Arşiv 'Tenis'

DEV’lerin Tarihi Zaferi: Türkiye 76-65 Yunanistan

A Milli Basketbol Takımımız uzun yıllardır yenemediği komşu Yunanistan önünde tarih yazdı. 35 yıllık hasreti sona erdirdi. FIBA 2010′da üst üste 3. galibiyetini alarak grup liderliğini güçlendirdi. Sadece yazan sonuca değil başlığın altındaki resime bakarak 12 Dev Adamın tam anlamıyla nasıl DEVleştiğini görebiliriz. NTVSpor‘un süper başlığına değinmeliyiz: İkinci Zafer Bayramı!

30 Ağustos Zafer Bayramı sonrası 2. kez bizlere gurur katan basketbolcularımıza 2 defa Tebrikler! Tebrikler!..

YUNANİSTAN 65-76 TÜRKİYE
SALON: Ankara Spor Salonu
HAKEMLER: Carl Jungebrand - Pablo Alberto Estevez - Christiano Maranho
YUNANİSTAN (65): Ian Vougioukas, Ioannis Bourousis 15 (7 ribaund- 1 asist), Nikolaos Zisis 3 (3 ribaund- 3 asist), Vasileios Spanoulis 5 (1 ribaund- 3 asist), Nick Calathes 6 (1 ribaund- 4 asist), Antonis Fotsis 7 (5 ribaund- 1 asist), Efstrations Perperoglou 4 (3 ribaund), Kostas Tsartsaris 2 (3 ribaund), Dimitrios Diamantidis 8 (3 ribaund- 3 asist), Kostantinos Kaimakoglou 6 (1 ribaund), Sofoklis Schortsanitis 9 (1 ribaund)
TÜRKİYE (76): Sinan Güler (1 ribaund- 1 asist), Ömer Onan 6 (2 asist), Ersan İlyasova 26 (5 ribaund), Semih Erden 10 (2 ribaund- 1 asist), Kerem Tunçeri 7 (3 ribaund- 4 asist), Oğuz Savaş 2 (1 asist), Kerem Gönlüm (8 ribaund- 1 asist), Ender Arslan 5 (1 ribaund- 4 asist), Ömer Aşık 12 (6 ribaund), Hidayet Türkoğlu 8 (6 ribaund- 3 asist)

Wimbledon 2010 Şampiyonları!

Wimbledon Tenis Turnuvası‘nda Rus Vera Zvonareva’yı 2-0 yenen ABD’li Serena Williams tek bayanlarda şampiyon oldu. Bu zaferiyle Wimbledon’da dördüncü, grand slamlarda da 13. şampiyonluğunu elde eden Williams 66 dakika süren maçı 6-3 ve 6-2′lik setlerle kazandı. Zvonareva kariyerinin ilk grand slam finalinde Williams karşısında etkili olamadı. Dünya Kupası’ndaki Almanya-Arjantin maçı öncesi Serena’nın şovu vardı kortta. Açıkçası böylesine güçlü bir bayan tenisçi karşısında birçok erkek tenisçinin de zorlanacağını düşünüyorum.

Dünya’nın 1 numarası İspanyol raket Rafael Nadal ise tek erkeklerde şampiyon olarak 2008′den sonra, bir kez daha kürsünün en üstünde yer aldı. Rafael Nadal, Çek rakibi Tomas Berdych’i rahat bir oyundan sonra 6:3, 7:5 ve 6:4’lük setlerle yenerek maçı da 3:0 kazandı. 8’inci “Grand Slam” zaferine ulaşan Nadal, Wimbledon’da da 2. kez şampiyon oldu. Toprak kordun solak efendisi, acaba artık çimlerin de mi efendisi?

Yeni Kralı Alkışlayın!

Teniste sezonun 2. Grand Slam mücadelesi olan Fransa Açık Tenis Turnuvası (Roland Garros) tek erkekler finalinde istediğim oldu ve İspanyol tenisçi Rafael Nadal, İsveçli rakibi Robin Soderling’i 3-0 yenerek şampiyon oldu.

Turnuvaya 2 numaralı seribaşı olarak katılan Nadal, geçen yıl yarı finalde yenildiği rakibini bu kez 6-4, 6-2 ve 6-4′lük setlerle yenmeyi başardı ve 5. kez Roland Garros’ta mutlu sona ulaştı. Nadal, 2 saat 18 dakikada elde ettiği bu galibiyetle hem Soderling’den rövanşı aldı, hem de kaybettiği şampiyonluk unvanını geri kazandı.

