Alice in Wonderland

Bu haftasonu, hayatımın en pis ama belki de en eğlenceli günlerini geçirdim. Nereden başlasam bilemiyorum.  Hala Fransa‘dayım ve spor yapmaya devam ediyorum pek sık olmasa da. Bu sene kendimi basketbol dışında bir sporda denemek istedim ve futbolda karar kıldım. Daha önce futbol oynamış değilim ve bu güven nereden geliyor bilemiyorum…

Her yıl Fransa’da  mart ayının son haftasonu ‘’Science Politique” okulları arasında ezeli rekabete sahne olan bir turnuva düzenleniyor, adı da Crit. Sporun birçok dalının yer aldığı bu turnuva (atletizm, hentbol, futbol, basketbol, rugby ) öğrenciler tarafından organize ediliyor ve her yıl başka bir şehirde oluyor.  Bu yıl da Strazburg‘daydı…Öyle bir turnuva ki,  daha önceki senelerde katılanlardan yüzlerce anı dinledim. Eylülden beri bu motivasyonla çalıştık, antrenman yaptık ve sonunda martın son haftasonuna geldik…

Haftalar öncesinden bayraklarımız, okul tişörtlerimiz, kazaklarımız, bandomuz, yüz boyalarımız, formalarımız hazırdı. Sanki karnavala gidiyoruz dedim kendi kendime. Lyon’dan Strazburg’a gideceğimiz gün, otobüsü beklerken gerçekten tam anlamıyla bir karnavala gittiğiden emindim! Sporcular ve tribünle (ve tabii ki pon pon kızlarla) beraber toplam 4 otobüs gittik Lyon’dan. Yüzü boyalı olmayan bir ben vardım sanırım (: Beni de otobüste boyadılar (renklerimiz lacivert-kırmızı).  Bagajların yarısı çantalarla doluysa yarısı da bira kolileriyle doluydu (: kaç koli olduğunu sayamadım bile…

Ve Strasbourg’a indik… Bizi organizasyon ekibi karşıladı, 3 gün boyunca  kullanacağımız yemek fişlerinin, partilere girerken gereken bilekliklerin ve tüm ulaşımın, maç programının olduğu bir dosya dağıtıldı hepimize.  Kahvaltımızı alıp atletizm sahasında tribünlere yerleştik ve açılış seremonisini beklemeye başladık. Tabii bu öyle sakin bir bekleyiş değildi. Tüm ekipler yan yana sıralanmış (Lyon, Grenoble, Lille, Strasbourg, Toulouse, Aix, Rennes, Paris, Bordeaux) ve bandolarıyla kendi marşlarını söylüyorlardı. Bizim de her takım için sloganımız vardı (ben de hepsini otobüste ezberledim) :)  

Ezeli rekabet dediysem hiç abartmıyorum. Ben Fenerbahçe-Galatasaray derbisinden sonra böyle bir rekabet görmedim.  Tek fark, insanlar ne kadar taşkınlık yaparsa yapsınlar, (iğneli tezahüratlar, takımların maskotlarını ateşe atma, alkolün getirdiği asilik) her şey eğlenme bilinciyle ve spor ortamının coşkusuyla geçti. En ufak çirkin bir olaya şahit olmadım. Karşılıklı atışmalarda insanlar gerilmek yerine eğleniyorlardı. Etkilendim gerçekten. İspanyol bir arkadaşım; ‘’Sizde de böyle organizasyonlar var mı ?” diye sordu, ‘’Var, ama bu kadar coşkulu değil” dedim, sustum. Belki itirazınız olabilir ama, Türkiye’de hala bazı şeyler eksik, en başta da ‘bilinç’ geliyor.

İlk gün;  maçlar başladı. Bizim grubumuzda (bayan futbol), Lille ve Aix en Provence takımları vardı. Lille maçıyla başladık..Daha ısınırken öyle bir yağmur başladı ki, iliklerime kadar ıslandım derler ya, aynen öyle. Bir de rüzgar gelince ardından, kıpırdayamaz haldeydim. Düşüp kalktıkça, formam, bacaklarım çamurdan görünmez hale gelmişti, sanki çamaşır deterjanı reklam çekimlerindeydik (: Sonunda Lille’e karşı kazandık. 2 saat ardından Aix maçı. Soyunma odasında duşa girip çamuru üzerimden attım ama el mahkum formam ıslak kaldı, bir kat daha soğuk ve rüzgarlı havada, ıslak formaları giyip,  Aix maçına çıktık. En zor maç, çünkü Erasmus‘ta olan Amerikalı kızlar vardı takımda, sadete geliyim, yenildik (:

