6 Ay Sonra Hayata Dönüş
Ata Orçun Eryılmaz | 21 Nisan 2010 | 1 Yorum | Tweet
Bugüne dek futboldan ve spordan bir diğer deyişle benim için yaşamın en keyifli yönlerinden olan bu alanlardan bu denli kopuk yaşadığım bir dönem olmamıştı. Dolayısıyla SporLog‘u da yakından takip etme imkanı bulamadım 6 aylık süreçte… Malum vatani görev, dolayısıyla (askeri tabirle) “Yapacak bir şey yok!”. En azından son 25 gün kala bu yazıyı yazma ve geçtiğimiz pazar günü de yaklaşık 200 kişi ile birlikte ve aşağı yukarı ekrana 20m. uzaklıktan Fenerbahçe-Beşiktaş maçını izleme fırsatını elde etmiş bulunuyorum, buna da şükür…
Takriben 5 ay sonra maç izlemenin bambaşka bir keyfi olduğunu belirtmek istiyorum, futbol hakkında yorum yapmaya fırsat vermeyecek kadar olumsuz maç izleme koşullarına rağmen. Yine de bu kadar ara verdikten sonra maç ile ilgili düşüncelerimi paylaşmadan edemeyeceğim. Maçtan çok gündemin bir numarası olan maçın hakeminin kararlarının çoğuna katıldığımı belirtmek istiyorum, yani bu konudaki görüşlerim genel olarak gündemdeki görüşlerden biraz farklı. Belki de 5 aylık ara, futbol kurallarını yorumlama kabiliyetimi de köreltmiştir bilemiyorum, ancak naçizane görüşüm bu yönde. Fakat, Lugano’nun elle kestiği (ya da istemsiz de olsa oynadığı) pozisyon ile, Mehmet Topuz’un, Alex’in kaleye paralel gönderdiği topta arkadan çekildiği pozisyonlarda hakemle aynı görüşte değilim.
Futbol var oldukça bu pozisyonlar ve kuralların yorumlanması tartışılmaya devam edecektir, o yüzden biz gelelim işin özüne ve güzel yönüne. Maç tempolu ve heyecanlıydı, ancak genelde bu tempo ve heyecanı yaratan takımın Fenerbahçe olduğunu söylemekte fayda var. Gerek stat atmosferi gerekse oyun disiplini anlamında. Gerçekten de derbi maçlarındaki Şükrü Saraçoğlu atmosferlerine ayrı bir parantez açmak gerekiyor, çünkü bunu hakediyor. Köklerini Fenerbahçe’den almış Deniz Kutsal’ın her zaman dediği gibi, Fenerbahçe, şovu ve eğlenmeyi iyi biliyor ve bunu en önemli maçlara yansıtmayı ve doğal sonucu olarak da olumlu neticeyi elde etmeyi başarıyor. Fenerbahçe’nin futbolun ötesinde evindeki derbi maçlarda elde ettiği başarılı sonuçlarda, bu karakterinin önemli payı olduğu yadsınamaz.
Maça dönecek olursak, ilk 35 dakika Beşiktaş’a nefes aldırmayan ve kendi oyununu rakibine fazlasıyla kabul ettiren bir Fenerbahçe, bunun karşılığında da hiçbir şey üretemeyen Beşiktaş vardı. Geride kalan 10 dakika ise Beşiktaş’ın yavaş da olsa dengeyi sağlamaya yönelik çabalarıyla geçtiğini söyleyebilirim. Fenerbahçe golünün çok erken gelmesine rağmen, Beşiktaş’ın aldığı darbelerden süratle ayağa kalkamadığını gösteren bir 35 dakikaydı bu. İkinci yarının ilk 10 dakikası yine Fenerbahçe üstünlüğü vardı yaklaşık 20 m.den gözlemleyebildiğim kadarıyla, ancak bu dakikadan sonra 80. dakikaya kadar Beşiktaş’ın oyunda ilk kez üstünlüğü ele geçiren taraf olduğu bir gerçek. Bu da 1. dakikada geriye düşüp maçı hiç gol atamadan mağlup tamamlamasına rağmen 90 dakikalık mücadelenin sadece 25 dakikasında oyunu sürklase edebilen bir Beşiktaş portresi koyuyor önümüze. Durum biraz kötü görünüyor Beşiktaş açısından. Fenerbahçe cephesi ise artık Bursaspor efsanesine son noktayı koyabilecek tek İstanbul takımı olarak ortaya çıkıyor.
Son bir söz de derbilerimizle ilgili. Evet, derbi maçlarımız yavaş yavaş atmosfer anlamında istenilen düzeye yaklaşmaya başladı, özellikle de Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda oynananlar. Ancak futbol olarak hala yememiz gereken bir fırın ekmek olduğu da aşikar.
Yakında SporLog‘da daha çok varolmak umuduyla…
Ata Orçun Eryılmaz tarafından yazılan son 5 yazı
Kategori: Futbol
Yazar Hakkında:



Bu yazınla Orçun Eryılmaz yorumlarını daha çok özlediğimi farkettim.
Gelişini dört gözle bekliyoruz Kardeşim..