Fransa Açık’taki şampiyonluğuyla 1 milyon 120 bin euroluk para ödülüne kavuşan “toprak kortun ‘efendisi” Nadal, aynı zamanda dünya klasmanının yeni 1 numarası olmaya da hak kazandı. Federerciler için üzgünüm, ben her zaman Nadalcı olarak sevinçliyim, 2 numara hayranlarına tek lafım: “Yeni kralı alkışlayın!”

Tasasız İnsanlar Şehri

Güneşi batırmayı severim ben. Bir kadeh kırmızı şarap alıp Sezen Aksu dinlemeyi. Bu faslı her zaman yapamamayı, gerçekleştirmek için şanslı olmayı ve şans kapısının terasa düşmesini severim. Bazı zamanlar ruhu resetlemek güzel. O zamanlarda keyif erbabı hiç ummadığı şekilde huzuru yakalayabiliyor. Okumadığı bir kitaptan alıntı yapabiliyor. Özellikle o anı tam olması gereken yerde yaşarsa.

Londra’da değiliz ama Chelsea‘nin şampiyonluğunu hissediyoruz. Bu kez de Mourinho çıkıp “Chelsea benim eserim sayesinde şampiyon oldu” diyebilecek mi? Üst üste 2. şampiyonluktan sonra hiç zannetmiyorum.

Münih‘e hiç gitmedim fakat Bayern‘in zaferini yaşıyoruz. 10 yılda Avrupa’nın en büyük 4. liginde 7. kere şampiyon olmak kolay değildir. Bundesliga’da ikinci büyük takımdan ya da ezeli rekabetten bahsedebilir miyiz? Bayern Münih ve diğerleri dersek elbette.

Ve diğer liglerin şampiyonları; Ligue 1′ün en büyüğü Marsilya, LA Liga’nın muhtemel efendisi Barcelona ve mucize olmazsa Serie A’nın gediklisi Inter.. Hepsinden birer fotoğraf yapıştıralım odamızın duvarına. Masa üstümüzde bize en yakın noktaya hayran olduğumuz takımın resmini koyalım. Play station’da tekrar tekrar aynı ekibi seçelim ve sahiplenmişlik duygusuyla kilometrelerce uzakları hoyratca yaşayalım. Ya sonra?

Turkcell Süper Lig’inde sona yaklaşıyoruz. Anlamıyorsunuz fakat yoruluyoruz. Futbol sepetinde hiçbir konuyu içine sığdıramıyoruz. Tüm gereksiz ıvır zıvırları yanımıza alıyoruz ancak elimizde ne elma var ne armut. Çamlak çömlek bile patlatamıyoruz plastik topta… Patlamayı sadece yalan haber sanıyoruz ne var ki yalan haberden ufacık korkmuyoruz. Yalnız zirvede olmak isteyen bencil hayatlara özenip yalnızlıktan ödümüzü kopartıyoruz. Her duyguyu yaşamak gerekmiyormuş gibi kolay yolu seçiyoruz. Başarının mutlu duygusunu sahiplenmekten daha zor olan, başarısızlıkta çevredekilere ayakta durmayı-örnek olmayı öğretmek değil midir? Daha büyük bir erdem değil midir taşın altına el koymak? Taşın altına elini koyabilen toplumlarda DOST yaşamları görürsünüz çünkü o zamanlarda dost eli uzatmak daha kolay olur.

Unutturanlara hatırlatayım; biz 3 tarafı denizlerle çevrili aydınlık bir ülkede büyüdük. Siz söylemeden önce de rakip takımın kazanmasını istemedik ama bunu hayat gayesi haline getirmeden, yaşamın zevkli bir tarafı olarak görerek karşımızdakine takılmayı öğrendik. Tasasız büyüklerimizden haksızlığa karşı göğüs germeyi öğrendik ve bundan medet umanlara göz açtırmamayı da.. Biri çıkıp takımımıza leke attığında ona itibar etmemeyi, kendi geçmişinde şeref zerresi var mı buna dikkat etmesini bildik. Rakip kazanınca yücelik duygusuyla tebrik etmeyi, materyalden öte kalanın dostluk olduğunu gördük dedelerimizden. Dostluğun gerek ezeli olanını gerekse yeni filizleneni yaşadık..

