Arşiv Kasım, 2008

G.Saray Dünya Şampiyonu!

Galatasaray Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı, Kıtalararası Şampiyonayı namağlup kazanarak şampiyon oldu ve bir kez daha tarihe geçti.

Galatasaray, günün ilk maçında son şampiyon Perth Wheelcats’i (Avusturalya) 78-48 mağlup ederek moral buldu. Galatasaray ile Biritish Colombia arasındaki final maçı ise nefesleri kesti. Galatasaray maçı 77-62 kazanarak namağlup şampiyon oldu. Galatasaray bu sonuçla Avrupa Şampiyonu olarak geldiği Japonya’dan dünyanın bir numarası olarak dönüyor.

Kazanan kim?

Dün geceki Fenerbahçe-Beşiktaş derbisi yüksek tempoda adına yakışır şekilde oynandı. Sonuçta kağıt üstünde kazanan Fenerbahçe olsa da, ilerisi için iyi sinyaller veren takım Beşiktaş oldu.
Devamını Oku

Yeni, yepyeni SporLog.com

En güncel haberler ve seviyeli yorumlarıyla yaklaşık bir yıldır sizlere hizmet veren sitemiz artık yeni yüzüyle sizlerin karşısında. Yepyeni görünümüyle SporLog.com, siz spor severler için yeni yazılarımızla her zaman karşınızda. Bizi tıklamaya devam edin…

Derbiye doğru…

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki derbi maçlarının sonuçları için hiç bir zaman bir öngörüde bulunamayız, her sonuç mümkün ve sürpriz değil.

Porto maçından sonra Fenerbahçe’nin fizik gücünün düşük olacağı bir gerçek, fakat hiç yorulmayan bir Gökhan ve gol atmak için çırpınan Güiza gibi oyunculara sahipler, ayrıca derbilerde ekstra bir motivasyon oluyor Fenerbahçeli oyuncularda. Fenerbahçeli oyuncular eğer maça temkinli, düşük tempoda başlarsa, Beşiktaş saldırır ve bunaltır. Beşiktaş’ın oyun yapısı hücumda çabuk çoğalan bir yapıda, boş alanda Holosko dripling seven bir oyuncu, eğer oynarsa ki oynamazsa çok büyük bir handikap Beşiktaş için, Tello öyle paslar atabilir ki bir anda Holosko ve fırsatçı Nobre önlerinde kaleyi görürler, ayrıca Sivok bu sistemde orta sahaya daha çok çıkıyor ve böylece Delgado’nun yanında Cisse de hücuma rahatça katkıda bulunabiliyor. Fenerbahçe’nin ileri uçtaki oyuncuları çok iyi oynamalılar ki Sivok’u defanstan çıkarmamalılar, aksi halde Toraman’la Zapo defansı rahat toparlarlar, hele Fenerbahçe tek forvet oynarsa kendi sonunu hazırlar. Alex gibi büyük bir oyuncu kendini gösterirse ve hücuma katkıda bulunursa o zaman da Beşiktaş defansı zor anlar yaşar.

5 puan önde olmanın avantajıyla sahaya çıkacak olan Beşiktaş için deplasmanda alınacak bir puan bile avantaj olsa da kazanmak için saha çıkmalılar, zevk vermeliler. Fenerbahçe ise mutlaka kazanmak zorunda, hele ki Aragones bu maçı da kaybederse valizini hazırlar ve memleketine döner.

Samurayların sonu mu?

hidetoshi-nakata-shinji-ono-sunsuke-nakamura-junichi-inamoto-japon-futbolcu-sporlog.JPG

90′ların ortasında Asya ülkelerinin futbol piyasasına hızlı girişi ile geniş bir ivme kazanan kıta futbolu, varlıklarını 2002 Dünya Kupası Japonya-Güney Kore ortaklığı ile tüm dünyaya yaymışlardı. Aynı turnuvada Güney Kore’nin çeyrek finale çıkması ve Japonya’nın 2. tura yükselmesi, Avrupa’nın miladı dolmuş yıldızlarının kıtaya transfer edilmesi ve bünyelerinden çıkardıkları ulusal yıldızları Avrupa’ya ihraç etmesi, 2000′li yılların dünya futbolu adına en büyük renklerinden biriydi.
Devamını Oku

Everton yıldız avına FM ile çıkıyor

İngiltere’nin Everton spor kulübü, Sports Interactive ile anlaşma imzalayarak Football Manager‘ın 370 bin oyunculuk veritabanına erişim hakkı kazandı. Böylece Everton, bir menajerlik oyununun veri tabanını kullanmak için anlaşma sağlayan ilk kulüp oldu.
Devamını Oku

Pazarlamacılar kalsın, sponsorlar buraya

diego-werder-bremen-citibank-37.JPG

Dün dünya ve Türk spor medyasında çıkan haber adeta “meyve veren ağaç taşlanır” misali bizlere İngiltere Premier League’i gözümüzde nasıl yenilmez yaptığımızı bir kez daha ortaya koydu. Ama sadece bir konuda.

