Arşiv Haziran, 2009
Ribery nereye?
Frank Ribery en önemli dünya yıldızı tahtına oturtulan potansiyal bir efsane mi, spor medyasının şöhret transferlerinin altyapı esiri mi yoksa Zidane ve menajerinin “Ribery bizim küçük kardeşimiz” paradoksunun bir sonucu mu?
Devamını Oku
Aguero Liverpool’da
2009-2010 sezonunda yıllar sonra şampiyonluğa ulaşmak isteyecek Liverpool transfer sezonunun nerdeyse en hareketsiz takımı. Şu ana kadar sadece Portsmouth’tan defansın sağında oynayan genç Glen Johnson‘ı 16 milyon sterlin gibi astronomik bir rakama transfer eden Kırmızılar son günlerde ancak Torres’in milli takımdan arkadaşları Valencialı Silva ve Mata‘nın transfer edilmesini istemesiyle manşetlere taşındı.
Devamını Oku
Yuri Zhirkov-Chelsea flörtü
Malum transferin en hareketli olduğu dönemdeyiz. Her transfer dedikodusunu sayfalara elbette taşıyamayız, ancak bu konuda iki ölçüt üzerinden gitme taraftarıyım. Bir, haberin ciddiyeti ve içerik olarak gerçekleşme ihtimali. İki, transfere konu olan oyuncu ve kulüp. Bu haber, ikinci ölçütün uyarılması üzerine yerini alıyor blog sayfamızda. Euro 2008‘in büyük çıkış yapan Rusya’sında, Pavlyuchenko ve Arshavin ile birlikte tavan yapan ve en beğenilen oyunculardandı Zhirkov (25). Rusya ulusal takımındaki iki arkadaşı bildiğimiz üzere daha önceden Ada’nın yolunu tutmuşlardı. Şimdi sıra CSKA‘lı Zhirkov’da olabilir. Bence biraz da geç kalmış bir transfer haberi. Rus ve Fransız basınlarının iddiasına göre Zhirkov, Çarşamba günü Chelsea ile imzalıyor. 4 yıllık bir sözleşme ve 20 milyon Euro bedel. Gerçekleşir mi, bekleyip göreceğiz..
HleBabel
Bu isimler, Galatasaray’ın önümüzdeki sezon için reçetesidir. Bire bir bu isimler transfer edilemese bile en azından oyun yapısı itibariyle bu isimlere yakın futbolcular transfer edilmelidir. Servet’in Marsilya’ya transferi gerçekleşirse belki bir de defans oyuncusu gerekebilir, ancak bu transfer işi uzadıkça olumsuzluk fikirleri de yayılmaya başladı. Servet’in kaldığını ve Hleb/Babel kıvamında transferlerin de gerçekleştiğini düşündüğümüzde Rijkaard’ın sistemini de göz önüne alarak olası 11′in şu şekilde tecelli edeceğini düşünüyorum:
Leo Franco - Sabri (Uğur) - Servet - G. Zan (Emreler) - H. Balta - M. Topal - Arda - Hleb - Kewell - Baros - Babel
Bu yapıdaki bir kadroyla Galatasaray’ın namını, Türkiye sınırlarının ötesine taşıma ihtimali çok yüksektir. Hleb, savaşçı ve bir o kadar da teknik özellikleriyle orta sahanın sağ tarafının aranan ismidir. Hem böylece Arda’nın sol tarafta oynama arzusu da yerine gelmiş olacaktır. Babel ise forvette çok yönlü bir oyuncu, özellikle de 3′lü forvet sistemi için çok uygun bir isim. Her ne kadar ağırlıklı olarak forvet bölgesinin kanatlarında oynuyor olsa da hücum hattının her bölgesinde oynayabilecek kapasitede bir oyuncu ve çok yönlü değerlendirilebilir.
Nihat Kahveci Beşiktaş’ta
Sağ kanat olarak gitti asıl mevkii forvette kendini ispat ederek geri döndü. Beşiktaş büyük uğraşlar verdi ve sonunda muradına erdi.
