“Akışkan Futbol”

Total Futbol için bir karşılık bulmaya çalıştım, Türkçe manada onu en iyi karşılayabilecek iki kelimelik bir karşılık. Sanırım, “Akışkan Futbol” bunu karşılama noktasında ideal kavram. Biraz açacak olursak, total futbol denince zihnimde canlanan, hem bizatihi sahadaki futbolcuların hem de sahadaki futbolcular tarafından gezdirilen futbol topunun akışkanlığı. Yerden, doğrudan ve hızlı bir şekilde takıma arkadaşına atılan paslardır futbol topunun akışkan olmasını sağlayan bana göre. Yoksa havadan atılan, ister bilinçli ister şişirme toplar döngüsü değildir akışkan olan, olsa olsa uçuşan futbol diyebiliriz bunun adına.

Buradan, Türkiye’deki ilk total futbol temsilcisi olmaya aday Galatasaray’ın Tallinn maçına bağlantılı bir sıçrama yapacak olursak, Galatasaray futbol takımının sahada akışkan bir görüntü verdiğini söylememiz mümkün. Galatasaray, bugüne dek ağırlıklı olarak zayıf, kapanan ve baskı kurmaya çalışmayarak oyunu kendi sahasında kabullenen rakiplerle oynaması sebebiyle futbol topunun akışkanlığını nispeten kolaylıkla sağlayabilirken, aynı akışkanlığı futbolcular nezdinde gösteremiyordu. Tallinn, yukarıda ifade etmeye çalıştığım rakip türünün en büyük temsilcilerinden biri olduğunu gösterdi bizlere, özellikle ilk yarım saat oynadığı (oynatmamak değil gol attırmamak üzerine kurulu) futboluyla. Henüz hücum ve özellikle futbol oynama arzusunda olan bir rakiple karşılaşmadığı için Galatasaray, o noktada futbol topu akışkanlığını test etme fırsatını elde edemedik. Biraz Gaziantepspor’u bu kategoride sayabiliriz, ancak bu değerlendirme bakımından yine de ölçü olduğunu düşünmüyorum.

Yalnız Perşembe akşamı, futbolcuların akışkanlığını gözler önüne serdi Galatasaray, eski maçlarından farklı olarak. Bunu zaman zaman Keita’nın Sabri’nin yerine bizzat savunmada yerini almasıyla, zaman zaman oyuncu değişiklikleri sonucu oluşan pozisyon değişiklikleriyle (Baros-Elono değişikliği sonrası sahadaki dizilişle) gördük.

Total Futbol temsilcisi Rijkaard değil de bir başka teknik direktör yapmış olsaydı Baros-Elano değişikliğini, altında yatan nedeni bulmakta ve kavramakta zorlanabilirdim. Ancak bunu yapan Rijkaard olunca, fotoğrafı görmek ve belli bir zemine oturtmak da kolaylaşıyor. 

Açmaya çalışayım. Baros-Elano değişkliğiyle Galatasaray, kağıt üstünde santroforsuz kaldı. Hücum hattı, bu değişiklik sonrası Kewell, Arda, Keita ve Elano dörtlüsüne kaldı. İlk bakışta, hücum hattının her üç bölgesinde de oynayabilen Keita’nın, Baros’un görevini üstleneceğini düşündüm, ancak çok geçmeden yanıldığımın farkına vardım. Teknik heyet farklı bir şey deniyordu. İşte bunun adını, futbolcu akışkanlığı olarak koyabiliriz. Başlarda Kewell üstlendi bu görevi, daha sonra Arda, akabinde Elano ve zaman zaman Keita. Bir bakıma serbest oynadı bu dörtlü değişiklik dakikasından sonra ve hücum organizasyonlarının şekillenmesine göre mevzilendiler. Tabii ki skorun getirdiği avantaj, bu özgürlüğe fırsat tanıdı, ancak ilerleyen zamanlarda da uygulanırsa şaşırmayacağımı belirtmek isterim.

Yukarıda belirttiğim bir konuyu vurgulamam gerektiği kanısındayım. Galatasaray henüz kendi futbolunu değerlendirebilecek bir rakiple karşılaşmadı. Şu ana kadar kağıt üstünde sadece Gaziantepspor, bir rakip olarak değerlendirme alanı içine alınabilirdi. Eğer bu hafta Gaziantep deplasmanında olsaydı Galatasaray, önümüzdeki maç ölçü olabilirdi kanaatimce. Çünkü Galatasaray, sezonu Gaziantep’ten önce açtı ve toplamda dört resmi maç yapmış olarak çıktı Gaziantepspor karşısına. Buna karşın Gaziantep ise ilk resmi müsabakasını oynadı Galatasaray karşısında. Dolayısıyla bu maç da kıyas kabul etmez görüşündeyim. Ancak yukarıda açıklamaya çalıştığım değişimler ve seviye olarak her maç yukarı giden seyir, rakip kim olursa olsun Galatasaray’ın hanesine artı olarak geçiyor.

Sonuç olarak Galatasaray bir maçta daha üzerine futbol ve sistem anlamında bir şeyler katmayı başardı. Sanırım Rijkaard’ın ilk basın toplantısındaki açıklamaları her geçen gün doğrulanmış oluyor. Ayağının tozuyla İstanbul’a inen Rijkaard, uykulu ve yorgun gözleriyle bir soru soran gazeteciye bakıyor bir de etrafında toplanmış kalabalığı süzerekten muhtemelen, belli bir dönem çalıştıracağı takımın bulunduğu ülkedeki insan profilini anlamaya çalışıyordu. Gazeteci, kadroda öne çıkan isimler hakkında teker teker yorum yapmasını isteyince Rijkaard’dan, bunun üzerine verdiği cevap bugünlere de ışık tutar nitelikteydi:

“Düne kadar burada değildim, o yüzden futbolcuları görmeden yorum yapamam. Adım adım ilerleyeceğiz ve yeni bir sistem yaratacağız.”

Anlaşılan o ki, Rijkaard her maçı yeni bir adım olarak görmekle kalmıyor oyuncularına da bu mantaliteyi aşılayarak, her yeni gün bir gün öncesine göre üzerine ne koyduklarını sorgulamalarını istiyor..Bakalım Rijkaard’ın futbolcuları bunu başarabilecek mi?..


Ata Orçun Eryılmaz tarafından yazılan son 5 yazı

Kategori: FutbolGenel

Etiketler:

Yazar Hakkında:

RSSHiç Yorum Yok

Trackback URL

Yorum bırakın




Eğer yorumunuzda resminizin görünmesini istiyorsunuz. Gravatar'a üye olmalısınız..