Gerçeklerle Yüzleşmek
Başarıya giden yolda en önemli adımın inanmak olduğu söylenir, ancak koşullar kötü olduğunda başarı için yola çıkmadan önce inanmanın yanında şartları gözden geçirmek ve gerçeklerle yüzleşmek gereklidir. Galatasaray’da durumun ve şartların iyi olduğunu söyleyebilmek mümkün değil, yani sadece futbol takımının şampiyonluk yarışında iddiasını devam ettiriyor olması, basketbol takımının geçmiş senelere nazaran önemli başarılara imza atıyor olması ve diğer spor branşlarında da genel bir iyileşme görülmesi yeterli değil diye düşünüyorum. Çünkü bu yönetim anlayışıyla bu başarıların günlük veya kısa vadeli olması kaçınılmazdır. Sporun giderek endüstriyel bir hal alması, artık kulüplerin birer dernek gibi değil kurumsal şirketler gibi yönetilmesini zorunlu kılmaktadır, dolayısıyla nasıl ki kurumsal bir şirketin rekabetçi piyasada başarılı olabilmesinin en önemli yolu bağımsız ve güçlü bir mali yapısının bulunmasından geçiyor ise aynı yoldan çağımız spor kulüplerinin de geçmesi artık bir zorunluluk haline gelmiştir.
Yukarıda bahsettiğim gibi, yeni Galatasaray Yönetim Kurulu’nun ilk yapması gereken gerçeklerle yüzleşmektir. En önemli rakibi Fenerbahçe’nin Galatasaray’ın gerek ekonomik gerekse sportif açıdan kendisinden epeyce önünde olduğunu kabul ederek işe başlamalıdır. Sosyal yandaşlarıyla bir an önce gerekli iletişimi kurmayı başarabilmelidir, çünkü sosyal yandaş diye nitelendirdiğimiz taraftarlar, bir bakıma kurumsal şirket gibi yönetilmesi gereken Galatasaray’ın en önemli gelir kaynağıdır ve destekçileridir. Yeni stadını bir an önce işletmeye başlamalı ve önemli bir sponsorla anlaşmak suretiyle stadın adında sponsora da yer vermeli ve kendisine bu büyük gelir kaynağını yaratmalıdır. Kulübün futbolculara yapılan masraflar ve transfer giderleri yükünü omzunda taşıyan Futbol A.Ş. ile kulübe gelir sağlayan ve kaynak yaratan Sportif A.Ş.’nin derhal birleştirilmesi, bu ayrık ve zor yapıdan kurtulunması gerekmektedir. Bu şirket birleşmesinin gerçekleşebilmesi için doğaldır ki, Sportif A.Ş. hisselerinin %20.89’unu elinde bulunduran QVT şirketinin hisselerinin QVT’den alınması gerekmektedir. Çünkü Sportif A.Ş., altın yumurtlayan tavuk misali, kulübe en önemli kaynakları sağlayan şirkettir, ancak bu kaynağın %21’nin bir başka şirkette olması ve bu şirketin sadece kardan pay alması Galatasaray’ın sırtındaki önemli bir kamburdur. Bunun yanında, %16 oranında hissenin halka arz edildiğini göz önüne alırsak toplamda %37 oranında kardan belki de daha fazlasından (ekonomistler daha iyi bilirler) yoksun kalındığını söyleyebiliriz.
Tüm bunların dışında bir başka çıkış yolu olarak da Riva görülüyor Galatasaray camiasında. Elde bulunan malvarlığının son ana ve başka bir imkan bulunamayana kadar elde tutulması gerektiğini düşünenlerdenim, ancak bu aşamada Galatasaray belki de Riva’nın satışını bile düşünebilir. Bu konu da yeni dönemde ayrıntısıyla tartışılmalıdır.
İşte Galatasaray’ın yeni yönetimini bekleyen sorunlar özetle böyle, ancak şunu da unutmamak gerek, başarının bir diğer formülü de içte barışı ve ittifakı yakalamaktır. Bu kadar büyük sorunların altından, yalnız kalmış, diğerleri tarafından başarısız görülen veya desteklenmeyen bir Yönetim Kurulu’nun da kalkması mümkün değildir. Bu nedenle bu seçim süreci ve sonucu Galatasaray için çok önemlidir. Başarıya giden yolda sorumlu ve yetkili her kişi tarafından gerekli olan adımlar atılmalı ve destekler verilmelidir, aksi halde Galatasaray’ın düzlüğe çıkması ve parlak günlerine geri dönmesi kısa vadede imkansızlaşır.
Ata Orçun Eryılmaz tarafından yazılan son 5 yazı
- Mustafa Denizli Başarılı Olabilir Mi?
- Skibbe ve Büyük Düşünmek
- Fenerbahçe Ne Yapmaya Çalışıyor?
- AC Bellinzona'yı Tanıyalım
- En Kritik Virajda Sağ Bek Sorunu



Son Yorumlar