Kara Kartalların altyapısında yetişen ve ardından 4 milyon euro karşılığınla Real Sociedad takımına transfer olan Nihat Kahveci, Villareal’deki başarılı performansı sonrası Demirören’in verdiği müjdeyle eski takımına geri döndü.
La Liga’da geçtiğimiz sezonu sakatlıklarından dolayı golsüz kapatan milli oyuncu, şampiyonlar liginde Beşiktaş’a yeni bir vizyon katacak. Görünen o ki gelecek sezon rekabet açısından bizleri daha zevkli bir lig bekliyor.
Sergio Aguero’ya yol göründü
Arjantinli oyuncular Manchester United‘ta ne kadar başarılı oluyor tartışılır ancak takım Cristiano Ronaldo’dan gelen parayı bir şekilde doğru harcamaya kararlı.
Benim takımımda Tevez ve Ronaldo‘nun yerine epeyce bir finanas ayıracak ve bu oyuncuların yerlerini dolduracak olsaydı bende ibreyi Aguero‘ya çevirirdim.
Genç arjantinli geçen sene La liga’da bu sene de şampiyonlar liginde takımı Atletico Madrid‘i ayakta tutarken, Messi’yle ahenki imrenir cinstendi. Forvet arkası ve santrafor mevkilerinde oynayabilen genç yıldızın transferinde şu aralar bir resmiyet yokken Madird Başkanı Cerezo, Kun Aguero için gelecek teklifleri dinleyeceklerini fakat önce oyuncunun bu transfere olumlu bakması gerekitğini belirtti.
Heinze, Tevez gibi yıldızların tutunamadığı Manchester United’ta olası bir Aguero bu kara büyüyü kıracak gibi.. 50 milyon euronun üstünde gerçekleşecek bir transfer sahnelenecek ve bizde bu oyunu izliyor olacağız.
Galatasaray neden örnek takım?
Formanızla örnek olursunuz, altyapınızla örnek olursunuz, tesislerinizle örnek olursunuz, yenilgilerinizle ya da galibiyetlerinizle örnek olursunuz.. Bunda kalıcılığı sağlayan devamlılıktır haliyle sağladığı faydayla takdir görmektir.
Devamını Oku
Mevlüt Erding (!) PSG’ye gidiyor
Fransa’da transferi, ülkemizdeki Mehmet Topuz transferi hikayesini aratmayan milli futbolcumuz Mevlüt Erdinç, Paris Saint Germain‘e resmen transfer olmak üzere. Antalya’da tatilini geçiren Mevlüt ile röportaj yapan L’Equipe gazetesi muhabirinin haberine göre Mevlüt, PSG’ye gideceğini belirtmiş.
Mevlüt’ü isteyen kulüpler arasında Lyon ve Rennes kulüplerinin de bulunmasına karşın PSG’yi tercih etmesine gerekçe olarak son dönem transfer sezonlarında sıkça duymaya alıştığımız klişeyi tekrarlamış milli oyuncumuz:
“Benimle en çok ilgilenen ve değer veren kulüp PSG oldu ve PSG teknik direktörü Kambouaré bizzat benimle görüşerek bana değer verdiğini ve benden faydalanmak arzusunda bulunduğunu belirten tek kişi oldu. Tercihimi maddi unsurlar belirlemedi, eğer maddi unsurlar ön planda olsaydı Lyon’a giderek veya büyük bir Türk kulübüyle anlaşma imzalayarak daha fazla kazanabilirdim.”
Bu arada haber başlığında yine Mevlüt’ün soyadı için “Erdinç” yerine “Erding” kullanılmıştı. Uzun süreden beri Fransızların neden bunu kullandığına anlam verememiş ve klasik Fransız milliyetçiliğinden ileri geldiğini sanmıştım. Ancak öğrendim ki aynı zamanda Fransız pasaportu taşıyan Mevlüt’ün nüfus kağıdı, zamanında Fransız yetkililer tarafından basılırken yanlışlıkla ”c” harfi yerine “g” harfi basılmış ve Mevlüt’ün soyadı Erding kalmış..
