar İçin Emsal Karar

Bugün okuduğum ilginç bir haberi aktarmak istiyorum sizlere. Saha içinde yaptığı sert hareketler nedeniyle birçok defa ceza alan Mark Chapman’a ‘kasten adam yaralamak’tan 6 ay hapis cezası verilmiş.

İngiltere’de amatör futbol liginde geçen ekim ayında Long Lawford ile Wheeltapper arasındaki maçın son saniyelerinde bir faul yapılmıştı. Long Lawford’da oynayan Mark Chapman (20), rakibi Terry Johnson’a (26) çelme takarak bacağının 2 yerden kırılmasına neden olmuştu. Kemikleri birleştirmek için bacağına çivi takılan Terry Johnson’a doku nakli de yapılmıştı. Terry Johnson’ın futbol hayatı bu sert hareketle sona ermişti.

Daha önce saha içinde yaptığı sert hareketler nedeniyle birçok defa ceza alan Mark Chapman’a ‘kasten adam yaralamak’tan 6 ay hapis cezası verildi. Böylece ilk kez futbol sahasında yapılan bir faul için hapis cezası verilmiş oldu.

Hukuksal açıdan bakacak olursak; Chapman’ın avukatı haklı olarak Arsenal’li Ramsey’in bacağının kırılması örneğini vererek hareketin aynı olduğunu, fakat karşı tarafın bu olay nedeniyle hapis cezası almadığını belirtmiş. Bunun üzerine hakim ise olayın aynı olmadığını Chapman’ın sert hareketlerini bir çok maçta tekrarladığını ve yaptığı hareketin sonucunu öngörebileceğinden bahisle bilerek ve isteyerek şiddet uyguladığını, sakatlığın sonucunda ise mağdurun futbol hayatının bittiğini, bunun bir cezai sorumluluk doğuracağını beyan etmiş. Hakim böylece emsal bir karar vermiş İngiliz futbolunun kasapları için.

Bu Mark Chapman isminde de bir şey var sanırım, bir suça yönelme isteği. Aklıma The Beatles’ın efsane üyesi John Lennon’ı vurarak öldüren Mark Chapman geldi: “The small part of me must be the Devil”

Ekrem “Dağ”ları Aştı!

Avusturya A Milli Futbol Takımı, Viyana’da karşılaştığı Danimarka’yı 2-1 yendi. Avusturya’nın gollerini 12. dakikada Schiemer, 37′de Wallner atarken, Danimarka’nın tek golü 17. dakikada Bendtner’den geldi. Bu arada Avusturya Milli Takımı kadrosuna davet edilen Beşiktaşlı futbolcu Ekrem Dağ, ilk kez Avusturya Milli Takımı formasını giydi. Karşılaşmaya ilk 11′de başlayan siyah-beyazlı futbolcu, 90 dakika oyunda kaldı.

Beşiktaş’a ilk geldiği zaman bu adamın iş yapmayacağını, gereksiz transfer olduğunu söyleyenler olmuştu. Zaman geçtikçe Ekrem kendini kanıtladı, büyük takımın  futbolcusu olmanın verdiği yükü kaldırarak ve sahada çok çalışarak kendine sürekli bir yer edindi. Savunmada olsun, hücumda olsun hep katkı sağladı takımına, gol attı, attırdı. Yükselen form grafiğini Avusturya Milli Takımı zaten daha önce görmüştü fakat o hep A Milli Takımımızı hayal ediyordu, sürekli teklif bekliyordu. Olmadı, milli takımımız istemedi Ekrem’i, o da gitti onu isteyeni seçti doğal olarak. Kesinlikle gerektiği zaman faydanılabilecek bir futbolcuydu Ekrem Dağ, bazı futbolcularımızın aksine canını dişine takıp sahanın her yerinde olabilecek çalışkan, faydalı bir futbolcuydu. Eğer Mustafa Denizli ondan vazgeçememişse bir bildiği vardır elbet diyor ve Avusturya Milli Takımında başarılar diliyorum Ekrem’e. 

“Arda”sal Hareketler Bunlar

Bir çok kez basınımızın, bizim ve hatta dünya basının bahsettiği Arda Turan‘ın Liverpool’a transferi için Arda Turan’dan da ilginç açıklamalar geldi: “In Europe, I am a Liverpool supporter, so if I go to play in Europe, I would like to play for them.” ve bu sözler haftanın sözü seçildi Sky Sports tarafından.

