Arşiv 'Yelkencilik'

Boğazda Yelken Keyfi

İstanbul Yelken Kulübü-Boğaz Komutanlığı Kupası yat yarışı İstanbul boğazına keyifli bir Cumartesi günü yaşattı.  72 yelkenlinin katıldığı yarışta hafif bir hava hakimdi.  Normalin aksine “güney” yönlü rüzgarlarla geçen yarıştaki tekneler, rüzgarı arkalarına aldılar ve balonlarını açarak keyifli bir mücadele verdiler. 

 


Devamını Oku

Fahir Çelikbaş Kupası’nın II. Yarışı ve Sonuçlar

Türkiye Açıkdeniz Yarış Kulübü’nün düzenlediği Fahir Çelikbaş Kupası’nın ikinci yarışı haftasonu Fenerbahçe-Adalar parkurunda yapılan yarışla tamamlandı.  Deniz Harp Okulunun da katılımıyla birlikte yarışa katılan 42 tekne kuzey yönlü ve ortalama 13 knot esen rüzgarlar sayesinde bu sezonun en sorunsuz yarışlarından birinin keyfini çıkarttılar.


Devamını Oku

5. Burhan Kunt Kupası Bu Sefer Tamamlandı

28 Şubat’ta rüzgarsızlık nedeniyle ertelenen ve İstanbul Yelken Kulübü tarafından bu yıl beşincisi düzenlenen Burhan Kunt Kupası bu haftasonu yapılan yarışlarla tamamlandı.  Sabah saatlerinde rüzgarsızlık nedeniyle tehir edilen yarışta acaba bu hafta da mı yarış olmayacak sorusu akıllara geldi.


Devamını Oku

Volvo Ocean Race’in En Uzun ve Zorlu Etabı: Quingdao – Rio De Janeiro

14 Şubat’ta Çin’in Quingdao limanından startı verilen Volvo Ocean Race’in (kısaca “VOR”) beşinci ve 12 bin 300 millik rotasıyla en uzun etabı olan Quingdao - Rio De Janeiro etabını kıran kırana bir mücadele sonunda tamamlayan ilk tekne Magnus Olsson’un kaptanlığını yaptığı Ericsson 3 teknesi oldu.


Devamını Oku

Türk Yelken Vakfı & Nano Line Marine Yat Yarışı

21 Mart 2009 Cumartesi günü Türk Yelken Vakfı’nın Nano Line Marine sponsorluğunda düzenlediği yat yarışları Caddebostan-Dalyan parkurunda gerçekleşti. 19 yatın katılımı ile gerçekleşen yarışlarda havanın sağnaklarda 38 knot’ı vurduğu görüldü. 


Devamını Oku

Okyanuslarda Teknolojiye Meydan Okuyan Bir İzmirli:Özkan Gülkaynak

1965 İzmir doğumlu Özkan Gülkaynak’ın yelkenlisi ile dünya yolculuğu 2006 yılı Temmuz ayında başladı.  Bu uzun yolculuğuna Kayıtsız III isimli “Bristol Channel Pilot Cutter” model olarak adlandırılan İngiliz teknelerinin geliştirilmiş bir modeli ile çıktı.  Batı Karadeniz’de bir tersanede yapılan teknesinin yapımı yaklaşık olarak iki yıl sürdü. 

 

Kayıtsız III

 

Kıyılar Bozulmasın, Denizler Temiz Kalsın” mottosuyla yola çıkan Özkan Gülkaynak gezi amacını şu başlıklar altında sıralıyor;

  • Son derece sıra dışı dizaynı olan küçük, ahşap ve romantik görünümlü bir tekne ile yapılması.
  • Zaman zaman katılacak misafirler dışında yalnız başına yapılması.
  • Denizcilere ve denizciliğe ilgi duyanlara bilimsel olan son derece pratik uygulamaların öğretilmesi.
  • Özgün denizcilik yöntemleri içermesi.
  • Hiçbir elektronik seyir aygıtı kullanılmadan, sekstant, pusula gibi geleneksel aygıtlardan başka hiç bir aygıt kullanılmadan yapılıyor olması.

