Platini’ yi Aramıyorsan, Beni de Arama!
Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan, Galatasaray-Fenerbahçe maçının olay hakemi Cüneyt Çakır’ a yapılan eleştiriler hakkında değişik bir yorum getirdi ve nasıl takımlarımız, Avrupa’ da maç yaparken hakemler hakkında şikayetlerini UEFA Başkanı Platini’ yi arayıp bildirmiyorlarsa, Türkiye’ de oynanan maçlarda da hakemlerin hatalarının muhatabı federasyon değildir diyerek topu Merkez Hakem Kurulu’ na attı. Benim bildiğim, Türkiye’ de futboldan sorumlu en üst kurum Futbol Federasyonu’ dur ve Merkez Hakem Kurulu, Futbol Federasyonu’ nun merkez teşkilatı içinde yer alır. Bu durumda futbolun tek patronu vardır; o da Futbol Federasyonu, hatta Başkan Hasan Doğan’ dır. Türk futbolunun hakemliğini düzeltecek, denetliyecek, tavizleri silecek, eyyamcıları temizleyecek en üst kurum olan Futbol Federasyonu’ nun görevidir.
Ülkemiz futbolunda özerklik kavramını uygulayacağız derken bir anda;” Bu olay bizi ilgilendirmez, orada Merkez Hakem Kurulu var, o’ nun başkanı var, onların bileceği iş” derseniz o zaman senin ”Futbolun Patronu” sıfatının ne anlamı kalır? Türkiye’ de hakemlerle ilgili bir şey olduğunda federasyonun akla gelmesi kadar doğal bir şey var mı? Yoksa ” Merkez Hakem Kurulu’ nun Başkanı ile asıl ve yedek üyelerini Yönetim Kuruluna teklif etmek ” Federasyon Başkanı’ nın görevlerinden değil miydi?


Sanayi devrimi ile dünya yeni bir çağa girdi ve sosyal-ekonomik açıdan bölünmelere sahne oldu. Yeni çağın en büyük etkisi toplumlarda işçi sınıfının ortaya çıkmasıydı ki bu bilişim çağına kadar olan süreçte tarihe en büyük etki eden kavramdı. Nitekim günümüzde kesinlikle nakit sıkıntısı çekmeyen bir işçi sınıfı var ki onlar futbolcular. Portekiz finans sitesinin yayınladığı listeye göre dünya’da en çok para kazanan 50 futbolcu listesi böyle oluştu :
Birmingham-Arsenal maçının henüz ikinci dakikasında sahalarda görmek istemediğimiz talihsiz bir olay yaşandı ve Arsenal’ li oyuncu Eduardo’ nun ayağı iki yerinden kırıldı. Taylor’ un çok sert müdahalesi sonucu lifleri tamamen kopan Eduardo, 6 ay sahalardan uzak kalacak. Arsenal Teknik Direktörü Arsene Wenger, maçtan sonra yaptığı açıklamada Taylor gibi bir futbolcunun bir daha futbol sahalarında olmaması gerektiğini söyledi. Maç sonrası kızgınlığıyla bu sözler söylensede, üstünde biraz düşünmeye itiyor insanı. Şimdi her ne kadar Taylor hareketi kasten yapmadığını söylesede, unutulacak gibi bir faul değildi bu. Zaten hiç bir futbolcu bir anlık hırsına yenik düşüp böyle bir hareketi yapsada kasten yaptığını söylemez. Bu futbolcunun alacağı maksimum ceza direk kırmızı karttan 3 maç olur. Yani bir anlamda Taylor’ un yaptığı hareketin cezasını Eduardo 6 ay futbol oynayamayarak çekecek. Taylor 3 maçlık cezasını tamamlayıp sahalara geri dönecek, Eduardo ise belkide kariyerine devam edemeyip son noktayı koyacak. İngiliz futbolunun sertliğiyle nam salmış olması birbirlerinin ayaklarını, kafalarını kırmalarını gerektirmiyor. Hakemler maçları yönetirken durum öyle bir hal alıyorki, bazen gladyatörlerin sahadaki savaşını izliyoruz sanki. Kora kor mücadeleyi hepimiz severiz, ama İngiliz hakemlerin bazı kararları sayesinde göz yumulan sertlik zaman zaman kötü sonlara neden olabiliyor. Hatta bu oyun tarzı bazı futbolcuların psikolojisini bozabiliyor. Maç sonrası Birmingham’ lı Stephen Kelly’ nin, olayın sadece bir kaza olduğunu ve böyle bir darbeden dolayı oyuncunun atılmaması gerektiğini söylemesi ancak bozuk bir psikolojiyle söylenmiş sözler olabilir. Futbolcular, istemeyerek böyle fauller yapsada, futbolun içinde böyle olaylar yaşansada, bir takım ciddi önlemler alınmalı ve daha değişik bir ceza sistemine gidilmeli. Böylece futbolcu çok daha dikkatli oynamalı ve oynadığı yerin savaş alanı değil, futbol sahası olduğunun farkına varmalıdır.
