Arşiv 'Voleybol'

Başarı Öyküsü: Sarı Melekler, Bucaspor ve Dahası..

1 haftada spor adına ne oldu derseniz? Gerçekten sporla ilgilenenler için iki takdire şayan olay yaşandı. Hele Fenerbahçe’yi destekleyen bir İzmirliyseniz tadından yenmez. Zira bir başarı öyküsü fonda mücadeleyle sahneleniyorsa ve azimle yürünen yolda haklı zafer elde ediliyorsa; bunun adı Sarı Meleklerin Voleybol Bayanlar Liginde şampiyonluğu ve Bucaspor‘un tarihinde ilk kez Süper Lige yükselerek tekrar İzmir’in temsil edilecek olmasıdır.

Fenerbahçe Acıbadem Bayan Voleybol takımı final serisinde Vakıfbank Güneş Sigorta Türk Telekom’u 3-0 yenerek ligte üst üste ikinci şampiyonluğuna ulaştı. Bu sene fırtına gibi bir sezon geçiren Fenerbahçe’nin Sarı Melekleri, Avrupa Şampiyonlar Ligi finali dışında tüm kulvarlarda zafere ulaşmayı başardı. Fenerbahçe takım kaptanı Çiğgem Can, Nihan Güneyligil ve Naz Aydemir’in NTVSpor‘da yayımlanan röportajı için buraya tıklayınız. Bu güzel başarı hikayesini en iyi onlar bizlere anlatabilir.

Bucaspor ise herhalde tüm tahminleri haksız çıkardı ve Bank Asya Liginde 2. olarak Süper Lige direk katılmaya hak kazandı. Herhalde sezon öncesi kimse böyle bir sonucu tahmin etmezdi. Aslında bu bir rastlantı değil zira yolu Bucaspor’a düşen, eski belediye başkanları Cemil Şeboy tarafından tekrar restore edilen alt yapı tesislerini gören ve az çok Mehmet Batdal ismine aşina olanlar bu ihtimali tahmin edebilirdi. Ne olursa olsun Türk futbolunda tekrar İzmir havasını solumak eşsiz olacak.

Branşları farklı olsa da kazanımları aynı yola çıkan iki takım, disiplinleri ve çalışmalarıyla takdir edilmeyi sonuna kadar hak etti. Sadece taraftarları değil tüm sporseverleri kendilerine hayran bırakan ve seyircilere huzur veren iki takımı tebrik ederim. Gelecek sezon Türk sporuna daha çok renk ve yeni zaferler sunmaları dileğiyle başarıların devamını dilerim.

ps: Son zamanlarda futbol dünyasında amacı kendi başarısızlıklarını başkalarının başarısızlıklarıyla örtmek, sporu spordan çıkararak insan beynini uyuşturmak ve yalanlarıyla halkı ruhsal olarak zehirlemek olanlar; kendi zavallı dünyalarında ilgi çekmeye çalışmak yerine, bu iki camiamızı örnek alıp -en azından bundan sonra- biraz insan olmaya&şerefli davranmaya çalışabilirler.

Sarı Lacivert Manşet

Türk sporuna yeni bir soluk getirdiler. Tüm sene yenilmeden finale çıkarak bizi yürekten mutlu ettiler. Son 9 senenin 6 kere Avrupa Şampiyonu olan İtalyan Voleybol Bergamo takımı karşısında inanılmaz mücadele ederek kalplerde derin bir yer edindiler. Avrupa Bayanlar Voleybol Şampiyonlar Ligi 4′lü finalinde 2. olarak tüm dünyaya Fenerbahçe Acıbadem‘in ve Türk voleybolunun ismini duyurdular. En iyi tarafıysa gelecek yıllar için filizlenen zirve umutları oldu.

Başarıları, takım oyunları, kaliteleriyle bizlere tekrar voleybolu sevdiren Sarı Meleklere teşekkür ederiz. Fenerbahçe‘nin kızları tarih yazdılar ve  yazmaya devam edecekler.

Şampiyonlar Ligi Final Four Final Maçı (Cannes) :
Fenerbahçe (TUR) - Bergame (ITA) : 2-3 (22-25, 21-25, 25-22, 25-20, 9-15)

Turnuvanın en Skorer Oyuncusu: Ekaterina Gamova (Fenerbahce Acibadem ISTANBUL)
Turnuvanın En iyi Servvis Atan Oyuncusu: Natasa Osmokrovic (Fenerbahce Acibadem ISTANBUL)

Şampiyonanın Resmi Web Sitesi için Buraya Tıklayınız.

