2007 – 2008 futbol sezonu 10 Mayıs Cumartesi günün oynanan maçlarla sona erdi. Birçoğunun beklediği gibi Galatasaray 17. Şampiyonluğuna ulaşarak ligi mutlu bitiren ekip oldu ve taraftarlarını sevince boğdu. Bir futbol tutkunu olarak kendimi dün akşamdan itibaren bir boşlukta hissettiğimi itiraf etmeliyim. Uzun zamandır ilk defa bir Pazar akşamını futboldan uzak geçireceğim. Meğer ne çok futbola bağlıymışız. Hafta içi yaşadığımız stresi ve yoğun tempoyu 3 güne sığan maçlar da ne güzel atıyormuşuz da farkında değilmişiz. Şampiyonluk mücadelesi, Şampiyonlar ligi heyecanı, kümede kalma savaşı derken 34 hafta süren maraton bir anda bitiverdi ve büyü bozuldu.
Ligin bir değerlendirmesini olursak; 34 hafta, Sivasspor’un zirve yarışına ortak olmasıyla çok renkli geçti. İstanbul B.Ş, G.Oftaş, Kayserispor gibi takımların da zaman zaman dört büyüklere karşı verdikleri dişe diş mücadeleyi düşünürsek Anadolu takımları için verimli bir sezonun geçtiğini düşünebiliriz.
Sezonun son haftasında gözüme çarpanlar ise şöyle;
Galatasaray’ı elde ettiği başarıdan ötürü tebrik etmek gerek. Onca sıkıntının içerisinde bugünlere gelmek kolay değil elbet fakat yine de başkan Adnan Polat’ın şampiyonluk sonrası “ belki de dünya üzerinde teknik direktörsüz de şampiyon olabilen ilk takım biziz” demesi Cevat Hoca’ya yapılan en büyük bir haksızlıktır. Teknik heyette, teknik direktör lisansı olan tek isim olan Cevat Hoca son 6 haftaya takımın başında çıkmış ve de şampiyonluk yolunda 2 önemli rakibini de yenerek ipi en önde göğüslemiştir. Cevat Hoca’nın bu takımın başına nasıl geldiği önemli değil. Önemli olan son haftaya kadar takımın başında görev almış olmasıdır.
Fenerbahçe camiasında haliyle derin bir sessizlik var. Son haftalarda kaybedilen puanlarla şampiyonluğu ezeli rakiplerine kaptırmış olmaları ve Galatasaray derbisi sonrası yaşanan olaylar camianın tadını kaçırmışa benziyor. Son haftada Trabzonspor karşısında alınan mağlubiyet ise bence Zico’nun motivasyon açısından Türkiye ligi için halen zayıf olduğunun kanıtladı. Maç sahada kazanılır derler ama bir de sahaya çıkmadan öncesi vardır.
Beşiktaş taraftarının V.Manisa maçı öncesi yönetime ve de oyunculara bu denli öfke duymasını açıkçası yadırgadım. O oyuncular ki son hafta UEFA Kupasına gidebilmek için çok önemli bir maça çıkmanın arifesinde tribünler tarafından son derece moral bozucu tepkilere maruz kaldılar. Sanırım herkesin aklı halen 27. Haftada kaybedilen liderlikte kalmış.
Sivasspor ligin son haftasına kadar şampiyonluğu kovalayarak lige ayrı bir heyecan kattı şüphesiz. Zirveye oynayan takımın kendi evinde üç büyüklerden puan dahi alamaması şampiyonluk mücadelesinde rakiplerinize karşı içeride oynadığınız maçların ne kadar önemli olduğunu kanıtlar nitelikteydi. Galatasary ve Fenerbahçe maçlarından 1’er puan çıkarmış olsalardı şuan çok farklı bir tabloyla karşı karşıyaydık. Ayrıca son hafta ortaya çıkan 3’lü averaj saçmalığının yankılarının kolay kolay gündemden düşmemesi ve hasır altı edilmemesi görüşündeyim.
Bu takımlara ek olarak bence son haftalardaki mücadelesi ile bahsetmemiz gereken bir takım daha olduğu kanısındayım. Kasımpaşaspor. Turkcell Super Ligi şampiyonunu evinde yenerek büyük bir başarıya imza atmalarının yanı sıra, son 9 haftada aldıkları 15 puan ile mevcut kadrolarını korudukları takdirde Bank Asya 1. Ligi’nde fazla kalıcı olmayacaklarını gösterdiler. Geçtiğimiz hafta V.Manisaspor karşısında aldıkları galibiyet belki de ligden düşecek son takımı belirleyicisi oldu.
Yağmur - çamur, kar – fırtına, susuz geçen yaz, hakemler, taraftarlar, saha kapatmalar derken bir sezonun sonuna daha geldik. Ağustos aynına kadar bizim gibi futbolseverler için çok boş geçecek gibi görünüyor ama Allahtan Avrupa Şampiyonasına sayılı bir zaman kaldı. Umarım ulusal takımımız açısından güzel bir turnuva olur. Turkcell Super Lig: Seni çok özleyeceğiz.

Yorum Yaz