Hürriyet ve Milliyet Sunar: The Last Exorcism

Fenerbahçe’nin Kayserispor’a bedelsiz verdiği Önder Turacı‘yı kendilerine karşı oynatmamalarını istemesi ve Kayserispor yönetiminin Fenerbahçe’nin bonservis jesti üstüne bu teklifi kabul ederek nezakette bulunması haberi;

NTVSpor durumu tüm doğallıyla “jest” başlığı altında vermiş. Alıştığımız gibi işini doğru şekilde icra etmiş.

The Last Exorcism’in öncüleri Hürriyet ve Milliyet spor servisleriyse, aynı Fenerbahçe-Galatasaray hazırlık maçı sonrası ve çoğu zaman olduğu gibi içindeki kötülüğü kusmuş. Birkaç cahil taraftar ve fanatiği daha gaza getirsinler diye habere ateşli bir boyut katmış?! Fazıl Say‘ın kulakları çınlasın ama Arabesk Yavşaklığı işte budur!

Kayseri’den Fenerbahçe’ye jest! - NTVSPOR

Kayseri’den Fenerbahçe’ye tepki - HÜRRİYET

Fenerbahçe ile Kayserispor arasında tuhaf kavga - MİLLİYET

Dört Kollu Basketbolcu

Ülkemizde düzenlenen 2010 FIBA Dünya Basketbol Şampiyonası’nda yer alan Fildişi Sahilleri’nin 4 kollu oyuncusu:)

TheOffside.com’da 1′dik, 2 Olduk!

Biz de çok oluyoruz yahu! Deniz Kutsal’ın daha önceki yazısında belirttiği gibi SporLog yazıları artık daha yoğun bir şekilde dünyanın en büyük futbol blogu theoffside.com sitesinde.

SporLog’un Beşiktaş yazılarını ingilizce olarak The Offside’dan takip etmek için besiktas.theoffside.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Aurelio, Necip ve Schuster’in Kafasındakiler

Beşiktaş’ın yeni transferi Mehmet Aurelio‘yu burada tanıtacak halimiz yok. Beşiktaş’ın 11′ini zorlayacak, Türk statüsünde, oynadığı mevki gereği ve futboluyla tartışılmayacak bir isim. Asıl mesele, Aurelio’nun Necip Uysal’ın önünü tıkayıp, tıkamayacağı konusu.

Necip, takmı için iyi ve faydalı olduğu sürece kesilmemelidir. Geçtiğimiz maçlarda gördük ki, sezon Necip’in sezonu.Yıldızı tam parlamışken onu söndürmek, hem Beşiktaş hem de Türk futbolu açısından kötü olur. Bu nedenle Aurelio elde kaliteli bir alternatif olarak kalmalıdır. Dizindeki sakatlık yüzünden zaten üst üste maçlar çıkaramaz. Sahaya sürüldüğünde ise Necip değil, Ernst’in yerine monte edilmelidir. Böylesinin hem takım açısından, hem de Necip’in geleceği için daha hayırlı olacağını düşünüyorum.

Bernd Schuster’in kafasında Necip’in yerine Aurelio’yu oynatma düşüncesi olduğunu da zannetmiyorum. Burda Schuster’in en büyük kazancı, zaman zaman lig maçlarında Ernst yerine Aurelio’yu uynatıp yabancı oyunculara yer açabilmek. Bu transfere onay vermesindeki amacının bu olduğunu düşünüyorum.

Ersan İlyasova: O’nu İzlemek Kadar Büyük Bir Keyif Yok

Ne zamandır aklımdaydı bir Ersan İlyasova yazısı. Artık dün akşamki oyunundan sonra resmen mesaj gönderdi, yazmaya zorladı beni. Yetenekli olduğunu basketbolu yakından takip edenler zaten biliyordu. Dün akşam herhalde bütün Türkiye öğrendi, nasıl bir yeteneğe sahip olduğumuzu gördü ve gurur duydu. Hepimiz duyduk!

