Futbolu ve Sporu Gerçekten Seviyor Muyuz?

Son dönemde sıklıkla duyduğum yorum Türkiye’deki futbol izleyicisinin aslında çok az olduğu yönündeydi. Ben de kendi çapımda konuyu biraz enine boyuna düşünüp irdelemek istedim. Bu yorumun üzerine biraz düşündüğünüzde, bu yorumu yapanların ne kadar haklı olduklarını rahatlıkla farkedeceksinizdir. Birkaç soruyla bu durumu tespit etmek çok da zor olmayacaktır; Türkiye’de stadyuma giderek futbol izlemek isteyenlerin sayısı sizce kaçtır?? Ya da televizyonda, taraftarı olmadığı herhangi iki takımın maçına denk gelen bir kişinin maçtan gözünü ayırmadan, zap yapmadan veya ilgiyle o maçı izleyebilme ihtimali nedir?
-
Bu soruları kendime sorduktan sonra verdiğim yanıtlar kesinlikle benim gerçek bir futbol izleyicisi olmadığımı ortaya koydu ve eminim Türkiye’de kendini sıkı futbol izleyicisi olarak tanımlayacak kişilerin çoğu da benimle aynı durumdadır. Çünkü, kendi takımına duyduğun yoğun sempati, taraftarı olduğun takımın şampiyonada iddialı olması neticesinde duyulan heyecanla futbolu takip etmek, kesinlikle iyi bir futbol izleyicisi olunduğu anlamına gelmemekte, olsa olsa fanatizm veya onun türevleri olarak adlandırılabilecektir. Gerçekten sadece futbolu severek takip etmek, taraftarı olmadığın takımın maçlarını da rahatlıkla ve keyifle izleyebilmek demektir. Maçlara, alkol alıp küfür etmek, rakip takım taraftarını kovalamak, yalnızca kendini tatmin etmek için gitmemek demektir. Geçen sezon maçlarının birçoğunu iyi futbol oynayarak geçiren İstanbul B.şehir Belediyespor’un Olimpiyat Stadındaki maçlarına kaç seyirci gidiyordu?? İşte o maçlara herhangi bir bağı olmadan giden seyirci kadar Türkiye’de gerçek futbol seyircisi var.
-
Artık Türkiye’de bazı anlayışların değişmesi gerekiyor, olay sadece futbolla da sınırlı değil, yukarıda söylediklerimin tamamını diğer spor branşları için de rahatlıkla söyleyebilirim. Genel olarak bir spor izleyici kültürünün ve her şeyden önce sporu sevme ve alışkanlık haline getirme kültürünün topluma acilen aşılanması gerek. Bunlar olmadan ne olimpiyatlara ne de Avrupa Futbol Şampiyonası’na veya diğer organizasyonlara lütfen aday olmayalım. Organizasyon çok iyi olsa bile tribünleri dolmayan bir Olimpiyatı kim hatırlar, hangi sporcu o Olimpiyatlarda rekor kırmak ister veya o motivasyonu kendinde bulur?? Usain Bolt’un, Isinbayeva’nın veya diğer rekortmenlerin rekorları kırmasında Çin’deki muhteşem organizasyonun ve her yerde dolu tribünlerin hiç mi etkisi yok? İzmir’de düzenlenen Üniversiade’ı hatırlamak bu konuda yeterli olacaktır:
Yalnızca açılış ve kapanış törenlerinde tamamen dolu stadyum…
Ata Orçun Eryılmaz tarafından yazılan son 5 yazı
- Mustafa Denizli Başarılı Olabilir Mi?
- Skibbe ve Büyük Düşünmek
- Fenerbahçe Ne Yapmaya Çalışıyor?
- AC Bellinzona'yı Tanıyalım
- En Kritik Virajda Sağ Bek Sorunu



Son Yorumlar