Anılarımızda filmlerle mutlu olmayı sevdik. Fakat tutkumuzu trolleştirenlerin şimdiyi o eski filmlerle zehirlemeye çalıştıklarını gördük. İnek Şaban, Güdük Necmi, Damat Ferit‘in saf taraftar hislerini kendi zavallı hırslarıyla kimlik bulma yarışına sokanları izledik. Ancak bilmedikleri birşey vardı; Hababam Sınıfı’nın öğrencileri haylaz, okul müdür yardımcısı sinirliydi fakat hepsi insanın içine işleyen iyi birer karekterdi. Kimse kötülük peşinde koşan bir öğrenciden ya da hainlik düşünen Mahmut Hoca‘dan bahsedemez. İşte eski filmlerin bizleri büyülemesi o yüzdendir.

Evet şu an Sezen Aksu dinliyorum ve en kısa zamanda Hababam Sınıfını izlemek istiyorum. Bahar serinliği mesaisini bitirirken haklı cümleyi işitiyorum:Fenerbahçe Kulübü kürek, yüzme, voleybol, basketbol ve muhtemelen futboldaki başarılarıyla tarihinin en harika senesini yaşıyor.” Rıdvan Dilmen neşeli insanlara yakın olan eski bir film gibi.. Her nerede olursanız olun ve hangi tutkuya bağlanırsanız bağlanın, tasasız hayatların bulunduğu yerleri sevin. Türkiye Süper Ligin bitimine 1 hafta kala tekrar hatırlıyorum: unutulmaz an sevdiklerinizle tam olması gereken yerde yaşanır.

Haftanın Kazananları

Teniste yılın ilk Grand-Slam’i olan Avustralya Açık Tenis Turnuvası’nda tek erkekler şampiyonluğunu İsviçreli Roger Federer kazandı. Roger Federer, finalde karşılaştığı Britanya’dan Andy Murray’i 6-3, 6-4, 7-6 (13-11)’lik setlerle 3-0 mağlup etti.  Roger Federer, Andy Murray karşısında böylece kariyerinin 16. Grand-Slam turnuvasını kazandı ve kendisine ait olan rekoru geliştirdi.

Avustralya Açık Tenis Turnuvası’nda tek bayanlar şampiyonluğunu ise Amerikalı tenisçi Serena Williams kazandı. Serena Williams finalde, bir buçuk yıllık bir aradan sonra kortlara başarılı bir dönüş yapan Belçikalı rakibi Justine Henin’i 6-4 3-6 6-2′lik setlerle 2-1 mağlup etti. 28 yaşındaki Serena Williams böylece Avustalya Açık Tenis Turnuvası’nı beşinci kez kazandı. Serana Williams’ın kariyerinde 12 Grand-Slam şampiyonluğu bulunuyor.

ANGOLA’DA düzenlenen 2010 Afrika Kupası’nın en büyüğü, finalde Gana’yı 1-0 yenen Mısır oldu. Son iki turnuvanın şampiyonu Ahmed Hassan’lı Mısır böylece Afrika tarihinde bu kupayı üst üste 3. kez kazanan ilk takım oldu. Kadrosunda bir dönem ülkemizde de forma giymiş Ahmed Hassan ve El Saka bulunan Mısır bitime 5 dakika kala bulduğu golle kupaya uzanmayı başardı. 85. dakikada Zidane’ın pasında sol çaprazdan kaleyi iyi gören Gedo, kaleci Kingston’ı (Faruk Gürsoy) avladı. Bu golden sonra yakaladığı avantajı korumayı başaran Mısır, Afrika Kupası’nı 7. kez müzesine götürerek, bu organizasyonda en çok şampiyonluk yaşayan takım olma unvanını korudu.

Topa Odaklanmak

Rus raket Nadia Petrova, Avustralya Açık’ta tek kadınlar çeyrek finalinde Belçikalı raket Justine Henin ile karşılaşırken gelen topu karşılamaya hazırlanıyor .

Gölge Oyunu

Onlar Erdi Muradına Biz Çıkalım Kerevetine

İlk bakışta resimden, bizim için başarısızlıkla biten 2010 Dünya Kupası elemeriyle ilgili nasıl bir sonuca vardığım anlaşılmıştır. Ama içeriği biraz daha ayrıntılı..

İlk günden beri daha kolay, daha zevkli ve daha yaratıcı geçebilecek gruplarda ne yazık ki korktuğumuz başımıza geldi ve Belçika’ya 2-0 yenilerek, Bosna’nın da Estonya önünde 2-0 kazanmasıyla kupaya gidemeden elendik. Bu sonuçlarla ülkemiz adına futbol tarihimizde yeni bir yenilgi yazılırken, Bosna-Hersek adına tarihi bir zaferin mihenk taşlarını inşa ettik.
Devamını Oku

Federer Ailesinin Yeni Üyeleri: Myla&Charlene Federer

Geçtiğimiz hafta, sponsoru Jura Coffee‘nin İsviçre’deki etkinliğine katılıp ülkesinde hayranlarıyla buluşan ünlü tenisçisi Roger Federer, Ağustos ayı başında eşi Mirka ile beraber yeni doğan ikizleri Myla ve Charlene Federer‘i sevenlerine tanıtma nezaketinde bulundular.