Ersan hakkında söylenen pek çok şey var olumlu olumsuz. Olumsuzlara değinmeyi düşünmüyorum. Kendisi Özbek asıllı ve sonradan Türk vatandaşı olmuş bir oyuncumuz. Vakti zamanında çok eleştirildi bu devşirme olayı. Yok efendim Türk gençleri harcanıyormuş da, bilmem ne.. Ben zamanında altyapıda oynamış, altyapıları hala izleyen biri olarak şunu düşünüyorum. Eğer bir oyuncu gerçekten yetenekliyse, bu ortaya çıkıyor ve bir şekilde fark ediliyor. Türk basketbolunda harcanmış yetenek yok mudur? Vardır. Bir takım adam tutma ve kayırmalar var mıdır? Kesinlikle. Bunlar tabii ki olmaması gerekir ama hiçbir kayırma gerçekten yetenekli oyuncuların kendisini gösterme şansına engel değil. Sonuçta her altyapı yıldızının A takımlara çıkıp iyi bir profesyonel oyuncu olacağını söylemek yersiz. Buradan tekrar Ersan’a dönelim. Toplumca nedense hep yersiz eleştirmeyi severiz. Kulp takmaya da bayılırız. Yok küçültme, yok Özbek vs vs… Eğer iyi bir potansiyel görülüyorsa, hiç tereddüt edilmemeli bile. İtalyanların oyuncu bulamayıp Carlton Myers ve Gregor Fucka‘yı İtalyan vatandaşı yaparak milli takımlarında oynattığı yıllar çok uzak değil. Avrupa’nın en milliyetçi ve tutucu toplumlarından biri olan Fransa’nın başarı için, yıllarca ezdiği Afrika kökenli devşirmeleriyle her sporda nasıl başarıya ulaştığı ortada. Ersan İlyasova için de bizim artık kaç doğumluymuş ya da nereliymiş gibi sorulardan vazgeçmemiz gerekiyor. Başarısı hepimizi gururlandırıyorsa, NBA’de uzun bir sezon oynamasına rağmen gelip dinlenmeden temmuz ortası herkes tatildeyken kamp yapıyor ve milli takımla aylar boyu dinlenmeden çalışıp sahada elinden geleni yapıyorsa zaten diğer detayların ne önemi var?