Voleybol’a Dair (Bölüm I)

Kendimi voleybol hayatıma, TED Ankara Koleji orta birinci sınıfta bir basketbol seçmesine gittiğimde, katılmış  buldum!

Okulda basketbol seçmeleri vardı. Devamlı görüştüğüm  arkadaşlarımın çoğunluğu okul takımımızda oynayan basketbolculardı ve ben de bir basketbolcu olacaktım. Boyum uygundu, kabiliyetimde yeterliydi. Tek eksik olan, BASKETBOL seçmesi diye, VOLEYBOL seçmesine gitmiş olmamdı. Seçmeyi yapan, aynı zamanda beden eğitimi hocamız olan milli voleybolcu Orhan Oruç hoca idi. Onu görünce, anladım ki yanlış seçmeye gelmişim (:

Ama iş  işten geçmişti. Orhan Hoca beni görünce  “gel bakalım Aydın, geç sıraya” dedi.. Adaylar karşılıklı pas atıyorlardı.. 2-3 paslaşmadan sonra “tamam, bırakabilirsin, takıma alındın” dedi.

İşte voleybol hayatıma da o gün başlamış oldum…

Takıma seçilmiştim. Ortaokul takımında oynamaya başladım. Ortaokul takımı olması sebebi ile hafifi antremanlarla okul maçlarına çıkıyorduk. Biraz büyüyüp işi öğrenince, 2-3 sene içerinde genç takıma geçtim.. 2 sene genç takımda oynadım. Ankara şampiyonu olarak o 2 senede üst üste Türkiye şampiyonası finallerine katılmıştık. Sosyal Sigortalar, Fenerbahçe gibi takımlarla sıkı maçlarımız olmuştu.

Genç takımdan sonra, Ankara Kolejliler A takım kadrosuna dahil edildik. Bir anda, her ne kadar basketbol aşığı olsamda, hayran hayran seyrettiğimiz voleybolcu ağabeylerimizle aynı takımda antreman yapmaya, top oynamaya  başlamıştık. Teenage yaşları terk ettiğimizde, Ankara Koleji voleybol takımının as kadrosunda, en az günde 1 kere 2,5 saat antreman yapan, her hafta en az iki maç oynayan bir voleybolcu olmuştuk.

Radyodan siyah beyaz tv’ye geçiş, siyah beyaz tv’den renkli tv’ye geçişte olduğu gibi, şu anda birçok aktif sporcunun belki de hatırlamadığı, o zamanki mahalli liglerde top koştururken, bir anda 1971 senesinde “Türkiye Deplasmanlı Voleybol Ligi kuruldu” haberi geldi…

A takıma katılışımızın ilk senesiydi. Mahalli lig maçlarını seyrederken, ilk senemizde deplasmanlı liglere dahil olmuştuk. Takımımızı, daha sonra Federasyon Başkanlığı da yapacak Naci Bayamlıoğlu çalıştırıyordu. “Mahalli Liglerin” yerini “Deplasmanlı Liglerin” alması ile birlikte de hayatımız çoğunlukla Ankara-İstanbul-İzmir ve diğer şehirler arasında gidip gelmeye başlamıştı.

Ankara’da TED Ankara Kolejliler Spor Kulübümüz, çok ufak paralarla ve çoğunluk kendi öğrencilerinden seçtiği sporcular ile basket, voleybol ve diğer branşlarda faaliyetlerini sürdürüyordu. Bu maddi şartlara rağmen, voleybol takımımız büyük bir atılım yaparak, Türkiye’nin ender yetiştirdiği teknik adamlarından biri olan Cafer Aksakal yönetiminde, zamanının avrupada dahi en büyük smaçörlerinden biri olan ve çok genç yaşlarında Semih Oktay‘ı, ayrıca Sedat Yavuz ve İsmet Kır‘ı transfer ederek Türkiye Deplasmanlı Voleybol Liginde uzun seneler başarıdan başarıya koşmuştur.

TED Ankara Kolejliler voleybol takımı 1970′li senelerde fırtına gibi esmeye başlamıştı. Türkiye Lig Şampiyonluğu elde edememesine rağmen birçok lig ikinciliği kazanmıştır. Senelerce üst üste Türkiye Kupalarını (o zamanki adıyla Spor Bakanlığı Kupası) müzesine götürmüştür.

Galatasaray Spor Kulübünün ve Türk milli takımının efsane voleybolcuları Pasör Erdal ve Smaçör Küçük Yalçın, Göztepe’li Yaşar Abimiz kulübümüze  transfer edilmişlerdir. Onlarlada uzun seneler yan yana oynama fırsatı elde etmiş olduk.