SPOR SEVGİSİ mi o da ne?
Genelde futbol ve Bank Asya ligi üzerine yazılar yazıyorum.Fakat içinde iddaa heyecan olan bütün spor organizanyonları doğan olarak izlenmeye ve yazılmaya değer oluyor. Kaldı ki bu organizasyon Türkie Basketbol Ligi final serisi karşılaşmalarıydı.Ama ne yazık ki özellikle serinin son maçı bir sporsever olarak utandığım dakikaların yaşanmasının ötesine geçemedi.
Futbolun çirkin yüzü basketbola sıçratıldı
Maç öncesi yukarıdaki görüntü, Abdi İpekçi Spor Salonu’nda Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı ve Yönetim Kurulu üyelerinden bir kısmının tribünlerde yerlerini aldığını gözler önüne seriyor. Bunu aklımızın bir köşesinde tutalım ve Aziz Yıldırım’ın başkanlığa geldiğinden bu yana, tribünlere yönelik ve benim çok takdir ettiğim tavrını incelemeye geçelim.
Neydi Aziz Yıldırım’ın en büyük amacı? Tribünlerde küfürü ve anarşiyi bitirmek. Evet bu yönde çok çaba harcadı (en azından görünen buydu), stadyumda herkesin numarasına göre oturmasını sağladı, küfürü azaltıp elit bir seyirci profili yaratmaya uğraş verdi ve gerektiğinde taraftar gruplarına karşı durdu. Bunlar yadsınamaz gerçeklerdi, ancak dün, tüm bu çabaların bir kalemde silinip atıldığını ve artık gözümde hiçbir değerinin olmadığını söylemem gerekiyor.
Olayların kıvılcımı, TBL Final serisinin 5. maçında yakıldı. Maçın hakemi, Basketbol kuralını uyguladığı için (”top oyuna girmeden yapılan her faul sportmenlik dışı fauldür”) gerek sahadaki Fenerbahçeli basketbolcular ve teknik heyet gerekse de Protokol tribündeki Fenerbahçe yöneticileri adeta çılgına döndü. Basketbolcuların gösterdiği çılgınlığın karşılığı elbette ki teknik fauldü ve hakem bir kez daha kuralları uyguladı.
6. maça Fenerbahçe her bakımdan intikam duygusuyla hazırlanmış ve hazırlatılmıştı, özellikle tribünler açısından. Ancak doldurulmuş intikam maç sonunda Efes Pilsen’in şampiyonluğa ulaşmasıyla zirve yaptı. Şimdi yukarıdaki görüntüye geri dönelim. Kendi takım taraftarlarının tribünlerinde, ne zaman küfürler yükselse ayağa kalkıp onları (gerektiğinde sert bir şekilde) uyaran Aziz Yıldırım, maç sonunda Yönetim Kurulu üyesi arkadaşlarını yanına alarak (Ali Koç hariç) ortadan kayboldu. Muhteşem final serisine düşürülecek gölgeyi başlatan hareket de bu oldu.
Maçtan birkaç saat sonra, olaylar sıcaklığını yitirdikten sonra, Ergin Ataman bir TV kanalının canlı yayınına bağlandı ve olayların tamamen önceden kurgulandığını ve güzelce uygulandığını belirtti. Bunu ben değil, işin içinde ve mağdur olan kişi söylüyor, ancak resmin parçaları birleştirildiğinde bu fikre katılmamak imkansız.
Türk toplumunun sosyolojik bakımdan en büyük sorunu olan cehalet ve buna dayalı intikam (kan davası) duygusu, Türk sporunda her gün ayrı bir mecrada karşımıza çıkıyor. Sorun Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş vs. değil. Sorun, Türk sporunu idare eden ve yönlendiren kafa yapılarında..