Özkan Gülkaynak’ın Yolculuk Rotası

Yazının başlığında da değindiğim üzere, bu yolculuğun bana göre en büyük özelliği herhangi bir teknolojik seyir aygıtı kullanılmadan yapılıyor olması.  Şu anda ister kısa mesafe ister uzun mesafede yolculuk yapan neredeyse tüm yelkenlilerde bir GPSGlobal Positioning System bulunmaktadır.  GPS teknolojisinin teknelere gelmesi bir şekilde dünya etrafında seyirlerin kaderini değiştirmiştir.  Bu teknolojinin verdiği güven neticesinde bir çok denizci bundan cesaret alarak uzun yolculuklara çıkmaya başlamıştır.  GPS teknolojisi öncesinde bir tekne, koca okyanusta nerede olduğunu sekstant isimli bir aygıtla yıldızlar ve güneşe bakarak bulabiliyordu.  Kullanılması hiç de kolay olmayan ve şu an neredeyse hiç kullanılmayan bu aygıt Kısmet isimli yelkenlisi ile dünyayı dolaşan ilk Türk denizcisi Sadun Boro’nun da yolculuğunda kendisine oldukça yardımcı olmuştur.  İşte dünyada hangi enlem ve boylamda olduğunu saniye saniye görüntülüyen GPS’i kullanmayarak dünyayı dolaşma kararı alan Özkan Gülkaynak adeta teknolojiye meydan okuyarak uzun bir yolculuğa başlamıştır.  Kendisi ile İzmir – Levent marinada görüştüğümde hayranlığımı kazanan en büyük özelliği bu meydan okuması olmuştu.

Özkan Gülkaynak

Uzun macerasının son kısımlarına yaklaşan Özkan Gülkaynak şu an için Yemen civarlarında yolculuğuna devam ediyor. 

 

Kayıtsız III Yemen Kıyılarında

Üç tarafı denizlerle kaplı ülkemizde dünyayı dolaşan yelkenli tekne sayısı ne yazık ki trajikomik bir şekilde 11 ile sınırlı.  Özkan Gülkaynak’ın sağ salim yuvasına dönmesini ve yaşadığı tecrübeleri Türk yelkenciliğinin bir adım daha öteye geçmesi için yelkenci veya yelken sporunu öğrenmeye hevesli herkes ile paylaşmasını diliyorum.

 

Sezonun İlk Yarışı: Çanakkale Zaferi Kupası

İstanbul Yelken Kulübü ile Tuzla Deniz Harp Okulu’nun ortaklaşa düzenlediği Çanakkale Zaferi Kupası bu haftasonu yapılan yarışlarla sona erdi.  Geçen hafta “rüzgarsızlık” nedeniyle Burhan Kunt Kupası’nın yapılamamasından sonra Çanakkale Zaferi Kupası sezonun ilk yarışı oldu.  Tekneler, yarışın ilk etabı olan Kalamış - Tuzla rotasını, güney-güneybatıdan esen 10-15 knot’luk rüzgar sayesinde beklenilen süreden önce tamamladılar.  Yarışın ilk etabının tamamlanmasıyla birlikte Tuzla Deniz Harp Okulu tarafından düzenlenen ödül töreninde günün birincilerine ödüller verildi.  Tuzla Deniz Harp Okulu, kendisine yakışan misafirperverliği göstererek yelkencileri her zamanki gibi çok güzel ağırladı.  Pazar günü erken saatlerde verilen startla birlikte başlayan Tuzla – Kalamış dönüş etabı hava raporlarının aksine rüzgarın iyi olması neticesinde yarışa katılan 41 tekneye güzel ve heyecanlı bir yarış yaşattı.  Tuzla Deniz Harp Okulu’na verdiği emeklerden dolayı teşekkür eder ve sezonun diğer yarışlarının da hep böyle rüzgarlı geçmesini dileriz.

 

Yarış Sınıfları ve Dereceye Giren Tekneler:


