Arşiv 'Kış Sporları'

Türkiye’de Buz Hokeyinin Hali

Spor medyamızın gündeminde hemen hemen hiçbir zaman kendine yer bulamayan spor dalı “Buz Hokeyi”, saolsun bir memur sayesinde ilgimizi çekmeyi başardı. Olaya girmeden önce ülkemizde buz hokeyinin gelişimine bir göz atalım.

Resmi bir dayanağı olmamakla birlikte, XX. Yüzyılın başlarında, çeşitli ülkelerden gelen askerlerin İstanbul’da, donmuş sular üzerinde buz hokeyi oynadığı ve bu sporu geliştirmeye çalıştığı bilinmektedir.

Buz hokeyinin Türk sporcular tarafından oynanmaya başlaması Ankara’da Atatürk Buz Pistinde, Gençlik Parkı’nın donmuş havuzlarında ve İstanbul’da Korukent Buz Pistinde 80′li yılların başlarında olmuştur. Ankara’da Amerikalı Subay Glenn Brown’un ve İstanbul’ da Sinisha Tomic’in antrenörlüğünde, son derece kısıtlı malzeme imkanlarıyla buz hokeyi oynamaya başlayan Ankara’lı ve İstanbul’lu iki grup genç, ilk kez 9 Ocak 1988 tarihinde, Ankara Atatürk Buz Pistinde, yaklaşık 200 seyirci önünde, -15 derece sıcaklıkta karşı karşıya gelerek, buz hokeyi maçı yapmışlardır.

1989 yılının Şubat ayında, Ankara’da, Türkiye’nin ilk olimpik buz hokeyi sahası olan Paten Sarayı’nın (Bel-Pa) açılmasıyla çalışmalar dahada hızlanmış, dönemin Spor Bakanı ile görüşülmüş ve ilk buz hokeyi dosyası açılmıştır.

Aynı yıl, Tarım Kredi Kooperatifleri Spor Klübünün maddi katkılarıyla yurt dışından buz hokeyi malzemeleri getirilmiş, sporcuların kendi imkanları ile sünger ve plastikten yaptıkları malzemelerinin yerini gerçek hokey malzemeleri almaya başlamıştır.

1989 yılı ortalarında, Cüneyt Kozan ve Fahri Paslı tarafından kurulan ilk hokey okulu, Türk buz hokeyi adına atılmış en önemli adımlardan biridir. Buz hokeyine bu okulda başlamış sprocuların bazıları hala A Milli Buz Hokeyi Takımımız kadrosunda yeralmaktadır.

Ankara Paten Sarayı 1989 yılı sonlarında Ankara Tarım Kredi Spor ve İstanbul Paten Klübü arasında oynanan, kurallara uygun ilk buz hokeyi maçına ev sahipliği yapmıştır.

1990 yılının başında Ankara Büyükşehir Belediyesi Spor Klübü, buz hokeyi branşını açmış ve Ankara Tarım Kredi Spor oyuncularının tamamını transfer ederek buz pistlerinde yerini almıştır.

Buz hokeyi branşının Türkiye Kayak Federasyonu’na bağlanmasının ardından 1990 yılının Ocak ayında düzenlenen Ocak 1990 isimli şampiyona, Türkiye’de yapılan ilk resmi şampiyonadır. Ankara Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Paten Klübü, Ankara Atatürk Buz Hokeyi Takımı ve İstanbul Boğaziçi Patinaj Klübü’nün katıldığı şampiyonanın galibi Ankara Büyükşehir Belediyesi olmuştur. Söz konusu maç ve şampiyonanın, yerli basında çokça yer alarak, Türkiye’de buz hokeyinin tanıtılmasına olan katkılarından, önemi büyüktür.

Buz hokeyi branşı 1991 yılında Türkiye Buz Sporları Federasyonu’nun kurulmasıyla, Türkiye Kayak Federasyonu’ndan ayrılmış ve artistik patinaj branşı ile birlikte yeni kurulan federasyonun çatısı altında toplanmıştır. Türkiye aynı yıl Uluslararası Buz Hokeyi Federasyonu’na (IIHF) üye olmuş  ve 1992 yılında yapılacak olan IIHF Dünya Şampiyonası C Grubu müsabakalarına katılmak için A Milli Takımımız oluşturulmuş ve çalışmalara başlamıştır. Daha sonra ise 1993 yılında Türkiye Buz Hokeyi Ligi kurulmuştur.

Şimdi ise gelelim, bizim hikayemize.

