10. Hafta Fenerbahçe-Galatasaray Derbisi

Yıllardır bu denli erken bir çekişmenin içine girilmemişti belkide.. Süper Lig’te ilk 6 haftayı puansız kapatan iki ezeli rakip, 10. haftada Şükrü Saraçoğlu stadında birbirleriyle karşılaşmadan önce son durumlarına bir bakalım.

Eskişehir, Gençlerbirliği ve Bursaspor tempoya daha fazla ayak uyduramaz. Beşiktaş iyi bir takım ancak Mustafa Denizli bazı şeyleri kafasında çoktan bitirmiş. Belki de en önemli sorunu kafasında çığ gibi büyüttüğü Bobo takıntısı.

Açıkcası Fenerbahçe ve Galatasaray’ın lige hızlı giriş yapacaklarını bekliyorduk ama bu kadarını da değil. Diğer takımların güçlerine bakılınca durum pekte abartılacak bir boyutta değil belki ancak ne olursa olsun performanslarının üstüne birer tebrik kartı iliştirmemiz gerekiyor.

Bu sene çok iyi, gelecek sene daha da iyi bir Galatasaray olacak. 2000 UEFA Kupası döneminden 4 sene önce de böyle bir geçiş dönemi yaşanmış taşlar yerine oturmuştu. Özer Hurmacı, Lampard’ı andıran oyun sistemiyle tam Rijkaard’ın isteyeceği tarzda bir oyuncu.

Geçen sene dünyada yankı uyandıran Kewell ve Baros transferlerinin üzerine bu sene Elano, Keita ve Leo Franco gibi yıldızları ilave eden Galatasaray beklenen oyunu her yönüyle karşılıyor. Özellikle bünyesinden yetiştirdiği Arda Turan Kaptanlığında her taraftarın zevk sınırları zorlanıyor maç esnasında. Ama her zaman söylediğim birşey var; defans zaafları veya başka şanssızlıklardan bu sene kupalar sekteye uğrayabilir fakat Haldun Üstünel yönetiminde gelecek sezon defans ve ortasaha bölgesine yapılacak diğer yıldız transferleriyle Galatasaray -büyük bir aksilik olmazsa- seneye standartların çok çok üzerinde bir takım olacak. Ne var ki şu an bile Özer Hurmacı, Coloccini veya Nuri Şahin transflerinden en az birini gerçekleştirmiş olsaydı resim çok daha farklı olacaktı.

Kendi oyuncunu ıslıklamak ırkçılık yapmak kadar kötü bir izlenim.

Fenerbahçe ise biraz daha baskı futbolu oynuyor. Baskılı oynamıyor ama taraftar baskısını üstünde hissediyor. Herkes “elbet bir yerde tökezleyecekler” derken çok haklılar çünkü hiçbir insan psikolojisi yanındaki arkadaşı dahi olsa birlikte çalıştığı insanın ıslıklanmasını, yuhalanmasını daha fazla kaldıramaz. (Özellikle Cristian ve Andre Santos’un olayları uzaktan şaşkınlıkla izlediğine eminim.) Nitekim rotasyon olarak Fenerbahçe, Galatasaray’a nazaran daha şanslı olarak gösterilse de ben buna karşıyım. Oyuncuları birer birer aynı tartıya koysak sanırım Sarı Kırmızılar lehine ortaya ağır bir kilo farkı çıkar.

Guiza için umut bu diyarlardan çok uzakta. Diğer eleme maçlarında İspanya milli takımına çağrılmazsa kimse şaşırmasın. Çağrılırsa mucize olur.

Fenerbahçe’de öne çıkan futbolcularda Alex’in mücadelesiz yetenekleri ve Guiza’nın denk gelecek golleriyle vaziyet ne kadar idare edilebilir ki? Emre Belözoğlu sezonun en formda ismi olarak gösterilirken sanırım daha şimdiden takımını 2 maç yalnız bıraktığı unutulmamalıdır. Futbol sadece aykala oynanmaz Emre için güzel bir söz olsa gerek, her ne kadar bir kulağından girip diğerinden çıksa da…

Alex forvete yakın orta saha oynadıkça takım bir kişi eksik oynar. Özellikle Avrupa maçlarında 4 senedir bu gerçek ortaya çıkıyor.

Sarı Lacivertliler için diğer olumsuzlukların dünya standartlarında Cristian&Dos Santos’un sıradan oyuncular olması, Roberto Carlos’un kendini sineye çekmesi, Selçuk’un ikinci yedek olarak Özer’den bile fazla dakika kazanması, Semih’in yedek bekletilmesi, Kazım’ın kredisini tüketmeye devam etmesi, Alex’in hala sol kanatta oynatılmaması dolayısıyla sahadan bir kişi eksik oynanması ve Daum’un yersiz, vasıfsız demeçleri olarak görüyorum.

Bilica yerini sağlamlaştırıyor. Özellikle senelerdir top kullanabilen defans sorumluluğunu üzerine alıyor. Biraz daha az riskli fakat kendinden emin oynamalı.

