Maradona’nın Arjantini, Arjantin’in Maradonası
Deniz Kutsal da dahil olmak üzere birçok kişi Dünya Kupası süresince benden Arjantin’i ve Maradona’yı değerlendirmemi istemişti. Ama ben pek yanaşmadım, çünkü objektif bakış açısına sahip değildim. Futbol tanrısına toz konduraracak bir şey söyleyemezdim, gelişmeleri izledikten sonra yorum yapmanın en iyisi olduğunu düşündüm.
Açıkçası Arjantin maçlarını izlerken takım umrumda değildi. Futbol açısından bir değerlendirme yapmak için çaba bile göstermiyordum. Tek derdim saha kenarında kameranın efsaneye döneceği anları beklemekti. Çok dikkatli olarak maçlarda top ona geldiğinde topa vuruşunu izledim. Tekniğinden hiçbir şey kaybetmemiş. Top ona her geldiğinde bir hareket yapası var. Takım elbise ile saha kenarında olmayı tercih etse de benim tercihim onu hep eşofmanlarla görmekti, her an sahaya girip takımını kurtarma havasında görmek. Takımı her gol attığında ya da yediğinde farklı duygularını yansıtıyordu kameralara. Özellikle gol atıldığında önce anlık sevincini yaşıyor sonra ise kameralar için şovlar yapıyordu. Ertesi gün saha kenarındaki Maradona’yı konuştuğum arkadaşlar bile olmuştu:)
Saha kenarında, oynanan futbolun her anını içten yaşayan Diego Armando’nun amacı takımını şampiyon yapmaktan çok, takıma kendi futbol anlayışını adapte etmekti. Böyle ofansif bir kadro oluşturmasının nedeni kendisini izleyen taraftarların aldıkları gibi izledikleri takımlarından zevk almalarını sağlamaktı. Böyle bir oyun anlayışıyla kupanın sahibi olmak istese de futbolu bilen herkes bunun gerçekleşmeyeceğini çoktan anlamıştı. Özellikle Almanya’nın orta sahasının üstünlüğünü bu kadroyla aşmak imkansıza yakındı. Nitekim bildiğini okumaktan vazgeçmeyeceğini bildiğimiz Maradona ve onun Arjantin’i Almanya karşısında ağır bir yenilgi alarak kupaya veda etti.
Maradona’nın Arjantin’e dönüşü beklediğim gibi oldu. Ülkesine olan bağlılığı, sempatik tavırları ve futbolculuktan gelen sonsuz kredisi dönüşte ülkesinde krallar gibi karşılanmasına sebep oldu. Daha sonra ise bir bakıma Daum ayarı verildi Maradona’ya da. Teknik ekibi kovulduktan sonra zaten kalması imkansızdı. Bu şekilde Maradona’dan kurtulma taktiği de işe yaramış oldu. Belki Maradona’nın Arjantininden kurtulmuş olsalar da, Arjantin’in Maradonası’ndan kurtulmaları mümkün değil. Boca Juniors’un stadyumu La Bombonera’nın giriş kapısında yazan cümle bize zaten birçok şeyi özetliyor: “Boca es mi religion, Maradona es mi dios, La Bombonera es mi iglesia” yani “Dinim Boca, Tanrım Maradona, mabedim La Bombonera”
Dünya Kupası’ndan sonra Maradona’ya yapılan eleştiriler hakkında halkımızdan gelen bir tepki örneğiyle yazımı sonlandırmak istiyorum. İstanbulda bir arkadaşım taksiye biner ve taksicinin radyoda dinlediği bir programda Maradona’nın teknik direktörlüğünün eleştirisini yaparlar. Bunun üzerine sinirlenen taksici abimiz sinirlenip radyoyu kapar. Önce eleştiriyi yapana bir küfür sallar ardından da “Ulan futbolu bulan adam Maradona, sen kimsin?” der. İşte ülkemizde de böyledir Maradona sevgisi:)

































Son Yorumlar