Bilinme(k istenme)yenler
Herkes yaptıklarından sorumludur.
Örnek ideal bir aile düşünün. Bunları düşünürken insanların kendi şanslarını kendileri yarattıklarını ve fırsatları kendileri değerlendirdiklerini düşünün.
Birlikte mutlu, belli bir birikimleri olan ve sevdikleriyle güzel vakit geçiren bir aile. Ve elbet her ailenin bir aile reisi vardır. Ama gün geçtikçe bu aile reisi eve uğramaz oluyor. Beraberinde hatalar yapıyor ve yaptığı hataları görmezden gelip sürekli çevresindekileri şuçluyor. Akabinde işin içine kaybedilen paralar giriyor, aile içinde çalkantılar oluyor, sevdiklerine çocuklarına yeteri kadar zaman ayıramıyor. Öyle bir zaman oluyor ki çocukların huzursuzluğu bile bu aile reisini rahatsız etmez bir hal alıyor çünkü sorunlardan kendi kafasını kaldıracak hali kalmıyor evin direğinin. Sonuçta sevdikleri birer birer uzaklaşıyor yanından, o dik kafalılık ediyor, etrafındakileri kendine düşman ediyor, har vurup harman sarıyor ve nitekim beş parasız ve dibe vurmuş bir şekilde ailesi paramparça tek başına kalıyor.
Bu trajik bir filmin hikayesi değil. Dibe vurmuş bir kulübün, onun çözümlenemez sorunlarının ve saçtığı paraların hikayesi. Aile reisini de söylememize gerek yok sanırım.
Aziz Yıldırım önüne gelenin Fenerbahçe hakkında konuştuğunu, Fenerbahçe’liyim diye geçinenlerin aslında kulübü bilerek eleştirdiğini ve yıpratmaya çalıştığını dile getiriyor. Bununla da yetinmiyor ligte ve Avrupa’daki başarısızlığın suçlusu olarak medyayı, federasyonu ve bir takım taraftar gruplarını gösteriyor.
Şimdi ben, nüfus cüzdanında doğum yeri Fenerbahçe Mahallesi yazan biri olarak, memleketimin takımı, doğup büyüdüğüm yer için sanırım Aziz Yıldırım’dan bile daha çok konuşmaya ve yazmaya hakkım var. Bilmem yanılıyor muyum?
FBTV ve Örnek olma
Tarih 05 Ekim 2008. Yani dün.
Bursaspor-Galatasaray maçı devre arası. Elim kumandaya gidiyor ve FBTV‘yi açıyorum. Bir de ne göreyim?!
6.Yer adlı bir program. 2 tane nereden bittiği bilinmeyen bir erkek bir kadın konuşmacı. (yorumcu diyemiyorum çünkü kahvedeki insanlar bile yorum yapabilir ama FBTV’deki o 2 kişinin konuştukları; kulak bile kabartmayacağım, hatta yanlardınlan kalkıp gideceğim cinsten, nerede olduklarını ve kime hitap ettiklerini bilmeden konuşmalardan öte değil.) Bahsettiklerine çok şaşırdım. Konu; Anelka’nın elle attığı golden tutun, her maçta yapılan Fenerbahçe aleyhine ve diğer takımların lehine hakem hatalardı.
Ya biz bu sene Fenerbahçe’nin maçlarını izlemedik, o ölü takımı gör(e)medik ve süper oynayarak hakem hataları ile yenildik ya da o kendilerini bilmezler sadece ve sadece Fenerbahçe’yi biraz daha küçültmek, yalnız bırakmak, biraz daha yönetime rant sağlamak, başarısızlığı başka kanallara çekmek ve gündem yaratmak için Kayserispor maçına 2 saat kala alakası olmayan konulardan bahsettiler.
Onlar kendilerinin çok matah bir iş yaptıklarının zannediyorlar mı bilmiyorum ama ben “Dünya Kulübü” olamk isteyen Fenerbahçe’nin resmi TV’si FBTV’de onları görünce kendimden bir Fenerbahçe doğumlu olarak utandım.