Ersan’ın gerçekten şanssız bir kariyer başlangıcı oldu. Çok ağır sakatlıklar ve akabinde çok ciddi operasyonlar geçirdi. Basketboldan iki yıl uzak kaldı. Bırakın şut atmayı, yürümekte bile zorlandığı dönemler oldu. Tecrübeli NBA oyuncularından Grant Hill gibi uzun bir sakatlıklar dönemi geçirdi. Çivi takılmasına kadar giden zorlu süreçleri atlattı. Bu süreçte NBA seçmelerine ilk beş sıradan girebilecek potansiyeli olmasına rağmen bu talihsiz dönem yüzünden gecikmeli olarak 36. sıradan girdi. Yılmadı ve çok çalıştı. Onun gençlik dönemini bilenler robot vari bir şekilde inanılmaz düzeyde fazladan antrenman yaptığını ve şut çalıştığını söylerlerdi. O dönemi bilmiyorum ama bugünlere gelebilmesi onun nasıl çalıştığı hakkında bize ipucu veriyor. Türkiye’nin onunla tanışması 2006 yılında oldu. 2005 yılında milli takımın felaketle sonuçlarla ve hüsranla bitirdiği Avrupa şampiyonasından sonra, milli takımda bir takım değişikliklere gidildi. O dönem ümit milli olan birkaç oyuncu A milli takıma katıldı. Önce İzmir’de U20 Avrupa Şampiyonasındaki muhteşem performansıyla izleyenleri mest etti. Daha sonra da 2006′da Japonya’da oynanan Dünya Basketbol Şampiyonasında önemli bir rol oynadı. 2007, 2008, 2009 yıllarında da görev aldığı her zaman sorunsuz takım oyuncusu olarak verilen görevlerini eksiksiz yerine getirdi. Sayı, ribaund, asist, blok yaparak oyunun her alanında var olduğunu kanıtladı. Onu haksız yere eleştirenlere her zaman sahada cevap verdi. Türkiye basketbol liginde oynamadan NBA seçmelerine girdi. Hakettiği yerde olamasa da seçildi ve ilk sezonunu NBA gelişim liginde geçirdi. 12 sayı 7 ribaund ortalamalarını tutturdu. Daha sonra NBA takımı Milwaukee Bucks’a geçti. Orada da çaylak olarak iyi bir sezon geçirdi ama tecrübe kazanmak için Avrupa’ya geldi. İki sezon Barcelona’da oynarken, takımın başarısında önemli pay sahibi oldu zaman zaman. Çok sayıda skorer oyuncunun bulunduğu takımda, en zor işleri üstlendi. 4 numaralı pozisyonda kendisinden fizik olarak güçlü oyuncuları tutarak, ribaundlarda takımın bir numaralı oyuncusu olarak, hücum ribaundlarında savaşarak bulduğu sayılar ve savunmadaki blok sezgisiyle aslında görünmeyen pek çok iş yaptı Ersan. Geçen sezonu tekrar Milwaukee’de geçirdi ve takımının playoff’a kalmasında önemli rol oynadı. Yetmedi, takımın pivotu Avustralyalı Andrew Bogut sakatlandı, 4 numara hatta zaman zaman 5 numaraları bile savunarak takım oyuncusu olduğunu da kanıtladı. 207 boyuna rağmen iyi top sürebilen, çembere doğru penetre edebilen, şut atmanın yanı sıra, şutunu da yaratabilen çok özelliğe sahip çok özel bir oyuncu. Nitekim dün akşam Yunanistan karşısında bizlere adeta bir resital sundu.

Büyük maçlarda artan performansını biliyordum ve açıkçası potansiyelini bildiğim için bunu bekliyordum. Yunanistan karşısında takımı tek başına sırtladı götürdü. Tamam, takımca harika mücadele ettik. Bütün oyuncularımız gerçekten çok iyilerdi. Mücadelemiz ve hırsımız görülmeye değerdi ama Ersan bize basketbolun nasıl oynanacağı konusunda çok güzel bir sunum yaptı. Tüm rakip oyunculara ders olacak nitelikte oyun, nasıl oynanır gösterdi. Ben buraya satırlarca övgü yazabilirim ama yetersiz kalır. 2006′da, Ersan çok kısa süre içinde, önce savunmada olağanüstü bir blokla rakibini durdurmuştu, sonra hemen hızlı hücuma gitti sayıyı buldu. Daha sonraki hücumda harika bir asistle Ermal’e sayıyı attırdı ve Ender’in alley-hoop’luk pasını da muhteşem bir smaçla bitirdi. Basketbol zevkinin tavan yaptığı bir andı. Herşeyi yapabildiğini bize gösterdi. İşte dün akşam da böyle bir akşamdı. Sayı, ribaund, asist, blok, top çalma ve savunma konusunda yine izleyenleri mest etti. 26 sayı atarken, denediği altı tane üçlüğün tamamını sayıya çevirerek %100 üç sayı isabetiyle oynadı. İki sayı isabeti 3/8 olmasına rağmen kritik atışları da sayıya çevirdi.

