Tarihin gölgesinde futbol oynamak…

Kafkaslar’da yaşanan siyasi gerginliği bir kenara bırakalım diyeceğim ama böyle bir ortamda bunu nasıl becerebiliriz ya da herşeyi bir kenarı itip, olan biteni görmemezlikten gelebilir miyiz? Sanırım zor olsa gerek. Türk Dış politikası belki de Soğuk Savaş ve yaşanan 2 Irak Savaşı dışında en hareketli günleri geçirirken diğer tarafta milli futbolcularımız Dünya Kupası elemeleri için Ermenistan maçının hazırlıklarına başladı bile.

Fatih Terim maç öncesi yaptığı açıklamada futbola sadece futbol olarak baktıklarını belirtti. (oysa tüm bunları, futbolun geçmişte de günümüzde de sadece futbol olmadığını, gelecekte de varlığına sadece futbol olarak devam etmeyeceğinin en azılı savunucusu olan benim plazma denen –ki eskiden sadece televizyondu – aygıttan gözlerimin içine bakarak söyledi.)

Fatih Terim kriz yöneticiliği konusundaki sayısız sınavını dört sezon Galatasaray’ın başında görevdeyken verdi. Bölücü başı, (bebek katili) İtalya’da göbeğini kaşırken Galatasaray İstanbul’da Juventus ile hayati bir sınava çıktı. Maç skor açısından istediğimiz gibi bitmese de maç öncesi ve sonrası ulusal ve de uluslar arası medya önünde Fatih Hoca ortamı geren açıklamalar yerine sakin tavırları ile ön plana çıkmıştı. Aynı şekilde İstanbul’da oynanan ve 2 İngiliz holiganın ölümü ile sonuçlanan maçın ardından İngiltere’ye gidip, bulsalar sizi bir kaşık suda boğacak bira manyağı İngilizlerin karşısına çıkmak da hafife alınacak bir durum değildi. O maçtan önce Fatih Hoca yine basına ortamı yatıştırıcı demeçler vermiş ve mümkün olduğunca takımı stresten uzak tutmaya çalışmıştı. Hatta maç öncesi ısınmaya takımı siyah eşofmanla çıkartıp, futbolcular  tribünlerin önüne siyah çelenk bırakmışlardı. Tüm bunlar Fatih Terim’in krizi ne kadar başarılı yönettiğinin kanıtıydı.

Maalesef aynı Fatih Hoca olaylı İsviçre – Türkşye maçına takımı bu denli rahat hazırlayamamış ve birkaç kişinin yapmış olduğu münferit olayların tüm sorumluluğunu bütün bir takımın hatta ve hatta tüm ulusun omuzlarına yüklenmesine dolaylı da olsa katkıda bulunmuştu.

Şimdi yine gergin bir atmosferin arifesindeyiz. Fatih Hocanın söylediklerinin aksine özellikle de şovenizm yanlısı gazeteler olaylara halen 98 Rus Harbi, Kurtuluş Savaşı ve ASALA terörünün gölgesinde bakmaya çalışıyorlar ve de istemeden de olsa futbolcuları geriyorlar.

Başta da söylediğim gibi futbol hiçbir zaman sadece futbol değildi ve çoğu kimse özellikle de böylesi maçlar öncesi olaylara politikanın hatta tarihin hesabını sorma/öcünü alma şansı olarak değerlendiriyorlar. Fatih Terim konumu gereği siyasi olaylara giremese de inanın hepimizden daha hassas düşünüyordur. Siyasilere, politik arenada aleyhlerine kullanılacak herhangi bir adım atmamak için elinden geleni yapıyor.  Tüm görüşlerime rağmen de benden bir takdirden fazlasını hak ediyor.


Gökmen Ersoy tarafından yazılan son 5 yazı

Bir Yorum

Orçun  on Eylül 3rd, 2008

Keyifle okudum Gökmen, çok güzel yazmışsın tebrikler.. Fatih Terim’in kariyerinde saha dışı liderlik bakımından tek kara leke İsviçre maçıydı dediğin gibi ama ondan fazlasıyla ders almış ve olgunlaşmış görünüyor..

Yorum Bırakın