Forma reklam satışlarında Almanya Bundesliga liginin, Premier League’i geride bırakması inanılmazdı. Nitekim bencede öyleydi. İlk defa futbolda “para” kelimesinin geçtiği bir yerde Premier League yeniliyordu. Ama sonuç hiçte Irak’ın Amerika’ya girmesi ihtimali kadar zor bir ihtimal değildi.
Devamını Oku

Bendtner’in pembeleri Fenerbahçe’ye umut! verdi

Fenerbahçeli futbolcular masaüstümde yaşıyor olsalardı silip geri dönüşüm kutusuna yollayacağım ilk oyuncu Volkan Demirel‘dir. Hatta bunların yanına birçok oyuncu ekeleyebiliriz ama Volkan’ın durumu farklı.

Volkan’ın herhangi bir install programı olmadığı için O’nu uninstall etmekte mümkün değil. Keza kullanım lisansı sezon sonunda bitecek olan Volkan, yaptığı hataları nasıl telafi edip kendini nasıl daha geliştireceğini düşünmesi gerekirken, O sezon sonu acaba Premier League’e gider miyim hayalleri ile yaşıyor.

Evet gider. Bedelsiz bir şekilde Arsenal’e de gider. Ama kaçıncı kaleci olur orasını bilmiyorum. Bana kalırsa O gidene kadar kaleyi artık genç Volkan Babacan‘a teslim etme zamanı geldi. En azından Dünya Kupasında yarı final görmüş bir kaleci. Aklı selim! Volkan Demirel, Avrupa şampiyonasında manasız yere kırmızı kart gördüğü için çeyrek finali dahi görememişti.

Dün akşama gelince; Fenerbahçe beni şaşırtmadı ve Porto karşısında sahadan 2-1 yenik ayrıldı. Ama “büyük umutlarını” kaybetmemişti çünkü Arsenalli Bendtner, 87. dakikada “pembe kramponlarıyla” Fenerbahçe’ye umut veren golü attı ve Dinamo Kiev sahadan 1-0 yenik ayrıldı.

Pembe umutlar gerçeğe dönüşür mü bilmiyorum ama Fenerbahçe’de halen kimse silkelenip kendine gelme gereği duymuyor. Umarız haftasonu oyuncular en azından Beşiktaş‘a ayak uydurur ve bizlere zevkli bir derbi yaşatır. 

Einstein’ın “spor şurası” yorumu

albert-einstein-25112008-2.jpg

Spor şurası, Türk sporunu ilerilere taşımak ve geleceğini aydınlatmak için yarın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül önderliğinde çok geniş bir katılımcı kitlesi ile başlıyor. Hüsranla sonuçlanan Beijing Olimpiyatları sonrası Türk sporunun sorunlarını ve çözümlerini ele alacak toplantıda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve yeniden başkanlığa seçilen -fakat geçmiş dönemlerde başarısız olan- çeşitli spor dallarının federasyon başkanları da yer alacak. Malesef şurada Cemal Aydın yer almıyor :)

Albert Einstein kendisine yöneltilen bir soruda 3. Dünya savaşı için şu yorumu yapmıştı: “3.Dünya savaşını bilmiyorum ama 4.Dünya savaşı taş ve sopayla yapılacak.”

Ve Albert Einstein yaşasaydı muhtemelen yarınki “spor şurası” için şu yorumu yapardı: “2008 spor şurasını bilmiyorum ama bir sonraki şura ’spor nedir?’ konusunu tartışacak”

2008 model Fenerbahçe-Porto maçı

deivid-de-souza-fenerbahce-25112008.jpg

Fenerbahçe’de geçen seneden beri neler değişti?

Teknik direktör, oyuncular, taraftarların inancı, hepsi… Ama geçen seneye nazaran belki de kimsenin bahsetmediği en önemli değişiklik Fenerbahçe’nin kendi evindeki Avrupa maçlarına favori olarak çıkmamasıdır.