Ersan İlyasova gerçekten büyük bir yıldız olma yolunda. Süre verilip doğru yerlerde oynatılmasıyla verimi çok daha artan bir oyuncu. Asla büyük oyuncuyum tavırlarında değil ve oyunu tamamıyla muhteşem oynuyor. Bu da onu daha büyük yapan bir özellik. Son olarak belki görmüşsünüzdür, NTV ekranında dolaşan milli takım jeneriğinde, Kaan Kural “Ersan’ı izlemek kadar büyük bir keyif yok” diyor. Doğru da diyor. Gerçekten sahada olması bana ve herhalde bütün Türkiye’ye güven veren bir oyuncu. Henüz sadece 23 yaşında bir süper yıldız adayı. Turnuvadaki tüm yabancıların, gelen gelmeyen herkesin yapılan röportajlarda Ersan’dan bahsetmesi tesadüf değil. Boris Diaw Fransa, Dirk Nowitzki Almanya ve Rudy Gay ABD olmak üzere övgüler yağdırıyorlar. Biz de kendisine inanıyor, güveniyor ve daha büyük başarılar bekliyoruz.

José Mourinho: “Harry Potter Değilim..”

“Ben teknik direktörüm Harry Potter değilim. O bir sihirbaz. Sihir uydurmadır ve ben gerçek olan futbol için yaşıyorum.. Madrid’e geleli henüz 2 ay oldu. Yeni gelen oyuncularla birlikte takım olarak kaç tane antremana çıktığımızı biliyor musunuz? Sadece 10.. Benim teknik direktörlük profilim son senelerde gelen hocalara göre daha farklı. Eğer işler kötü giderse ve ayrılmam gerekirse dünyanın en iyi kulüplerinden birinin beni beklemesini isterim.. Bu kişisel kararlılık benim Madrid için en ideal teknik direktör olduğumu gösteriyor çünkü ben hiçbirşeyden korkmuyorum. Real Madrid’in istikrara ihtiyacı var ve ben bunu sağlamak için burdayım.. Madrid gelen ve giden teknik direktörlerle birçok açıdan futbol düşüncesi olarak çelişki içinde. İhtiyaç olan istikrar.”

Real Madrid’in yeni teknik direktörü José Mourinho‘nun 0-0 golsüz sona eren Real Mallorca maçı sonrası AS Gazetesine yaptığı açıklamalardan kısa bir kesit. Portekizli çalıştırıcı gelişiyle La Liga’nın marka değerini ve ligte Barcelona’yla ezeli rekabeti arttırdığı bir gerçek. Kendine güvenen Mourinho kısaca kimsenin kendisinden sihirli dokunuş beklememesi gerektiğini söylüyor. Yakalanacak istikrar öncesi herkesin kendilerine güvenmelerini itediğini özetliyor. O’nu dünyanın 1 numaralı teknik direktörü yapan özelliği de bu değil mi?..

DEV’lerin Tarihi Zaferi: Türkiye 76-65 Yunanistan

A Milli Basketbol Takımımız uzun yıllardır yenemediği komşu Yunanistan önünde tarih yazdı. 35 yıllık hasreti sona erdirdi. FIBA 2010′da üst üste 3. galibiyetini alarak grup liderliğini güçlendirdi. Sadece yazan sonuca değil başlığın altındaki resime bakarak 12 Dev Adamın tam anlamıyla nasıl DEVleştiğini görebiliriz. NTVSpor‘un süper başlığına değinmeliyiz: İkinci Zafer Bayramı!