Arda Turan Avrupa’da Liverpool taraftarı olduğunu ve eğer Avrupa’da oynayacaksa Liverpool’da seve seve oynayacağını beyan ederken hayalinin her zaman üst seviyedeki Avrupa takımlarından birinde oynamak olduğunu da belirtti.

Doğru veya yanlıştır, fakat Rafa Benitez’in her zaman Arda hayranı olduğu yazılıp çizildi ve Arda da bu hayranlığa “Ben zaten Liverpool’luyum” diyerek ilginç bir yanıt verdi. Arda’nın bu açıklaması bana komik geldi doğrusu. Onun gibi bir futbolcunun transfer için böyle bir açıklama yapmasına gerek yok. Üst seviye takımlarda oynamak istiyorum diyorsun fakat sonra da Liverpool’luyum diyerek Premier League’de tek hedefe yöneliyorsun İngiltere’deki diğer büyük takımları hiçe sayarak. Tam ülkemiz futbolcusuna uygun bir açıklama olmuş, çok profesyonelce.

Chilena

İlk rövaşatayı İspanyol futbolcu Ramon Unzaga 1914 yılında, iltica ettigi Şili’de atmış. Bundan dolayi bu harekete önceleri “Chilena” da denilmiş. 1930′larda ise Brezilyali Leonidas da Silva , 1960′larda da Pele attıkları rövaşatalar ile dünyaca ünlü olmuşlar. Yukarıdaki fotoğraf Pele’nin 1968 yılının eylül ayında bir maçta attığı rövaşatadır.

Öfke Nefrete Yol Açar

Eski sevgilisi Vanessa Peroncel’le gizli aşk yaşadığını öğrendiği, eski takım arkadaşı Chelsea’li John Terry’nin elini havada bırakan Manchester City’li Wayne Bridge‘in, 4-2 sona eren mücadelede sadece el sıkmamakla kalması bile bu fotoğrafa göre bir mucize.

İki bakış arasındaki fark yıllar içinde nelerin değiştiğini anlatıyor.

Daum Kadar Dahi Değilim!

Daum’un dahiliği dillere destan. Hatta o kadar dahi ki 8′de 8′lik zafer serisiyle övünen Daum, futbola kızan taraftara “Böyle rekor gördünüz mü” diye sitem etmişti. O zaman şimdi de taraftar niye sitem etmesin? Onlar da acaba böyle bir rekor görmüşmüydü: 7 maç ve sıfır galibiyet!

Ülkemizde iki maçla dahi olmak çok kolay. Aptal yerine koyuyorlar insanları. Yıllardan beri kariyerinin en büyük paralarını takımlarımızdan kazanmış Daum’u dahi yapan sevgili basınımıza teşekkür ederiz. Onlar olmasaydı ne Daum dönüp dolaşıp ülkemizden zengin olacaktı ne de Fenerbahçe bu günleri görecekti!Neyseki ben Daum kadar dahi değilim de şu an bunları yazabiliyorum.

Plastik Şişeden Formalar

Bu yaz Güney Afrikada düzenlenecek Dünya Kupasında yer alacak Nike’ın sponsorluğundaki milli takımların formaları dün tanıtıldı.

Robert Koren (Slovenya), Vince Grella (Avustralya), Clint Dempsey (Amerika), Nani (Portekiz), Pato (Brezilya), Edson Bradfeeld (Hollanda), Cy Lee (Güney Kore), Ryan Nelson (Yeni Zelanda) ve Nenaid Mkijis (Sırbistan) formaların tanıtımı için fotoğraf çekimlerine katıldılar.

Aslında formalar bahane yapımları şahane derim ben. Nike bu formaları tamamen yeniden kazanılmış polyesterden üretmiş. 13 milyon plastik şişeden elde edilen toplam 254.000 kg polyester kullanılmış yapım aşamasında. Her 8 kullanılmış şişeden 1 forma üretiliyormuş. Çevreci hareket ve tahminen ucuz maliyetle harika bir iş çıkarmış Nike, doğrusu tebrik etmek lazım.