4-10 Şubat tarihlerinde ENKA Spor Kulübü Tesisleri’nde gerçekleştirilen Büyükler Kategorisi Kış Kupası sona erdi. 100’ün üzerinde sporcunun katılımıyla gerçekleşen turnuva, bay ve bayanlarda çok çekişmeli maçlara sahne oldu. Özellikle turnuvanın 5. gününde oynanan çeyrek final maçı izlenmeye değerdi. Tuna Altuna ve Ergün Zorlu arasında oynanan maç, ikili arasında gidip geldi. Zaman zaman gerilimlerin de yaşandığı maç sonunda Tuna Altuna kazanmayı bildi. Aynı zamanda bu sporcunun 1989 doğumlu olması Türk tenisinin geleceği için umut vericidir. Buna rağmen erkeklerde turnuvanın galibi, milli oyuncu Haluk Akkoyun oldu. Bayanlarda ise, turnuvanın favorisi olan klasmanın 2 no’lu seri başı Çağla Büyükakçay, klasmanın 1 no’lu seri başı Pemra Özgen’in yokluğunda maçlarını zorlanmadan kazandı. Finali Eylül Benli ile oynayarak 2 sette kazandı. (Pemra Özgen, bu turnuva sırasında yurtdışında ülkemizi temsil ediyordu.) Sporlog ailesi olarak, turnuva galiplerini kutluyor ve başarılarının devamını diliyoruz.
Merkez Hakem Kurulu’ nun çiçeği burnunda başkanı Oğuz Sarvan, yeni dönem hedefleriyle ilgili açıklamalarını yaparken özellikle Türk hakemliğinin atılım yapamadığına değindi. Bu konuyu belirtmesine gerek yoktu zaten, görünen köy kılavuz istemez. Bu ülkede futbolla ilgilenen herkes bilirki, hakemler bizim ülkemizde kulüplerin etkisi altında kalmış günah keçisi insanlarımızdır. Onların hata yapma lüksü yoktur, çünkü onlar hatasız kul olmazın istisnalarıdır. Hakemlerimiz, kulüplerden, hatta futbolculardan sonra gelir bizim ülkemizde. Araya öyle insanlar girerki maçlardan önce, bir bakmışızki maşa olarak kullanmışlar hakemlerimizi. Huzur yoktur, baskı vardır, diken üstündedir hep hakemlerimiz. Sonra böyle bir ortamda maç yönetmeye çalışırlar, hata yaparlar ve art niyetli damgasını yerler bir anda. Sistem dolayısıyla birbirinin kuyusunu kazan, daha büyük olmak isteyen hakemler de görmek mümkündür futbolumuzda. Ne maçtan önce konuşabilirler, ne de maçtan sonra. İfade özgürlükleri bile ellerinden alınmıştır hakemlerimizin. Böyle bir ortamda nasıl bir Türk hakemi Dünya Kupaları’ nda ya da Avrupa Kupaları’ nda düdük çalsın? Avrupa’ da düdük çalan hakemler bizim hakemlerimizden iyi değiller, öyle kararlar veriyorlarki saç baş yoldurtacak cinsten, fakat onların hakemlik yaptıkları ülkelerin sistemleri teşvik edici, eğitici ve deneyim kazandırıcı olduğu için her zaman bizim hakemlerimizin önünde yer alıyorlar. Bakalım yeni MHK’ miz uzun vadeli plan ve projeleriyle sorunlara karşı önlemler alıp yeni atılımlar yapabilecek mi?
Arjantin asıllı İtalyan futbolcu Mauro German Camoranesi’ ye 14 yıl önce maçta yaptığı bir faul nedeniyle 45 bin Euro’ luk bir ceza gelmiş. Bu gelen cezanın hikayesi ise bir hayli ilginç. Camoranesi, 1994 yılında Arjantin’ in Alvarado takımında oynadığı sırada, Alvarado-Aldosivi derbisinde rakip takım oyuncusu Javier Pizzo’ya ağır bir faul yapmış ve bu oyuncunun bacağını kırmış. Bacağının kırılmasıyla futbol kariyeri biten Pizzo, hukuk eğitimi almış ve avukat olmuş. Camoranesi’ nin yaptığı faul, Pizzo’ nun hayatında bir dönüm noktası olmuş. Pizzo, futbol hayatını bitiren bu olaydan sonra hakkını aramak için öyle büyük bir azimle çalışmışki, belkide hiçbir futbolcunun böyle bir durumda yapamayacağı bir şeyi yapmış ve öğrencilik hayatını seçip sonunda avukat olmuş. Avukat Pizzo, Camoranesi’ ye karşı hukuk savaşını başlatmış ve sonunda tam 14 yıl sonra Arjantin Mahkemesi’ nin 45 bin Euro’ luk tazminat kararıyla bu savaşı kazanmış. Günümüz Türkiye’ sinde futbol kariyeri sakatlıklarla bitipde öğrenim gören ve meslek sahibi olan kaç eski futbolcu tanıyorsunuz? Sakatlanıp futbol kariyeri biten futbolcular eğer oynarlarken popüler bir kimliğe sahiplerse medya onlara sahip çıkıyor ve bir şekilde para kazanıyorlar, diğerleri ise toplumdan kendilerini soyutlayıp, yokolup gidiyorlar. Pizzo, hayallerindeki gibi bir futbolcu olamamış belki ama, avukatlık gibi bir mesleğe sahip olup toplumun saygısını kazanmış. Tazminat meselesine gelince, 45 bin Euro’ luk bedel bir futbolcunun futbol hayatını karşılayabilecek bir miktar mı o tartışılır, fakat tartışılamayacak bir şey varsa o da, Pizzo’ nun takdir edilmesi gereken azmi ve talihsiz futbolculara örnek olması.
