
Pazar günü, haftasonu kayak tatili yapmak için arkadaşlarla gittiğim Uludağ’dan dönüyorum. Cumartesi günkü tipinin acısını pazar günü 5 saat kayarak çıkarmanın keyfiyle yolculuğun sonuna doğru yaklaşıyoruz.
Bir kısım yolcuları Kadıköy’de indirdikten sonra saat 21.45 civarı Kadıköy’den yola devam edip Şükrü Saraçoğlu Stadınının yanından Çevreyoluna bağlanacağız. Şans bu ya, tam da Fenerbahçe-Antalyaspor maçının çıkışına denk gelmiş durumdayız ve trafik biraz ağır ilerliyor.
Maçın 1-0′lık Fenerbahçe galibiyeti ile sona erdiğini öğrenmiş, arkadaşlarla tam da durumun kritiğini yaparken birden otobüsümüzün içi cama gelen taş sesleriyle çınlamaya başlıyor. Ne olduğunu anlayamadan ve panikle hepimiz yere eğiliyoruz ama herbiri kafam kadar olan taşlar otobüsün camlarına isabet etmeye, camlar da kırılmaya devam ediyor.
Polis müdahalesinin ardından korkarak kafamızı camdan çıkarıyoruz ve o an yoldan yürüyerek giden bir kaç Fenerbahçe formalı magandanın saldırısına uğradığımızı anlıyoruz. Herhalde sayımızı kalabalık görünce bizi Antalyaspor taraftarı zannedip, dur bakalım şunların kafalarına şu taşları yapıştırıp eğlenelim, belki içlerinden bir kaçı şuracıkta beyin kanamasından ölür de biz de makara yaparız diye düşündüler.
Cumartesi günü Diyarbakır’da yaşananları endişeyle izlerken, başımıza benzerinin gelebileceğini hiç aklımızdan geçirmemiştik doğrusu. Hele hele ortada hiç bir neden yokken!
Düşünebiliyor musunuz, ülkemizde hiç bir neden yokken, sırf eğlence olsun diye insanlar sizi öldürmeye çalışabiliyor, siz de yok yere can verebiliyorsunuz. Adam öldürmek, yaralamak gibi kavramlar bu hukuksuzlukta o kadar basite indirgenmiş durumda ki, İstanbul’un göbeğinde insanlar eğlence amaçlı suç işleyecek, olayı görenler de kaygısızca izleyecek duruma gelmişler.
Bu durumun sadece futbolla, holiganizmle özdeşleştirilmesi tabiki imkansız ve yanlış olur ancak, dün canlı olarak tanık oldum ki, ülkemizde anarşi çok tehlikeli bir hal almaya başlamış ve futbol maçları suç işlemek için alet, tutulan takım dayanak, rakip takım ise bahane olmuş durumda.
Bu kanaate varmamın nedeni ise çok basit, taşlanan otobüsümüz Antalyaspor’a bile ait değil. Herhalde bu saldırı, birşeyleri bahane ederek gerçekleştirilen, öylesine bir eylemden ibaret olmasaydı, en azından doğru hedefi vururlardı. Demek ki neymiş, otobüse o taşları sallamak için futbol maçı bir araç, fenerbahçeli olmak bir dayanak ve herhangi bir takımla maç yapıyor olmak da basit bir bahane halini almış vaziyette.
Tabi bu olay basının gündemine bile gelmedi, ne de olsa bizde ölümlü, ağır yaralanmalı olay olmadıkça gazeteye, televizyona çıkmaz. Zaten gündeme gelse bile birileri çıkar “üç beş densizin yaptığı hareketi bütün Fenerbahçe veya Galatasaray veya Beşiktaş camialarına mal etmek doğru olmaz” diyip işin içinden çıkılır.
Kimse kusura bakmasın ama artık yetti. Ben bu olayları yapan kişileri, tuttukları camilara mal ediyorum, tıpkı dün taşı sallayanları tüm Fenerbahçe camiasına mal ettiğim gibi. Yıllardır aynı yalanları Millete yutturup duruyorlar. Türkiye’de sporda şiddet yüzünden insanlar öldü, sporcular yaralandı, toplu kavgalar yaşandı, sahada sporcular birbirlerine girdi, peki daha ne olsun?
Yani devletimiz önlem almak için daha neyi bekliyor. Bence 700 milyon Euro’yu gereksiz bir Avrupa Futbol Şampiyonası’na ayırmak yerine sporda şiddetin önlenmesine ayırsalar bizler daha huzurlu olacağız.
Beceremiyorlarsa da çözüm çok açık ve net; tüm spor müsabakaları süresiz iptal edilmeli. Hiçbirşey, insanların hayatından daha değerli değildir, olamaz da. Eğer bir organzisyon (organizasyonsuzluk demek aslında daha iyi olur) yüzünden insanlar ölüyor ve ya yaralanıyorsa, o organizasyon derhal sona erdirilmelidir.
Bu ütopik tedbir bir kere alınsa, sporda bir daha asla şiddet kalmaz. Neden mi, çünkü spor klüpleri bu kaostan beslenemez ve zarar görürler de ondan.
Son Yorumlar