Devlerin Buluşması

İkisi de birer efsane, ikisi de hiçbir zaman unutulmayacak, Muhammed Ali ve Pele spor dünyamızı güzelleştirdiğiniz için size sonsuz saygılar…

BJK İstişare Heyetleri

Başkan Yıldırım Demirören’in kongre öncesinde açıkladığı BJK İstişare Heyetleri, kulübün başkan yardımcısı Erdoğan Toprak başkanlığında hayata geçti.

Beşiktaş Kulübü’nden yapılan açıklamada, BJK İstişare Heyetleri’nin Beşiktaş’ın birçok konuda uzmanlar tarafından değerlendirilmesini, tartışılmasını ve uzman görüşleri ile raporlanmasının sağlanacağı bildirildi. Bu heyetlerin toplamda 21′i bulacağı da açıklandı.

Beşiktaş Kulübü’nde geçmiş dönemlerde yöneticilik yapan Hüsnü Güreli, Reha Muhtar, Can Akın Çağlar, Aydın Ayaydın ve Fikret Ercan gibi isimlerin de heyetlerde yer alması (özellikle Hüsnü Güreli) sevindirici. 

BJK İstişare Heyetleri şu isimlerden oluşmaktadır;

BJK FİNANS İSTİŞARE HEYETİ

- Hüsnü Güreli (Yeminli Mali Müşavir, Baker Tılly Güreli Müş. Ltd. Yönetim Kurulu Başkanı)
- Can Akın Çağlar (Ziraat Bankası Genel Müdürü)
- Nejdet Hüddam (Finans Müdürü)

BJK MEDYA İSTİŞARE HEYETİ

- Erdoğan Aktaş (atv Genel Yayın Yönetmeni)
- Tayfun Devecioğlu (Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni)
- Ekrem Dumanlı (Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni)
- Fikret Ercan (Hürriyet Gazetesi Yayın Koordinatörü)
- Derya Sazak (Milliyet Gazetesi Köşe Yazarı)
- Prof. Dr. Aydın Ayaydın (Vatan Gazetesi Köşe Yazarı)
- Reha Muhtar (Vatan Gazetesi Köşe Yazarı) 
- Faik Gürses (Doğan Haber Ajansı Spor Müdürü)
- Güntekin Onay (NTV Program Yapımcısı)

BJK ULUSLARARASI İLİŞKİLER İSTİŞARE HEYETİ

- Ali Demirhan (Mirhan Holding Yönetim Kurulu Başkanı)
- Serhat Soysal (İşadamı)
- Mustafa Namlı (İşadamı)

BJK ÜRÜN VE MARKA GELİŞTİRME İSTİŞARE HEYETİ

- Yalçın Ayaydın (Ayaydın Grup Yönetim Kurulu Başkanı)
- Turgut Toplusoy (Roman Giyim Yönetim Kurulu Başkanı)
- İlker Özbilek (İlkcan Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı)
- İrfan Öztekin (Algida Türkiye Satış Koordinatörü)
- Deniz Arda (İşadamı)

BJK AKADEMİK İSTİŞARE HEYETİ

- Enver Yücel (Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları Mütevelli Heyeti Başkanı)
- Prof. Dr. Zekai Görgülü (Yıldız Teknik Üniversitesi)
- Prof. Dr. Hıdır Demir (İstanbul Üniversitesi)

“En değerli sermayemiz Beşiktaşlılar’dır” felsefesinden hareketle, “Kendimden önce Beşiktaş” diyerek, özellikle de gönüllü olarak çalışacak ve konularında uzman Beşiktaşlı üyelerden oluşan istişare heyetlerinin bu konularda en az yöneticiler kadar etkili olmasını beklemekteyim. Türkiye’de ilk kez uygulanacak bir sistem diye biliyorum. Ben bu sistemi mahkemelerimizin uyuşmazlıklarda çözüm yolu için başvurduğu bilirkişi sistemine benzettim. Beşiktaş yönetimi de mahkemeler gibi tam olarak bilgi sahibi olmadıkları, uzmanlık alanlarına girmeyen konularda işin uzmanlarına, yani bilirkişilerine başvuracaklar ve konu hakkında detaylı rapor sahibi olup kendilerinden çok daha emin bir şekilde hareket edebilecekler. Uygulamaya geçen bu sistemin düzgün işlemesi halinde Beşiktaş’a çok fayda getireceğine inanıyorum.