30 Ağustos Zafer Bayramı sonrası 2. kez bizlere gurur katan basketbolcularımıza 2 defa Tebrikler! Tebrikler!..

YUNANİSTAN 65-76 TÜRKİYE
SALON: Ankara Spor Salonu
HAKEMLER: Carl Jungebrand - Pablo Alberto Estevez - Christiano Maranho
YUNANİSTAN (65): Ian Vougioukas, Ioannis Bourousis 15 (7 ribaund- 1 asist), Nikolaos Zisis 3 (3 ribaund- 3 asist), Vasileios Spanoulis 5 (1 ribaund- 3 asist), Nick Calathes 6 (1 ribaund- 4 asist), Antonis Fotsis 7 (5 ribaund- 1 asist), Efstrations Perperoglou 4 (3 ribaund), Kostas Tsartsaris 2 (3 ribaund), Dimitrios Diamantidis 8 (3 ribaund- 3 asist), Kostantinos Kaimakoglou 6 (1 ribaund), Sofoklis Schortsanitis 9 (1 ribaund)
TÜRKİYE (76): Sinan Güler (1 ribaund- 1 asist), Ömer Onan 6 (2 asist), Ersan İlyasova 26 (5 ribaund), Semih Erden 10 (2 ribaund- 1 asist), Kerem Tunçeri 7 (3 ribaund- 4 asist), Oğuz Savaş 2 (1 asist), Kerem Gönlüm (8 ribaund- 1 asist), Ender Arslan 5 (1 ribaund- 4 asist), Ömer Aşık 12 (6 ribaund), Hidayet Türkoğlu 8 (6 ribaund- 3 asist)

Türkiye 2010

Yıllardır heyecanla beklenen büyük turnuva FIBA 2010 en sonunda başladı. Şehir, salon, skor tabelası, parkeler  derken pek çok problem oldu ve tabii ki ülkemizde eksik olmayan polemikler. Hala da devam ediyor ama biz turnuvaya bakalım. Açılışı izlemedim ama okuduğum kadarıyla beğeni topladı. Orada bile polemik ve tartışma eksik olmadı.

Maçlara gelince, D gurubunda büyük bir sürpriz oldu ilk maçlarda ve Tony Parker, Ronny Turiaf, Michael Pietrus‘tan yoksun Fransa, en büyük şampiyonluk adaylarından biri olan İspanya’yı 72-66 yenmeyi başardı. İzmir’de oynanan bu maçta, İzmir seyircisinin müthiş mücadele eden Fransa’yı daha çok desteklediğini ve İspanyol oyunculara yer yer tepki gösterildiğini de ekleyelim. Bu skor dışında ikinci sürpriz Kayseri’den, A gurubundan geldi. Dirk Nowitzki’den yoksun Almanya, Sırbistan’ı iki uzatmada 81-82 yenmeyi başardı. İlk gün, Arjantin‘e de son saniyelerde kaybeden Almanya, mücadelesiyle alkış topladı. Üçüncü günde yorgunluğun etkisiyle Avustralya’ya direnemediler. Bu iki sürpriz dışında beklendiği gibi devam ediyor. Favoriler ilk sıralarda yer alıyorlar. B gurubunun 3. gününde, Brezilya Amerika ile başabaş oynadı ama deviremedi.

Bu akşam milli takımımız gurupta liderlik maçında Yunanistan karşısına çıkıyor büyük olasılıkla. Eğer gurubumuzu C2 olarak bitirirsek, çeyrek finalde zorlu bir rakip gelecek. B1 olmasına kesin gözüyle bakılan ABD. Elememiz imkansız değil ama zor bir yol olur. Bu yüzden bu akşamki maçımız çok önemli. Milli takımımız çok iyi oynuyor. Bu akşam için takımımıza başarılar diliyoruz.

Taraftarın Gözünde Sadece ve Sadece Okan Alkan…

Aykut Kocaman’dan başkası Avrupa hüsranı sonrası takımın başında kalamazdı, altyapıdan çıka gelen Okan Alkan’dan başkası taraftarın gözünün içini güldüremezdi..

Geçen 4-2′lik Manisaspor maçının en doğru tahlili böyledir. Aykut Kocaman’ın hatası taraftarın beklediği bu hamleyi gecikmeli yapmasıydı ama oldu. Sonunda Fenerbahçe’nin özünden yetişen bir değerle taraftarlar tasasız mutluluğu yaşadı. Biliyorum ki Okan Alkan’ın başarılı isttatistiğinden 2 assistini silin ve sadece çizgiden çıkardığı golü bırakın; stada gelenler aynı coşkuyla 18 yaşındaki defans oyuncusunu alkışlardı. Medyanın O’nu haftanın oyuncusu seçmesiyse sadece Sarı Lacivertlilerin değil tüm Türk futbolunun genç yeteneklere olan özleminin bir göstergesi. Bu durum 7 Ağustos 2010 tarihinde “Yenilsen de Yensen de” programında sağ bek Okan Alkan ismini telaffuz ettiğimden dolayı beni daha mutlu etti.