Devamını Oku

Every Man For Himself

1960’ların sonlarına doğru, Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği arasında kim aya ilk önce çıkacak yarışı yapılırken, 6 İngiliz, 2 Fransız ve 1 İtalyan arasında çok daha farklı ve belki de insanlığın daha önceki doğaya meydan okumaların tümünden daha tehlikeli bir yarış yapılıyordu.  1968 -1969 yılları arasında düzenlenen Sunday Times Golden Globe Race isimli yelken yarışı; rotası dünyanın çevresini dönmek olan ilk yelken yarışıydı.  Yaklaşık on ay süren bu yarışın en büyük özelliği, o zamana kadar görülmemiş uzunlukta bir  rotanın,  yarışmacılar tarafından hiç durmadan ve diğer kişilerden yarış boyunca herhangi bir yardım almadan tamamlanması gerektiğiydi.  Yarış, İngiltere’den başlayarak güney yarımkürede yer alan üç burnun; Cape of Good HopeCape Leeuwin ve Cape Horn’un dönülerek tekrar İngiltere’ye dönülmesiyle tamamlanıyordu.  Bu rotanın özelliği yarışın büyük bir kısmının dünyanın en tehlikeli denizleri olarak gösterilen ve güney yarım kürenin 40. ve 50. paralellerinde bulunan Kükreyen Kırklar (Roaring Fourties) ve Öfkeli Elliler (Furious Fifties) bölgelerinde sürecek olmasıydı.  Yarışın yapıldığı zamanda şu anda mevcut bulunan haberleşme ve navigasyon teknolojileri olmadığı için bu denizde mücadele veren yarışmacıların başına bir şey gelmesi halinde, yardım isteyecek kimseleri yoktu.  Bu durumda kendilerine yardım edecek şey şansları ve cesaretleri olacaktı.

Bu dokuz yarışmacı arasında en dikkat çekenler; İngiliz Robin Knox-Johnston, Donald Crowhurst ve Fransız Bernard Moitessier’di.  Robin Knox-Johnston yarışmaya katıldığı Suhaili isimli teknesiyle daha önce Hindistan’dan İngiltere’ye kadar uzun bir yolculuk yapmıştı.  Bernard Moitessier, Fransızlar’ın gururu olarak yarışmaya katıldığı Joshua isimli teknesiyle Tahiti’den Fransa’ya kadar tehlikeli bir yolculuk yaparak büyük bir hayran kitlesi kazanmıştı ve bu yarışta Fransızlar’ın İngilizler’e karşı en büyük ümidi olarak katılıyordu.  Donald Crowhurst ise daha önce yelkenli bir tekneyle herhangi bir uzun yolculuk yapmamıştı.  Kendisinin bu kadar ünlü olmasının nedeni, bir başarısı kazanması değil tüm dünyayı kandırması ve başına gelenlerdi.

Dokuz yarışmacı arasında yarışı sadece Robin Knox-Johnston bitirebildi ve dolayısıyla birinci oldu.  Birinci olmasında en büyük pay sahibi belki de Fransız Bernard Moitessier’di.  Bernard Moitessier, son burun olan Cape Horn’u döndükten sonra kuzeye yani İngiltere’ye dönmesi gerekirken rotasını daha önce geçtiği burun olan Cape of Good Hope döndürdü ve yarışı bıraktığını ilan etti.  Bernard Moitessier devam etseydi yarışı büyük ihtimalle kazanabilecekti, kendisi de bunun farkındaydı.  Kendi iç dünyasında yaşadığı savaşta her zaman aradığı huzur ve yalnızlık galip gelmişti.  Kendisi yarışı neden bıraktığını şu sözlerle ifade etti:

“My intention is to continue the voyage, still nonstop, toward the Pacific Islands, where there is plenty of sun and more peace than in Europe. Please do not think I am trying to break a record. ‘Record’ is a very stupid word at sea. I am continuing nonstop because I am happy at sea, and perhaps because I want to save my soul.”

Yarışmaya katılan bütün kaptanlar bir seyir defteri tutmak zorundaydı.  Bu seyir defterlerinde genel olarak teknelerin o zaman dilimi içinde nerede oldukları, hava şartları vb. yazılıyordu.  Teknelerin o zaman şartlarında takip edilmesi zor, hatta olanaksız olduğundan bu seyir defterlerine, yarışmacıların yarışı nasıl tamamladığına dair bir nevi ispat aracı olarak bakılıyordu.  Yelkene ilişkin neredeyse hiç tecrübesi olmayan Donald Crowhurst bu yarışa katılmak için birçok borca girmişti ve derece alamaması halinde bütün malvarlığını kaybedecekti.  Kendisi yarışa başladıktan sonra diğer yarışmacılardan farklı bir rota izledi.  Dönülmesi gereken, doğudaki ilk burun olan Cape of Good Hope’a gitmek yerine güney batıya yani Güney Amerika sahillerine giderek burada saklanmaya başladı.   Planı, diğer yarışmacıların üçüncü burnu yani saklandığı yerin güneyindeki burun olan ve Cape Horn’u dönmelerini bekleyip, onların gelmesiyle birlikte İngiltere’ye, sanki dünyanın çevresini dönmüş gibi yaparak, yarışı tamamlamaktı.  Kendisi, bu yüzden dolayı iki farklı seyir defteri tuttu.  Bir tanesinde kafasında uydurduğu ve yarışın esas rotasını izleseydi normal şartlar altında ne zaman nerede olacaksa bunları yazdı.  Diğer seyir defterine ise gerçekleri, nasıl saklandığını ve bundan ne hissettiğini yazdı.  Kendi hesaplarına göre diğer yarışmacıların burunları döndüğüne inandıktan sonra saklandığı yerden çıkıp yarışı bitirmek için İngiltere’ye doğru gitmeye başladı.  Bu dönüş esnasında kendi içinde yaşadığı iç savaş ve bunalımın sonunda bu yalanı daha fazla sürdürmemesi gerektiğine inandı ve intihar etti.  Bu intihardan sonra teknesini bulan kişiler, teknenin içinde bir yarışmacı göremeyince çok şaşırdılarsa da bu şaşkınlık pek uzun sürmedi.  Seyir defteri incelendiğinde neden intihar ettiği ve olayların gerçekte nasıl geliştiğini öğrenildi. 