Sadece Semih Hakkında

Rıdvan Dilmen Fenerbahçe’nin kendi evinde Bursaspor’a yenilmesinin ardından Semih hakkında bir şeyler yazmış. Rıdvan Dilmen’e kesinlikle katılıyorum: Semih sezon sonunda satılmalı. Türkiye’nin en iyi türk santraforlarından birinin Fenerbahçe’de hem de Güiza için harcanması insanın içini sıkıyor. Yazık oluyor hem Fenerbahçe’ye, hem taraftarına, hem de Türk futboluna.

Bazı oyuncular vardır yedeklikten öteye gidemezler, sonra da silinip giderler. Ama Semih böyle bir oyuncu değil, büyük takımın, büyük oyuncusu. Fenerbahçe’de yedek olmak için büyük bir futbolcu. Aslında burada Semih’i de suçlamak lazım, cesareti yok, düzenini bozmak istemiyor Fenerbahçe’den ayrılarak, açıkçası Tuncay’ın yüreğini onda göremiyorum.

Semih madem kendi için Fenerbahçe’den ayrılamıyor, o zaman Fenerbahçe’yi düşünmeli. Fenerbahçe her zaman tek forvet oynuyor ve bu tek forvetini her zaman yabancıdan yana kullanıyor. Şimdi Güiza gitse yerine başka biri gelse Semih’in gölgesi hiç bir zaman yeni gelenin de peşinden ayrılmayacak. Taraftar her maç “Semih gol gol gol” diye bağıracak, Daum ne yapacağını bilemeyecek ve takımın dengeleri de alt üst olacak. Bu nedenle Semih’in hem Fenerbahçe, hem de kendi için artık veda vakti gelmiştir diye düşünüyorum.

Tek Perdelik Bir Gösteriydi

Güzel bir ortamda, Erman Engiz’le beraber, bir Galatasaraylı bir Beşiktaşlı olarak izledik maçı. Beklentilerim doğultusunda başlayan maçta, 20. dakikadan ilk yarının sonuna kadar tahminlerimin yukarısında bir Beşiktaş’a tanık oldum. Son derece arzulu, ne yaptığını bilen, gol için zorlayan Beşiktaş için tek isteğim ilk yarının bitmemesiydi, çünkü ikinci yarıda ne olacağını bilir gibiydim…

İkinci yarıda ilk yarıdan eser yoktu Beşiktaş’ta. İlk yarıda rakibi çok zorlayan fakat golü bulamayan Beşiktaş’ta Mustafa Denizli değişiklerle bu sorunu çözmek istiyordu. Holosko-Nobre ikilisi Nihat-Bobo ikiliyse değişse de bana göre bu çözüm olmayacak aksine takımı geriye götürecekti. Nitekim öyle de oldu. Nobre belki gol pozisyonuna giremiyordu fakat Galatasaray’ın ayağa top yapmasına da izin vermiyordu. Nihat’ın oyuna girmesi ise her zamanki gibi gereksiz bir hamleydi, kötü bir Holosko bile Nihat’tan daha çok iş yapardı. Zaten oyun anlamında rahatlayan Galatasaray’ın golü de çok geçmeden geldi. Ardından Arda Turan’ın da sakatlanıp oyundan çıkması rahatlattı Beşiktaş’ı. Rakip kaleye daha çok gelmeye başladı, gol ha geldi ha gelecekti. Ben duran toptan karambol bir gol bekliyordum, öyle de oldu zaten. Yenilen golde büyük hatası olan Sivok bu sefer hücumda kendini affettirdi ve beraberliği getiren golü attı.

Maçın sonunda Galatasaray istediğini aldı ve puan çıkarmayı başardı İnönü’den. Zorlu Atletico Madrid deplasmanından sonra yine zorlu Beşiktaş deplasmanından beraberlikle dönmesi gerçekten büyük başarı. Beşiktaş için ise elde tek hedefi kalmış bir takımın kendi evinde şampiyonluk için bu kadar önemli bir derbiyi kazanamaması tam bir hayal kırıklığı. Bu maçtan sonra elde kalan tek şey Mustafa Denizli’nin iyimserliği.

 

BloggerV.com üyesidir.