Atletizm bir tutkudur (V. Bölüm)
Misafir Yazar | 21 Kasım 2008 | 1 Yorum | Tweet
I.BÖLÜM: ”TÜRK ATLETİZM”İNİN BUGÜNÜ VE YARINI
-
-
Bu soru akla devletin “spor politikalarını” getiriyor. Sahi devletimizin bir “spor politikası” var mı? Bu konuda stratejik, operatif ve taktik kararlar alınmış mı? Hedefler saptanmış mı? HAYIR!
Her yıl federasyonlara yetersiz bütçeler tahsis ediliyor. Federasyonlar ehil ellerde mi? Bu bütçeleri en etkin şekilde kullanabiliyor ve başarılı olabiliyorlar mı? HAYIR!
Tahsis edilen bütçeler ancak idare-i maslahat için yeter! Türkiye atletizm sitesindeki rekorlar dahi ancak geçtiğimiz yaz sonunda güncellenmiş. Bu o kadar zor mu? Maliyeti olan birşey mi? Neyse ki Vestel atletizm sitesi var. Rekorları güncelliyorlar.
Bütçeden atletizm federasyonuna ayrılan kaynak birkaç kat arttırılmalı, yeni ve yetenekli sporcuların eğitimi, öğrenimi, beslenmesi, antreman imkanları, malzemeleri, antrenörleri, uzman spor hekimleri, maaşları düzenlenmelidir. Öğrenimleri için burs sağlanmalıdır. Üniversiteler burs vermeyi bir “olmazsa olmaz” biçiminde benimsemelidir. ABD bu konuda örnek alınmalıdır. Bu sporculara iyi bir gelecek garanti edilmelidir. Pekçok genç yetenek 19-20 yaşlarında istikbal ve geçim kaygısıyla atletizmi bırakmak zorunda kalmamalıdır. Sponsorluk kurumu teşvik edilmelidir. Tüm holdingler, büyük şirketler, bankalar, belediyeler, vb sponsor olmalıdırlar.
Çok yakın geçmişte belediyeleri daha çok futbol sponsoru olmaları gerekçesiyle eleştiren Gençlik ve Spor İl Müdürü Mehmet Atalay İstanbul BŞB Başkanı’nın sert uslubuyla karşı karşıya kalmıştır. Ama örneğin İzmir BŞ Belediyesi atletizme ciddi kaynak ayırmaktadır. Belediyelerin muazzam paraların döndüğü futboldan çok kenara itilmiş sporlara destek olması gerekmektedir.
-
Efsane Maratoncu Şevki KORU (1913-2003)
-
Örneğin Fenerbahçe‘nin İspanyol futbolcu Guiza transferi ve genç atlet 100 metre koşucusu Semih Sencer için ödediği transfer ücretlerine bir göz atmak iyi bir fikir verebilir. Bu örnek Fenerbahçe’yi eleştirmek değil, günümüzde bir atletin durumunu ifade etmek için verilmiştir. Fenerbahçe son yıllarda futbol dışı sporlara önemli kaynaklar tahsis ederek Türk sporuna büyük hizmet vermekte ve katkı yapmaktadır. Nitekim 2008′de Fenerbahçe atletizm takımları çok başarılı olmuştur. Futbol takımlarının hepsi spor kulübüdürler ve spor=futbol değildir. Ancak birkaçı dışında futbol kulüplerinin atletizm faaliyeti yoktur.
Atletizmde 24 olimpik branş vardır. Atletizm de tam anlamıyla faaliyet gösteren bir takım erkeklerde; büyükler, gençler ve yıldızlar ile bayanlarda gene büyükler, gençler ve yıldızlarda branş branşa 5 sporcuya sahip olsa takımda 770; 3 sporcuya sahip olsa 372 kişilik kadroya ihtiyaç duyar. Bunlar büyük rakamlar. Gerektirdiği kaynakta muazzam. Bu nedenle atletizm de sponsorluk büyük önem taşıyor.