Herkes yağmurda şemsiyeyle yürüyebilir ama çoğu kimse yağmur altında kendini bırakmaz. Hayat bize görünmez sınırlar çekmiştir. Anthony Hopkins’in Instinct filminde dediği gibi.. İnsanın bazen kendini yağmura, doğallığa bırakması gerekiyor. Fenerbahçe’nin Türkiye’deki en gelişmiş tesisleri varsa orada yetişen oyunculardan faydalanmalıdır. Böylelikle milyon dolarlar kasada kalır ve sadece futbol değerleri dışında takım ruhuyla Fenerbahçe kendi karekterini sahaya yanasıtabilir. Aykut Kocaman’ı Manisaspor maçındaki doğal ve cesur kararından dolayı tebrik ederim. Kaliteli gençler Okan Alkan ve Mert Günok ile beraber Hasan Erbey, Mahmut Taşkıran, Berk Elitez ve Gökay Iravul’a sonsuz başarılar dilerim.

Geçen gün Katalan bir yazarın okuduğum güzel cümlesi: “Real Madrid kanat oyuncusu için 96 milyon euro ödüyor biz ise Messi denen bir genci çıkarıp takıma monte ediyoruz.”

Emin olun son 2 senedir Fenerbahçe’nin karşılaştığı felaketler öncesinde; Bilica, Baroni ve Selçuk yerine takımda Hasan Erbey, Gökay Iravul ve Abdulkadir Kayalı oynasaydı sonuç bu denli hüsran olmazdı.. En azından takıma 1-2 genç oyuncu kazandırılırdı..

Fenerbahçe 4-2 Manisaspor: 18 Years Old Okan Alkan Sets Broken-Winged Canaries Free

Türkiye’de Buz Hokeyinin Hali

Spor medyamızın gündeminde hemen hemen hiçbir zaman kendine yer bulamayan spor dalı “Buz Hokeyi”, saolsun bir memur sayesinde ilgimizi çekmeyi başardı. Olaya girmeden önce ülkemizde buz hokeyinin gelişimine bir göz atalım.

Resmi bir dayanağı olmamakla birlikte, XX. Yüzyılın başlarında, çeşitli ülkelerden gelen askerlerin İstanbul’da, donmuş sular üzerinde buz hokeyi oynadığı ve bu sporu geliştirmeye çalıştığı bilinmektedir.

Buz hokeyinin Türk sporcular tarafından oynanmaya başlaması Ankara’da Atatürk Buz Pistinde, Gençlik Parkı’nın donmuş havuzlarında ve İstanbul’da Korukent Buz Pistinde 80′li yılların başlarında olmuştur. Ankara’da Amerikalı Subay Glenn Brown’un ve İstanbul’ da Sinisha Tomic’in antrenörlüğünde, son derece kısıtlı malzeme imkanlarıyla buz hokeyi oynamaya başlayan Ankara’lı ve İstanbul’lu iki grup genç, ilk kez 9 Ocak 1988 tarihinde, Ankara Atatürk Buz Pistinde, yaklaşık 200 seyirci önünde, -15 derece sıcaklıkta karşı karşıya gelerek, buz hokeyi maçı yapmışlardır.

1989 yılının Şubat ayında, Ankara’da, Türkiye’nin ilk olimpik buz hokeyi sahası olan Paten Sarayı’nın (Bel-Pa) açılmasıyla çalışmalar dahada hızlanmış, dönemin Spor Bakanı ile görüşülmüş ve ilk buz hokeyi dosyası açılmıştır.