Bu olaylardan sonra yarışmayı bitirebilen tek yarışmacı ve yarışın galibi Robin Knox-Johnston, yarışın ödülü olan bütün parayı zor durumda kalan Donald Crowhurst’un eşine verdi.

Sunday Times Golden Globe Race; Vendée Globe, Volvo Ocean Race gibi dünyanın en ünlü yelken yarışlarının atası olup, katılan yarışmacıların verdikleri üstün mücadele ve sahip oldukları cesaretle belki de şu ana kadar yapılmış en ilginç yelken yarışıdır.

Rüzgarla dans: Vendée Globe (II)

jean-pierre-dick-paprec-vendee-globe.JPG

Dünya’nın en büyük yelken yarışı organizasyonu Vendée Globe‘ta, Brezilya etabı hızlı rüzgarlarla yelkencilere zor anlar yaşatıyor. Loïck Peyron (Gitana 80)‘un liderliği değişmezken Brezilya yakası, Salvador de Bahia‘nın 600 mil doğusunda liderliğini sürdürüyor.

Yarışı 2. olarak sürdüren Seb Josse (BT) ile 29 millik fark 21.8′e kadar gerilesede fark St.Helena yüksek basınç sistemiyle kapanacak gibi gözükmüyor. En büyük sıçramayı yapan ingiliz “solo skipper” Mike Golding (Lying) 10. sıradan 6.lığa kadar yükselmeyi başardı.

Daha önceki yazımda Türkiye’de görsel basının Vendée Globe yarışları ile ilgili haberlere yeteri kadar yer vermediğini belirtmiştim ve içlenmiştim. Ancak NTV Spor bu hafta “rüzgar üstü” programında çok geniş olmasada Vendée Globe’a yer vererek benim bu özlemime bir nebze son verdi.

Bu arada yiyecek sıkıntısı çeken denizvcilerin yine imdadına uçan balıklar yetişiyor:)

Yarış sıralamasının son halini görmek için buraya tıklayınız.

Rüzgarla dans: Vendée Globe (I)

loick-peyron-fra-gitana-eighty.JPG

Fransa’nın en büyük organizasyonu olan ve dünyada zorluk seviyesi en yüksek olan yat yarışı Vendée Globe tüm hızıyla devam ediyor.

9 Kasım Pazar günü büyük bir törenle uğurlanan 30 tekne o günden beri 30 knot civarındaki rüzgara ve 4 metrelik dalgalara meydan okurcasına, bir yarıştan öte adeta cesaretlerini sınıyorlar.
Devamını Oku

Bir yaz daha bitti…

Bir yaz mevsimi daha sona ermek üzere. Sonbahar’la birlikte ulusal ligler, futbol, basketbol, voleybol gibi müsabakalar tekrar başlarken Avrupa Şampiyonası ve Olimpiyatlar gibi 2 dev organizasyonu da iyice geride bırakmış olacağız. Bunun dışında, genelde yazın yapma şansı bulduğumuz su sporlarına kavuşmak için 1 sene daha beklememiz gerekecek. Özellikle Çeşme’ de vakit geçirme şansını bulan biz İzmir’ liler Çeşme’ nin muhteşem rüzgarında yelken keyfi yapmayı, Alaçatı’ da surf üstünde durmayı çok özleyeceğiz. Hayatın sadece para kazanma, lüks içinde yaşayıp ömür boyu çalışma olmadığını
Devamını Oku

BloggerV.com üyesidir.