Bu konuda Enka ve Vestel güzel örnekler oluşturuyorlar. Beijing‘ten sonra sponsorların artması gereği net biçimde ortaya çıktı.
SSCB‘nin yıllık spor bütçesi yılda 10 milyar doların üzerindeydi. Bu, nüfusta göz önüne alınarak Türkiye’ye adapte edilse yaklaşık 5-6 trilyon YTL yapar. SSCB’nin spor başarıları hala hatırlarda. Bizde de böyle bir kaynak devlet ve sponsorlarca karşılanırsa ve böyle bir fon profesyonelce yönetilebilirse, birkaç yıl içinde dünya yıldızları yetiştirebiliriz.
Türkiye’de “Devlet Sporcusu” ünvanı oluşturulmuştur. Bu, iyi niyetli ama yetersizdir. Dünya ve olimpiyat şampiyonlarında derece alanlar ödüllendirilmektedir. Ama sorun dünya veya olimpiyadda ilk dereceye girebilecek duruma gelmektedir. 16 yaşında 400m.’yi 48.26 bir atletimizi 3-5 yıl içinde nasıl 44-45 saniyede koşturacağız? 10 saniyenin altında bir 100m.cimiz, 2.40′lık bir yüksekcimiz, 9000 puanlarda bir dekatloncumuz hiç mi olmayacak? Bütün bunlar organizasyon işi.
Organizayon… Ne yazık ki bu kavram bize oldukça uzak. Yıllardır olimpiyadların ülkemizde yapılması uğraşır dururuz. Vermezler ve çok iyi ederler. Biz bu çapta bir organizasyonu yapamayız. En azından 2020′ye kadar yapamayız.
Yakın zamanda İstanbul’da, en olmayacak yerde inşa edilen olimpik stadımızda Avrupa Erkek ve Kadınlar Atletizm Ligi yarışlarını organize ettik. Stad konumu itibariyle sert rüzgarlara açık olduğu için rekor tescili için üst sınır olan 2 m/sn. hemen hemen hiç mümkün olmadı. Rüzgar zaman zaman 5 m/sn yi aştı.
-

-
Organizasyon duyurulamadı ve 2 günde seyirci sayısı 200′ü aşmadı. Bu rakamın büyük bölümü de gene atletler ve atlet yakınlarından olüşüyordu. Oysa hatırlayalım. Beijing’in 91.000 kişilik stadı atletizm yarışlarının yapıldığı tüm günlerde doluydu.
-

-
İstanbul’daki bu yarışlara dünya ve olimpiyad şampiyon ve rekortmenleri çıkarmış İsveç, Ukrayna, Romanya, Bulgaristan gibi ülkeler ve Stefan Holm, Kyrgyzstan Pars, Johann Wiessman gibi çok önemli atletler katılıyordu. Blanka Vlasiç 2008′in dünyada en iyisi olan 2.06m.’yi 100 kişinin önünde atladı.
Bu yarışlar TRT3‘ten naklen verildi. Uluslarası atletizm yarışları nasıl verilmez konulu bir eğitimin konusu olabilirdi. Spikerler ve ekrana gelen veriler çokğunlukla geç ve yanlıştı. Spikerlerin bir yanlışı düzeltecek bilgi ve birikimi yoktu. Saha içi düzen kötüydü. Pistte bir yarış koşulurken aynı pistte bir sonraki yarışın atletleri ısınıyordu. Kameralar yarış bitilşerini bazen karşıdan gösterdiler bazen de uzun uzun birinciyi gösterip, diğer atletlerin yarış bitirişlerini gösteremediler. Anlaşılan resim seçicimiz daha önce atletizm canlı yayınlarını hiç izlememişti. Bayrak yarışları sonuçları takımların son atletlerin ismi yazılarak verildi.
TRT Beijing‘ten yapılan yayınları başarılı olarak gerçekleştirdiğini açıklamış. Elli kişilik ekip ne yaptı? Birkaç röportaj. Yayınları Çin yaptı. Kamera yerleşimleri, çekimler, resim seçimleri, tekrarlar Çinlilerindi.