Aynı yıl, Tarım Kredi Kooperatifleri Spor Klübünün maddi katkılarıyla yurt dışından buz hokeyi malzemeleri getirilmiş, sporcuların kendi imkanları ile sünger ve plastikten yaptıkları malzemelerinin yerini gerçek hokey malzemeleri almaya başlamıştır.

1989 yılı ortalarında, Cüneyt Kozan ve Fahri Paslı tarafından kurulan ilk hokey okulu, Türk buz hokeyi adına atılmış en önemli adımlardan biridir. Buz hokeyine bu okulda başlamış sprocuların bazıları hala A Milli Buz Hokeyi Takımımız kadrosunda yeralmaktadır.

Ankara Paten Sarayı 1989 yılı sonlarında Ankara Tarım Kredi Spor ve İstanbul Paten Klübü arasında oynanan, kurallara uygun ilk buz hokeyi maçına ev sahipliği yapmıştır.

1990 yılının başında Ankara Büyükşehir Belediyesi Spor Klübü, buz hokeyi branşını açmış ve Ankara Tarım Kredi Spor oyuncularının tamamını transfer ederek buz pistlerinde yerini almıştır.

Buz hokeyi branşının Türkiye Kayak Federasyonu’na bağlanmasının ardından 1990 yılının Ocak ayında düzenlenen Ocak 1990 isimli şampiyona, Türkiye’de yapılan ilk resmi şampiyonadır. Ankara Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Paten Klübü, Ankara Atatürk Buz Hokeyi Takımı ve İstanbul Boğaziçi Patinaj Klübü’nün katıldığı şampiyonanın galibi Ankara Büyükşehir Belediyesi olmuştur. Söz konusu maç ve şampiyonanın, yerli basında çokça yer alarak, Türkiye’de buz hokeyinin tanıtılmasına olan katkılarından, önemi büyüktür.

Buz hokeyi branşı 1991 yılında Türkiye Buz Sporları Federasyonu’nun kurulmasıyla, Türkiye Kayak Federasyonu’ndan ayrılmış ve artistik patinaj branşı ile birlikte yeni kurulan federasyonun çatısı altında toplanmıştır. Türkiye aynı yıl Uluslararası Buz Hokeyi Federasyonu’na (IIHF) üye olmuş  ve 1992 yılında yapılacak olan IIHF Dünya Şampiyonası C Grubu müsabakalarına katılmak için A Milli Takımımız oluşturulmuş ve çalışmalara başlamıştır. Daha sonra ise 1993 yılında Türkiye Buz Hokeyi Ligi kurulmuştur.

Şimdi ise gelelim, bizim hikayemize.

Buz Hokeyi Federasyonu’nun resmi faaliyet takvimi dışında hayali turnuvalar düzenleyen Kamil Bayram, bunun için hayâli görevlendirmelerle, hayâli sporcu ve yönetici isimleri yazarak resmi işlemden geçirdi. 9 ayrı ülkede düzenlenmiş gibi gösterdiği turnuvalara gerçek harcırahlar ve masraflar yazan Bayram federasyondan 80 milyar lira tahsil etmeyi başardı.

Bayram’ın işleri tıkır tıkır yolunda giderken Buz Hokeyi Federasyonu Genel Sekreteri Elif Ekşi’nin dikkati olayın daha da büyümesine ve devletin uğradığı zararın artmasına engel oldu. Evrak kontrollerini yapan Elif Ekşi faaliyet programını da ezbere bildiği için önüne gelen evraklarda ve ödeme emirlerinde bir anormallik olduğunu hissetti ve bu inanılmaz vurgun mazarasını tüm çıplaklığıyla ortaya çıkardı. Ve Elif Ekşi’nin durumu genel müdürlük makamına aktarmasıyla da olmayan faaliyetler ve bu faliyetlerden akan paralar nihayet durdurulabildi.