Olumlu birkaç nokta ise sonunda Maldonado, Burak, Josico, Edu gibi isimlerin haketmedikleri formadan uzaklaştırılması; Uğur’un yavaş yavaş gidecekler listesine eklenmesi, Gökhan Gönül ve Bilica’nın üstün performansları ve mücadeleci katkıları diye düşünüyorum.

Özetle büyük öneme sahip derbiye 3 hafta kala iki takımında puan kaybedeceğini, takımlardan birinin diğerinin 2 puan önünde haftaya lider gireceğini düşünüyorum. İbre burada Galatasaray’dan yana gerek fisktür gerekse oyun temposu olarak. Tabii önümüzdeki bir ayda dengeleri bozacak sansasyonel olaylar yaşanmazsa.

Fenerbahçe:

7.hafta Antalyaspor (D)

8.hafta Gençlerbirliği

9.hafta Gaziantepspor (D)

10.hafta Galatasaray

Galatasaray:

7.hafta Eskişehirspor

8.hafta Ankaragücü (D)

9.hafta Trabzonspor

10.hafta Fenerbahçe (D)


Deniz Kutsal tarafından yazılan son 5 yazı

4 Yorum

akın  on Eylül 25th, 2009

Daum bıraktığımızdan beri aynı tas aynı hamam.Hala tek forvet die tutturuyor klasik inadı,semih ile guiza nın forvette muthiş işler yapacağını o da biliyor bence gol atmak istemiyor.Ayrıca Bilica tam bir saatli bomba her an saçma hatalar yapabiliyor. Dos Santosla Alexin ayağına top gelmezse sahada geziniyorlar.Bu topları atacak olan Christian ise çok sıradan bir oynucu F.bahçe için. G.Saray da ise kadro zenginliği kaliteli adamlarla oluşmuş.Skoru değiştirecek adamlar çok.Rijkaard’ın şu ana kadar yaptığı en ii şey ise bu adamları tam zamanında kullanması hücumu seven bir teknik adamın elinde olması gereken silahlar mevcut ve bu şekilde sonuca ulaşıyorlar,çok mu güzel oynuyorlar?hayır, sadece yıldızları sayesinde maçın kaderini belirleyebiliyorlar. Benim favorim G.Saray

Ata Orçun Eryılmaz  on Eylül 25th, 2009

Şahsen Galatasaray’ın yıldızlarıyla sonuca gittiği yorumuna pek katılmıyorum ki medyadaki genel kanı da, Akın, seninle aynı yönde ama ben farklı düşünüyorum. Hatta bununla ilgili bir yazı yazmayı tasarlıyorum şu aralar, umarım vakit bulabilirim..

Safa  on Eylül 25th, 2009

Akın sana katılıyorum ayrıca da derbilerin favorisi olmaz diyorum.
Çünkü bunun kanıtını önceki senelerde yani maçlarda gördük.

Tanzer Can  on Eylül 29th, 2009

Kadıköy Fobisi…
Futbolu ,kaliteyi , oyun zekasını ,Teknik Hyetini Taktiklerini bi kenara bırakarak düşünüyorum bu derbiyi…Son 10 senedir Galatasaray’ın Fenerbahçe deplasmanlarında akıl almaz bi piskolojiyle maçları kaybetmesini izledik.Neydi peki kaybetmesine sebep olan şeyler?Yetersiz taktik mi ? Kalitesiz oyuncular mı?Yoksa taraftar baskısından yapılan hakem hatalarıyla mı kaybettirdiler Galatasaray’a son 10 senedir?
Bunların hiç birinin olduğunu sanmıyorum.Derbiler,özellikle de Galatasaray-Fenerbahçe derbileri teknik taktik olaylarının biraz daha ötesinde gerçekleştiğini savunuyorum.Sonuç ne çıkarsa çıksın yapılan teknik tatktik hatalardan hepimiz bahsedicez fakat bunların hiç bir öneminin olmadığını önemli olan şeyin sade ve sadece KONSANTRASYON olduğunu görüceksiniz..Son 10 yılda yeterli konsantrasyonu sağlayamayan ve ya bi şekilde konsantrasyonunu kaybeden Galatasaray oldu.Eğer bu sene Şükrü Saraçoğlundan çıkmak istiyorsa Rijkaard’ın takımı en iyi şekilde motive edip,skor ne olursa olsun konsantrasyonunu kaybetmemesi şart.Gerekirse tıkaçlarla çıkarlar sahaya edilen küfürleri baskıyı hissetmemek için.Burda Kaptan Arda’ya da çok iş düşüyor.Arsenal final maçının soyunma odasındaki motivasyonu,Fatih Terim’in konuşmalarını hepiniz 100lerce kez dinlemişsinizdir.Türkiye-İsviçre maçı keza öyle…İşte konsantrasyon budur ve her şeyi değiştirebilir.(Alpay kadar motive olmanıza gerek te yoktur üstelik :) ).Bilisayar sonucu çıkarsalar Galatasaray bu kadrosu ve oyun zekasıyla nacizene benim görüşüm farklı kazanır.Fakat 10. hafta sonunda bilgisayar değil hırs,motivasyon,taktik ve o sahada ter döken yüreğini ortaya koyan kazanacaktır.

Yorum Bırakın