TED Ankara Koleji‘nin okul bünyesinden bir çok öğrenciyi  Türk sporuna kazandıran kulübümüz, daha sonraki senelerde voleybol, basketbol ve diğer branşlarda  maliyetleri  artması ile birlikte başarılarını devam ettirememiş ve bir alt kümelere düşmüşlerdir. Hernekadar okul bünyesinden gelen sporcular hemen hemen hiç ücret almasa da, rekabet için diğer kulüplerden transfer edilen sporcuların maliyetleri altında, başka hiçbir yan geliri de olmayan kulübümüz baş edememiştir.

Kulübümüz, 1960-1970′li senelerde (hala da çok büyük bir taraftar kitlesi mevcuttur) 5.000 kişilik öğrenci potansiyeli, mezunları ve diğer taraftarları ile birlikte Ankara Selim Sırrı Tarcan ve Atatürk spor salonlarını voleybol ve basketbol lig maçlarında ve avrupa kupa maçlarında hınca hınç doldurmayı her seferinde başarmıştır. Ankara da voleybol denince akla gelen ilk kulüplerden biri Ankara Kolejlilerdir.

Şimdi liglerde boy dösterememesi -ne yalan söyleyeyim- içimizi sızlatıyor..

Voleybol hayatımızda geçen bu süre içerisindeki anılarımızla birlikte ileriki günlerde yine beraber olacağız,

Sevgiyle kalın.

S.A.K

Tesettüre Smaç

Vakıfbank Güneş Sigorta‘da oynarken ani bir kararla örtüneceğini söyleyerek voleybolu bırakarak tesettüre giren Aysun Özbek, Eczacıbaşı Zentiva ile 1 yıllık sözleşme imzaladı.
Devamını Oku

Arkasspor, hayallerin de ötesinde!

Türkiye Kupası Eczacıbaşı’nın!

Türkiye Kupası Arkas’ın!

Sporuma Doğan Güneş!

Vakıfbank Güneş Sigorta Bayan Voleybol Takımı Avrupa Top Teams Kupası’ ndan sonra Avrupa Challenge Kupası’ nda da şampiyon olarak adını ikinci kez altın harflerle tarih sayfalarına yazdırdı. Bütün ulusumuzu sevince boğan ve bize büyük gurur yaşatan kızlarımıza sonsuz teşekkürler. Yalnız bütün ulusumuzu sevince boğan derken ” boğması gereken ” demek daha doğru olur sanırım. Sizce bu sevinci, gururu kaç kişi yaşadı dersiniz? Hatrı sayılmayacak kadar az tabiki. Her ne kadar radyolar, televizyonlar ve gazeteler bir kaç gün şampiyonluk hakkında yazıp çizseler de saman alevi gibi parlayıp söndü bu başarının hikayesi. Kimileri hiç umursamadı, kimileri ise ” vay be helal olsun ” deyip bir daha anmadılar bile.

Hatırlarsanız G.Saray UEFA şampiyonu olduğunda gazetelerin ilk sayfaları baştan aşağa bu büyük başarıyı yazıyorlardı, ya da televizyonlar günlerce başarı öykülerini yayınlıyordu, Türkiye günlerce bayram yapmıştı. Burdan medyamıza sesleniyorum: Voleybolumuzu hiçe saymayın! Türkiye’ de spor dalları içinde şu an Avrupa’ da en başarılı olduğumuz, göğsümüzü kabartan voleybolumuzun tanınmasını sağlayın. Yüzlerce futbol programlarının yanına voleybol programlarını da ekleyin, ya da en azından voleybolun V ‘ sinden bahsedilmesini sağlayın, sağlayınki insanlar böyle başarıları takdir edebilsin, önemini anlayabilsinler.   

Geçenlerde okuduğum bir haber ise beni bir hayli şaşırttı ve sevindirdi. Ülkemizde erkek oyuncuyla bayan oyuncunun eşit olduğu tek spor dalı voleybolmuş. Yani uluslararası alanda kupaları kaldırdığımız ve sürekli başarılı olduğumuz tek spor dalı olan voleybolla aynı zamanda kadın-erkek eşitliği de sağlanıyor ve bu eşitliğin neticesinde Avrupa Şampiyonlukları da geliyor. Böylece ülkemizde ailelerin kızlarını spora yönlendirmelerinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlıyoruz bayan voleybolcularımız sayesinde.

Vakıfbank Güneş Sigorta’ yı yürekten kutluyorum ve büyük başarılara imza attığımız voleybola daha fazla saygı gösterilmesini diliyorum.

BloggerV.com üyesidir.