Başkan ve yönetim FBTV’yi hiç mi kontrol etmiyor? Yayınlanan programlardan habersizler mi? Bu programların ve bu tür demeçlerin, seveni kalmayan Fenerbahçe’nin daha da antipatik gözüktüğünü anlamıyorlar?
Tabiki biliyorlar ve işlerine geliyor. Fenerbahçe’nin berbat oynayıp yenildiği maçlarında bile, maç sonrası takımını eleştiremeyen bir kanaldan başka ne beklersiniz ki.
İşte Dünya Kulübü olma yolunda bir not daha;
Dünya Kulübü kolay olunmuyor. Dünya Kulübü olmak için önce örnek gösterilen olacaksınız. Siz fanatik ve tutucu bir kanal olmaktan çıkıp, ezeli rakiplerinizin başarılarını ekranlarınızda gösterebildiğiniz, diğer takım başkanlarını o ekranlarda ağırlayıp düzeyli söyleşiler yaptığınız veya her takıma eşit davrandığınız zaman (kendi takımınıza bile) başkaları tarafından imrenilirsiniz.
NTVSpor 100% Futbol programında Rıdvan Dilmen, Aziz Başkan için “onun kredisi Fenerbahçe takımında sonsuz” dedi. Ben Rıdvan’ı da Aziz Başkanı da çok severim. Her ikisininde yaptığı çok güzel işler var takımları için. Ancak kimse bir kulübü kendi hegemonyası olarak göremez. Bir Başkan taraftar grupları ile ne olduğu belirsiz tartışmalara giremez çünkü Fenerbahçe’nin havasının, doğasının ve taraftarının bir ağırlığı vardır.
Rıdvan Dilmen’in çok güzel bir tespiti var o da Dünya Kulübü Fenerbahçe’nin yabancılarından sadece 2 tanesinin milli takımlarına gittiği. Tuncay’lı, Anelka’lı, Aurelio’lu, Appiah’lı milli takımlarının banko oyuncuları olan kadronu elinde tutamayıp onun yerine Deniz Barış’lı, Selçuk’lu, İlhan’lı, Uğur’lu oyunculara kaldığın.
Demek ki bir yerlerde yanlış var ve kimse vazgeçilemez değildir. Takımın buralara gelmesinde Aragones‘in ne kadar payı varsa Başkan ve Yönetimin kat kat daha çok payı vardır. Sadece sportif başarıdan bahsetmiyorum. Saha dışında diğer kulüplerle ikili ilişkiler olsun, diğer takımların ve federasyonun size duyduğu saygı olsun, taraftarların dayanışması olsun, Fenerbahçe’nin kargaşayı aşmak için önce bu konuları çözmesi gerekmektedir.
Fenerbahçe Paf Liginde, gençlerde uzun zaman sonra şampiyonluk yarışı içindeyken ve bu gençleri birer silüet olarak görüp A Takımında hiç şans vermezken, senin A Takımındaki oyuncu Colin Kazım, oyundan çıkarken antrenörüne hareket yapıyor, Kayserispor maçında centilmenlik için hakem topu rakibe atması için verince, o kaleye şut atıyor ve Uğur Boral oyundan alınırken taraftara hareket çekmekten hiç korkmuyor ise burada sportif başarıdan öte bir başarısızlık vardır.
Ben Fenerbahçe’nin taktiksel yapısından ve oyuncu profilinden bahsetmekten sıkıldım çünkü anladım ki ne kadar Deniz Barış, Maldonado, Uğur, Volkan Demirel ve Selçuk gibi sıradan ve yüzeysel oyuncuları takımda görmek istemesem de onlar bu takımda oynayacaklar, ben ne kadar Colin Kazım’ın forvette daha rahat olacağını ve kendini bulacağını düşünsemde, o her zaman sağ kanatta çürüyüp gidecek ve ben ne kadar Volkan Babacan, Can Arat ve Gürhan gibi Fenerbahçe’nin içinden gelen ve aynı anda kendilerine ilk 11′de sorumluluk verilse çok iyi performans göstereceklerini düşünsemde onlar hiçbir zaman bu şansı yakalayamayacaklar. Taraftar alkışlamak istediği gençlerini epeyce göremeyecekler. Nedeni daha Fenerbahçe’nin kendi yıldızlarını çıkarması, “Dünya Kulübü” olması için bir kaç fırın daha ekmek yemesi gerekiyor. Unutulmasın ki başarı gençlerden geçer.