Formula 1′ de yeni sezona yaklaşırken takımlar yavaş yavaş test sürüşlerini hızlandırdılar ve yeni motorlarını, araçlarını basına tanıtmaya başladılar. Her sezon olduğu gibi yine bu sezonda da teknoloji seviyesini en üste çıkartan, en yüksek motor performansını gösteren arabaların takımlarının mücadelelerini izleyeceğiz. Günümüzde artık Formula 1 yarışları sürücülerin performanslarından çok mühendislerin performanslarını gösterdiği bir spor haline geldi. Takımlar, çok büyük paralarla transfer ettikleri sürücülerin yanında bir de diğer takımların iyi mühendislerini de transfer ediyorlar. Mühendisler bu spor için o kadar önemli hale geldilerki belkide daha sezon başından kimin şampiyon olacağını belirliyorlar. Başarılı mühendislerin yüksek teknolojiyle yaptıkları motorlar sayesinde artık pilotların yapmaları gereken şey hızlı bir şekilde düğmelere basmak oluyor. Yani mühendislerin yarışlarda verdikleri tavsiyeler direk olarak yarışa etki ediyor ve bu tavsiyelere uyan iyi reflekslere sahip pilotlar şampiyonluk için mücadele ediyorlar. Pilotların zaman geçtikçe önemsizleştiği bu sporda gelişen teknoloji sayesinde yakında pilotsuz arabalar ve bu arabaları kullanan robotlar görürseniz şaşırmayın.
Konya’ da oynanan amatör küme maçında akıllara gelmeyecek çok ilginç bir olay yaşandı.Konya Birinci Amatör Küme Gençler B Grubu’ nda Karapınar Belediyespor’ a konuk olan Cihanbeyli Belediyespor kafilesi, maç formalarını yanlarına almayı unuttuklarını fark edince maçın oynanmaması ve hükmen yenik sayılmaları tehlikesiyle karşı karşıya kaldılar. Maç başlamadan kısa süre önce bu durumu farkeden Cihanbeyli takımının yardımına koşanlar ise rakip takım Karapınar’ ın yöneticileri oldu. Cihanbeyli Belediyespor’ lu futbolcular Karapınar Belediyespor takımının yedek formalarıyla maça çıktılar ve ortaya hem çok centilmence hem de çok ilginç bir tablo ortaya çıktı. Aynı renk ve amblemli formalarla oynanan mücadeleyi 4-1 ev sahibi takım kazandı. Cihanbeyli Belediyespor yöneticisi Serdar Kayacan yaptığı açıklamada: ” Dalgınlıkla maç formalarımız unuttuk. Karapınarlı yöneticilerinin büyük jesti karşılaşmadan daha fazla ön plana çıktı. Zira formamız olmadığı için maçı oynayamayıp hükmen mağlup sayılacaktık. Karapınar Belediyespor yöneticilerinin bu centilmenliğine teşekkür ediyorum ” diye konuştu. Maçın gözlemcisi Seyfi Atamer de ”Karapınarlı yöneticilerinin konuk takıma yedek forma vermesi sonucu karşılaşma oynandı. Bu bir centilmenlik örneğidir. Belki sahadan mağlup olarak da ayrılabilirlerdi. Bunu düşünmeyip sadece spor yapılmasını istediler. Bunu not edip üst makamlarımıza ileteceğiz” dedi. İşin centilmenlik yanı bir yana, bir takımın maç formalarını unutması, insanın bir yemek davetine çıplak gitmesi gibi bir şeydir. Böyle büyük bir ihmalin üzerine maçın oynanması ve ev sahibi takımın formalarıyla iki takımın sahaya çıkması yönetmeliklere göre ne kadar uygun onu da araştırmak gerekir.


Son Yorumlar