Batı Yakasında Değişen Birşey Yok (1)
Eskiden Fatih Altaylı Hürriyet Gazetesi’nde yazarken küçük bir köşesi vardı.
“Ne zaman adam oluruz” diye. Her gün farklı bir yorumla, toplumumuzda aksayan yönleri tek cümle ile özetler ve de bunları yapmadığımız zaman temiz bir toplum oluruz diye bitirirdi. “Yere tükürmediğimiz zaman ya da trafikte birbirimize insanca yol verdiğimiz zaman.” diye uzayıp giden listeyi her gün kah tebessümle kah da yuh artık bunu da yapanlar var mıdır diyerek okurdum.
Her seferinde de kendi kendime aslında ne zaman adam oluruzun cevabını bulurdum. Ne zaman adam oluruz lafına toplumca verebileceğimiz tek yanıt bence; “ne zaman ki olaylara başkasının gözlüğüyle bakabilir ve de empati kurabiliriz işte o zaman adam oluruz” derdim.
Hasan Doğan yönetimi iş başına geldiği zaman herkes geçmişe bir sünger çekme yarışındaydı sanki. Senelerdir Haluk Ulusoy’a etmedik laf bırakmayan Fenerbahçe tribünleri umutluydu. Son yıllarda şampiyon olamamalarını kendilerinden çok Futbol Federasyonuna bağlayan Beşiktaşlılar Federasyonun değiştiği ilk gün temiz sayfayı önlerine koyuverdiler. Başarılı Avrupa macerasının ardından uzun bir sessizliğe bürünen Galatasaray camiası ise içsel çekişmelerin gölgesinde gelişmeleri yakında takip etmekteydi. Anadolu kulüpleri ise kraldan da kralcı bir vaziyette, herkesten fazla adalet beklemekteydiler.
Aslında beklentiler aynıydı ama çıkarlar her zamanki gibi çatışmaktaydı.
Geçtiğimiz haftalarda Bobo’nun haksız yere (?) atılması sonucu Beşiktaşlılar isyan bayrağını çekmede geç kalmadılar. Kayserispor karşılaşmasında Fenerbahçe’ye verilen, yine çoğuna göre haksız bir penaltı ve 5 dakika oynanan uzatma sonrasının hemen ardından Beşiktaş ve de Galatasaraylılar beyaz sayfayı kirletmek için birbirleriyle yarıştılar adeta. Hemen ertesi akşam Ankara’da Gençlerbirliği’ne verilmeyen penaltı sonrası ise Galatasaraylı yöneticiler 3 maymunu oymada geç kalmadı. İlk yarının uzatma anlarında Gençlerbirliği’nin atağının kesilişine sessiz kalmayı tercih ettiler. Bir gün önce temiz sayfadan bahsedenler kendileri ile çeliştiler.
Ne zaman adam oluruz sorusuna tekrar geri dönersek, ne zaman ki olaylara rakibin penceresinden bakmayı öğreniriz işte o zaman adam oluruz ve belki de o zaman kendi beyaz sayfamızı kendi önümüze sözde değil, hakikatte koyarız.
Geçmişte Serdar Bilgili İnönü’de Fatih Terim’e küfür edildikten sonra çıkıp tüm Galatasaray camiasından özür dilemiş ve haksız olduklarını kabul etmişti. Özhan Canaydın ise 6-0’lık mağlubiyetten sonra Fenerbahçe’yi ayakta alkışlamayı gurur yapmamıştı. Maalesef sonuç olarak ikisi de temiz sayfa açma yolunda ilerlerken birer sembol olarak hafızalarda kaldılar. Serdar Bilgili’nin başkanlığı döneminde yaşadıklarını açıkça ifade etmemesi perde arkasında yaşananlar konusunda biraz olsun fikir vermesi açısından çok önemli.
2008 Avrupa Şampiyonası öncesi, liglerin bitimine az bir süre kala şampiyonluk ve de düşme yarışının kızıştığı şu günlerde federasyonun komple teorileri ile yıpratılması futbolumuz açısından çok endişe verici ve de üzücü. Çözüm mü? Çok basit. Tabi ki de federasyon istifa.
Gökmen Ersoy tarafından yazılan son 5 yazı
- Futbol bilginizi test edin...
- Topu ilk "tepük"leyen Türkler...
- Hüzün arasında renklerin kardeşliği
- Ruhun ÖZGÜR Sen Bizimlesin
- Hep beraber koşuyoruz



Deniz on Nisan 15th, 2008
Çok geniş bir konuyu kısaca özetleyen çok güzel bir yazı olmuş.
Umarım vaad edilen temiz futbol ve üst düzey lig için önce geçmişe bakılarak hatalardan ders çıkarılması gerektiği anlaşılır ve bu yazı gerekli yerlere ulaşır.