İnanıyorum ki birgün Fenerbahçe doğru kişilere danışacak ve kulübün içinden düzgün insanları takımın başına getirecek. Aykut Kocaman, Rıdvan Dilmen ve Bülent Uygun gibi teknik direktörleri Fenerbahçe’nin başında, altyapıdaki gençleri forma beklerken, yabancı yıldızları başarı içinde mücadele ederken göreceğiz. O güne artık “omuz omuza” verip Aziz Yıldırım’ın Fenerbahçe taraftarına armağan ettiği statta herkesin birbirine destek vermesi ve kendisini takımın bir parçası olarak görmesi gerekmektedir. Tribünlerin takımının sonuna arkasında olması, oyuncuların hırsla, istekle mücadele etmesi, taraftarın ve yöentimin tek bir ağızdan takımını desteklemesi gerekmektedir. En önemlisi her futbolcuya , yaşına, mevkisine, performansına bakmaksızın inanılması tek koşuldur…
Deniz Kutsal tarafından yazılan son 5 yazı
- Samurayların sonu mu?
- Pazarlamacılar kalsın, sponsorlar buraya
- Bendtner'in pembeleri Fenerbahçe'ye umut! verdi
- Einstein'ın "spor şurası" yorumu
- 2008 model Fenerbahçe-Porto maçı
2 Yorum
Ek Gelir Sitesi on Ekim 7th, 2008
Benim anlamadığım bir şekilde Türkiye’de inanılmaz bir futbol fanatikliği var. Tamam doğrudur sonuçta bu bir yaşam şekli ve evet inanılmaz büyük bir endüstri ve milyon dolarlar harcanıyor. Ama biz acaba herhangi bir zamanda takımımız küme düştüğü zamanda onları alkışlarla bir alt lige gönderme başarısını gösterecek miyiz. Tabi doğrudur o ruhu görmek lazım en azından taraftarın gösterdiği inanmışlığı hayal kırıklığına uğratmamak lazım ama ne olursa olsun, hatalar her zaman yapılacak. Çünkü hiç kimse her an doğruları yapamayabilir. Ama olması gereken şey bu hataları olgunlukla karşılmak ve ders çıkarmaya çalışmak.
Herkes geçenlerde Hayat Devam ediyor diyen Ertuğrul Sağlam’a tepkiler yağdırdı. Doğrudur belki o an çok söylenmeyecek bir sözdü ama futbolun en büyük gerçeğini yansıtıyordu. Futbol sürprizlere açık bir oyun her an herşey olabiliyor. Dünyanın en iyi futbolcularına sahip olursun dünyanın en zenginisindir ama yine de örneğin Chelsea’deki gibi kaç senedir Şampiyonlar Ligi’ni kazanamazsın. O yüzden aslında çok doğru bir laf hayat devam ediyor, önümüzdeki maçlara bakmak lazım.



absurdo on Ekim 7th, 2008
Eleştiriliyor. Sanırım siz son zamanlarda pek maç sonrası yorumları takip etmiyorsunuz. Hatta yerden yere vuruluyor.
Demek ki Rıdvan saçmalamış. Aziz Yıldırım’ın tüm kredisini bu sezon tüketti. Bu sezon sonunda başkanlığı bırakacağı üzerine her türlü bahse girerim. Taraftarı (sadece GFB değil tüm ‘taraftarı’) karşısına alarak hayatınnı hatasını yaptı. Artık onu hiçbir şey kurtaramaz.
Lütfen Can Arat deme bana. Gökhan Zan’ın genç ve kötüsü olan birinin futbol oynaması ve bundan para kazanması bile büyük bir ayıpken bir de Fenerbahçe’de şans bulmasından bahsedilmesi ancak komik olarak nitelenebilir.
Volkan Babacan şans buldu ve gayet iyi değerlendirdi. Ama Aragones nedense (şaklabanlıktan çok hoşlanıyor olsa gerek) tekrar diğer Volkan’a döndü.