Spiker : Bir gün Galatasaray’a ve Türkiye’ye geri dönmeyi düşünüyor musunuz?
Emre : Benim bu günlere gelmemde Galatasaray’ın büyük emeği var. Emre’yi Emre yapan Türk futboluna gerek antrenör gerekse de futbolcu olarak borcumu ödemek isterim.
Spiker : Beşiktaş’ta tekrardan oynamayı düşünür müsünüz?
Alpay : Beşiktaş gibi bir camiayı unutmam mümkün değil. Tabiki de bir gün İnönü’nün çimlerine tekrardan ayak basmak isterim.
Spiker : Türkiye’yi özlüyor musunuz?
Nihat : Türkiye her şeyden önce doğup büyüdüğüm yer. Birgün tekrar dönmek isterim elbette.
Spiker : Galatasaray’ın sezon sonunda size transfer teklifi göndereceği konusunda ne düşünüyorsunuz?
Tugay : ………………!
Bu konuşma listesini ya da kanımca soru cevap saçmalığını Avrupa’da oynayan her futbolcumuza uyarlamak mümkün. Verilen isimler sizi yanıltmasın. Sadece Nihat, Emre, Tugay değil diğer birçok futbolcu daha yurtdışına gitmeden bu denli saçma sorulara cevap verme zorunluluğu ile yurdum futbolcusuna yakışır ve de taraftara “koçum benim be. Harbiden oynadığı takıma gönülden bağlıymış” dedirtecek türden yanıtları verdiler.
Uzun zamandır bu konu üzerine bir şeyler yazmak aklımdaydı ama doğru zamanı bir türlü bulamamıştım. Hafta içi Tugay’ın “futbolu bıraktıktan sonra Ada’da kalıp antrenör olarak futbol kariyerime devam etmeyi ve de kendimi geliştirmeyi düşünüyorum” lafı doğru zamanın geldiğini bana fısıldadı adeta. Tugay çıktığı yokuştan geri inmeyi düşünmemiş, zirvenin en tepesine gözünü kestirmişti. Türkiye’ye dönüp çok rahatlıkla 3 büyük kulüpte oynayabilecek muhtemelen de en az 2 kupa kaldırabilecek fırsatı varken, o merdivenin basamaklarını inmeyi değil daha çıkmayı düşünmüştü.
Gerek Tugay gerekse de Nihat uzun yıllardır futbol kariyerlerini Avrupa’nın kalbur üstü liglerinde hem de iyiden öte takımlarında başarıyla devam ettiriyorlar. Her iki futbolcunun da ne kadar değiştiğini (ki değişimin sırf futbol düzeyinde olmadığını kişilik olarak da kendilerine çok şey kattıklarını) en iyi Türkiye’ye Avrupa Kupası maçı oynamaya geldiklerinde birebir görmekteyiz. Gerçekten günden güne kendilerini geliştiriyorlar. Gelişim ve değişimin de sonsuz olduğunun farkındalar.
Tugay’ı verdiği bu karardan ötürü tebrik ediyor ve de bana böyle bir yazı yazmama vesile olduğu için teşekkür ediyorum.
Not : Başarı, başarılı olmak için terk ettiğiniz baba ocağına gün gelip de son model bir arabayla dönmek değildir. Başarı, başarılı olduğun yerde başarıyı aramaya devam etmektir. Tıpkı Tugay gibi.

Yorum Yaz