Porto, bu sene Avrupa kupalarında büyük bir patlama yapamadı ve dört maç sonunda 6 puanla Arsenal’ın arkasında 2. sırada bulunuyor. Portekiz Lig‘inde de bekleneni veremeyen Porto, 1 maçı eksik olarak 6. sırada yer alıyor. Sene başında Bosingwa ve Quaresma gibi yıldızlarını satan Protekiz temsilcisi, Fenerbahçe maçıyla çıkış yolu bulmak istiyor. Ama ne yazık ki Fenerbahçe, formsuz Porto karşısında da bu maç öncesi favori değil.

Bunu taraftarların beklentilerinde, oyuncuların röportajlarında ve bahis oranlarında görmek mümkün. Fenerbahçe’de Guiza ya da Emre transferlerinden bahsetmek, UEFA finalini konuşmak, Aragones’in şöhretinden alıntılar yapmak, Galatasaray zaferini dillendirmek neyi değiştirir? Sadece değişimlerin görülmesini engeller. Eski model bir arabayı yeni ve pahalı parçalarla modifiye etmek arabanın değerini arttırır ama modelini yükseltmez. “Dünya Kulüpleri” evindeki maçlara mutlaka favori çıkan takımlardır.. Ya da en azından taraftarının gözünde…

Ben bu maçı arkadaşlarıma başka bir maç için söz verdiğim için izleyemeyeceğim. Ama umarım Fenerbahçeli futbolcular beni utandırır ve Sevilla ruhunu bizlere tekrar yaşatır. Skoru ve yorumları dört gözle bekliyorum…

-

MUHTEMEL 11

-
Fenerbahçe:
Volkan Demirel, Gökhan, Edu, Yasin (Önder), Roberto Carlos, Deivid, Josico, Emre, Uğur, Alex, Guiza

-
FC Porto: Helton, Fucile, Rolando, Bruno Alves, Pedro Emanuel (Lino), Tomas Costa, Fernando, Raul Meireles, Rodriguez, Lisandro, Hulk

Rüzgarla dans: Vendée Globe (II)

jean-pierre-dick-paprec-vendee-globe.JPG

Dünya’nın en büyük yelken yarışı organizasyonu Vendée Globe‘ta, Brezilya etabı hızlı rüzgarlarla yelkencilere zor anlar yaşatıyor. Loïck Peyron (Gitana 80)‘un liderliği değişmezken Brezilya yakası, Salvador de Bahia‘nın 600 mil doğusunda liderliğini sürdürüyor.

Yarışı 2. olarak sürdüren Seb Josse (BT) ile 29 millik fark 21.8′e kadar gerilesede fark St.Helena yüksek basınç sistemiyle kapanacak gibi gözükmüyor. En büyük sıçramayı yapan ingiliz “solo skipper” Mike Golding (Lying) 10. sıradan 6.lığa kadar yükselmeyi başardı.

Daha önceki yazımda Türkiye’de görsel basının Vendée Globe yarışları ile ilgili haberlere yeteri kadar yer vermediğini belirtmiştim ve içlenmiştim. Ancak NTV Spor bu hafta “rüzgar üstü” programında çok geniş olmasada Vendée Globe’a yer vererek benim bu özlemime bir nebze son verdi.

Bu arada yiyecek sıkıntısı çeken denizvcilerin yine imdadına uçan balıklar yetişiyor:)

Yarış sıralamasının son halini görmek için buraya tıklayınız.

Futbol bilginizi test edin…

Türkiye Futbol Federasyonu’nun internet sitesinde (www.tff.org.tr) dolaşırken küçük bir köşe dikkatimi çekti. Köşenin adı “düdük sizde, oyun kuralları bilginizi test edin.” Öncelikle şunu söylemeliyim ki güzel düşünülmüş bir köşe. Bağlantıyı tıkladığınızda açılan yeni pencerede 4 seçeneği olan sorulara cevap vermeniz isteniyor. Her doğru sorunun ardından bir diğer soruya geçiyorsunuz.

Böyle bir köşe hazırlanması gerçekten güzel olmuş. Bizim gibi futbol hakkında çok şey bildiği iddia eden, aslında futbol bilgileri aynen Erman Toroğlu’nun televizyondan anlatırken düşündüğü gibi “kıraathane” kültüründen ibaret bir topluluk için ne kadar faydalı olur bilinmez ama yine deşansınızı denemeye değer. Yalnız dikkatli olun sorular tahmin edeceğinizden de şaşırtıcı olabilir. Bu nedenle soruları iyice okuyup, düşündükten sonra cevap vermeniz faydalı olacaktır.

Şimdiden bol şanslar herkese. 

Futbolda değil, hentbolda avrupalı

“Vice Versa” Victor Obinna

victor-obinna-vice-versa.jpg

BloggerV.com üyesidir.