Averajla gruptan çıkmamız için son maçımız kalmıştı, Strazburg (gruplar arasındaki en yüksek averajlılar kendi aralarında maç yapıyor). Zor bir maç, hemen hemen eşit güçteyiz. Maçın ortalarında serbest vuruşum gol oldu ama ne ben ne de karşı takım oyuncuları nasıl olduğunu anlayamadık (: 1-0 öne geçtikten sonra maçın bitmesine 10 saniye kala karşı takım gol attı. Maç uzatmalara gitti, sonuç yok. Penaltılar… 8-7 kazandık penaltılarda ve yarı finaldeydik. İnanılmaz bir duygu. Burdan sonrasını anlatmak istemiyorum, Bordo takımına farkla elendik (: (Zaten şampiyon oldular sonra)

Diğer yandan, rugby‘nin Fransa’da çok önemdendiğini anladım. Herkes o maçlara odaklanmıştı resmen. Tabii ambulans da saha kenarında bekliyor (: Hiç de az sakatlanma olmadı. Her maç sonu, gözleri kısılmış, kol değneklerini almış, bacağında bandaj, yeni insanlar görüyordum. (Benim de her yerim yara bere içinde gerçi futboldan) Kız rugby takımına gelirsek, -şahsen soyunma odasında beraberdik- inanılmaz bir konsantrasyon, kazanma isteği, yüzler çamurlu, burunlar tamponlu ama yine de istekli iri yarı kızlar. Erkekleri hiç anlatmiyim (: Yüzlerini görmek için kafamı  30 derece kaldırmam gerekiyordu. Finalde karşılaşan Toulouse ve Paris, bizlere inanılmaz bir maç keyfi yaşattı. Rugby başarılarıyla bilinen Toulouse, finali Paris’e kaptırdı ve maç sonundan bir kare. Toulouse takımı (pembeliler) Paris’i alkışlıyor. Bu sahne bile yeter bana.

Turnuvanın diğer yüzü, gençlik ve alkol (: Sabahtan akşama içmenin yorgunluğuyla etrafta sızanlar gördüm -yine de en ufak bir taşkınlık yok-

Akşam otele vardığımızda kendimizi yatağa atıp uyuyakalıyorduk yorgunluktan. Sabah 8de otobüslerle turnuva alanına gidişten, akşam kutlamaların bittiği saat 2-3e kadar bir kere bile oturmuyorduk. O maçtan o maça tezahürata koştuk. Son gün baktığımda, herkesin sesleri çatallaşmıştı, kiminin hiç çıkmıyordu bile (: ama hala bağırıyorduk !

‘’Nous sommes Lyonnais

Et nous allons chanter

Pour notre équipe aimée

Science Po Lyon allez ! ‘’ 

Ve aylarca beklediğimiz haftasonu çabucak bitti. İçimde tarif edemediğim bir his var; yorgunluk, mutluluk ve huzurun karışımına bir ad bulabilsek keşke…


Aylin Engin tarafından yazılan son 5 yazı

Kategori: Genel

Etiketler:

Yazar Hakkında:

RSS3 Yorum

Yorum bırakın | Trackback URL

  1. Deniz Kutsal diyor ki:

    Aylin, hikayeler kadar resimler de cok guzel. Seninle yasamis kadar oldum. SporLog’ta senden cumleler duymayi ozlemsim.
    Bu arada futbol hunerlerine bakilirsa, yazin Fransa’dan gurbetci oyuncu transfer etmeyi dusunebiliriz. 1′i serbest vurustan 4 gol hic fena degil :)

    Au Revoir,

  2. Akın Parlas diyor ki:

    Gerçekten hikayenin içinde kaybolup gittim ve yaşlandığımı hissettim. Birşeyler eksik gibi hayatımda :) Yaza bir halı saha ayarlarız artık :)

  3. Pınar diyor ki:

    gecen hafta biz de antrenmanlara başladık, sen gelince burada da bir takım kurarız artık Aylincm :)

Yorum bırakın




Eğer yorumunuzda resminizin görünmesini istiyorsunuz. Gravatar'a üye olmalısınız..