Buz Hokeyi Federasyonu’nun resmi faaliyet takvimi dışında hayali turnuvalar düzenleyen Kamil Bayram, bunun için hayâli görevlendirmelerle, hayâli sporcu ve yönetici isimleri yazarak resmi işlemden geçirdi. 9 ayrı ülkede düzenlenmiş gibi gösterdiği turnuvalara gerçek harcırahlar ve masraflar yazan Bayram federasyondan 80 milyar lira tahsil etmeyi başardı.

Bayram’ın işleri tıkır tıkır yolunda giderken Buz Hokeyi Federasyonu Genel Sekreteri Elif Ekşi’nin dikkati olayın daha da büyümesine ve devletin uğradığı zararın artmasına engel oldu. Evrak kontrollerini yapan Elif Ekşi faaliyet programını da ezbere bildiği için önüne gelen evraklarda ve ödeme emirlerinde bir anormallik olduğunu hissetti ve bu inanılmaz vurgun mazarasını tüm çıplaklığıyla ortaya çıkardı. Ve Elif Ekşi’nin durumu genel müdürlük makamına aktarmasıyla da olmayan faaliyetler ve bu faliyetlerden akan paralar nihayet durdurulabildi.

Gerçekten çok ilginç bir olay. Buz hokeyi ülkemizde o kadar ilgisiz kalmış bir spor ki, birileri kimsenin ruhu duymadan bu sporu yolsuzluğa alet edebiliyor. Birçoğumuzun varlığından bile haberdar olmadığı bir federasyonu kullanarak daha güzel yolsuzluk yapılabilirmiydi ki? İşin üzerine iyice gitsen kimbilir daha neler çıkacak. Ben ülkemizde böyle kıyıda köşede kalmış, kurulmuş sözde spor federasyonları yolu ile daha bir çok yolsuzluk yapıldığına eminim. Hangi sporlara ait kaç federasyonumuz olduğu hakkında kesin rakamı hangimiz söyleyebilir ki?

Whistler Laneti

2010 Vancouver Kış Olimpiyatları sporcuların bireysel başarılarından çok müsabakalar ve antremanlar sırasında yaşanan kazalarla ön plana çıkmaya başladı.

Geçtiğimiz günlerde Gürcü kızakçı Nodar Kumaritaşvili‘nin antremanda geçirdiği kaza sonucu hayatını kaybettiği ünlü ”Whistler” pistinde bu seferde bobsled takımları (bir kızağa 4 kişinin bindiği ve yokuş aşağı eğimli bir puz pistinde hız yaptıkları spor) üst üste kaza yaparak büyük tehlike atlattılar. Bobsled antremanlarında piste çıkan Japonya, Hollanda, İsviçre, İtalya, Almanya ve Avustralya takımları kaza geçirdi.Çift kişilik bobsled’lerin ters dönmesi sonucu sporcular yaralanırken, Avustralya takımından eski 110 metre engelli atleti olan Duncan Harvey büyük tehlike atlatarak hastaneye kaldırıldı.

Dünyanın en zorlu ve en hızlı pisti olarak adlandırılıan lanetli Whistler pisti umarız oyunların geri kalanında kazalardan çok sporcuların başarısı ile ön plana çıkar.

Buzda Gök Gürültüsü: 18-0

İyi bir ekip, yetenekli sporcular, özverili çalışanlar, sahiplenme duygusu, dengelenmiş hırs, kazanma arzusu, arkadaşlık, güven ve tabiki sağ duyulu bir takım lideri. Kendi spor dalında ortaya koyduğun performansının bir nesilde ekole dönüşmesi. Sonrasında başarının gelmesi an meselesi. Kanada Bayan Buz Hokeyi takımından bahsediyoruz.

2010 Vancouver Kış Olimpiyatlarında bayanlar ilk maçınca ev sahibi Kanada, zayıf Slovakya’yı 18-0 yenerek dünyada en farklı skor rekorunun sahibi oldu. Eski 16-0′lık rekorunda sahibi Kanada bayan buz hokeyi takımı, turnuvada mutlu sona ulaşarak Olimpiyatlarda ardı ardına 3. kez mutlu sona ulaşmak istiyor.

Başarılı takımın “feel the thunder” (Gök Gürültüsünü Hisset) sloganlarıyla kendilerini motive ederken işlerinin kolay olmadığını biliyorlar. Zira fırtınayla turnuvaya mükemmel bir başlangıç yapan Kanada’nın,  destanı devam ettirmeleri için daha da güçlenen İsveç ve A.B.D ekiplerini geçmesi gerekiyor.

Kızakla Gelen Trajedi

Hatırlarsanız kısa bir süre önce 2010 Kış Olimpiyatları trajediyle başladı. Kanada’nın Vancouver kentinde yapılan açılıştan hemen önce antrenman yapan Gürcü kızakçı Nodar Kumaritashvili korkunç bir kaza yaparak hayatını kaybetti. Kaza görüntülerini bulabileceğiniz 21 yaşındaki sporcu pistte son dönemece girerken kızağından düşerek uçarak çok hızlı bir şekilde başını direğe çarptı.