4 maç üst üste Fenrbahçe Ülker’in güçlü kadrosunu yenmeyi başaran Efes Pilsen’i, kazandığı şampiyonluktan dolayı yürekten kutlarım..
Juninho Katar’a doğru mu?
Olympique Lyon’un efsane futbolcularından Juninho‘nun, futbol kariyerini Katar‘da sürdüreceği iddia ediliyor. L’Equipe gazetesinde yer alan habere göre, Juninho’nun Katar’ın başkenti Doha’ya giderek Al-Garrafa kulübüyle sözleşme imzalama hazırlığında olduğu belirtildi. Haberde, sözleşmenin süresi ile ilgili herhangi bir bilgi olmadığı belirtilirken transferin, 2.5 Milyon Euro karşılığında gerçekleşeceği ileri sürüldü. Ayrıca aynı haberin sonunda, Juninho’nun menajeri José Fuentes’in de açıklamalarına yer verilmiş. Fuentes, Lazio ve Genoa gibi İtalyan kulüplerinin oyuncusuna olan ilgisini kastederek Juninho’nun İtalya’da oynamaktan mutluluk duyacağını belirtmiş.
Transfer, sahiden de 2.5 milyon Euro karşılığında gerçekleşecek ise Türkiye’de Juninho’ya bu paranın daha fazlasını vermeye hazır birden fazla kulüp olduğunu birilerinin söylemesi gerek. Dolayısıyla, bu meblağ ve menajer Fuentes’in açıklamaları göz önüne alındığında, bu haberin çok da fazla gerçeklik payı içerdiğini düşündüğümü söyleyemeyeceğim, ama açık kapı bırakmadan da olmaz tabii.
Servet Çetin - current club : Olympique de Marseille
Akşam saatlerinde, bağlantıları kuvvetli olan blog sitelerinde okudum haberi, daha sonra wikipedia doğruladı transferi..Servet Marsilya’daydı, üstelik 7 Milyon Euro karşılığında..Bilmiyorum wikipedia ne kadar güvenilir bu konuda, ancak Aceto bir o kadar güvenilirdir diye düşünüyorum.
Galatasaray şüphesiz çok önemli bir geliri kasasına koydu bu transferle, ancak şimdi iyi yapılması gereken hesap kitap işi. Bu gelir ne kadar verimli harcanacak çok önemli. Verimlilik, paranın gerek mali yönden kullanılması bakımından gerekse Servet’in yerini alacak oyuncunun belirlenmesi açısından çok daha önem kazanacak.
Servet açısından ise çok önemli bir transferin gerçekleştiğini; çok çalışmanın, azmin karşılığını bulduğunu düşünüyorum. Bilmiyorum başka bir örnek var mı Türk futbol tarihinde, bir büyük İstanbul kulübünden deyim yerindeyse Sivas’a sürülüyorsunuz, ancak yılmayıp bir başka büyük İstanbul takımına dönüyorsunuz, bununla da yetinmeyip daha da fazla çalışıp Avrupa’ya transfer oluyorsunuz.. Üstelik Servet bunları yaparken, sahada bir amatör kadar yüreğiyle sonuna kadar takımı için mücadele veren, ancak saha dışında “en profesyonel benim” diyene taş çıkartacak bir portre.
Taraflara hayırlı olması dileğiyle..
Milliyet.com.tr’de siteler yarışıyor
Milliyet yeni başlattığı uygulamayla site sahiplerine eğlenceli ve bir o kadar çekişmeli bir yarışma sunuyor.
Birkaç adımla tanıttığınız siteniz hem internet kullanıcıları tarafından oylarınızla değerlendiriliyor hem de iyi bir tanıtım imkanı buluyor. Eğer bu organizasyona katılmak isterseniz buradan ilgili linke ulaşabilirsiniz.
SporLog.com sitemize oy vermek için aşağıdaki linke tıklayıp işlemi tamamlamanız yeterlidir.

















Son Yorumlar