Gerçekten çok ilginç bir olay. Buz hokeyi ülkemizde o kadar ilgisiz kalmış bir spor ki, birileri kimsenin ruhu duymadan bu sporu yolsuzluğa alet edebiliyor. Birçoğumuzun varlığından bile haberdar olmadığı bir federasyonu kullanarak daha güzel yolsuzluk yapılabilirmiydi ki? İşin üzerine iyice gitsen kimbilir daha neler çıkacak. Ben ülkemizde böyle kıyıda köşede kalmış, kurulmuş sözde spor federasyonları yolu ile daha bir çok yolsuzluk yapıldığına eminim. Hangi sporlara ait kaç federasyonumuz olduğu hakkında kesin rakamı hangimiz söyleyebilir ki?

8 Aylık Nobre Nihayetinde

Spor Toto Süper Lig’in 3. haftasında deplasmanda Karabükspor’la karşılaşan Beşiktaş, maçı farklı bir şekilde 4-1 kazanmasını bildi. İlk yarıyla ikinci yarıda farklı yüzlerini bizlere gösteren Beşiktaş’ta, maçı kurtaran isim tam 8 aydır gol atamayan Mert Nobre oldu.

Karşılaşmanın ilk yarısında defansta yine açıklar veren Beşiktaş’a en büyük sıkıntıyı veren isim ise Emenike oldu. Karabükspor’un “kara elmas”ı özellikle İbrahim Toraman’ı hataya sürükleyip çok hareketli bir oyun sergiledi ve sonuçta da golünü attı. Geriye düştükten sonra rakip kalede gol arayan Beşiktaş’ın imdadına aylardır suskun golcüsü Nobre yetişti. Kendine has yeteneklerini kullanıp bir anda 2 gol atan ve takımını öne geçiren Nobre, adeta “golcü aramayın, ben burdayım” mesajı verdi.

Maçın ikinci yarısında defanstaki kötü görüntüsünden uzaklaşıp iyi bir futbol sergileyen Beşiktaş’ta, Quaresma yine maçın kaderini belirleyen isim oldu. Q7 bir sağda, bir solda rakibin başını döndürdükten sonra penaltı yaptırarak takımının rahatlamasını sağladı. Guti’nin kullandığı penaltı atışı da klasına yakışır cinstendi. Sonrasında ise sahneye yeniden çıkan Q7, sanal oyunlarda görmeye alıştığımız şekilde dümdüz koşarak hem oyuncuları, hem de kaleciyi geçti ve sadece düz koşuyla kendisi için de ilginç bir gol attı.

Beşiktaş’ta hala, ciddi bir rakiple karşılaşınca kalesinde goller görebileceği görüntüsü var. Ayrıca Mert Nobre’nin 2 golüne kanıp da “benim takımım golcü” kandırmacasına kapılmasınlar. Transfer dönemi bitmeden bir golcü takviyesi şart. Bu arada Nobre’nin 2. golünde faul vardı, Quaresma’nın pozisyonu ise penaltı değildi, doğruya doğru.

http://besiktas.theoffside.com/besiktas-team-news/previews/8-months-later-nobre-finally-scores.html

Zafer Bayramınız Kutlu Olsun

Bugün, Ulusal Kurtuluş Savaşımızın zaferle sonuçlanmasının 88. yıldönümü. Herkesin Zafer Bayramı’nı kutluyoruz.

C’est Bein Mieux..


C’est bien mieux comme ça (live)

Soha | MySpace Müzik Videoları

Moi je souris aux petits bonheurs
je souris, c’est bien mieux comme ça
je me fous des petits malheurs
je m’en fous, c’est bien mieux comme ça

Quaresmatik Bir Sonuç:)

Guti mi Quaresma mı?

  • Quaresma (63%, 68 Oy)
  • Guti (37%, 40 Oy)

Toplam Oy: 108

Loading ... Loading ...
BloggerV.com üyesidir.