Yetkililer tarafından yapılan kontrollerde Luge pistinde belirlenen bir sorun, hata olmadığı açıklandı. Asıl önemli olan sporcuların kızakları üzerinde 150 kilometre hıza ulaşabimesi ve sporun tehlikesiydi. Kazanın olduğu yer 16. viraj ve Thunderbird olarak adlandırılıyor. Kızakçılar bu noktada Formula 1 pilotlarından bile daha fazla basınç hissediyorlar. Kumaristasvili de bu viraja çok hızlı bir şekilde giriyor, duvara çok dengesiz bir şekilde çarparak kontrolünü kaybediyor ve fırlıyor.

Dünya Kızak Federeasyonu Başkanı Joseph Fendt, pistin çok hızlı olduğunu belirtiyor. Kendilerinin maksimum 137 km hıza ulaşılmasını planladıklarını ancak 20 km daha hızlı olduğunu bunun da büyük bir hata olduğunu söylüyor. İçinde tehlikeler barındırmasına rağmen böylesine yüksek süratlere çıkılan bir sporda parkurun kenarında hiç bir koruma olmadan yer alan direkleri de anlamak mümkün değil. Bu durumda gelecek sene Erzurum’da yapılacak kızak yarışlarının insanların kafasında soru işareti ve endişe yaratması çok normal.

Biatlon

Bugünlerde eğer Eurosport’ u izlerseniz karşınıza seyir zevki yüksek bir spor olan biatlon çıkacaktır. Norveç askeri birliklerinin eğitiminden doğan bu spor dalı bir dayanıklılık sporudur. Ayağınızda bir kayak ve sırtınızda bir tüfekle 3 kilometre kayıp, vücudunuzun temposu en yüksekte ve nabzınızın çok hızlı attığı vakitte hedefe odaklanıp 5 atış yapacaksınız. Atışları ayakta veya yatarak yapabilirsiniz. Atış öncesine kadar 3.5 kilogramlık tüfeğinizi kapalı tutuyorsunuz, atışları yaptıktan sonra 1.5 km kayıp 50 metre mesafedeki hedeflere tekrardan 5 atış yapıyorsunuz. Kaçırılan her atış bir hata puanı olarak hanenize yazılıyor. Hızlı bir şekilde kaydıktan sonra nefesinizi tutmanız, hedefe odaklanmanız ve konsantre olup hedefleri teker teker vurmanız gerekiyor. Müthiş bir kondisyon, hız ve aynı zamanda konsantrasyon gerektiren bu zevkli kış sporunun takip edilmesini tüm sporseverlere öneriyorum.  

Azami Hız 30 KM/Saat

Birçoğumuzun tutkusudur hız. Arabayla, motorsikletle, sürat motoruyla, jet ski ile hız limitlerini zorlamaktan büyük keyif alırız. Bungee jumping yaparken ya da paraşütle kendimizi boşluğa bırakırken de kanımızın damarlarımızdan çekilmesine neden olan yerçekiminin dayanılmaz hızıdır.

Geçtiğimiz günlerde internette rastladığım bir haber gerçekten şaşırtıcı bir o kadar da düşündürücüydü. İsviçre Hükümeti kayakçılara hız sınırı getirmeye hazırlanmaktaydı. Evet yanlış okumadınız. Onca sorun çözüldü de bir bu mu kaldı dedirten türden bir haber. Haberin devamını okuduğunuzda aslında pek de haksız olmadıklarını anlayabiliyorsunuz. 2007 yılında İsviçre Alplerinde meydana gelen 70.000′den fazla kazının hatırı sayılır bölümü ciddi yaralanmalarla sonuçlanmış. Sadece Aralık ayında kurtarma ekipleri 300′den fazla ciddi yaralanmanın olduğu olaya müdahale etmek zorunda kalmış.Operasyonların maliyetleri de cabası. Kayakçıların kaçı ehliyetsizdi ya da alkollüydü bilinmez ama önümüzdeki günlerde hız sınırını aşan kayakçılara verilecek cezalar arasında telesiyej biletlerine el konulması ve para cezası da var. saatte 30km. olarak belirlenen hız sınırını aşanlar görevliler tarafından elde taşınabilen radarlar aracılığıyla tespit edilecek. Ne diyelim. Aman Uludağ’daki kayakçılar dikkat! AB’ye uyum yasalarında yarın bir gün karşımıza böyle bir kriter gelirse hazırlıklı olmak lazım. Belki de önce yoldaki hız tutkunlarını durdurmak gerek.

BloggerV.com üyesidir.