Bundan böyle tribünlerde Federer ailesinin üç ferdi tarafından desteklenecek olan tenis tarihinin bir numarasına, ailesiyle uzun yıllar başarılar&mutluluklar dileriz.

Jura Coffee etkinlikleri hakkında ayrıntılı bilgi için buraya tıklayınız.
Devamını Oku

Belgesel niteliğinde

Dün CNBC-E kanalında yayınlanan “Home” belgeselini izleyenler aslında insanoğlunun 10.000 yıldan beri güdüleriyle eşzamanlı nerelerde hata yapabildiğini, huzurun dolayısıyla sunulan mükafatların burnunun dibinde olmasına rağmen ne denli bulunduğu doğayı hoyratça yok edip kibirini yeni sanayi kolları,yeni teknolojilerle örtbas ettiğini daha iyi anladı. Gidilecek nokta aşinaydı, çözüm burnunun dibindeydi.
Devamını Oku

Federer gibisi

Dünyanın 2 nuamralı seri başı Roger Federer Wimbledon tenis turnuvasında 4.5 saat süren maç sonucunda Andy Roddick‘i inanılmaz bir mücadeleyle 3-2 yenerek 15. Grand Slam kupasını kazandı ve resmen tarihin en büyük tenisçisi oldu.
Devamını Oku

Bir ilginç hikaye

Dünyanın en önemli bayan tenisçileri arasında yerini almaya hazırlanan 17 yaşındaki Romanya uyruklu tenisçi Simona Halep’in önünde, bu hedefine ulaşması için fiziksel bir engel var. Genç tenisçi, oyununu yavaşlatan bu engeli aşmak için yılbaşında bıçak altına yatmaya hazırlanıyor. Yukarıdaki resim, Simona’nın oyununu yavaşlatan nedeni açıkça gözler önüne seriyor olsa gerek..

Kaynak: Hürriyet

Bayanlarda S.Williams, erkeklerde Nadal

Avustralya Açık Tenis Turnuvası‘nın ‘kraliçesi’ Serena Williams oldu. 27 yaşındaki Birleşik Amerikalı tenisçi, tek bayanların finalinde karşılaştığı Rus rakibi Dinara Safina’yı 6-0 ve 6-3′lük setlerle yenerek kariyerinde 4. kez Avustralya Açık’ta mutlu sona ulaştı. Serena, daha önce 2003, 2005 ve 2007 yıllarında Avustralya Açık’ı kazanmıştı.

1 numaralı seribaşı İspanyol tenisçi Rafael Nadal ise Avustralya Açık’ta tek erkeklerde ilk şampiyonluğuna ulaştı. Nadal, 2 numaralı seribaşı İsviçreli Roger Federer‘i 4,5 saat süren maçta, 7-5, 3-6, 7-6, 3-6 ve 6-2′lik setlerle 3-2 yenerek, rakibinin Sampras’ın 14 Grand Slam Şampiyonluğu rekorunu yakalamasına izin vermedi. Avustralya’da ilk kez şampiyonluğa ulaşan İspanyol tenisçi, bu başarısıyla 1,62 milyon Avustralya dolarının da sahibi oldu.

Olağan finalistler: Federer vs Nadal

Değişim çarkının makul sürelerde en hızlı döndüğü ve dönemsel olarak sporcuların kendilerini domine ettikleri en iyi spor dalı nedir?.. Şüphesiz “tenis”.

Boris Becker, Pete Sampras ve Andre Agassi‘li dönemlerden sonra günümüzün en popüler yeni nesil tenisçileri hiç kuşkusuz Federer ve Nadal.

Avustralya açık tenis turnuvasında, yarın tsi 10:30′da kozlarını paylaşacak olan 2 dev tenisçi, İsviçreli Roger Federer(2) ve İspanyol Rafael Nadal(1) -geçmiş maçlarından edinilen tecrübelerle- son 24 saatte dünya spor medyasında ”el clasico” Barcelona-Real Madrid, ezeli nefret Mike Tyson-Lennox Lewis ve MVP Kobe Bryant-The King LeBron James mücadeleleri kadar ünlenmiş durumda.
Devamını Oku

BloggerV.com üyesidir.