Spikerlerimiz sadece iyi kötü anlattı. Saha içinde ise ekiplerimiz yarışı henüz bitirmiş, ter içinde, soluk soluğa atletlerimizi yakalayıp röportaj yaptılar. Onlara nefes alma imkanı vermediler. İşte TRT’nin Beijing başarısı bu.
Ne yazık ki ülkemizde atletizmi bilenler çok az ve bunların pek çoğu karar mercii değil. Atletizmi çok iyi bilen kadrolarımız olmalı. Kordinasyon sağlanmalı.
-
-
Birkaç sözde medyaya… Bundan kırk yıl önce spor sayfalarında liselerarası bir atletizm yarışmasının dahi ik üçe girenleri dereceleriyle birlikte yayınlanırdı. Atletizmi bilen yazarlar yorumlar yazarlardı. Bu zamanla geriledi. Spor sayfası sayısı artmasına rağmen atletizme verilen yer azaldı, neredeyse hiç kalmadı. Önemli atletizm haberleri de yalan yanlış verilir oldu. En büyük saçmalık ise “Atletimiz X falanca yerde 5000m. birincisi oldu.” türünden haberler. Derece yok. Haberi dereceyi yazmadan vermeyi yeterli buluyor. Yani bir futbol maçı sonucunu skoru yazmadan, sadece “X takımı Y takımını yendi” şeklinde vermek gibi birşey. Atletizm ilgisini uzun zaman sürdüren Cumhuriyet gazetesi bile bu kervana katıldı. Beijing sonunda ilk üçe girenleri bir spor ekinde 26 Ağustos’da yayınladı. Dereceler yok… Rahmetli Cüneyt Koryürek ve Kenan Onuk‘un kemikleri sızlıyordur.
Tv kanalları da aynı. Spor programları sadece futbolla ilgili. Sadece NTV Spor atletizme yer ayırıyor. Bu kanalda Beijing hakkındaki oturumlar güzel ve doluydu.
Özetle gerek yazılı gerekse görsel medya atletizmle ilgilenmiyor. Bu durum toplumun atletizmi unutması sonucunu doğuruyor. Toplum atletizmi bilmiyor, ilgilenmiyor. Böyle bir ortamda atletleri kahraman diye tanımlamak gerekiyor. Sevgi yok, ilgi yok, destek yok, para yok; gene de çalışıp, uğraşıp, ter döküp atletizme devam ediyor. Bu gerçekten kahramanlıktır.
Her olimpiyaddan sonra ah vah etmek işe yaramıyor. Bahaneler, vaadler. Hepsi bu…
Geniş katılımlı bir atletizm şurası düzenlenmeli; kısa, orta, uzun vadeli hedefler saptanmalı, bunlar için stratejik ve operasyonel kararlar alınmalı, gerekli mali kaynaklar belirlenmeli, bu kaynakların nasıl sağlanacağı tespit edilmeli, gerekli tesis, malzeme, antrenör, spor hekimi, hakem, masör, atletlerin ödemeleri, burs olanakları, beslenmeleri, antrenörlerin eğitimleri vb. konular karara bağlanmalıdır. Kötü bir kadro ve organizasyonla iyi bir sonuç alınamaz. Organizasyon ve yer alan kadrolar en azından mükemmele yakın olmalıdır.
Bakalım 2012 olimpiyadında ve sonrasında neler olacak….
-
- – - SON – - -
-
Kaynak: Vestel Atletizm, TAF, Beijing olimpyat resmi sitesi, IAAF
Misafir Yazar tarafından yazılan son 5 yazı
Kategori: Yazı Dizisi: Atletizm Bir Tutkudur
Yazar Hakkında:


100 Metrede 10 saniyenin altına inen bir atlet çıkıcak..Bekleyin şuan 10:..’lardayım..